<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Kenan Şekeroğlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Fareler</title>
<description>Zaman geçiyor,  Sonra da Ölüler geçiyor üzerimden, Toprağa gizlenmiş yüreğimin üzerinden Ayak sesleri geliyor,  </description>
<link>https://www.antoloji.com/fareler-18-siiri/</link>
<guid>3610336</guid>
<pubDate>2024-08-27T19:25:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Beni terk ediyorum</title>
<description> Gömdüm. Kinimi, acımı, zehrimi gömdüm Gömdüm gömmesine de, Yetmedi toprağı bile zehirledim Ümidi kesmiştim benden. </description>
<link>https://www.antoloji.com/beni-terk-ediyorum-siiri/</link>
<guid>3241912</guid>
<pubDate>2021-04-10T15:37:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Akvaryum</title>
<description>Bugün siyaha kaçtım,  Derinlere, Okyanus tabanına, Kaçtım ya hani, geceler gibi ama, Zifiri karanlıkta belirdiğinde adalara benzeyen vapurlar gibiydim, bir var bir yokum.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/akvaryum-32-siiri/</link>
<guid>2985659</guid>
<pubDate>2019-04-29T02:40:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Yürek</title>
<description>Yabancıydı ona bu şehir  Bu insan Taşı toprağı yosun kokan bu kasaba Üç kuruşluk candı taşıdığı yüreğinde Üç parça hayaldi yaşadığı Onu bırakmıyordu </description>
<link>https://www.antoloji.com/yurek-150-siiri/</link>
<guid>2940119</guid>
<pubDate>2019-01-07T23:55:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Çıplak</title>
<description>Bana bir ışık gönder!...  Ortalık zifiri karanlık, Yüreğim kapanıyor, Karanık örtülüyor perdelerle,  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ciplak-72-siiri/</link>
<guid>2940112</guid>
<pubDate>2019-01-07T23:46:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Cellatların Dansı</title>
<description>Bir yiğit edasındayım.  Adımı karaladığım mezar taşının memnuniyetsizliğinde ürkek cesaretim.  Kelimelere sakladım kendimi.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cellatlarin-dansi-siiri/</link>
<guid>2903692</guid>
<pubDate>2018-10-23T14:05:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Teşekkür ederim.</title>
<description>Neden?  Diyerek dilime çaldığım adın ve adım. Darmadağınık akşamlarımda, hani bizden, anılardan, çekerek aldığım seni gözlerimin önüne, tam ben "hani biz...." diyecekken, süzülüyor dudaklarımdan kırık kalbim.  Yıkıntılar arasında uyanıyorum. Bakıyorum etrafıma, yoksun. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tesekkur-ederim-96-siiri/</link>
<guid>2901833</guid>
<pubDate>2018-10-18T15:08:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kesik Damar</title>
<description>Bir kesik at damarına kılını kıpırdatmadan,  Yenilmezlik gerçek değil yoluna düşmüşken zalimin,  Zafer dersin korunmasızlığına bükülmüş boynunla...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kesik-damar-siiri/</link>
<guid>2893414</guid>
<pubDate>2018-09-28T12:46:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kotik</title>
<description>Elimde bir törpü, uyandım. Yine mi bitti erkenden sözler Dilim sürçüyor, Dudağımda ısırık acısıyla, yine mi boşaldı kadehim diyorum kırkıma bir kala.  Yine mi bitti bu derin uykular </description>
<link>https://www.antoloji.com/kotik-siiri/</link>
<guid>2891891</guid>
<pubDate>2018-09-23T15:02:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Buruşuk</title>
<description>Ne kadar üzücü böyle gelişmelere ait tecrübeler. Neden dersen bu bahsi geçen iki kişiden biri mutlaka üzüntüyü tadan olur. Herkes kendi gazabında acı çekecektir mutlaka, bu yüzden huzurluyum insan olduğumuzun farkına eninde sonunda da olsa fark edeceğimizden dolayı. Ölenlerin, acı çekenlerin, gönlü kırılanların ve hatta buruk yüreklilerin bile cellatları er yada geç kendi urganlarında fark edeceklerdir yaptıklarının ne demek olduğunu. Bugün yüreğime en sevdiğim meyveyi artık sevmeyeceğimi söylesem, o bile gülerdi bana herhalde. Neden biliyor musun? İnsan yüreğini hoş tutan, onu heyecanladıran, sevildiğini veya sevdiğini fark ettiği ve bunu sürdürdüğü birinden asla vazgeçmez istemez. </description>
