<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Mahmut Semen Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Lucid Mamoste</title>
<description> Amerika, neredeyse herkesin gelmek için hayalini kurduğu ülke. Ve işte ben herkesin hayali olan o yerdeyim. Amerika'da.  Burada adeta rüyadasınız olasılığı imkânsız olan çok şeye şahit oluyorsunuz, her şey rüya gibi. Bu yüzden gerçek hayatı ve rüyayı karıştırdığım çok kereler oldu. Ama en son karışıklık bu rüyaya son verecek kadar tehlikeli oldu. Ne yaptığımı ve neyi karıştırdığımı söylemeyeceğim. Ama tahminlerinizin de çok ötesinde bir şey olduğunu bilmenizi isterim. Zaten rüyadayım diye öyle davrandım.  Ancak ne zaman ki, etrafımı çevreleyen beni ablukaya alan bir sürü polis ve arabaları parka doluşunca. "Kendi kendime filim başlıyor tadını çıkart Mamoste." dedim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/lucid-mamoste-siiri/</link>
<guid>3797715</guid>
<pubDate>2026-02-22T20:35:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Son Vahiy</title>
<description> Rüya bu ya...  ***  SON VAHİY </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-vahiy-4-siiri/</link>
<guid>3568058</guid>
<pubDate>2024-03-30T20:32:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Başeğmek için başkaldırıyorum</title>
<description> ÖNSÖZÜ  Bu kitabımı özellikle lise ve üniversitede okuyan kardeşlerim için yazdım. Kitabımızda belki Beyaz Dizivari tozpembe bir hayat ve mutlu Bir son bulamayacaksınız. Sicilimiz bozulur endişesiyle halkımın yaşadıklarını tersyüz edemezdim...  İnanıyorum ki </description>
<link>https://www.antoloji.com/basegmek-icin-baskaldiriyorum-siiri/</link>
<guid>3294375</guid>
<pubDate>2021-10-13T16:43:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Kahrolasın İsrail</title>
<description>Kahrolasın İsrail  Bu cuma Öğleden sonra  İsrail Zulmünü protesto ederken yaya </description>
<link>https://www.antoloji.com/kahrolasin-israil-2-siiri/</link>
<guid>3251827</guid>
<pubDate>2021-05-11T03:17:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Cennetin Tapusu-selim u Sinan</title>
<description>Akşamın geç saatlerinde kapıları aralıksız üst üste vuruldu, yumruklandı. Açılan kapıdan komşuları Mor Avedis içeri girdi. Çok heyecanlı ve o kadar da telaşlı olduğu, lambanın ışık vermeyen isli camın karanlığına rağmen hal ve hareketlerinden apaçık beli oluyordu.    Oturur oturmaz kurduğu ilk cümle heyecanın sebebine ve o denli haklılığına açıklık da getirmişti. Çok hastaymış, günlerdir ölüm ve ölüme dair çok kötü rüyalar görüyormuş. Eceli, her an yanı başında hissediyormuş. Bu yüzden dışarıdaki çocuk ve akrabalarını son bir kez daha görmek arzusuyla, onları çok acil olarak köye davet eden bir mektup yazmış. Gece gece bu ani ziyaretinin sebebi de bu mektubu tez elden kasabadaki Kuyumcuya götürecek kimsesi olmamasından kaynaklanıyormuş.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cennetin-tapusu-selim-u-sinan-siiri/</link>
<guid>3246417</guid>
<pubDate>2021-04-24T08:53:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Kaderimiz</title>
