<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Maşuk G&#252;ltekin Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Hayallerini Kaybetme</title>
<description>Dalıp dalıp bakma öyle; uzaklara. Bakma derin derin uçurumun dibine Düşünme umutsuzluğu, Doyasıya yaşa umudunu. Hayallere dalma be sevgili, Hangi hayaller alıp götürdü seni benden uçurumun kıyısına </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayallerini-kaybetme-siiri/</link>
<guid>2122662</guid>
<pubDate>2015-05-04T20:04:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Hayat Senin</title>
<description>…Uzun yıllar sonra tam da unuttum demişken yağmurlu bir akşam çıkıp geldin. Gelip kapıma dayandın. Senin gidişinle ölmüştüm ben. Hani sensiz nefes almam diyordum ya. Yaşamak o kadar zordu ki sensizliğinde. Gece gündüz demeden çıkıp seni aradım kuşe bucak. Belki bir umutla bulurum diye. Oysa giderken ardında çıkan fırtına temizlemişti; gidiş yolundaki bütün ayak izlerini. Ne adres ne de bir iz vardı elimde. Yolunu kaybetmiş bir çocuk gibi düşmüştüm seni aramaya. Şimdi yağmur mu getirdi seni bana? Yoksa gidişinin bir hata olduğunu mu anlayıp geldin bana? Dışarda gürül gürül yağan yağmur seni hem yormuş hem de çok ıslatmış. Hadi geç içeri, ben bakayım şu kar dolabına belki atmadığım bir parça elbisen vardır hala. Bilmiyorsun sen tabi ki; senden sonra bu evde ne izin varsa hepsini sildim. Atılacakları attım, yakılacakları yaktım. Tek şu odamda olan resmini atmamıştım. Uzun bir ara ona bakar geceleri öyle yatardım. Senin izini tamamen kaybettikten sonra, duvardan indirim çerçevesini kırıp fotoğrafını da yakacaktım ama bir türlü yapamadım bunu. Kırıp ta yakamadığım resmini yine duvara asıp üstünü kara bir çarşafla örttüm bir daha o gül yüzlü yüzünü görmeyeyim diye. Uzun yıllar geçti yokluğunda. Hasretin bir kül alevi gibiydi. Sigaram yoldaşım oldu. Gece yalnızlığım, ağlayışım esirliğim oldu. Neyse ben bakayım şu kar dolaba da sen ıslanmışsın gir banyoya güzelce sine temizlen. Ben de sana giyecek bir şeyler hazırlayıp getireyim. Sonra uzun yılları ayrığını bir bir konuşuruz. Biliyorum yolun uzundu yorulmuşsun. Gel otur yemeğini ye. Ellerimle yaptım, ayrıca ne tesadüftür ki; senin en sevindiğin yemektir. Bilmem hala seviyor musun? Sen neden hep susuyorsun? Yoksa geldiğine sevinmedin mi? Kolay değil anlıyorum seni, bırakıp ta gidip yıllar sonra belki de istemeye istemeye geri dönmek. Ben seni biraz yalnız bırakayım sen yemeğini yerken ben de odanda yatağını sereyim yarın tekrar konuşuruz her şeyi. Tabi ki; sabahın erken saatlerinde çıkıp ta gitmesen tekrardan… … Gece yorucuydu hasret içinde kalmak ve sen ne yaparsan yap, yine sen odanda ben de odamda yatacağım. Birlikte yatmayacağız. Ne olur sus fazla ısrar etme. Yeter artık birlikte yatıp ta dokunmam sana. Her nasıl geldiysen bana öyle kalacaksın ta ki; her şeyi anlatana kadar. Eğer hala kimse dokunmadıysa tenine, kimse tutmadıysa elini o zaman yine benimsin tıpkı eski günlerdeki gibi.  Yok, biri koklamışsa tenini, tutmuşsa elini, öpmüşse yanaklarında o zaman sen benim için tamamen yok olmuş olacaksın. Bak sana git demiyorum. Hadi sen gir yatağına. Ben üstünü örtüp, elektriği söndüreyim. Uyu kendine derin derin rüyalara dal. Hadi güzel gecelerin olsun sana iyi geceler. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-hayat-senin-5-siiri/</link>
<guid>2032389</guid>
<pubDate>2014-08-16T02:09:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Şiir Yaz, Bir Şarkı Söyle</title>
