<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Karani Arda Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Harput’a Sela</title>
<description>Harputa Sela  Ah bu yalnızlık bu divane bu vehim Adım mı kaldı şiirde sefa Reyhanlar kokusuyla gelse gene Beyzade Kutsal emanetleri bekler gibi </description>
<link>https://www.antoloji.com/harput-a-sela-siiri/</link>
<guid>2908049</guid>
<pubDate>2018-11-02T00:19:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>Hiçler Mezatı</title>
<description>Hiçler Mezatçı  Ne menem yalnızlıktır mavi Hiçbiriniz yoktunuz ki Gelmediniz sesime Tutmadınız elimi </description>
<link>https://www.antoloji.com/mezatcida-biri-siiri/</link>
<guid>2908047</guid>
<pubDate>2018-11-02T00:08:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>İki Elma Bir Ayna</title>
<description>  İyi değilim ama merak etme İyi dedikçe sanki uzuyor ömrüm Öyle sindirilmiş bekle Belki sana bakar </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-elma-2-ayna-siiri/</link>
<guid>2349067</guid>
<pubDate>2017-05-04T12:40:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>Lale Mevsimi</title>
<description>  Ah bu laleler ne vefasızdır Damla damla düşer maziye Yadigar kalir sineme Hem aşiyan hem gizli </description>
<link>https://www.antoloji.com/ah-bu-lale-mevsimi-siiri/</link>
<guid>2349066</guid>
<pubDate>2017-05-04T12:37:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>Süreyya</title>
<description>Süreyya  Ben hiç rüya görmedim Süreyya Gölgem  düşmez denize benim /Sensiz Ah her yanım bıçak yarası </description>
<link>https://www.antoloji.com/anastasia-siiri/</link>
<guid>2209140</guid>
<pubDate>2016-01-08T21:32:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>Kudüs ve Ben</title>
<description>Ah Kudüs, yetim Kudüs Öksüz Kudüs… Nazlı bir gelin Kudüs… Küskün Kudüs...Esir Kudüs... Derdini kime yansın Neye ağlasın, kime güçlü görünsün Kudüs... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kudus-ve-ben-siiri/</link>
<guid>2205142</guid>
<pubDate>2015-12-27T12:30:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Ümit</title>
<description>Zifiri gecede doğan güneşe Gündüz yıldızlara varmalı bir ümitle İltica etmeli insan/ mülteci Kaldırımlara cennetin sırrını Söyleyip yürümeli Bırakmak için şehrin duvarlarına </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-umit-16-siiri/</link>
<guid>2205076</guid>
<pubDate>2015-12-27T01:11:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>Kara Masal</title>
<description>KAR/A MASAL "Büyük Dedem Kasım Efendi ve Sarıkamış  şehitlerimizin anısına..."  Bir varmış  bir yokmuş Bir  kara kamış varmış... ..... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kara-masal-3-siiri/</link>
<guid>2205075</guid>
<pubDate>2015-12-27T01:10:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>Şehr-i Veda</title>
<description>Hasreti vuslatından hayali kendisinden  güzel şehir  Gidiyorum ey şehir mutlu musun hoşçakal... Ömrümün ilkbaharı İlk gençliğim hoşçakal... Korkulu gecelerim, olmaz sabahlarım hoşçakal... Hira ettiğim Harput, </description>
<link>https://www.antoloji.com/veda-kapisi-2-siiri/</link>
<guid>2205069</guid>
<pubDate>2015-12-27T00:58:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>Perde</title>