<description>Köy Öğretmenlerini okullarına dağıtan servis aracı hızlıca girdiği okulun bahçe kapısından ani bir frenle, yere yapışırcasına durdu. Koltuk değnekleri ve alçılı ayağımla zor bela servisten inmeye çalışırken, araç şoförü zamandan tasarruf yapmak ve daha çabuk inebilmem için yardımıma koştu. Bir yandan da;  - Baksana hoca? Okulda in cin top oynuyor. Bence boşuna geldin, öğrencilerin ayağının kırıldığını ve rapor aldığını duymuş olmalılar. - Yok, be kaptan, teneffüs zamanı değil, Azize başkanım ders işliyor. - Azize başkanın ders mi işliyor? - Evet, o benim sınıf başkanım, toplantılara gittiğim zamanlarda da o sınıfı idare ediyor.  Bizde öğrenciyi eve geri göndermek yok. Bunu duyan öğretmenlerden bir kaçı, araçtan inerek sınıfın pencerelerden içeriyi süzmeye başladılar. Bütün öğrencilerin önlerinde muntazam bir şekilde masalarında açılmış defter ve kitapları vardı. Çıt çıkmayan sınıfta tahtada ders anlatan 10 yaşlarındaki kız öğrenciyi can kulağıyla dinliyorlardı. Sınıfın bu hali pencerelere üşüşenleri şoke etti. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaderimiz-9-siiri/</link>
<guid>3048255</guid>
<pubDate>2019-10-20T00:42:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Meles u Melisa-ıı</title>
<description> İki öğrenci, el ele tutuşarak evlerinin arka bahçesindeki yola çıkıp okul servis aracını beklemeye başladılar. Heyecandan yerlerinde duramıyorlardı. Melisa’nın sağ elinde bir deste kırmızı gül vardı. Okulun açılacağı bu ilk günde öğretmenine götürecekti. Havalar çok sıcaktı, ağaçların gölgesinde kardeşi Azize’yle servisi beklemeye başladılar. Zaman durmuş gibi, servis bir türlü gelmek nedir bilmiyordu. Belki de heyecandan onlara öyle geliyordu. Oysa epey zaman olmuştu evden çıkalı.  Melisa bu yıl 4. sınıfa, küçük kardeşi Azize ise 3.sınıfa başlayacaktı. Melisa’nın heyecanı bu yıl göreceği yeni ve farklı derslerden kaynaklanıyordu. En çok Bilgisayar ve İngilizce derslerini merak ediyordu. Zaten son birkaç gündür rüyalarının çoğunu bunlar oluşturuyordu. Okulun ilk gününde Bilgisayar dersinin olması için gizlice Tanrıya dua ediyordu. Servis hala gelmiyordu. Ellerindeki güller sıcaktan ve susuzluktan buruşmaya, solmaya başlamıştı. Oysa üç aydır heyecanla bu günü, bu saati beklemişlerdi. Üzgün bir şekilde kalpleri kırık, ellerindeki çiçekler solmuş bir vaziyette evlerine geri döndüler. Anneleri onları teselli etmeye çalıştı.  - İlk gün zaten okula kimse gitmiyor ki, servis o yüzden gelmemiştir. Haydi, elinizi yüzünüzü yıkayıp içeri geçin, ter içinde kalmışsınız. Ellerinizdeki gülleri de bir kenara bırakın yarın yerlerine yenilerini vereceğim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/meles-u-melisa-siiri/</link>
<guid>2961941</guid>
<pubDate>2019-02-24T16:28:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Son Vahi</title>
<description>Ölüm oruçları boyunca konu ile ilgili çok mesaj ve haber paylaştım. Bu konuda yazı yazmamı isteyenler de oldu.  Bu istekleri kuşkusuz sipariş üzeri yazı yazmadığımı bilmemelerinden kaynaklanıyordu. Birde ilhamım gelmeyince bir türlü yazamıyorum işte.  Ölüm oruçlarına son veren İftar Ezanı’nın İmralı’dan okunması üzerine herkes orucunu açarken, konu da artık benim için kapandı diye düşündüm. Ama ilhamım beni Özgürlük Meydanı’nda yakaladı. O kadar yoğun bir şekilde benliğimi sardı ki önümü göremez oldum. Özgürlük meydanın o geniş trafiğe kapalı alanında bile birkaç kişiyle çarpıştım.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-vahi-siiri/</link>
<guid>2961711</guid>
<pubDate>2019-02-23T23:11:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Darbeye Hoşt deme Zamanı</title>
<description>Cemaat`in pisliği karşısında her türlü pislik ak ve pak kaldı. Dershanelerin dönüştürülme projesi gündeme geldiği o günlerde Cemaat’in resmi yayın organı ZAMAN Gazetesi “Eğitime Büyük Darbe” manşeti ve “Bu bize karşı darbedir” satır arasıyla hükumette karşı savaşı resmen başlattı.  Darbe sözcüğünü kime sorarsanız sorun. Darbe hükumete karşı yapılan kanunsuz bir kalkışmadır. Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığımızda nice darbeler göreceksiniz ama bireylere karşı veya şirketlere karşı darbe yapılması söz konusu olamaz. Onlara karşı yapılanlar Darbe olarak nitelendirilemez.  Ama cemaat medyası bu darbe söylemini niye daha işin başında telaffuz etmeye başladı derseniz size bunu bir hikâye ile anlatayım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/darbeye-host-deme-zamani-siiri/</link>
