<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. K&#252;&#231;&#252;k İskender Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Mutluluk Hazırolda Durmaz</title>
<description>Asılsız bir ihbarsa da bahar Size tercümem yarım kalmayacak  Koşup saklandığım bir konak var Terk edildiği için tüm odaları aydınlık hâlâ düşmüş, gürültüyle patlamış avizeler </description>
<link>https://www.antoloji.com/mutluluk-hazirolda-durmaz-siiri/</link>
<guid>2873783</guid>
<pubDate>2018-08-01T10:48:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Nisan</title>
<description>Hadi şimdi bana 1 Nisan şakası yap, "Seni Seviyorum" de... Muhteşem inanırım... Nisan gitse, ben koca ömür Bir'inde kalırım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-nisan-18-siiri/</link>
<guid>2314630</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:56:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Sevmiştim Seni...</title>
<description>Bir organ nakli gibi sevmiştim seni;  Çürük gözlerine bağışlanan ellerim, Yırtık dudaklarına bağışlanan şiirlerim.. Darmadağın kadınların,darmadağın ettiği erkekler gibi Sevmiştim seni... Çok eskitilmiş bir aşkın hatırlanması, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevmistim-seni-32-siiri/</link>
<guid>2314626</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:55:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Yaz Serin Geçer Sanmıştım</title>
<description>Ben, bu yaz serin geçer sanmıştım. Uzun zamandır konuşmayı unutmak, hiç bir şeyi bilmemek, yalnızca, evet yalnızca gece yarısı edilebilecek bir telefonla uyanıp, eski, çok eski bir arkadaşın sesini duymak istemiştim. Galiba, en büyük hatalarımdan biriydi bu. Ses ne kadarını anlatabilir ki bir insanın: görmeden, dokunamadan, ansızın kapatarak avcunu, bir kelebeği orda hapsetmek gibi bir şey olmalı. Oysa ağrılı yaralarım, ‘janti’ taklalarım, hububata dönüşmüş yanlarım vardı. Oysa ben, bu yaz serin geçer ve sessiz kalmayı tercih ederek, evimde, odamda, fallar açarım, belki biraz müzik dinler, ağlarım diye ummuştum. Hatırdan hiç çıkmayan yüzlerin hiç çıkmayacak fallarını açarım, bir parça tarihe geçerim diye ümit etmiştim. Ama olmadı. Olmadı işte, savruldum. Şaşkın çocuğun elindeki patlak, şapşal balon gibi, muhit itibarını yitirmiş delikanlı gibi, kalakaldım. Artık her şeyi biliyorum. Artık her şeyi bilmekten başka çıkar yolum kalmadı. Bu ne sancılı bir telaş benim için; bedenimden mahrumum. Onlar önemsemesinler, hatta alay etmeleri bile mümkün ve belki böylesi daha yıpratıcı, daha bir mazlum kılıcı. Oysa neleri özlemiştim, ne şahane hisler beslemiştim. Oh, artık çok geç? ! Onlara söylemek için şarkılar, okumak için şiirler, anlatmak için çok kaliteli seks fıkraları ezberlemiştim günlerce; ben, bu yazı serin geçer sanmıştım. Alev alev. Her yer alevler içersinde; ve ben, bu korkunç yangında çatıya kaçacak gücü bile kalmamış bir kötürüm gibi, tekerlekli sandalyemde havanın her zaman olduğundan daha çabuk ve daha fazla kararmasını, damların hesapsız kediler ve matematisyen martılarla dolmasını bekliyorum şimdi. Aşk, beni ünlü yapar sanmıştım! Neleri özlemiştim, ne mükemmel hisler beslemiştim: çıt çıkarmadan çekildiler, hükmen yenildik. Kaybolanları da gördüm. Samimi söylüyorum, hem de çok yakından gördüm. Kendi aralarında konuşuyorlardı. O mesafede gidip gelen bir nefes topluluğu, ağızdan kulaklara musikisi noksan bir söz kümesi taşıyordu. Bu kümeste tek tavuk da bendim! Ah, bir parça ağlarım diye ummuştum. Nafile! Olmadı velhasıl. Artık her şeyi biliyorum. Artık her şeyi bilmekten başka çıkar yolum kalmadı. Bütün bütün boğuldum. Karaya da vuramam / vuramam. Neden benden söz ettiler kısaca. Neden dolaştım bir serseri kurşun gibi oradan oraya. Oradan oraya ve kime götürüyordum parklardan topladığım oksijen oranı yüksek çiçekleri. Kim koklamaya cesaret edecekti, kim onları alıp bir vazoya yerleştirecek kadar kendini tanıyordu, bana inanıyordu, beni seviyordu, mıncıklıyordu, kolluyordu... hiç. Hiç kimse. Bunu da biliyorum. Buna da erdim. Bir kere, en başta sezmiştim yanılacağımı... İlkin, telefon defterimi attım. Sonra fotoğraflar, ah çok hoş, elbette o mükemmel fotoğraflar. Renk renk, çeşit çeşit, insan insan, düşman düşman fotoğraflar. Topluca otururken, içki içerken, grup seks takılırken, hususi sevdaların o “sözü geçmese iyi olacak, mayonez alır mıydın” tipindeki sohbetlerinde çekilmiş, arşivlenmiş, çerçevelenmiş fotoğraflar! Deklanşöre basanın, karşısındaki topluluk içinde olamayışının da hüznünü, burukluğunu taşıyan o canım fotoğraflar! Kestim