<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Kiyaz Kılın&#231; Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Aklım Senden Sonra</title>
<description>Aklım Senden Sonra  Aklım senden sonra kendini kaybetmeyi istedi. Bütün cümlelerim seninle başlayıp seninle bitiyordu artık. </description>
<link>https://www.antoloji.com/aklim-senden-sonra-siiri/</link>
<guid>3767865</guid>
<pubDate>2025-12-12T09:19:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Üşüyen Parmak Uçlarına</title>
<description>Üşüyen Parmak Uçlarına  Bu şiiri, varlığıyla içimdeki bütün mevsimleri değiştiren, kışın ortasında bile tek gülüşüyle bahar dallarını uyandıran sana adıyorum sevgilim. Ellerin üşüdüğünde içimde bir yerlerde kendiliğinden yanan o hasret ateşini, her gece gözlerimi kapadığımda yanıma sessizce sokulan hayalini, adını düşündükçe kalbimin kıyılarına vuran </description>
<link>https://www.antoloji.com/usuyen-parmak-uclarina-siiri/</link>
<guid>3764806</guid>
<pubDate>2025-12-03T21:00:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Atlar Koşuyor</title>
<description>Atlar Koşuyor   Atlar koşuyor kalbimde. Duyuyorum. Deli edici sesler. </description>
<link>https://www.antoloji.com/atlar-kosuyor-siiri/</link>
<guid>3759892</guid>
<pubDate>2025-11-20T13:43:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Çöküş</title>
<description>Çöküş  Yolda yorgun bir yolcu, Ayakları toz içinde, Rüzgârla savrulan saçlarıyla sessizce oturuyor boşlukta. </description>
<link>https://www.antoloji.com/cokus-45-siiri/</link>
<guid>3759214</guid>
<pubDate>2025-11-18T19:11:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Bulut Ver Bana</title>
<description>Bulut Ver Bana   Bu şiir, yalnızlığın koynunda kaybolanlara; kelimeleri susmuş, gölgeleri dost edinmiş ruhlara; gökyüzünün yasını tutmayı öğrenmiş kalplere; ve kendi acısında eriyip, hâlâ ayakta durmayı bilenlere… </description>
<link>https://www.antoloji.com/bulut-ver-bana-siiri/</link>
<guid>3758728</guid>
<pubDate>2025-11-16T22:46:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Suskunluğun Acıları</title>
<description>Suskunluğun Acıları  Lâl olmuş dudakların; sözlerin de lâl. Anlatılamayan duyguların hüznü var dilimde. Sessizliğin, ölümün karanlık koridorlarında dolanan bir rüya; ve sen, suskunluğun derinliklerinde beni arayan bir yolcu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/suskunlugun-acilari-siiri/</link>
<guid>3758525</guid>
<pubDate>2025-11-16T16:42:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Çok Ölü Var</title>
<description>Ne Çok Ölü Var   Ne çok ölü var. Çok ölü var.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-cok-olu-var-3-siiri/</link>
<guid>3756106</guid>
<pubDate>2025-11-09T20:46:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Gitmeyi Kolay Sandın (inci Tanem)</title>
<description>Gitmeyi Kolay Sandın (İnci Tanem)   Gitmeyi kolay sandın, değil mi? Bir bavula sığdırırım sandın bütün geçmişimizi, bir veda öpücüğüne gizlenir sandın bunca yılın hatırası. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gitmeyi-kolay-sandin-inci-tanem-siiri/</link>
<guid>3754845</guid>
<pubDate>2025-11-05T22:26:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>İlla Eylül Gibi</title>
<description>İllâ Eylül Gibi   Soğuyan tek şeyin havalar olmadığı bir eylül gününden yazıyorum. Her şey biraz eksik, biraz yarım, biraz senden uzak. İçimdeki bahar, çoktan göç yoluna düştü. </description>
<link>https://www.antoloji.com/illa-eylul-gibi-siiri/</link>
<guid>3753748</guid>
<pubDate>2025-11-02T21:43:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Bilen Söylesin</title>
<description>Ne olacak bizim hâlimiz? Gece hep sâhir, Zaman o zaman değil ki, oldu âhir. Bâtınımız oldu artık zâhir, Gece nedir, gündüz nedir, bilen söylesin…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bilen-soylesin-16-siiri/</link>
<guid>3753677</guid>