<guid>2961710</guid>
<pubDate>2019-02-23T23:09:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Elektrik Hırsızı</title>
<description>Bilinçli Elektrik kesintisi ve dalgalanmaları halkımızın kanını emmeye, emeklerini sömürmeye devam ediyor. Üst komşum bu dalgalanmalar yüzünden bir hafta içerisinde, az önce üçüncü LCD televizyonun montajını da yapmak zorunda kaldı. Onun ömrü kaç dalgalanmalık olacak onu da bilemiyorum. Ancak yanan klima, Beyaz eşya ve Sulama kuyularında ki dalgıçların hadi hesabı yok.   Bir öğretmenim sırf kliması çalışsın dalgalanmalardan etkilenmesin diye 2500 TL UPS almış yine çalışmadığından dert yanıyor. Çözüm arıyor. Servisler harıl harıl çalışmalarına rağmen en erken arıza onarımları için 15 günden aşağı gün vermiyorlar. Bu yüzden çoğunluk bir yenisini almak zorunda kalıyor. Beyaz eşyacılar eşya yetiştirmekte artık aciz kalıyorlar. Kimi teslimatlar stoklarda olmadığı için aynen servisler gibi birkaç hafta sonrasına gün veriyorlar. Komşu illerden gidip beyaz eşya almak zorunda kalanlar oluyor. Anlayacağınız beyaz eşya üreticilerinin en büyük pazarı güneydoğumuz olmuş durumda. Jeneratörü olan birkaç büyük market dışında, esnafın ürünleri çalışmayan dolaplarda bozuluyor ve ne yazık ki vatandaş bozulmuş ürünler tüketiyor. Toplu zehirlenme vakalarının yaşanmamasının tek sebebi kölelerde olan ve gelişen güçlü bağışıklık sisteminin halkımızda da mevcut olmasındandır.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/elektrik-hirsizi-siiri/</link>
<guid>2961708</guid>
<pubDate>2019-02-23T23:06:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Allah'la Aldatmak</title>
<description>İslam’da “Haram ve Helaller” ayetlerle kesinleştiği gibi, Allah dinini tamamlamış ve Allah’ın katında dinin ancak İslam olduğu, İnsanlardan başka bir dinin de kabul edilmeyeceği bilgisi bizatihi Allah kendisi Kuran-ı Kerim’inde bizlere bildirmiştir. Haramları kitabında tek tek apaçık yazan Rabbimiz, bildirilenlerin dışında kalan bütün hayvanları helal kılmıştır. Hele bitkisel ürünlerin haramlığından asla bahsedilmediği gibi tümü helal sayılmıştır. Öte yandan..   Allah, İçeriğine ve katkı maddelerine bakılmaksızın "Misafir umduğunu değil bulduğunu yer" tarzından, Kitap Ehlinin yemeğini bize “Temiz ve Helal” Kıldığı gibi bizimkini de onlara “Temiz ve Helal” kılmıştır. Kitap ehlinden birisinin evine Tanrı misafiri olduğumda, bana sunacağı yemeği isterse domuz pirzolası olsun Maide-5.Ayeti kerimesine göre bana "Anne Sütü" gibi "Temiz ve Helaldir" afiyetle yiyeceğim.   </description>
<link>https://www.antoloji.com/allah-la-aldatmak-siiri/</link>
<guid>2961706</guid>
<pubDate>2019-02-23T23:01:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Selim u Sinan</title>
