<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Kıymet Taş Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Uzağımda Kalasın</title>
<description>Olmayanı konuşursun Ayak sesinde susarsın Susmakla da yetinmez tarafına geçersin Översin, seversin…. Suratına baktığımda Zerre kadar kızarmazsın </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzagimda-kalasin-siiri/</link>
<guid>1460066</guid>
<pubDate>2010-10-01T20:33:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Sayıklamalar</title>
<description>ağlayan gözde kalmaz gözyaşı  dökülüp iner ağlatanın yüreğine dolar dolar ağlayan gözde bulut kalmaz güneş açar ağlatan yürekten suyu taşar tuzu kalır </description>
<link>https://www.antoloji.com/sayiklamalar-37-siiri/</link>
<guid>1321011</guid>
<pubDate>2010-01-12T06:19:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Güneş Yağmur İçinde</title>
<description>bir varmış bir yokmuş güneş ve yağmur henüz dostmuş kardeşçe paylaşırlarmış dünyayı sahilde  bir kadın Bakmakta zorlanırken, Akdeniz güneşine </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunes-yagmur-icinde-siiri/</link>
<guid>1275159</guid>
<pubDate>2009-10-24T23:02:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>İkİ</title>
<description>İkİ  sözcük düştü üstüme hepsi iki sözcük tam yüreğime </description>
<link>https://www.antoloji.com/iki-35-siiri/</link>
<guid>1229661</guid>
<pubDate>2009-08-01T12:01:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Babamsın</title>
<description>Gerek bırakmaz sözcüğe Bakışlar yeter Yufka yürek çabuk ağlar İnanılmaz sert gözlerde Güçlüydü hep, hâlâ öyle İçten severmiş göstermez söylemez </description>
<link>https://www.antoloji.com/babamsin-2-siiri/</link>
<guid>1203559</guid>
<pubDate>2009-06-20T20:28:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Duvar</title>
<description>duvar sessiz, duvar tepkisiz ağlamaz,gülmez,hüzünlenmez isyan etmez... adı belli duvar... davar uysal </description>
<link>https://www.antoloji.com/duvar-136-siiri/</link>
<guid>1198141</guid>
<pubDate>2009-06-11T21:10:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Sus-tu</title>
<description>dudaklar gülümserdi  gözler hüzün yağdırır  gülmelerin üstüne  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sus-tu-siiri/</link>
<guid>1179648</guid>
<pubDate>2009-05-18T22:44:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Sen En Çok Benim Annemsin</title>
<description>İlk göz ağrın benim, en çok benim annemsin Seni en çok yaşayan En çok bilenim Çektiğin dertlerin Çilelerin, yoklukların, zorlukların </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-en-cok-benim-annemsin-siiri/</link>
<guid>1175635</guid>
<pubDate>2009-05-09T23:47:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>İç Günlüğü</title>
<description>gözüne kadar doluydu yürek kalmadı gücü taşıyamıyor yağış dinmiyor, güneş umursamaz uyumuş bir de, bulut koynunda biliyor belki, korkmuyor taşkınlardan </description>
<link>https://www.antoloji.com/ic-gunlugu-siiri/</link>
<guid>1094507</guid>
<pubDate>2009-01-04T09:21:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Çok eski</title>
<description>Çok eski  D Ü Ş (tü)   bahçenin derin kuyusu inerken beline bağlanmış iple ürkütür ıslak toprak kokusu </description>
<link>https://www.antoloji.com/cok-eski-2-siiri/</link>
<guid>1090513</guid>
<pubDate>2008-12-28T16:43:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Köprüdekiler-Karşı kıyıya ulaşanlar-Köprü altındakiler</title>