kendimi. Kestim kendimi, çıkarttım fotoğraflardan: Bir şiirde geçer ya hani: Oramda buramda biraz el, biraz bacak, biraz omuz ve penis kaldı. Oyup çıkarttığım o adamı, o Aptal Surat’ı attım, yani kendimi. Şimdi o fotoğraflardaki o insanlar bensiz, ben zaten mekansız, yurtsuz, huysuz ve savruk, anne tarafından serseri, baba tarafından alkolik, ölmüş ve yarı diri bir adamım. Olmadı işte. Artık her şeyi biliyorum. Bağırsam çağırsam, “Ne bağrıyon lan bu saatte lavuk, manyak mısın? ! ” diye karşılık verecek bir yabancı bile yok. Artık her şeyi bilmekten başka çıkar yolum kalmadı. Romantizme kızıyorlardı. Evet, onlar da gözyaşlarını bir sır gibi saklamayı erdem sayanlardandılar. Kollarımda kör jilet yaraları, mutfakta üç haftalık bulaşık, ciğerimde dışarı atılması kasten unutulmuş bir miktar esrar dumanı, kulaklarımda fış fış kayıkçının ilk iki mısrası, gidilmesi gereken ülkeler, kalınması gereken oteller var aslında. Godot’yum desem, bekleyenim olmaz! Acayip bunalımdayım. Sevmiyorum bu tür hijyenik cümleler kurmayı. “Artık” kelimesini kullanmaktan nasıl da sıkıldım. “Dert yanmak” fiiliyle başım uzun zamandır dertte! ... Gecenin bu yarısında... Gece Yarısı Edilebilecek Bir Telefon! Evet, aslında ben yalnızca buna değinecektim. Hatta sabaha karşı... Kafanı.iktiysem kusura bakma, özürdilerim, eğer, rahatsız...ediyorsam...eğer...  Sen... Peki sen benim telefon numaramı hatırlıyor musun hala? ! </description>
<link>https://www.antoloji.com/yaz-serin-gecer-sanmistim-siiri/</link>
<guid>2314627</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:55:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Küçük İskender</title>
<description>“bir gün bana ihanete kalkışacak olursan beni sana emanet ettiğim silahla değil kendi silahınla vur.. “  "onlar love derler bizim sevdamıza olsun! lav’dır her iki dilde de aşk! onlar yapabilmeyi ‘can’ arkasına saklar </description>
<link>https://www.antoloji.com/kucuk-iskender-siiri/</link>
<guid>2314628</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:55:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Başkaya Acele İki Bilet</title>
<description>Kaç dil biliyorsun Benle o kadar konuş Gerisini hayat halleder Her kelimen bir zahmet başka coğrafyadan olsun Sen başka coğrafyadan o Etin kokun başka başka dil Yahu benim dediğim o değil Sen üzgün gezegen ol diyorum Bacakların güzel olsun Yüzün gözün önemli değil Öpüşmesen de olur Beni zaten herkes öpüyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/baskaya-acele-iki-bilet-siiri/</link>
<guid>2314629</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:55:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Yüzüyorsanız Boğulmayın...</title>
<description>yüzüyorsanız boğulmayın.. içiyorsanız çok için.. seviyorsanız sevişin.. üzülüyorsanız.. yapmayın.. değmiyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuzuyorsaniz-bogulmayin-siiri/</link>
<guid>2314622</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:54:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Artık Kalbim Yok</title>
<description>artık kalbim yok ağladığımda sana düşündüğümde seni artık kalbim yok seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok! küçük bir velede verdim onu, oyuncak niyetine </description>
<link>https://www.antoloji.com/artik-kalbim-yok-4-siiri/</link>
<guid>2314623</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:54:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Yar Çekimi</title>
<description>Beni alıp çıkarsalar feza füzesiyle gözümü bağlayıp, atsalar sırtımdan itip;  Yine İstanbul'a düşerim.  'Yer çekimi' değil; </description>
<link>https://www.antoloji.com/yar-cekimi-4-siiri/</link>
<guid>2314624</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:54:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Periler Ölürken Özür Diler</title>
<description>Ayak izlerimizde ölüp erimiş peri pelerinleri Periler birbirine düşman, pelerinler birbirine küs  Sana bugün bir mektup yazdım: En çok En çok güllerden sözettim </description>
<link>https://www.antoloji.com/periler-olurken-ozur-diler-siiri/</link>
<guid>2314625</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:54:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Gri Siyanür</title>
<description>Az önce ayrıldık Bir koy ilkokuluna çığ düşer gibi ansızın; Gırtlakları kesen kelimelerle veda ettin yasadığın bedenime ne A Rh pozitif bir 'kal' bulabildim ne de 0 grubu negatif bir 'burukluk', donakaldığım evin içinde!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gri-siyanur-siiri/</link>
