<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Maraşlı Osman Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Afitap</title>
<description>I. Sen bir bahar rüzgarı gibi estin gönlüme Papatyalar Laleler Güller açtırdın gönlüme Ey! Gönül Bahçemin </description>
<link>https://www.antoloji.com/afitap-17-siiri/</link>
<guid>3869944</guid>
<pubDate>2026-08-20T09:19:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Gözleri İstanbul</title>
<description>Gözleri İstanbul olan kadın... Senin yokluğun, sisli bir vapur dumanının Hüznüyle boğar cümlelerimi. Aklımın kıyısından her geçişinde, Anlatamıyorum içimdeki bu derdi, Anlatamıyorum gözlerindeki o masalsı İstanbul'u... </description>
<link>https://www.antoloji.com/gozleri-istanbul-2-siiri/</link>
<guid>3869607</guid>
<pubDate>2026-08-19T10:59:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Mürekkebin Gecesi</title>
<description>I.  Sonbahar gecesinde esen puslu bir rüzgar var. Dilimde dolanan kırık bir şarkı misali, Uzanıyor gözlerim önümde duran titrek mum ışığına; Yalnızlığıma, </description>
<link>https://www.antoloji.com/murekkebin-gecesi-siiri/</link>
<guid>3868976</guid>
<pubDate>2026-08-17T21:59:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Kiralık Gözyaşların Çağı (duygu Pornosu / Duygu İstismarı)</title>
<description>Ekrana bir damla yaş düşüyor. Derhal arkadan giren majör-minör geçişli melodramatik bir viyolonsel sesi, izleyicinin göğsüne oturmak üzere ayarlanmış. Kamera, çaresizliğin dikiş izlerini saniye saniye takip ederek en mahrem acının üzerinde zoom yapıyor. O an ne olayın nedenini merak ediyoruz ne de sorunun kökenine dair bir soru soruyoruz. Sadece boğazımıza dizilen o düğümle ilgileniyoruz. İşte modern çağın en ucuz ve en hızlı tüketim maddesiyle karşı karşıyayız: Duygu pornosu.  ​Eski zamanlarda acı, hürmet gösterilen, mahremiyeti olan, ağırlığıyla taşınan bir şeydi. Bugün ise dijital vitrinlerin, reyting listelerinin ve tıklanma oranlarının en karlı hammaddesi. Bir başkasının trajedisi, ekran başında oturan bizler için anlık bir vicdan rahatlatma aracına dönüştü. Sosyal medyada önümüze düşen ajite edilmiş bir yardım/ayrılık videosunu izleyip iki saniye üzülüyor, belgeselleştirilmiş yoksulluğu beğenip geçiyor ve böylece "iyi bir insan" olduğumuz ilüzyonuna sığınıyoruz. Acıyı anlamıyoruz; acıyı sadece tüketiyoruz.  ​Bu nedenle; duygu pornosunun en büyük tahribatı, insanı eylemsizliğe sürüklemesidir. Gerçek empati, öfke doğurur, sorumluluk hissettirir ve çözüme yönlendirir. Oysa kurgulanmış ajitasyon, izleyiciye anlık bir katarsis yaşatır; ekran kapandığında veya parmak bir sonraki içeriğe kaydığında o yoğun duygu buharlaşır gider. Ne çaresizliğin kaynağı sorgulanır ne de mağdurun haysiyeti korunur. Geriye sadece teşhir edilmiş bedenler, kameraya ağlatılmış çocuklar ve duygu sömürüsünden payını almış algoritmalar kalır.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kiralik-gozyaslarin-cagi-duygu-pornosu-duygu-istismari-siiri/</link>
<guid>3868738</guid>
<pubDate>2026-08-17T12:38:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Gözlerini Kapat ve Dinle</title>
<description>Gözlerini kapat; bir an için, Ve dinle rüzgârın kadim, ıslak sesini, Nefesinde dans eden bir kuş gibi hafif, Sen gülümse ki, kalbinin o masum neşesiyle, Açılsın bağrındaki solmayan gül bahçesi.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gozlerini-kapat-ve-dinle-siiri/</link>