<link>https://www.antoloji.com/burusuk-5-siiri/</link>
<guid>2392708</guid>
<pubDate>2017-09-21T15:24:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kaval</title>
<description>Su anda saat sabahın bilmem kaçı bilmiyorum ama hala horozlar ötmedi ya da yanı başımda olan cami imamı daha uyanamadı ya da ben anlam veremediğim bir rüya içerisindeyim. Bir çit üzerindeyim ama kavalcı yok kuzularda yok.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaval-2-siiri/</link>
<guid>2392706</guid>
<pubDate>2017-09-21T15:21:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kemirgenler</title>
<description>Mutlu türevini açamıyorum kendi ana temamda; bazen babanemden hatırladığım bir parça peynir, bazen ise annemin anlattığı ezbere bildiğim çocukluk anılarım, bazen içtiğim bir bardak şarap, bazen beni ağlatan puslu akşamlar, ya da nefret ettiğim bir şarkı, ya da düşünmek istemediğim aşk oyunlarım ve sonra aşklarımın görüntüsüne bürünen kemirgenler. Onlarda oda yok, ev yok sadece beynim var. Geliyorlar zorla kafamın içerisine girip bana seni hatırlatıyorlar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kemirgenler-2-siiri/</link>
<guid>2392702</guid>
<pubDate>2017-09-21T15:18:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Yine aynı ben!.</title>
<description>Gözlerimi kapamıştım ki yatağımda boylu boyunca uzanarak yüreğimdeki ıssızlığın soğukluğunu hissediverdim yine her gece olduğu gibi. Zaman hızla geçerken bugünlerden yarınlara eksik geçiyormuşum her seferinde. Binlerce anlamla tasvir ederken eksikliği her sabah buluştuğumda aynadaki süliyetimle o anlamlardan bir tek cümle bile kurup sunabileceğim kimsenin olmadığını fark ettim hayatımda. Peki bunu ne zaman fark etmiştim ki aceba. Ya da daha doğrusu aşkın içinde kaybolarak geçirilen günlerin hayatımda olmayışını nasıl anlamıştım. Sanırım kendime sormam gereken sorular olmalı ve bir yerlerde cevaplamayı ertelediklerim de. Siz hiç kendinize işkence yaptınız mı? Ben yaptım. Hem de her gün yapıyorum. Her gün kurtulamayacağım bir hayatın kucağında açılıyor umutsuz gözlerim bir diğer güne.  Yine aynı siz olmaktan bıktığınız her saniye işkencede tamda bu fikirle başlıyor beynimi kemirmeye. Teslim olmakta fayda etmiyor, bu seferde bir parçası oluveriyorsunuz bu çarkın. Yani yine siz, istediğiniz siz olamıyorsunuz.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yine-ayni-ben-siiri/</link>
<guid>2392700</guid>
<pubDate>2017-09-21T15:16:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Hüvelbaki</title>
<description>İnsan hayatta başlıkları çok kolay belirleyebiliyor. Anlatırken hayatındaki sülietsiz kahramanlarına, bir lakap takmayı unutmadan geçemiyoruz. Günlerin, haftaların, hatta tüm anların ki, bunlara rüyalarında yaşadığın bile dâhil, yani tüm yaşananları dökerken kirli bezlerine, istemediklerini anlatırken, renkli, parlak ve uçucu kısacık başlıklar atıp geçiyoruz asıl konunun betimlemelerine. Kader, iste tam burada çıkıyor insanın karşısına. Kısacık bir isim oysaki ama o rüyalarında yaşadığın o üç saniyelerinle bile hesaplanarak yazılıp dökülse kitaplara yetmez sana bütün kütüphanelerdeki okuduğun insan hayatları. Çünkü en sonunda, bak, sana kocaman bir ömür ile çıkar karşına. Bir kere adına dönen şans topunun yazısı düşerse yuvasına bir daha asla silemezsin alnından alın yazısını. İşte o an anlarsın alın yazısı nedir ve bu kütüphanede hangi başlıkla yaşadığını. Bu, senin alın yazın. Adının önemi yok. Çünkü o isim senin değil, sen sen değilsin. Sen alnında yazan yazının alt satırlarındasın. Yeni bir başlık atamazsın sana yazılmış kitabın satır aralarına. Sen sadece okuyabilirsin. Adın bazen Kenan olur bazen Serdar ama bunların önemi yok yaşadıklarını anlatırken. Bir başlık seçersin, en sevdiğine kendini anlatırken. Kendini koyarken ortaya çırılçıplaklığınla, utanırsın kendinden adına söylediğin isminin serdar olduğuna. Anlatırken kendini en sevdiklerine, evinin duvarındaki çatlağa kadar anlatırsın ya hikâyeni, sana yardım etsinler diye. Çünkü çaresiz