<guid>2314617</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:53:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Alkolü Bırak Beni Bırakma</title>
<description>Deniz kenarında durup karşı kıyılara bakarak yeni bir kıta keşfeden kaşif tanımıyorum aslında! O yüzden terk etme beni! O yüzden gözleri yerde yürüyen çocuk olma! Kırmızı ışıkta geçme aklımdan geceleri! Bana ölümden söz etme mektuplarında </description>
<link>https://www.antoloji.com/alkolu-birak-beni-birakma-siiri/</link>
<guid>2314618</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:53:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>On İki Mısralık Savunma</title>
<description>Kuruyup düşen yaprağını düşünür mü ağaç hiç gözyaşı kanallarında gondolla dolaşırken aşk bir isim tamlamasına dönüşmek isterken iki sevgili..  Tek derdi, kendi derinliğine çekilmektir acının; suyu suyla kirletmek kadar masum </description>
<link>https://www.antoloji.com/on-iki-misralik-savunma-siiri/</link>
<guid>2314619</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:53:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Daha Bana Benzeme Angel</title>
<description>yağmura çok teşekkür ederim bu gece yalnızca cesedime yağdı  bana bir şey olursa diye korktum seni birkaç saniye düşünürsem; düşünürken üşürsem diye korktum </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-daha-bana-benzeme-angel-siiri/</link>
<guid>2314620</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:53:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgilimin Battaniyesi</title>
<description>Özet görüntüler kıtlığı içinde nasıl yılgın ve onursuz bir yalnızlık, şekil; tüm tariflerde morg var dudaklar can çekişirken fiil ve özne ikliminde; şehir, biraz yana çekil: önce oynasınlar sonra öldürülecek çocuklar </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgilimin-battaniyesi-siiri/</link>
<guid>2314621</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:53:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Senden Hala Haber Yok</title>
<description>Bir nesnenin neresinde akşam olur Sivri bacaklı delikanlılar gülüşerek bara inerler Yazın bittiği rivayet edilir kasabada Yani artık tamamen bitmiştir yaz Tüketilmiştir ya da yok sayılmıştır Çığlık çığlığa koşarak bir iki at yürür denize </description>
<link>https://www.antoloji.com/senden-hala-haber-yok-siiri/</link>
<guid>2314612</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:52:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Ecel Temennisi</title>
<description>Yarın kırkım okunur, ona göre giyin yani şık ol dudakların seni tamamlasın, akşama doğru istanbul'un bütün şamdanları yanar sarhoşların mektupları kırkım gibi okunur amin deme bana, bu söylediğin bana çok dokunur saçma sapan bir laf gibi ortada kalırım </description>
<link>https://www.antoloji.com/ecel-temennisi-siiri/</link>
<guid>2314613</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:52:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Gelecek Yıl İlkbahar Yokmuş</title>
<description>Yüzünü bir kedi tırmalayacak ona deli deme sakın Sonra trenin önüne bir oğlan atlayacak Zayıf, uzun bacaklı, çetrefil, kendine kahraman Raylarda kırmızı şarap şişeleri patlamışçasına Bu gece yağmur yağacak ona dur deme sakın Su yaramazdır, toprağın yorgunluğundan ne anlayacak </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelecek-yil-ilkbahar-yokmus-siiri/</link>
<guid>2314614</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:52:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Hayat Bu Mu</title>
<description>Bir oğlum ölmüş gecenin en kibar saatlerinde ağlıyorsam bu bir geri sayımdır acımın şakaklarında kimselere emanet edemem ki artık asil cinnetimi  Korkma! ağzına bırakacağım son nefesimi..! Ağzı tabanca.dudakları namlu, sözleri gece mermisi! </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayat-bu-mu-3-siiri/</link>
<guid>2314615</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:52:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Korkmayın Unutuluyor</title>
<description>suya hapsedilmiş bakterilerle güzelleşiyor ölümün en lacivert masumiyet hadisesi; öğrencilerince taciz edilmiş berbat bir ömür lisesi gibi artık üniversiteye hazırlanıyor imparator.  katalizöre bir keşke edasıyla yaklaşan azılı vücut </description>
<link>https://www.antoloji.com/korkmayin-unutuluyor-siiri/</link>
<guid>2314616</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:52:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 </channel>
</rss>