<guid>3868313</guid>
<pubDate>2026-08-16T15:52:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Yağmur Damlalarında Kalan Yansımalar</title>
<description>"Birini seviyorsun, ona güveniyorsun. Hayatının merkezine koyuyorsun. Sonra dönüp bir bakıyorsun, senin onu koyduğun yerde o seni koymamış. (Yeraltı)"  Eski bir plak dönüyor zamanın kuytusunda, Siyah beyaz bir fotoğrafın kenarında ıslanmış tebessümün. Hangi yağmur yıkadı o dar sokakları, Hangi sonbahar alıp götürdü sarı ışıklı akşamları bilmiyorum; </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagmur-damlalarinda-kalan-yansimalar-siiri/</link>
<guid>3867941</guid>
<pubDate>2026-08-15T15:51:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Şevk-i Gülşen</title>
<description>''İlk defa birini bu kadar çok sevdim. Sesini duymak kalbimi sakinleştiriyordu. Sonra... O ses sustu, içim hiç susmadı.''  Eski bir taş plağın hafif cızırtısında başlar her şey, Eylül kokan ahşap konağın aralık penceresinde Süzülür rüzgâr, Ve udun en hassas teline dokunur zamansız bir parmak... </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevk-i-gulsen-siiri/</link>
<guid>3867736</guid>
<pubDate>2026-08-14T20:24:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Acının Şiiri / Senden Geldiği İçin</title>
<description>"Oysa ne savaşlar verdim kimsenin görmediği; Kırıldım, sustum, yoruldum, belli etmedim. Bin defa dağıldım da içimden, dışarıya tek bir şikâyet bile yansıtmadım. İnsanları üzmemek için kendimi üzdüm hep, birilerini kaybetmemek için kendi içimden eksildim... Kelimeleri yuttum kimse kırılmasın diye, oysa en çok bu yoruyor insanı; Kötülüğü dokunmayan birinin, başkasının kötülüğüne maruz kalması.. Ben sadece biraz huzur istedim. Yastığa her başımı koyduğumda, korkmadan bakabilmekti yarınlara; "Acaba bugün hangi kırgınlığı taşıyacağım?" dememekti insanların gözlerine bakarken... Çünkü insan yaşadıklarına değil, yaşamak zorunda bırakıldıklarına yoruluyor."  ​Karanlık çökünce, senin ellerinde yanan o fener, başka kıyıları aydınlatır, başka yüreklere baharlar götürür şimdi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/acinin-siiri-senden-geldigi-icin-siiri/</link>
<guid>3867499</guid>
<pubDate>2026-08-14T08:56:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Senden Gelen Bir Meltem</title>
<description>Senden gelen bir meltem esintisi var içimde Adı bilinmeyen, adı söylenmeyen... Zamanın sessiz bir çığlığı gibi tozlarını savuruyor İçimdeki tenha sokaklarda, geçmişe dair her ne varsa...  ​Bulutlar yarıldı aniden düşen yağmur, kâr değil bu </description>
<link>https://www.antoloji.com/senden-gelen-bir-meltem-siiri/</link>
<guid>3867234</guid>
<pubDate>2026-08-13T12:44:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Yabancı Kalan Kalp</title>
<description>"Hayata kırılmış onca vefasızlığın arasında, inancı var olan şu kalbimiz bile... Bize yabancı geliyor." ​ "Küsmem" dediğim bu şehirde, Işıkları birer birer söndürüp küstüm artık. ​Yalnızım, kimsesizim, Kendi yankımla baş başa kaldığım bu derinlikte, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yabanci-kalan-kalp-siiri/</link>
<guid>3867098</guid>
<pubDate>2026-08-13T00:29:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Ağustostan Eylüle Kalan Cümleler</title>