<description>Akşamın geç saatlerinde kapıları aralıksız üst üste vuruldu, yumruklandı. Açılan kapıdan komşuları Mor Avedis girdi. Çok heyecanlı ve o kadar da telaşlı olduğu karanlığa rağmen hal ve hareketlerinden apaçık beli oluyordu. Oturur oturmaz kurduğu ilk cümleler heyecanın sebebine ve o denli haklılığına açıklık da getirmişti. Çok hastaymış, günlerdir ölüm ve ölüme dair çok kötü rüyalar görüyormuş. Eceli, her an yanı başında hissediyormuş. Bu yüzden dışarıdaki çocuk ve akrabalarını son bir kere daha görmek arzusuyla, onları çok acil köye davet eden bir mektup yazmış. Gece gece bu ani ziyaretinin sebebi de bu mektubu tez elden kasabadaki Kuyumcuya götürecek kimsesi olmamasından kaynaklanıyormuş.  Yavuz efendi, konuyu anlayınca; “Komşusunun bunu dert etmemesini” söyleyerek mektubu kasabaya götürmek için sabah namazında iki çocuğunu yola koyacağına dair söz verince Mor Avedis Efendi, derin bir oh çekti ve biraz sakinleşti. Geldiği gibi aynı heyecanla Süryanice dualar ederek tekrar gecenin karanlığında sokakta yavaş yavaş ilerledi ve gitgide karanlıkta silueti de kayboldu…  ***  </description>
<link>https://www.antoloji.com/selim-u-sinan-siiri/</link>
<guid>2961704</guid>
<pubDate>2019-02-23T22:57:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Maymun'un Aşkı</title>
<description>Dağların patikaları, insanlara/avcılara terör gerekçesiyle kapatıldığı uzun yıllardan sonra, dağlardaki vahşi hayatın insanların tersine çok özgürleştiğini ve popülâsyonların aşırı çoğaldığını düşünüyordum. Ancak, Şırnak, Hakkâri, Bitlis, Van, Bingöl ve Erzurum illerine yüksek dağ zirvelerinde yaptığım karayolu seyahatlerimde neredeyse tek canlı hayvana rastlamamak doğrusunu isterseniz beni çok ürküttü. Gerçi Bingöl’ün Genç ilçesinde ve Erzurum’un bazı ilçelerinde gördüğüm kargalar bir nebze olsa da beni sevindirirken, Erzurum’da ikindi vakitlerinde büyük kalabalık guruplarla gökyüzünün yüksek fitlerinde yurtdışına doğru ülkeyi terk eden turna toplulukları beni daha fazlasıyla hüzünlendirdi. Sanki son kalan hayvanlar da bölgeyi terk ediyorlardı…  Yaşadığımız Kızıltepe ilçesinin kalbinde ki en eski parklardan olan Mecit Yücel parkındaki sessizlik, çam ağaçlarına konan kuşların yaz ayları boyunca akşamları icra ettikleri senfoniye son birkaç yaz mevsimidir, neredeyse hasret kaldık. Bunlar göçmen kuşlar olmamasına rağmen buraları terk etmiş gözüküyorlar. İnsanlar dışındaki her türlü canlının göç etmeye başladığı bölgelerde insanlık için tehlike çanlarının çalmaya başlandığının en açık belirtisidir. İtiraf etmem gerekirse sadece insanların(!) geride kaldığı, hayvansız bir ortamdan korkmaya başladım. Gerçi hala balkon demirlerimize konan Pepukkuşlarını nadirde olsa görmek bir nebze insanı sevindiriyor.  Artık çevremde yılan, ayı, kurt, yaban domuzu türünden ne hayvan görürsem korkmak bir yana sevincimden çığlık atacağım.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/maymun-un-aski-siiri/</link>
<guid>2961703</guid>
<pubDate>2019-02-23T22:51:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Zergan Aşkına</title>
<description> Kız çocuğu, merdivenleri ikişer ikişer atlayarak zemin kattaki mini markette indi. Her sabah olduğu gibi gene gazete başlıklarına önce bir göz attı. Bir köşe yazarın yazdıkları dikkatini çekmiş olacak ki o gazeteyi de ekmek sepetine koydu. Ödeme için kasiyere yanaştı. Paranın üstünü iade eden kasiyer küçüğün aldığı gazeteye görünce:  -Senin baban o gazeteyi okumaz ki! Onun gazetesi daha gelmedi.  Çocuk cevap vermeden indiği basamakları hızlı adımlarla tekrar çıkmaya başladı. Ekmekleri mutfağa bırakırken, heyecanla babasının yanına, oturma odasına geçti. Gazeteyi babasına uzattı. Babası kızının kendisine hiç okumadığı bir gazeteyi uzatmasına bir anlam veremedi. Ama kız köşe yazısı başlığını babasına gösterince baba konuyu kavradığı gibi yazıyı da hemen okumaya başladı.“Kürt siyasetinin Zergan sorunu”   adam yazıyı bir solukta okudu. Ardından bir daha okudu ve derin düşüncelere daldı, neredeyse dakikalarca hareketsiz kaldı. Kızı hala ayaktaydı. Kafasını gazeteden kaldıran baba kızına baktı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/zergan-askina-siiri/</link>