<description>Nisan yağmurları yağmaya başladı. Biliyorsun ilham kaynağıdır yağmur şairler için. Bir şiir yaz bana baştanbaşa sevdan olsun. Bir şiir yaz bana baştanbaşa sen koksun. Bir şarkı söyle bana içinde aşk olsun. Özlemden yanıp tutuşayım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-siir-yaz-bir-sarki-soyle-siiri/</link>
<guid>2024574</guid>
<pubDate>2014-07-21T23:13:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Şiirleri Sen Bana Yazıyorsun</title>
<description>Bana baktı hiçbir şey demedi. Elini sıcak çay bardağın çekip yüzünü iki elinin arasına koydu... Durdu düşündü bir çayına bir de bana baktı... Derin derin temiz havayı soluyordu. Bir anda döndü bana baktı Sen onca şiiri nasıl yazdın ve yazıyorsun diye sordu? </description>
<link>https://www.antoloji.com/siirleri-sen-bana-yaziyorsun-siiri/</link>
<guid>2016615</guid>
<pubDate>2014-06-28T18:33:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Ey Nehir Neden Durgun Akarsın?</title>
<description>Hayırdır sana ey nehir, Neden durgun akarsın sen? Yoksa senin de mi gönlün yaralı benim gibi? Durgun durgun akıp gidiyorsun, Ağlama sen ey nehir… Bak ben zaten ağlıyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ey-nehir-neden-durgun-akarsin-siiri/</link>
<guid>2009182</guid>
<pubDate>2014-06-07T23:37:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Soma Ölüm Çukuru</title>
<description>Sözün bittiği yerdeyiz artık. Ne söylesek ne konuşsak ne yazsak ve çizsek bir anlamı yok.  Sanki konuşsak, yazsak onca can geri gelecek mi? Hayır gelmez. Onlar şimdi gökyüzünde yıllar içinde bizleri seyrediyorlar. Katillerinin ne halde olduklarını merak edip onları izlemektedir. Soma’da ekmek parası için maden ocağına giren işçiler yine öldüler, yine hayatlarını kaybettiler, bir yıldız gibi kayıp aramızdan gittiler. Bütün emelleri çocuklarına helal bir lokma ekmek yedirmekti. Onlar çalmadı, çırpmadı. Gemicikleri olmadı, milyon dolarları ayakkabı kutularına saklamadılar. Üstelik bankada da soygun yapmadılar, kazandıkları tamamen onların alınlarındaki terin hakkıydı. Aslında hakkı değildi çünkü onlar bu ülkenin emekçileri, işçileriydiler asgari bir ücretle çalışırlarken; ülkeyi yönetenlerin aldıkları milyarlara baktığımızda o asgari ücret emekçi işçilerimizin hakkı değildir. Sizin yeriniz rahat tabi ki; sizin kürekle, kazmayla işiniz yok ki. Kazanın olduğu sırada 800 yakın işçinin madende olduğu söyleniliyordu. Ve bu işçilerin 300’e yakını hayatını kaybetti. Bu ölümler bizleri derinden etkiledi. Soma maden faciası Türkiye yaşanan en büyük maden faciası olurken, Dünyada ise en acı maden kazaları arasındaki yerini daha ilk günden aldı. 21. yüzyılda teknolojinin ve iş güvenliğin bu kadar gelişmişken Soma faciası bilgiler bazında ele alındığında ağır ihmal sonucu nedeniyle ortaya çıktığı apaçık ortadadır. Ve bunu sorumlusu bizzat yetkililerdir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/soma-olum-cukuru-siiri/</link>
<guid>1999402</guid>
<pubDate>2014-05-16T17:59:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Son Aşkım Olur musun?</title>
<description>Son Aşkım Olur musun?  Gözlerim gözlerine kenetlendi, Tıpkı bir mahkûmun eline vurulan kelepçe gibi… Nereye baksam sen, nereye dönsem seni görüyorum. Deniz maviliğindeki aşkı haykırır gibi gökyüzüne. Dilimde hep senin adın var, </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-askim-olur-musun-siiri/</link>
<guid>1997602</guid>
<pubDate>2014-05-12T11:51:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Anlat Bana Her Şeyi</title>