<description>"Çok şey istediğim için değil, çok az şeye razı olduğum halde... İncindiğim içindir bu sessizliğim.. Ben sadece kendi payıma düşen yorgunlukla yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum."  ​Takvimin yaprakları Ağustos'u devirirken yavaş yavaş, Göğsümde koca bir dağ büyür, Adı umut, adı yalnızlık Eylül kapıda, rüzgarı serin, </description>
<link>https://www.antoloji.com/agustostan-eylule-kalan-cumleler-siiri/</link>
<guid>3866657</guid>
<pubDate>2026-08-12T09:16:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>İki Yabancı, Bin Hatıra</title>
<description>"Hoşça kal en sevdiğim yabancı... Artık anılarla dolu iki yabancıyız. Her şey için teşekkür ederim. Gülüşünü, kokunu ve sana dair her şeyi özleyeceğim. Bir daha karşılaşmazsak hayatının geri kalanında mutluluklar dilerim. Hayat bizi nereye götürürse götürsün, bir parçam her zaman sana tutunacak."  ​Bir parça daha koptu kalbin en tanıdık yerinden, Kendi evinde sürgün kalmak gibi bir şeydi bu. Dudaklarından düşen o son "hoşça kal", Bana değil de sanki </description>
<link>https://www.antoloji.com/iki-yabanci-bin-hatira-siiri/</link>
<guid>3866186</guid>
<pubDate>2026-08-11T10:07:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Bırakabilmenin Şiiri</title>
<description>''Avuçlarımızı kanatan her şeyi sıkı sıkı tutmak yerine, bazen serbest bırakabilmemiz gerekir. Dayanmanın bizi güçlü kıldığını zannedebiliriz ama çoğu zaman bizi güçlü yapan şey bırakabilmektir. (Hermann Hesse)''  Bir meltem gibi esip geçtin gönlümden Sessiz bir fısıltı misali İnce ince Rüzgarda asılı kalan kokunu bırakarak </description>
<link>https://www.antoloji.com/birakabilmenin-siiri-siiri/</link>
<guid>3865860</guid>
<pubDate>2026-08-10T15:09:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Eski Ben (şimdinin Yabancısı)</title>
<description>"Eski ben huzur içinde yat"  ​Aynada kırılan ışık değil yalnızca, bir zamanlar sığındığım o tanıdık yüz.  Yürüyorum, </description>
<link>https://www.antoloji.com/eski-ben-simdinin-yabancisi-siiri/</link>
<guid>3865633</guid>
<pubDate>2026-08-09T22:35:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>İçeride Kalan Gece</title>
<description>I. Pencerem açık... Rüzgarı da arkana alıp içeri gel, Gel ki, takvimden yırtık bir yaprağı daha savur yerlere. Oysa düşen bir kağıt parçası değil, Sadece senden eksilen bir gün daha... </description>
<link>https://www.antoloji.com/iceride-kalan-gece-siiri/</link>
<guid>3865239</guid>
<pubDate>2026-08-09T08:44:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Yokluğuna</title>
<description>''Yanarken bile güzeldi yokluğun, varlığını sen düşün...''  I. Bir yangın misali geçtin bağrımdan, buna Aşk dediler Kül olup kaldım avuçlarında, bana hüzün eğlediler Rüzgar savurdu benden yana tüm hatıraları </description>
<link>https://www.antoloji.com/yokluguna-46-siiri/</link>
<guid>3865154</guid>
<pubDate>2026-08-08T23:40:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Kör Umut</title>
<description>Vazgeçtim diyorum,  Bitti diyorum, Rüzgarın usulca çevirdiği takvim yapraklarında. Olmayacak diyorum, Dinlediğim her şarkının son notasına sığınıp, Kendi kendime, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kor-umut-4-siiri/</link>
<guid>3864775</guid>
<pubDate>2026-08-08T10:56:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Mezar Taşlarının Gölgesinde</title>