kalır, yapamazsın tek başına yardım almadan. İyi ve kötü, anlatılmak için sıraya girerler kafanda önce ben önce ben diye. Çaresizliktir insanın kendi kendini hançerlemesi düşmanın karşısında. Utanır, adını söyleyemezsin benim adım Kenan diye. Senin adın Kenan değil. Kabullenirken adının ne olduğunu, açarsın gözlerini şöyle bi yattığın yerde, kafanı kaldırıp bakmak istersin ben nerdeyim diye, işte o an anlarsın kafanı çarptığında tabutun tahtalarına adının ne olduğunu. Ne Kenan'lar ne Serdar'lar yazılır isim diye mermer taşlarına bu senin yattığın yerde. İşte ne okumakla biter bu ismin manaları nede saymaya yeter senin gibi kaç kişinin ismine kazınan taşların altında yatanları. </description>
<link>https://www.antoloji.com/huvelbaki-5-siiri/</link>
<guid>2392697</guid>
<pubDate>2017-09-21T15:13:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kiralık</title>
<description>Sorsalar seni kiraya versek diye, en baştan sayarsın yarımda olsa bütün meziyetlerini. Sorsan sen kendi kendine, kendimi sana kiraya veriyorum diye; çıkamazsın sahip ikisinden birine adam akıllı. Sonra sevdiklerini daha çok anımsayıp;geri sayarsın çevirdiğin yaprakları hayatında.  İki kurşun asker, çıkar rüyalarından otururlar yanı başına nöbet tutarlar sana. Hani sahip çıkamazsın ya kendine, durmadan yinelersin ya isteklerini, hayallerini ve kapatılmamış bütün kapılarını. Yarım kalır her şey hayatında, söylediğin şarkılar da yarım kalır ağzında.  Eskiden hayallerinin şöhretinde iken sen, şimdi ise vermişken kendini hayata kira niyetine, yaratamadığın kahramanının ayaklarına bağlanırsın prangalarla,  bakarsın kendine ben ne olmuşum diye,cevap veremezsin. Vardır hepimizin hayatında kurşun askerler, dökerler bütün sırlarını umursamadan hemde hiçbir şeyi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kiralik-9-siiri/</link>
<guid>2392693</guid>
<pubDate>2017-09-21T15:04:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Yıllar sonra yine bir pazar sabahı</title>
<description>Yüreğim, dağlanıyor ateşler içinde. Benim içimdeyse siyahlara bürünmüş kanlı önlüklü bir adam. Sol elinde urgan, diğer elinde ise demir döven. Anın, zamanın yaşandığı sırada tüm olup bitenlerin ardından yapılan muhakeme sırasında yarı uykulu, bitkin, kendinden öylece vazgeçmişcesine teslim olan bedenimin anlamsız ağrıları. O vurdukça içimde ki karmaşa beni dövüyor. Öylece savruluyorum kendi içimdeki bütün çelişkilerle. Hep, her şeyin bir diğer parçasını aradım da durdum ve böyle kurtuldum bütün sıkıntılarımdan. Yangın yeri gibi şimdi her yerim. Hep aynı şeyler oluyor. Bu nasıl bir çelişki Allah’ım. Her gün bir parçam eksilirken acılar içerinde, umutlarım, hayallerim ve arzularım dövülüyor kanlar içerinde ve benden zorla alınıyorlar. Bunlar her gün oluyor. Yeni bir sayfa, yeni umutlar değiştirilmiş ya da af dilenmiş gevşek tövbeler içerisinde sonu belli olan ama yine de bir belkisi vardır diyerek başlıyorum yeni güne acılar ve kayboluşlar içerisinde. En kötüsü ise, sona her geçen zaman diliminden bir tane daha kaybettiğini fark ettiğinde eline bakıp neler kaldı sorusunun cevabını almak. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yillar-sonra-yine-bir-pazar-sabahi-siiri/</link>
<guid>2392690</guid>
<pubDate>2017-09-21T14:58:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Kimsin!.</title>
<description>Nasıl bir şey ki, bu sorunun cevabını almak. Acayip bir şey insanın hem uykusu geliyor ama yatamıyorsun bir şeyler yapmam lazım diyorsun öylece eline birkaç kağıt alıp sadece karalıyorsun. Bir uykulu hal ama uykun yok Açma sakın avucunu çingeneye. Gösterme sakın kimseye. Bilmesinler seni, verme izin sakın seni anlamalarına, avuçlarına kazınan çizgilerle belirlenen hayatının ipuçlarını. Ama bu senin hayatın ve başlar bir Pazar sabahı çingenelerin yaşadığı yerlerde. Ararsın adına yazılan geleceği kahve fincanlarında. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-kimsin-55-siiri/</link>
<guid>2392688</guid>
<pubDate>2017-09-21T14:57:00+03:00</pubDate>
<author>Kenan Şekeroğlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