<pubDate>2025-11-02T20:23:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Uyandırmayın Şehri</title>
<description>Uyandırmayın Şehri  Uyandırmayın şehri. Bu gece hâlâ nefes alıyor karanlığım, asfaltın damarlarından yavaşça akıyor sessizliğim. Yağmur iniyor usulca; </description>
<link>https://www.antoloji.com/uyandirmayin-sehri-siiri/</link>
<guid>3751522</guid>
<pubDate>2025-10-27T22:14:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Kapatın Sokak Lambalarını</title>
<description>Kapatın Sokak Lambalarını  Siyah bir gölge gibi duruyordu; sigara dumanı, suskunluğuna karışıp geceye küskünce savruluyordu. En son öyle gördüm onu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kapatin-sokak-lambalarini-siiri/</link>
<guid>3751372</guid>
<pubDate>2025-10-27T15:19:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Faili Meçhul</title>
<description>Aşk: Faili Meçhul  Katiller defterine adın yazıldı bu dünyada, Aşk, beni kendi celladıma bıraktı. Suç aleti bulunamadı dediler, oysa herkes biliyordu: gülüşündü. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-faili-mechul-siiri/</link>
<guid>3748049</guid>
<pubDate>2025-10-18T23:03:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Halini Hiç Sevmedim</title>
<description>Bu Halini Hiç Sevmedim  Bu halini hiç sevmedim. Benim sevdiğim kişi sen değilsin. Bir yabancının gölgesi gibi yanımda duruyorsun. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-halini-hic-sevmedim-siiri/</link>
<guid>3748024</guid>
<pubDate>2025-10-18T22:22:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Allahım Bak Başaramadım</title>
<description>Allah’ım bak başaramadım… Eğer ki ölüm buysa, ben çoktan öldüm. Eğer ki hayat buysa, ben hiç doğmamışım.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/allahim-bak-basaramadim-siiri/</link>
<guid>3748019</guid>
<pubDate>2025-10-18T22:16:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Rüzgara Bırakılan Mektuplar 4</title>
<description>Rüzgara Bırakılan Mektuplar 4   Merhaba. Belki de artık her mektup, sadece bu kelimenin etrafında dönüyor. Bir “merhaba”yla başlayan ama hiçbir zaman “hoşça kal” demeye cesaret edemeyen mektuplar bunlar. Sen yazdıkça ben sustum, sen sustukça ben yazdım. Biz, birbirimize ulaşmanın değil, birbirimizi duymanın yollarını arıyoruz.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruzgara-birakilan-mektuplar-4-siiri/</link>
<guid>3747157</guid>
<pubDate>2025-10-16T17:34:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Rüzgara Bırakılan Mektuplar 3</title>
<description>Rüzgara Bırakılan Mektuplar 3  Merhaba, Evet, yine… Belki de hiç gitmemiş gibi.  Bu sabah balkona çıktım. Hava hâlâ uykulu ve serindi; güneş pencere pervazlarını yeni yeni ısıtmaya başlamış, rüzgâr ise eski serinliğini bırakmamıştı. Uzak bir çatı aralığında küçük bir kuş titriyordu, belki senin bahsettiğin o kuştu, belki de hayalimin sesi. O anda mektubun elimdeydi. Kâğıt hâlâ sabahın soğukluğunu taşıyor, parmaklarımda titriyordu. Rüzgâr getirmişti; belki de senin sesinle… </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruzgara-birakilan-mektuplar-3-siiri/</link>
<guid>3747088</guid>
<pubDate>2025-10-16T14:36:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Rüzgara Bırakılan Mektuplar 2</title>
<description>Rüzgâra Bırakılan Mektuplar – 2  Merhaba ve ya belki de yeniden merhaba. Rüzgâr işini yine yaptı. Senin mektubunu aldım. Okurken, kendi nefesimin sesini duydum; kelimelerin yalnızca sana değil, bana da ulaşmıştı. Cümlelerin içime sızarken fark ettim: Bazı kelimeler insanın üstüne değil, içine giyiliyor. Senin kelimelerin de öyleydi. Her gün pencereyi açtım, alışkanlıktan mı, umuttan mı bilmiyorum. Bazen beklemek bile bir tür yazmak gibi. Bir sayfayı çevirmeden önce parmak uçlarının o ince tereddüdü olur ya ben o tereddütte yaşıyorum. “İnsan bazen sadece bilinmek ister.” Evet. Anlaşılmak değil, açıklanmak hiç değil… Sadece biri, bir