<description>Mezar taşlarının gölgesinde büyümek değil seninkisi, kendi gölgene yabancı bir örtü taşımak gibi... İçinde ıslak yaprakların uğultusu, ne giden dönüyor ne sende ki kalmanın bir anlamı var bu kentin akşamında.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/mezar-taslarinin-golgesinde-siiri/</link>
<guid>3864365</guid>
<pubDate>2026-08-07T07:43:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Gülşen-i Aşk</title>
<description>I. Cevher-i hayattır aşka düşen can, Karanlık geceye nur-u cenandır. Açılır miftah-ı gülşen her zaman, Her bülbül o bağa bir tercümandır.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gulsen-i-ask-siiri/</link>
<guid>3864272</guid>
<pubDate>2026-08-06T22:52:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 <item>
<title>Kendine Dönüş: Beklemenin Ötesinde Var Olmak</title>
<description>İnsan, ruhunun en karanlık ve sessiz köşelerinde bazen mucizeler yaratacak bir mucizeyi değil, sonunu içten içe bildiği ihtimalleri gözler. İmkânsızlığın soğuk nefesini ensesinde hissettiği anlarda dahi umudun kırıntılarına tutunarak zamanı durdurur. Oysa insanı asıl tükenişe sürükleyen şey, yokluğun kendisi ya da yarım kalmışlıklar değildir; o boşluğun gün gelip bir başkası tarafından doldurulacağına dair beslenen o bitmek bilmez, yıpratıcı bekleyiştir. ​Sevgi, her zihnin kıyısında ayrı bir renge, her kalbin odacığında farklı bir dokuya bürünür. Kimimiz için ilgi görmek, aranmak ve varlığını buram buram hissetmekken; kimimiz için sessiz bir duruş, görünmez bir bağdır.  İnsanın kendi iç dünyasındaki o coşkun hissi karşısındakinden de aynı tonda beklemesi ve bu gerçekleşmediğinde muhatabını dönüştürmeye çalışması, yalnızca kendini tüketen beyhude bir çabadan ibarettir. Herkes aynı derinlikte hissedemez, hissetse de aynı dilde anlatamaz. ​Bu gerçeği kavradığımız an, bir vazgeçiş değil, aksine özgürleştirici bir Kabulleniş başlar. Özlemekten, arzulamaktan ya da "Keşke ben de böyle sevilseydim" demekten utanmak gerekmez; insani olan hiçbir istek suç değildir. Bazen bir melodi, bir film karesi veya yoldan geçen iki insanın bakışması, içimizde o eski ve unutulmuş sızıyı yeniden tetikleyebilir... Varsın sızlasın. Çünkü her duygu hayatta birebir karşılığını bulmak zorunda değildir; bazı arzular sadece içimizde yaşar ve orayı güzelleştirir. Önemli olan, o sızının geleceğimize gölge düşürmesine izin vermemektir. Çünkü hayat, yalnızca bir başkasının gözlerinde aradığımız o heyecanlı bakıştan ya da romantik bir onaydan ibaret olacak kadar dar bir sahne değildir. Üretmenin verdiği o derin tatmin, yeni yollar keşfetmenin heyecanı, kahkahaların yankılandığı masalar ve kendi gücümüzle inşa ettiğimiz bir dünya da var. Bir parçamız eksik kaldı diye bütün varoluşumuzu eksik veya geçersiz saymak, yaşamın sunduğu sayısız zenginliğe haksızlıktır. ​Artık odağı, olmayanın yarattığı o karanlık çekim alanından alıp, olanın aydınlığına çevirme zamanıdır. Bir şeyleri unutmaya çalışarak kaçmak değil; hayatın tek bir histen veya tek bir eksikten çok daha geniş, çok daha ihtişamlı olduğunu fark etmektir asıl mesele. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendine-donus-beklemenin-otesinde-var-olmak-siiri/</link>
<guid>3864047</guid>
<pubDate>2026-08-06T11:48:00+03:00</pubDate>
<author>Maraşlı Osman</author>
</item>
 </channel>
</rss>