<description>PERDE   Çaya şeker atmazdı Erimesin diye. Karıştırmazdı da bu yüzden. </description>
<link>https://www.antoloji.com/perde-133-siiri/</link>
<guid>2205064</guid>
<pubDate>2015-12-27T00:50:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>Birlikte</title>
<description>Aynı sevabı işleyelim seninle Aynı köyü sevelim mesela Birlikte ağaca su verelim Kuşlara yem Çirkin kediler sevelim Rüzgar eselim... </description>
<link>https://www.antoloji.com/birlikte-48-siiri/</link>
<guid>2205057</guid>
<pubDate>2015-12-27T00:40:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>Harputta Sela</title>
<description>Abonoz ağacıyla şahlanıyordu minber Aksine eğri minaresiyle ve Ulu cami Anlatıyordu şahit olduğum günleri  Hira çaydı bendim çıra Nur dağından inen rahmete hasret </description>
<link>https://www.antoloji.com/kerkukte-ezan-harputta-sela-siiri/</link>
<guid>1719434</guid>
<pubDate>2012-05-18T18:59:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>*Denemeler-4 Dostun Ardından</title>
<description>Gönül diliyle yazıştık, gönül gözüyle bakıştık, bir gönül insanını “belki karındaşım değildi ama kardaşımı” sırtımızı, dostumuzu; kırık bir kalple, ama kırılmadan vakârla, kırklara uğurladık...   Aynı beldeliydik... Aynı mahallede doğduk, aynı mahallede büyüdük, aynı sokakta yürüdük, aynı işte hayata atıldık. “İhvanlar Kebab Salonu”nda aynı duayı okuduk, aynı dala tutunduk, aynı şeye ağladık, aynı şeyle ağladık, aynı şeye sıkıldık aynı şeye daraldık kısacası aynı olan parçamızı kırklara uğurladık..  “Bizi sevdir, bize sevdir” düsturuyla hareket etti. Çok sevdi, çok sevildi. Nefis terbiyesini bilen, ciğer kokusunu hissettiren, Hz. Ebubekir ciğerli, Hz Ömer yürekli ve de bilekli, Pir Efendimize meftun. Ağlamasını seven ama dünyayı hiç sevemeyen; cömertlik, iyilik, hüsnü ahlak sahibi, karagün dostu dostumuzu rütbelerle uğurladık.. Babası babamızın, oğlu oğlumuzun, eşi eşimizin dostu... Birlikte tefekkür ettik böyle ölümü, dostlar yıkasın, okşasın, koklasın; dostlar uğurlasın, biz hayal ettik, sen gerçek vefatın dahi hayırları vesile etti ve edecek... Firkatine yanıyoruz yoksa sen hayallerini gerçekleştirdin biliyoruz. </description>
<link>https://www.antoloji.com/denemeler-4-dostun-ardindan-siiri/</link>
<guid>1496199</guid>
<pubDate>2010-12-30T00:31:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>*Denemeler-3 Mekandan dinlediklerim</title>
<description>Şu mekan insana neler anlatmıyor ki... Şu yaşam nelere şahit olmuyor ki… Kendisiyle halleşmesini bileni bulsa ona neler anlatır kim bilir? O lisana vakıf olanlara dahi haykırdığı şey ‘hicret’ olsa gerek. “Baktığımız her ufkun öte yanına hasret / bir ömür sürüyoruz ki nereye varsak hicret.”  