<description>Başka hangi dilde, hangi kültürde vardır, ya da var mıdır, varsa nasıl söylenir? Bilmem… Ama bizde genellikle büyüklerden küçüklere, bir başka deyişle deneyimli yetişkinlerden, deneyimsiz gençlere bir öğüt gibi, istendik bir özellik, bir marifet, bir buluş gibi söylenir durur:  “Köprüyü geçinceye kadar, ayıya dayı de” gerçek anlamını (gerçekte ayı kim,dayı kim?  :)) bir başka tartışmaya bırakıp, biz mecaza döndüğümüzde; doğrudan doğruya,”işin bitinceye kadar, iki yüzlü olup,dalkavukluk etmende bir sakınca yoktur.Çıkarın için gerçeği saklasan da, söylemesen de,ve hatta değiştirsen de pek önemli değildir.Sonuçta senin geçici bir süre “dayı” demen “ayı”yı dayı yapmaz” Ne kadar da masum (!)  bir tavır gibi görünüyor.  Gün gelip köprüdeki ayı kendisini dayı sanıp hatta inanıp ve dayı olduğunu dayatmaya başladığında, kimin sorumluluğu daha ağırdır? Doğal bir biçimde ayı ayı bakan ayının mı? Yoksa ona dayı diyerek yanıltanın mı? Ya da bu ikiyüzlülüğü öğütleyen deneyimlilerin mi? Usta dalkavukların yani… Buna engel olmak zor belki ancak olanaksız değildir. Biraz cesaretle, ayıya gerçeği söyleyenler çoğaldığında, ona “dayı demeden geçebiliriz” köprüleri. Ayı kendisine ayı dememizden alınmaz o zaten biliyor… Biz de bilmeliyiz, bilmekle yetinmeyip bildiğimizi söylemeliyiz. Bunu yapamadıkça ayıların dayılaşmasına, tüm köprübaşlarını tutmalarına destek oluyoruz. İkiyüzlü, çıkarcı, kişiliksiz, korkak, kurnaz olmayı onaylayıp övüyoruz. </description>
<link>https://www.antoloji.com/koprudekiler-karsi-kiyiya-ulasanlar-kopru-altindakiler-siiri/</link>
<guid>1062523</guid>
<pubDate>2008-11-13T20:39:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Biz- kadın erkek -hepimiz...Aklımdan geç(e-me-y) enler-Kalanlar...</title>
<description>Toplumda dengenin sağlanması, insan ilişkilerinin ve özellikle evliliklerin sağlıklı- sağlam temeller üzerine oturabilmesi için, kadın birilerinin kızı birinin eşi, birinin annesi, olmadan önce kendisi olmayı başarmalıdır. Buna inanmak, kadının birey olması için birinci koşuldur. Kadınların sorunları kendi kişiliklerinin farkında olmak gereği duymadıklarından vardır. Ne kadar üzücü ki ezilmişliğini yaratan yine kadının kendisidir. Birçok konuda toplumun ona biçtiği rolü düşünmeden kabul eder. Hatta destekler. Çocuklarını yetiştirirken de aynı yanlış tavrı sergiler. Doğal olarak kendisini yalnızca ev işlerinden sorumlu, iyi bir eş, iyi bir anne olmaya adamış, kişilik geliştirme çabası olmayan anne,kendisi annesi tarafından nasıl yetiştirilmişse,kızını da kendince çok sevdiğinden, aynen kendisi gibi yetiştirmeyi amaç edinir.  Kızına kız olduğunu, ev işlerini öğrenmesini, fazlaca dışarı çıkmamasını, hatta daha ileri giderek fazla konuşmamasını, susmasını öğütler. Kendisinden yaşça küçük de olsa erkek kardeşinin korumasına gereksinim duymasını, yaptırımlarına boyun eğmesini öğretir. Erkek çocuğa da “erkeksin erkek gibi davran, erkek şöyle yapmaz böyle yapar, kız kardeşine –sahip- çıkmalısın,”gibi gereksiz sorumluluklar yükler.. Bu arada baba da daha bir gururla annenin bu sözlerine “benden sonra evin reisi sensin, herhangi bir nedenle yokluğumda annen ve kız kardeşin sana emanet, senin sözün geçer” gibi (erkek çocuk hele de ergenlik döneminde ise daha da canla başla bu yetkiyi üzerine alacak)  destekleyici sözlerle farkında olarak ya da olmayarak erkek çocuğa sonuna kadar kullanacağı bir sahiplik ve üstünlük hakkı verir. Evde böyle dayatılan erkek çocuk dışarıda da aynı sözüm ona üstünlük aşılamasıyla karşılaşır.çünkü toplum olarak da çok hevesliyiz ya da takıntılıyız “erkeklik” aşılamaya, kanıtlamaya.