<description>Anlat bakalım nasılsın sen, nasıl geçti yokluğumda günlerin?  Yüreğindeki sızılar dindi mi, kanama sancıların geçti mi? Seni benim kadar sevebildi mi avuntusuz gecelerde? Susuyorsun. Konuş neden konuşmuyorsun sevmedi mi seni benim kadar, benim gibi sana aşk sözleri söylemedi değil mi? Saçlarının kokusunu içine çekmedi, aşkın sandığın adam meğerki aşkın değilmiş, yüreğine dokunmadı ruhu değil mi? Teninin kokusu sinmedi kokusuna sarhoş olmadı geceler boyu sevişmelerinde susuyorsun… Susma konuş. </description>
<link>https://www.antoloji.com/anlat-bana-her-seyi-siiri/</link>
<guid>1994614</guid>
<pubDate>2014-05-05T22:46:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Al Senin Olsun Yüreğim</title>
<description>Al senin olsun yüreğim, Söküp söküp ellerine koyuyorum. Bakma biraz harmanlanmış, Parçalanmış, sönmüş alevi... Biraz da yokluğunda içtiğim sigara dumanında kül olmuş. Ben bir şey yapmadım avucundaki yüreğime, </description>
<link>https://www.antoloji.com/al-senin-olsun-yuregim-2-siiri/</link>
<guid>1993032</guid>
<pubDate>2014-05-01T18:52:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>İnan Sevgili</title>
<description>İnan sevgili sanadır bütün bu yazdığım şiirler, Kelime kelime yüreğimin acı sesinden düşerler, İçim bir köz gibi kor kor tütüşüm. Hep sanadır ter içinde ve telaşla gece uyanışlarım. Yetim bir minnacık çocuk gibidir ağlayışlarım. Ben adım adım eriyorum sana </description>
<link>https://www.antoloji.com/inan-sevgili-3-siiri/</link>
<guid>1991471</guid>
<pubDate>2014-04-27T22:01:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Yüreğimdeki Acı</title>
<description>Ver elini göstereyim sana olan sevdamı Eriyip tükensem de akşamsefasının karanlığında, Yalnızlığı okuyabiliyorum gözlerinin derinliğinde… Son elveda olsan bile bana. Eski bir şehrin umutsuz sokakları gibiyim şimdi Lale olup konsam ellerine belki o zaman dinerdi yüreğimdeki acı… </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuregimdeki-aci-3-siiri/</link>
<guid>1989761</guid>
<pubDate>2014-04-23T17:09:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Sensiz Geçen Kışım</title>
<description>Hiç bilmediğim bir zamanda, hiç bilmediğim bir yere göçüp gittim. Buram buram ayrılık kokmuştu. Burası çok uzak bir köydür. Burası dört dağın ortasında geçen nehrin üstündeki dağın yamacına kurulmuş bir köydür. Zaman kıştır. Buranın kışları çok sert geçer. Soğuk, fırtına ve uzaktan gelen kurt ulumaları… Kış soğuğu kadar yazları da güzel olur. Renga renk çiçekler, doğayı büyüleyen yeşillikler, dağların uzak yamaçlarını süsleyen meşe ağaçları. Zaman bir su gibi akıp gidiyor, kendini bilmezliklere doğru. Zaman kıştır şimdi. Dışarda kar yağıyor usul usul. Lapa lapa yağan karla birlikte fırtına var. Gün akşama doğrudur. Dışarda oynaşan çocuklar, koşuşanlar, evlerine gidenler… ve işine koşanlarla doludur. Herkes dışarda bir ben içerdeyim. Evin dört duvarı arasında. Alışık değilim ya ben soğukluğa, kar nedir bilmezdim şimdiye kadar. Çaresizce olup bitenleri izliyorum. Uzak diyarlardan geldim. Yabancısıyım ben buranın. Her ley onlar için güllük gülistanlık. Yağan kara aldırış etmiyorlar. Sanki onlar bütün ömürlerini kışa adamış gibidirler. Hiç üşümek bilmeyen çocuklar sabahın ilk saatlerinden gün batımına kadar kendilerini karın altına atıp fırtınaya, soğuğa hiç aldırış etmiyorlar. Buna bir tek ben yabancıyım bu uzak köyde. Belki bir sınır belki de çok merkezi bir yerdir. Ama ben nereli olduğumu bilmiyorum. Ya da nerede olduğunu bilmiyorum. Buranın giyim kuşamı, yemek kültürü, yaşayış biçimi çok farklıdır bizimkisinden. Köyün altındaki nehir