Şahısların yaşadığı mekanlar zamanla şahısları yaşatmış, mekânlara şahsiyetini, şahıslar vermiş… Öyle olduğu içindir ki, taş üstünde taşı kalmamış yerler dahi  insanı büyülemiş. Çok ihtişamlı binaların dahi veremediği huzuru hatıralarla kaim mekanlar vermiş. Hiç pencereden dışarıya baktınız mı? … Şu mekan insana neler anlatıyor değil mi? … Bazen evimizin, bazen arabamızın penceresinden… Bazen sokaklarını arşınladığımız, yamaçlarına, sularına yorgunluğumuzu bıraktığımız mekan, belki uçağın, belki trenin penceresinden, gözlerimizin önünden kayan zaman içerisinde sıkışan mekan… Son zamanlarda  kendi üzerimize kapanmaya, dünyadan tecrit olmaya başladık. Yarenlerin bir kısmı terk edip gitmiş, kalanlar da heyecanını ve azmini yitirmiş. Son zamanın en büyük sermaye unsuru olan insan ve insan olma  bakımından  oldukça iyi durumda olmanın kıymeti bilinmemiş. Güç ve kudret vermesi gereken mazi, avunma yada dövünmeden başka işe yaramaz olmuş. Hal böyle olunca dostluklar ve dostların kemiyeti azalmış ve fakat şükür ki keyfiyeti baki kalmış…  Aslında aradığımız kendi yitiğimizdir. Hicret ede ede bulmaya çalıştığımız kendi yitiğimiz... Bazen bu müşkül durum, insanı yardan uçurur bazen yare uçurur. Sırrına bigane olanların bildiği sır… Kelimelerin, sözün bitiği yerdir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/denemeler-3-mekandan-dinlediklerim-siiri/</link>
<guid>1496198</guid>
<pubDate>2010-12-30T00:29:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>*Denemeler-2 Sahili olmayan umman</title>
<description>Ey Rasül! Sen ne kutlusun ki tüm peygamberlerin sıkıntılarını, tüm ümmetin üzüntülerini bir arada yaşadığın halde gözlerin iplik gibi, ipek gibi nemli iken huzur veren rahmet duaların bizim içindi... Cenkte, beşikte, zikirde her mecliste, hep bizim içindi…  Selam olsun sana ve ehlibeytine Efendim… Selam olsun sana ve ashabına… Tüm hülyalarda, bütün rüyalarda sen varsın yahut sen olmalısın. Kadir kıymet seninle anlaşılır, arzular seni umutlandırır Efendim. İpek, kalbin gibi temiz diye ipek adını aldı. Işık nurundan çıktığı için ziya saçtı. Güzel senin gözlerinde anlamını bulduğu için adı güzel kaldı. Senden bahsetmek onurların en yücesi, Seni yazmak yazıların en şereflisi. En kıymetli gözyaşı Sana dökülen, en kıymetli dua Seni anan, en güzel şiir Sana okunan, Sana yazılan, Seni anlatan. En güzel arkadaşlık Seninle olan, en güzel sohbet Seninle yapılan. En kıymetli yağmur Senin zamanında  yağan, en kıymetli rüzgar Senin zamanında esen, Seni ferahlatan. Güneş hiç bu kadar mutlu doğmamıştı Senin üzerine doğana dek; ay bu kadar neşeli… Senden önce dünya melekler, taşlar, ağaçlar Seni kaç bin yıl bekledi bilmem ama Senden 14 asırdır ayrı.  Özlem mi zor, hasret mi? Özlemde çok zor ve heyecanlı bir bekleyiştir elbet. Çok da uzun sürmüştür nihayet. Ancak Seni taşıyan dünya bu hasretine daha ne kadar dayanır bilmem. Uhud ne kadar dayanır bilmem… Hira, hava ve su… Bilmem... Senin varlığını tadan dünya, Seni tanıyan dünya ne kadar ayakta kalır bilmem. Ama Senden sonra bir daha garip, bir daha zevksiz, bir daha mahzun. O bile aldatıcı oyunlarını eskisi gibi oynayamıyor. Eskisi kadar süslü duramıyor. Dünya o bile Sana aşık oldu Seni unutmuyor, seni arıyor Efendim! … </description>
<link>https://www.antoloji.com/denemeler-2-sahili-olmayan-umman-siiri/</link>
<guid>1496194</guid>
<pubDate>2010-12-30T00:24:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>*Denemeler-1 Hasreti kendisinden hayali özleminden güzel şehir</title>