yerlerde “biliyorum” desin ister. Ben de seni biliyorum. Yüzünü değil, sesini değil, ama o kelimelerin ardındaki titrek yankıyı biliyorum. Belki bu yeterlidir. Belki fazla bile. Bugün hava biraz daha ağır. Rüzgâr, bu defa yönünü şaşırmış gibi, dönüp dolaşıp aynı perdeye çarpıyor. Beni bulduğu gibi seni de bulur mu, bilmiyorum. Ama içimden bir ses diyor ki, her kelime bir gün kendi sahibine döner. Geç de olsa, sessiz de olsa. “Adı hâlâ eksik biri” demişsin. Ben de eksik biriyim, ama eksikliğimi gizlemeye çalışmıyorum artık. Bazı yaralar kabuk tutmaz; onlar kendilerini hatırlatmak için hep açık kalır ve ben galiba o yaralardan öğreniyorum yaşamayı. Uzun zamandır kendi içimde dolaşıyorum. Bir şehrin sokaklarında değil, kendi kalbimin dar koridorlarında. Her köşe başında bir anı, her kapı eşiğinde sustuğum bir cümle var. Bazılarını açmaya korkuyorum; her hatırlayış biraz daha eksiltiyor beni. Aslında unutmak da bir tür yok oluş. İki uç arasında gidip geliyorum. Ne kalabiliyorum, ne gidebiliyorum. Tıpkı rüzgâr gibi… Yönüm var, ama durağım yok. Rüyama girme ihtimalinden bahsetmişsin. Dün gece, gerçekten bir rüya gördüm. Bir masa vardı; üstünde açık bir defter, yanında soğumuş bir fincan kahve. Rüzgâr sayfaları çevirdikçe bir ses duyuluyordu: sanki biri her satırın arasına “buradayım” yazıyordu. Uyandığımda elimde kâğıt yoktu ama parmaklarımda hâlâ mürekkep kokusu vardı. Demek ki bazen rüyalar da mektuplar kadar gerçek olabiliyor. Sen “bir noktadır her gecem” demişsin. Ben de diyorum ki, benim her sabahım bir virgüldür; tam başlamayan, tam bitmeyen, ama her defasında yeni bir nefes. Senin kelimelerin de işte öyle; yarım ama bütün, suskun ama konuşan. Belki hiçbir zaman karşılaşmayacağız. Belki bu mektuplar, birbirini hiç tanımayan iki insanın aynı rüzgâra bırakılmış iki yalnızlığından ibaret. Ama yine de yazıyorum. Çünkü bazen yabancılar arasında doğan sessizlik, en saf bağdır. Eğer bu sayfa sana ulaşırsa, okurken pencereni arala. Rüzgârı içeri al. Belki aynı anda aynı nefesi alırız, belki o an, birbirimizin varlığını hissederiz. Eğer bir gün rüzgâr yine benim balkonuma uğrarsa, bilsin ki bu defa yalnız değilim. Çünkü bir yerde, bir başkasının kaleminde benim cümlelerim de yaşıyor. Rüzgârın izini sürmeye devam edeceğim. Sessizliğe selam, rüzgâra emanet kelimelerle… </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruzgara-birakilan-mektuplar-2-siiri/</link>
<guid>3747063</guid>
<pubDate>2025-10-16T12:19:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Rüzgara Bırakılan Mektuplar 1</title>
<description>Rüzgâra Bırakılan Mektuplar – 1 Merhaba, adını bilmediğim ama kelimelerini tanıdığım kişi, Bu sabah rüzgâr, balkonumun demirine bir kâğıt bıraktı. Ne selam verdi ne de izin aldı; yalnızca mektubunu bıraktı ve kaçtı. Kâğıt bir süre parmaklarımın arasında titredi; soğuktan mı, yoksa kelimelerinin yakıcı sıcaklığından mı, bilmiyorum. Yazını okudum ve itiraf edeyim, uzun zamandır hiçbir kelime bu kadar tanıdık gelmemişti bana. Sanki yıllar önce yazdığım ama gönderemediğim bir şeyin cevabı gibiydi. “Rüzgâr hayırsız.” demişsin… Belki haklısın, ama bazen hayırsızlar en doğru adresleri bulur. Bu satırları yazarken pencereyi bilerek açık bıraktım. Rüzgâr içeriye sızsın istedim; belki kelimelerimden birini alır, senden önce sana varır diye. Bilmiyorum… Belki hiçbir yere ulaşmayacak bu sayfa, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruzgara-birakilan-mektuplar-1-siiri/</link>
<guid>3747034</guid>
<pubDate>2025-10-16T10:19:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Ayrılığın Güncesi</title>
<description>Ayrılığın Güncesi  1. Gün Göğsümün ortasında yutkunamadığım bir boşluk var; ağlayarak uyanıyorum, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayriligin-guncesi-2-siiri/</link>
<guid>3744583</guid>
<pubDate>2025-10-09T21:39:00+03:00</pubDate>
<author>Kiyaz Kılınç</author>
</item>
 </channel>
</rss>