gürül gürül akıyor. Nehrin kenarına gidip taş atan çocuklar kurt ulemalarıyla korkup geri kaçıp geliyorlar. Soğukluk giderek artıyor. Akşam saatlerinde. Beraberinde yağan kar fırtınaya dönüyor. Artık köy damları boşalıyor yerini sessizliğe bırakıyor. Akşamın çilesi başlar artık. Hiç bilmediğim bu yerde ilk geldiğim akşam nasıldı, şimdi ise nasıldır? İnsan alışmam dediği şeylerde zamanla alışıyormuş. Bak alıştım artık her şeye yaşamaya, kara, fırtınaya, soğukluğa, elektriksizliğe ve susuzluğa. Uzun kış akşamlarının sabahı olmaz. Tek başıma küçük odamda oturur seni düşünüp hayal ederim. Gözlerim derin derin uykuya vurur kendini düşlerim arasında. Dışarda asi bir şekilde yağan kar, fırtınanın uğultu sesi. Bunlar duru uzaktan gelen kurt ulemaları başlar, cevap ise köpeklerden gelir. Gecenin sessizliğini kurt ulemaları ve köpek havlamaları bozar uzun bir zaman aralığında, dört tarafı dağlarla çevrili köyün. Nehrin akış gümbürtüsü çılgıncadır. Sonbahar yağmurların ve şimdide güneşli günlerde eriyen kar sularıyla debisi bir hayli yükselmiş. Çılgınca akan bu nehir suları gecenin ortasına gümbürtüsüyle damgasını vurur. Nehir akar ben seni düşünürüm. İster kar beyazlığı ol, ister fırtınanın korkutucu uğultusu, istersen de nehrin gümbürtüsü ol… Sen bana hem çok yakın hem de çok uzaksın. Yakınsın çünkü kar’ımsın, fırtınamsın, nehrimsin. Uzaksın ilkbahar çiçeklerinin kokusu kadar, uzaksın fırtına kadar ürkütücüsün. Çünkü ellerim ellerine değmiyor, gözlerim gözlerine dalmıyor. Gecelerim sensiz geçiyor. Elektriksiz geceler boyunca tek başıma sabaha kadar otururum. Bir yanda seni düşünürüm, bir yandan alçak damların üstünde gezen kedileri izleyip, dağların beyaz gelinliğine dalarım. Beyaz gelinlikte umut vardır belki de. Gecelerime konuk olup uzun kış gecelerime misafirim olursun. Ben seni her an düşünüyorum. Kar fırtına, kış yaz hiç fark etmeden. Şimdi hiç bilmediğim bir yerdeyim. Kışın tam ortasıdır. Köy halkı için kış bir umuttur. Bende alıştım her şeye onlar gibiyim artık. Alışmalıydım da çünkü yabancısı bendim buranın. Kar fırtınayla yağar ben seni an be an özlerim uzun kış gecelerinde bir başına sensizlik içinde sevgilim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sensiz-gecen-kisim-siiri/</link>
<guid>1988622</guid>
<pubDate>2014-04-20T21:27:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Gecem Yine Uykusuz</title>
<description>Uyku tutmadı gözlerimi neyim var bilmiyorum, Aslında uykusuzluğu mu anlamak zor değil. Ben seni sevdikçe sen benden uzaklaştın. Sevgi yetmiyormuş sana, Ne diyeyim artık bana gitmek düşer. Sen uyu ben bir kuğu gibi sessizce çıkıp giderim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gecem-yine-uykusuz-siiri/</link>
<guid>1987656</guid>
<pubDate>2014-04-18T03:47:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Ümitsizce Sevdim Seni</title>
<description>Uzun sürerdi gidişlerin Gidip te geri dönmeyişlerin. Her gün erkenden uyanır Belki gelirsin diye kapıyı ardına kadar açardım. Açardım ki; çıktığın o kapıda tekrar rahatça girebilesin. Seni beklerdim akşamın geç saatlerine kadar </description>
<link>https://www.antoloji.com/umitsizce-sevdim-seni-siiri/</link>
<guid>1985766</guid>
<pubDate>2014-04-13T03:24:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Dur Gitme Sevgili</title>
<description>Dur; gitme sevgili Dur; gitme sen n’olur. Az kaldı sonbahara. Hele şu sonbahar gelsin Dokunsun yüreğime hüzün, Dökülsün saçlarıma ağaç yaprakları </description>
<link>https://www.antoloji.com/dur-gitme-sevgili-2-siiri/</link>
<guid>1983692</guid>