<description>İnsan doğduğu yeri nasıl da seviyor… İlk doğup büyüdüğü yeri nasıl da seviyor, nasıl da arıyor. Bir ceylanın anasını arar gibi, kuzular gibi arıyor…. Emziriyor sanki şehir insanı. Arayıp duruyor gözleri, ilk baktığı ufku, ilk gözlerini açtığı yeri. Usul usul yanına sokulup doyasıya, ana gibi koklamak geliyor insanın içinden. Başını göğsüne dayayıp doya doya içine çekmek, dağlarından ovalarına halı gibi serilmek, yamaçlarından boşalan yağmuru bardağından içmek, karanlığında kaybolup, karıncalanan gözlerine gizlenen dalgaları burnunu çekerek gizlemek, toprağında yok olup gelincik açmak istiyor. Açtığı dalda rüzgar olup esmek, kokusunu almak istiyor şehrin… Taşı özler mi insan? Özlüyor işte. Meydanları, sokakları, ağaçları, yamaçları, duvarları… Hergün kaldırımlarına yorgunluğumuzu bıraktığımız banklarını. Sırlarını paylaştığımız çamur sıçratan kaldırımlarını. Yürümekten düşekalacağımız mecburiyet caddelerini. İlk gençlik heyecanlarını, canı cananı hiçe saydığı dostlarını, dostluklarını, umutlarını, sevdiklerini, hayallerini, eskilerini yani kaybettiklerini…Arar durur. Memleket hasreti düşmüştür bir kere yüreğe, önüne geçmek ne mümkün. Gurbette insanın duası bile daha makbul, daha içten, daha samimi. Yani  Peygamber sünnetidir duyduğumuz bu özlem. Memleket hasretinden yorgun düşmektir, hasta olmaktır belki de. Ovalar ortasında, yeşillikler arasında dağları özlemektir, sevmek için. Medine’yi Mekke gibi sevebilme gayretidir yokluğunda. Açtığı dalda rüzgar olup esmeden göçmemektir bu dünyadan asla. Son bir kez dahi olsa, karada kalan martı gibi denize ulaşıp da teslim olmaktır sonra… </description>
<link>https://www.antoloji.com/denemeler-1-hasreti-kendisinden-hayali-ozleminden-guzel-sehir-siiri/</link>
<guid>1496192</guid>
<pubDate>2010-12-30T00:23:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>İnce Bir Keman Türküsü</title>
<description>Sineyi harap eyledi firkatinde hüzün  Kaybolan aşklarım yok benim gülistanımda Hicaz makamında bir hüzzam /Gülüşün rengi Berheva oldum avuçlarında Bergüzâr kaldı aşka ateşi </description>
<link>https://www.antoloji.com/ya-indir-yuregime-siiri/</link>
<guid>1284806</guid>
<pubDate>2009-11-09T15:19:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>Çocukluğumla Ben</title>
<description>Bir semaver demledim güneşte  İkindi vakti Dolunay kıskanır rüyalarımızı Bulutları çağır Açsın kanatlarını Kapansın sema </description>
<link>https://www.antoloji.com/kainat-oyuncak-2-siiri/</link>
<guid>1231672</guid>
<pubDate>2009-08-04T13:34:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>*Kainat oyuncak</title>
<description>Bir semaver demledim güneşte  İkindi  vakti Dolunay kıskanır rüyalarımızı Bulutları çağır açsın kanatlarını Kapansın sema Görmesin kimse </description>
<link>https://www.antoloji.com/kainat-oyuncak-siiri/</link>
<guid>1231670</guid>
<pubDate>2009-08-04T13:32:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 <item>
<title>İnce Bir Keman Türküsü</title>
<description>Sineyi harap eyledi firkatinde hüzün  Kaybolan aşklarım yok benim gülistanımda Hicaz makamında bir hüzzam / Gülüşün rengi Berheva oldum avuçlarında Yadigar  kaldı aşka ateşi </description>
<link>https://www.antoloji.com/keman-turkusu-siiri/</link>
<guid>1185990</guid>
<pubDate>2009-05-31T02:42:00+03:00</pubDate>
<author>Karani Arda</author>
</item>
 </channel>
</rss>