<guid>2961702</guid>
<pubDate>2019-02-23T22:49:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Deliler Zamanı</title>
<description>Edebiyata âşık olduğu için, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesine şimdiye kadar en yüksek puanla kayıt yapan tek öğrencisiydi. O puanla daha güzel Üniversitelerin dilediği Fakültesine kayıt yaptırabilirdi, ama O, Edebiyat Fakültesi dışında başka tercihte yapmamıştı. Bu yüzden hem üniversiteden hem de başka yerlerden burslar kazandı. Zaten yetiştirme yurdunda büyüdüğü için kendisine her zaman burslarda öncelik hakkı da veriliyordu.  Öğrencilik yıllarını burslar sayesinde zorlanmadan, okuyarak geride bıraktı. Mezuniyetten sonra herhangi bir iş bulamayınca yüksek lisans yapmaya karar verdi. Bu yüksek Lisans eğitimi boyunca da birçok yerden burs almayı başardı. Ama bu başarısını iş bulmada bir türlü gösteremedi.  İşte yüksek lisansı da bitirmiş olmasına rağmen işsiz güçsüz bir şekilde sokakta kala kalmıştı. Bu yüzden kısa vadeli bir çözüm olarak acilen askere gitmek için askerlik şubesine başvurdu. Şansı yaver gitti. Onu aralık celbinde kısa dönem er olarak askere çağırdılar. Artık kışı askerde geçirecekti.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/deliler-zamani-siiri/</link>
<guid>2961698</guid>
<pubDate>2019-02-23T22:42:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Haram Lokma</title>
<description>Kuş sütü eksik  Sofrada Oturmuş çocuklar Birde ana-baba  Ne diller dökülür </description>
<link>https://www.antoloji.com/haram-lokma-11-siiri/</link>
<guid>2960105</guid>
<pubDate>2019-02-20T10:22:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Uğur'un İhalesi</title>
<description>Uğur’un İhalesi  Uçaktan/Google Eart’tan Mezopotamya topraklarına baktığınızda, Fırat ve Dicle’nin bölgenin atardamarları gibi her tarafa hayat verdiğini göreceksiniz.  Bölgenin sol göğsünü temsil edercesine Mardin şehri kabartı olarak görülmektedir. Sol göğsünün hemen altında bölgenin kalbi atmaktadır, Kızıltepe.  Kızıltepe; Bağlı olduğu Mardin ili dâhil olmak üzere Nüfusu ve ekilebilir verimli topraklarıyla Türkiye illerinin birçoğundan büyüktür. Çalışkan, Zeki ve o oranda da inatçı insanlarıyla Mezopotamya’nın kalbi olmayı hak etmiştir. Bölgenin hatta Ortadoğu’nun kalbi hep burada atmıştır. Dünya’ya hâkim olmak isteyenlerin Ortadoğu’ya, Ortadoğu’ya; hâkim olmak isteyenlerin Mezopotamya’ya hâkim olmaları gerekmektedir. Bu hâkimiyet mücadelesi sonucu buralar tarih boyunca savaş sahnesi olmuştur.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ugur-un-ihalesi-siiri/</link>
<guid>2954331</guid>
<pubDate>2019-02-10T16:07:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Ayşe Apo-4</title>
<description>Ayşe Apo Bölüm-IV Kaçak elektrik  Cumhuriyet İlköğretim Okulundan çarşıya doğru yokuş-aşağı en yakın fotoğraf stüdyosuna ve internet cafeye doğru hızlı adımlarla yürüyoruz. Aklım başımda değil, nasıl yürüdüğümün farkında bile değilim. Daha adını bilmediğim genç ise, sınavda yarım yamalak hatırladığı soruları nasıl çözdüğünü anlata anlata bitiremiyor. Gözlerim gittikçe buğulanmaya başlıyor. Artık etrafı seçemiyorum. Çocuğun sesine göre yürüyorum. Kaldırımdaki elektrik direğine çarpınca işin vahametini daha iyi fark etmeye başladım. Olduğum yerde çullandım. Çocuk az daha ilerledi, yanında olmadığımı fark edince telaşla geri döndü.  