<pubDate>2014-04-07T01:11:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Neredesin Sen Yar?</title>
<description>Sesini duymak ne güzel şey;  Yalnızlık içinde kaybolan, Gece karanlığında… Çatıdaki güvercinlerin kanat çırpışındaki; Melodi sesinde… Yine özlettirdin kendini bana. </description>
<link>https://www.antoloji.com/neredesin-sen-yar-siiri/</link>
<guid>1983091</guid>
<pubDate>2014-04-04T18:09:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>İntihar Edesim Var</title>
<description>Gece gece ağlayasım var,  Tutamadım yine kendimi, Aktı yanaklarımdan gözyaşlarım. Akıp ıslattı yastığımı gözyaşlarım, Ağlayış çığlıklarım karıştı birbirine. Bozdu çığlıklarım odanın sessizliğini... </description>
<link>https://www.antoloji.com/intihar-edesim-var-siiri/</link>
<guid>1982199</guid>
<pubDate>2014-04-02T01:38:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Hazırlan Gidelim</title>
<description>Hazırlan birazdan akşam olacak, Birazdan üzerimize yoğun bir sis dumanı, Bir yorgunluk düşecek. Yine dertlenip kederleneceğiz. Haydi, hazırlan zifiri karanlık çökmeden, Sis dumanından kaybolmadan… </description>
<link>https://www.antoloji.com/hazirlan-gidelim-siiri/</link>
<guid>1981129</guid>
<pubDate>2014-03-29T13:51:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Kendini Unut, Yalnızlığı Sev</title>
<description>Vazoda solan çiçeklerin,  göndermiş olduğun mektupları, masa üstüne bıraktığın notları, defalarca birlikte izlediğimiz filmleri, dinlediğimiz müzikleri, el ele dolaştığımız sokakları, caddeleri… Sarmaş dolaş geceleri her şeyi unuttum… Bak yemin ediyorum “unuttum. ”Hiçbir şeyi hatırlamıyorum. Unuttum ama “Seni değil” sevmeyi unuttum, güzel olan her şeyi unuttum ama “o güzel gözlerini” değil. En çokta “kendimi unuttum” bu unutmalar arasında… Fakat seni ve gözlerinden başka unutamadığım bir şey daha var “ yalnızlık.”  Çünkü her defasında seni bana hatırlatıyor. İşte bundandır seni sevdiğim kadar yalnızlığı da sevdim ve seviyorum. Seni bana yakınlaştırdığı için. Biliyorum ne kadar unutmaya çalışsam da seni ve gözlerini yine yalnızlık hatırlatıyor bana. Bir silgiyle silip atmak istiyorum yaşadığımız her şeyi… Ama hepsinde bir iz kalıyor. Silinemiyor sadece birazcık kararıyor… Hep bir yerde unutup ta silemediğin ve silmek istemediğin bir şeyler var. Bembeyaz bir kâğıda kalemin bıraktığı kara iz gibi sende hayatıma bir iz bırakıp ta gittin… Merak etme sen, unuttum hepsini bir tek seni ve gözlerini unutmadım. Senden sonra yalnızlığı da sevdim seni bana hatırlattığı için… Biliyorum beni duymuyorsun ne söylersem de boştur. Belki yüreğin duyar biraz acı çekersin diyedir bu sitemim. Belki kulakların duymaz ama yüreğin hisseder. Bundan eminim. Hissettin sende unut yaşadığımız her şeyi… En çok ta “kendini unut”  ve “yalnızlığı sev”  benim gibi… Elveda gülüm elveda bu son unutuşumdur seni… </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendini-unut-yalnizligi-sev-siiri/</link>
<guid>1980636</guid>
<pubDate>2014-03-27T23:26:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Tarifi İmkansız Gece</title>
<description>Bu gecede bütün sokaklar sessiz ve dilsiz… Ay her zamankinden daha az yansıtıyor, Issız sokakların dilsizliğine… Havlayan köpek ve miyavlayan kedi ortalıkta yok… Allah aşkına size ne oldu da sizde çekip gittiniz, Çayım demsiz kaldı… </description>
<link>https://www.antoloji.com/tarifi-imkansiz-gece-siiri/</link>
<guid>1980311</guid>
<pubDate>2014-03-26T23:24:00+03:00</pubDate>
<author>Maşuk Gültekin</author>
</item>
 </channel>
</rss>