-İnsan ister istemez bir kompleks mi söz konusu da erkeklik takıntımız var diye düşünmekten kendini alamıyor&#61514; - Özetle çocuklarımızı kendimiz gibi yapmak için elimizden geleni yaparız. Eğitim görmüş kadınlar bile eşlerinin yanlışlarından bahsederken 'sonuçta erkek tabi olacak kadar' diyecek kadar ve dayak yemediğine şükredecek kadar, beklentisizdir. Ne yazık ki hâlâ “döver de sever de” düşüncesi, boyun eğmişliği sürmekte. Kadın ve erkek davranışları değerlendirilirken acımasızca ve yüzsüzce çifte standart uygulanmaktadır.(Burada demek istediğim onursuz bir davranış için“erkek yaparsa kadın da yapar” gibi yanlıştan yana bir eşitlik savunması değildir. Eğer yargılanması gereken bir davranışsa cinsiyete bakmadan yargılanmalıdır.) Yine üzücü bir gerçek var ki, kadınlara en acımasız eleştiriler yine kadınlardan gelmektedir. Kadın baş kaldırdığı ben insanım, ben bir bireyim” dediği anda ilk olarak bunu deme yürekliliğini gösteremeyen kadınlarca suçlanır. Aslında erkekler için de durum çok farklı değildir.Sorun kesinlikle sadece kadın sorunu değildir.Kişilik sorunu,düşünme,yorulma sorunudur.Toplumun onayladığı, kabul gören davranışları sergilemek ne kadar kolaydır.Zor olanı değil kolay olanı seçerek rahatımızı sağlamaktayız,hep birlikte kadın erkek hepimiz… </description>
<link>https://www.antoloji.com/biz-kadin-erkek-hepimiz-aklimdan-gec-e-me-y-enler-kalanlar-siiri/</link>
<guid>1046813</guid>
<pubDate>2008-10-21T10:54:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Aklımdan geç(e-me-y) enler-Kalanlar...</title>
<description>En çok kafama takılıp,en çok değişsin istediğim bakış açısı; erkeğin kadını önce-kadın, kadının da -daha az görülse de- erkeği önce erkek sonra insan (bazen hiç olmayabilir) olarak görmesi, öncelikle cinsiyeti farketmesidir. Böyle olunca da, oluşacak ilişki ya da iletişim baştan başarısız, yanlış temel üzerine ve eksikliklerle başlamakta.Önce insan olarak,akıl, beyin yürek olarak cinsiyet katmadan başlamayan her tanışıklığın ne getireceği, yada nerde kopacağını tahmin etmek zor değildir. Burada vurgulamaya çalıştığım, kesinlikle cinsiyeti yok saymak,kuru kuru feminizm sloganı yaratmak değildir. Kadın olmak, erkek olmak,cinsiyetinin,varlığının,özelliklerinin farkında olmak ve doğallığında yaşamak elbette güzeldir.Gereklidir. Ancak gerek toplum içinde gerekse ikili ilişkilerde insana birinci bakış cinsiyet olduğunda sorunlar da başlamakta.İnsanın beyni ve kişiliği ihmal edilmekte,en güzel paylaşımlar öldürülmekte,ilişkiler yada bakış açısı cinsiyetle sınırlanmaktadır. Toplumlarda kadın sorunu değil, insan olma sorunu ele alınmalıdır. Kadını 'haksızlığa uğramış,zavallı,umarsız,mağdur ' ilan etmek,kolay ve moda bir tavır olmaktan öteye gitmezken,erkekleri bu işin 'tek sorumlusu görmek yada göstermek' gibi adaletsiz bir yargıyı da yaratmaktadır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/aklimdan-gec-e-me-y-enler-kalanlar-siiri/</link>
<guid>1046736</guid>
<pubDate>2008-10-21T02:39:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Saat 04-06 09.08.2008</title>
<description>Keşke” dedi “ dalgaların sesini, deniz üzerinde yıldızların göz kırpmalarını, vücudu okşayan meltemin şefkatini yazmak mümkün olsaydı.” Fransızca tadına doyulmaz şarkılar eşliğinde öyle güzel anlardı ki, biryandan gözlerini kapatma isteği, bir yandan bir şeyler kaçırma korkusuyla hiç görmeden yazmaya çalışıyordu. Belki de üst üste geliyordu yazılar hepsi küçücük bir not defteri idi yazma alanı. Belki de okunamayan karalamadan öteye geçemeyecekti fakat olsundu… Yaşam da zaten bu değil miydi? “ üst üste karalamalar, okuduklarımız, okumadıklarımız, okumak istemediklerimiz ve okuyamadıklarımız.” Olağanüstü güzel anlardı,yıldız batımı başlamıştı.. Bir yandan batmakta olan yıldızları birer birer uğurlarken bir yandan kapkara ve ürkütücü görünen dalgaların beyaz köpüklere dönüşmesini izliyor, hiçbir