Cumhuriyet İlköğretim Okulundan çarşıya doğru yokuş-aşağı en yakın fotoğraf stüdyosuna ve internet cafeye doğru hızlı adımlarla yürüyoruz. Aklım başımda değil, nasıl yürüdüğümün farkında bile değilim. Daha adını bilmediğim genç ise, sınavda yarım yamalak hatırladığı soruları nasıl çözdüğünü anlata anlata bitiremiyor. Gözlerim gittikçe buğulanmaya başlıyor. Artık etrafı seçemiyorum. Çocuğun sesine göre yürüyorum. Kaldırımdaki elektrik direğine çarpınca işin vahametini daha iyi fark etmeye başladım. Olduğum yerde çullandım. Çocuk az daha ilerledi, yanında olmadığımı fark edince telaşla geri döndü. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayse-apo-4-siiri/</link>
<guid>2954204</guid>
<pubDate>2019-02-10T14:37:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Tuana Helen</title>
<description>Eylül ayının sonlarına doğru gelindikçe evimizdeki heyecan da o oranda artıyordu. Zira ailemizin son (Allah bilir) bir üyesi daha dünyaya merhaba diyecekti. Bunu öğrenen bazı arkadaşlarımız tebessüm ederken bazıları da “Ne gerek vardı? İşte dünya tatlısı bir kızın ve iki oğlun var. Daha ne diye başına dert alıyorsun? Dördüncüsü fazla” diyerek bir sürü ekonomik nasihatler vermeden de  edemiyorlardı.  Olsun, her çocukla beraber evde yeni bir pencere açılır, yeni umutlar yeşerir, yeni bir sevgi ve şefkat rüzgârı esmeye başlar. Allah’ın yardımını da insan daha bir yakında hisseder. Cennetten gelen en güzel hediye, bu hediye ile beraber tüm evi bir neşe ve huzur kaplar. Allah’ın rahmet ve bereketi o evi bir gökkuşağı gibi kaplar kucaklar. Şimdiden bile bunu hissediyoruz…  Bakın isim için bile herkesi bir heyecan sarmış durumda. En güzel kız ve erkek isimleri araştırılıyor. Zira cinsiyetini öğrenmek istemedik, sürpriz olsun istedik. Ben kız olsun istiyorum eşim erkek. İkimizde dua ediyoruz isteklerimiz için. Ama ben daha şanslı görünüyorum. 3.Erkek geleceğine 2.Kız gelmesi daha uygun. En azından bir şeyleri paylaşmaları için, kızımın bir kız kardeşi olması, kızım açısından da güzel bir şey olacaktır. Dualarımızda ki bu sebeplerin de dikkate alınacağı umudundayız.  Hata buna o kadar inanıyorum ki:  </description>
<link>https://www.antoloji.com/tuana-helen-siiri/</link>
<guid>2954201</guid>
<pubDate>2019-02-10T14:31:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 <item>
<title>Ayşe Apo-5</title>
<description>Ayşe Apo Bölüm-V Dağdan İnenlerin Düğünü   Emrah’la beraber düğün alanına gidiyoruz. Müzik sesi geliyor ama çalgıcıları göremiyorum. Meğer çalgıcılar etrafı 1,5 metre yükseklikte örülü,  iki katlı evin damına yerleştirilmişlerdir.  Ne oynayanlar onları görüyor ne onlar oynayanları. Bir müzikçalardan çalınsa daha mantıklı ve düzenli olurdu. En azından sesler daha bir net ve anlaşılır olurdu.  Arka bahçede yaşlı adamlar ve gençler oynuyor, ön bahçede de kadınlar ve genç kızlar oynuyor eğleniyorlardı. Karşı cinsin seyirci olarak bile görünmesini/gelmesini istemiyorlar. İslami düğün diyorlarmış bu tarz düğünlere. Bereket versin biraz ilerleme sağlamışlar. En azından bu düğünde insanlar tek taraflı olsa da eğleniyor oynuyorlar. Oysa düğünü cenaze törenine dönüştüren yöreler/çevreler de yok değil.  Neredeyse İslam coğrafyasında diğer ülkelerdeki kardeşleri için tek kılınmayan gıyabi cenaze namazı kalıyor, bu cenaze, pardon düğün törelerinde. Evlenecek çiftin en mutlu gününü berbat etmede üstümüze yoktur. Hele mikrofonu çenesi düşük birinin eline geçince sen seyret cenaze törenini…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayse-apo-5-siiri/</link>
<guid>2954198</guid>
<pubDate>2019-02-10T14:29:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Semen</author>
</item>
 </channel>
</rss>