anı bir soluğu kaçırmamak için deli oluyordu. En çok da güneşin ilk bakışını ilk nefesini görmeyi istiyordu. İnsanın -tüm yetenekleriyle birlikte de olsa- doğada olup biten her şeyi aynı anda görme konusunda ne kadar da umarsız kaldığını düşündü. Bu işi hiç kaçırmadan gözleyebilmek için kaç insan gerekirdi acaba? Bu sırada plajın bitiminde sınır çizen ağaçlar da yavaş yavaş seçilmeye başlamıştı. Zaman daralıyordu, ha doğdu ha doğacak… Karar vermek ne kadar da zordu: Yazarak mı yoksa yüzerek mi karşılamalıydı güneşi… Daha fazla dayanamadı işte dalgaların kollarındaydı bedeni ve anlatılması olanaksız bir duygu selinde sürükleniyordu ruhu da. Koskoca sahil kimsecikler yoktu, ne kıyıda ne suda, adeta Akdeniz onundu. Güneş ona doğuyordu. Yazarın dediği gibi” erken kalkardı, güneş doğmadan dünyaya hakim olurdu” Bir süre denizde kaldı, güneş inatla doğmuyordu.Geleceği yollara güller dökülmüştü, kızarmış güllerle bezeli, onu bekliyordu bütün dünya,uyuyan,uyanan, uyuyamayan,uyanamayanıyla.. Uzun gece yolculuklarından sonra kavuşup uzanıp yattığı kendi yatağı kendi yatağı kadar cazip ve rahattı su. Güçlükle ayrıldı, sahili bir baştan bir başa Fransızca şarkılar eşliğinde yürüdü birkaç kez. Severdi Fransızca şiirleri şarkıları, belki de anadilinden sonra en iyi anladığı dil olmasındandı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/saat-04-06-09-08-2008-siiri/</link>
<guid>1046531</guid>
<pubDate>2008-10-20T18:38:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Çocuğu Kıskanırım</title>
<description>çocuk küçük,  gülüşü büyük büyüse çocuk, gülüşü küçük çocuk gerçeği ağlar yetişkin kurala uyar </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocugu-kiskanirim-siiri/</link>
<guid>1037089</guid>
<pubDate>2008-10-05T21:19:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Yanılmayasın</title>
<description>Bakma öyle durduğuna, Az biraz bulutlandığına, De ki karardığına. Bakışı keskindir yüreğin, içi sımsıcak, Sabret azıcık, Kurutsun gözlerini, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yanilmayasin-siiri/</link>
<guid>1021774</guid>
<pubDate>2008-09-12T10:10:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>? Günbatımı Sorguları?</title>
<description>Günün her batımında O kısacık “an” da Yeryüzünün neresinde Kimler ............... Neleri ................................Nasıl </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunbatimi-sorgulari-siiri/</link>
<guid>1020822</guid>
<pubDate>2008-09-10T22:00:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Deniz'im</title>
<description>ne zaman seni yazacak olsam umarsız kalır tutulur elim yakıştıramam hiçbir sözcüğü bildiğim her şey terk eder beni bulamam anlatamam gözlerin gelir yapışır gözlerime </description>
<link>https://www.antoloji.com/deniz-im-7-siiri/</link>
<guid>1016162</guid>
<pubDate>2008-09-03T15:51:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Eskidendi...</title>
<description>dalları yere eğikti, bahçedeki 'can eriğinin' karşı koyamazdı, ağır yükünü daha da ağırlaştıran yağmura bir silkinse kırılacak, silkeleyemezdi damlaları bir basına, </description>
<link>https://www.antoloji.com/eskidendi-9-siiri/</link>
<guid>995778</guid>
<pubDate>2008-08-01T10:46:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 <item>
<title>Unut(ma) mak İçin</title>
<description>Yaşama bakmayı değil, Yaşamayı öğrenmeli Nefes almayı değil Nerde nasıl kiminle Soluklanacağını bilmeli Sahi kaç kişinin yanında </description>
<link>https://www.antoloji.com/unut-ma-mak-icin-siiri/</link>
<guid>995774</guid>
<pubDate>2008-08-01T10:41:00+03:00</pubDate>
<author>Kıymet Taş</author>
</item>
 </channel>
</rss>
