<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. K&#226;muran Esen Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sinir Olduğum Tipler-2</title>
<description>-Zıııııırrr! (Bu ses, kapı zili.)  - Buyrun, hoşgeldiniz. -Hoşbulduk Kâmuran Abla. - Şöyle buyrun.(Oturmak için yani.) - Nasılsın Müjgân? - İyiyim Kâmuran Abla. Siz nasılsınız Kâmuran Abla? </description>
<link>https://www.antoloji.com/sinir-oldugum-tipler-2-siiri/</link>
<guid>971686</guid>
<pubDate>2008-06-20T17:06:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Sinir Olduğum Tipler-1</title>
<description>- Zııııııır! (Yine kapı zili.)   - Hoş geldiniz. Buyrun. (Salona geçilir, karşılıklı oturulur.) - Nasılsın Nevin? - Hiç sormayın. - Hayırdır? (Kızın kolu sarılıdır.)   Aaaaaaaa! N’oldu koluna? </description>
<link>https://www.antoloji.com/sinir-oldugum-tipler-1-siiri/</link>
<guid>967616</guid>
<pubDate>2008-06-13T22:30:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Fatma Nine'nin Günlüğü-2</title>
<description>Sevgili Yavrım Günnük;  Biliyo mun sevgili günlük senden başka derdimi dinleyon yok. Kimsenin beni ıslayıp gazıdığı(ciddiye aldığı)    yok. İyi ki sen varsın. Dert ortağım benim.   Hani geçen gün bizim Adem, - Sızma Adem yani - kümese giren sansarları yakalayım derken sansar parnağını kapmışdı, nasıl oldu ku? İyi ki başka bir yerinden dutmamış, söylemek ayıp olmasın. Sansar bu, nerenden dutacağı belli mi olur! Valla dötünü de gapar, gözünü de.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/fatma-nine-nin-gunlugu-2-siiri/</link>
<guid>960246</guid>
<pubDate>2008-06-01T12:51:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Fatma Nine'nin Günlüğü</title>
<description>Dün bi mektup aldım bizim amca oğlu Adem’den. Hani şu Sızmaların Adem....Yazmış da yazmış pehlivan tefrikası gibi. Bi dertli bi dertli; sanırsınız kı dünya batmış, bizim amca oğlu da altında galmış. Derdi neymiş deyverim mi? Fındık gabuğunu doldurmaz bişey canııım..Kedi g.tünü yara sanmış hesabı işte...Meğer bizim amca oğlu Adem`in kümesine sansar girmiş; işte iki – üç toğuknan iki mi ne horuz dutmuş götürmüş. Sankı Telekom gitmiş, sankı Petkim gitmiş...Adamın tersi dönmüş, gözleri bölermiş sinirden. Sonunda bizim Adem bi gece löbet dutmuş kümeste. Sinmiş pusuya. Ağ atmış sansarın üstüne, yakalamış o servet düşmanını. Tabi bu arada Adem’in bi barnağını da sansar kapmış. Merak etmeyin, gopmamış. Eeee! Zayiat vermeden savaş kazanılır mı?   Neyse, uzatmayam. O sansardan dem vurunca, benim de dertlerim depreşiverdi sevgili günlük. İçimi boşaltacak yer arıyodum zaten. Hemen oturursun masaya, eline alırsın kehadı- kalemi, başlarsın Adem’e mektup yazmaya...Sevgili günlüğüm, şinci sana bu mektubu okuyuverim:  Ah benim Adem gardaşcavazım! Senin kümese sansar dadanmış deye üzüldüm emme kendi derdim aklıma gelincesi, senin derdin su sesi gibi geliverdi bana. Elin ölüsü, başkasına uyuyo gibi gelirmiş hesabı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/fatma-nine-nin-gunlugu-siiri/</link>
<guid>889967</guid>
<pubDate>2008-01-28T23:22:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Nane mi! Ööööööööööğğğ!</title>
<description>Geçen gün misafir bekliyorum yemeğe. Bir koşturmaya başladım ki evin içinde, topuklarım neredeyse enseme değecek. Telâşımdan kapı kollarına takılıyorum, sandalye bacaklarına çarpıyorum. Bugün işleri yetiştiremeyeceğim galiba.  Bir ara, nane lâzım oldu. Evde kuru nane var ama, hemen bitişiğimde oturan kayınvalidemin bahçesinden taze nane koparayım dedim. Sokak kapısından çıkar çıkmaz, kayınvalidemin bahçesinde buldum kendimi. Allahallah! Ne çabuk geldim buraya!  Kayınvalideme yakalanmamam gerek. Şimdi lâfa tutar beni. Çok işim var dedim ya. Boş bir zamanımda lâflarız sevgili kayınvalidemle. Severim kendisinin sohbetini fakat, bugün onu dinleyecek zamanım yok.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/nane-mi-ooooooooooggg-siiri/</link>
<guid>858933</guid>
<pubDate>2007-12-04T01:23:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Kurultay mı Gürültay mı?</title>
<description>(Aşağıdaki konuşmalar, CHP kurultayın ertesi günü yapılmıştır.)    Hoşgeldin Fatma Hanım, sefa geldin. -	Hoş bulduk Ayşe Hanım.........Ahhh bacaklarım! ...Yaşlılık kapıdan içeri koyulacak gibi değil ama, ne çare! .......Sormadan girdi sormadan....Şuraya oturayım.........Ooohhhh! ....Allah beterinden sakla, bugünlerimizi aratma yarabbi! ......... -	Nasılsın Fatma Hanım? Bacakların ağrıyo besbelli. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kurultay-mi-gurultay-mi-siiri/</link>
<guid>229032</guid>
<pubDate>2005-01-30T17:17:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Sarmaşık</title>
<description>Aynaya,  Çöken avurtları Hüzün dökülen yüzü yansımış kadın!  Ne çıkar Gözlerinin yeşili solsa </description>
<link>https://www.antoloji.com/sarmasik-10-siiri/</link>
<guid>197915</guid>
<pubDate>2004-10-08T11:57:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Kayınvalidem - 15 / anı</title>
<description>Mahallede bir komşum var, yaşlı bir  teyze.Yalnız yaşıyor yıllardır.Çok severim kendisini, o da beni çok sever(miş) ............Sık sık uğrar, halini, hatırını sorarım.'Bir şeye ihtiyacınız var mı? ' diye sorarım.Evimizin önünden geçerken görürsem, hemen seslenir, ayaküstü gönlünü alırım.'Buğday ekmeğin yoksa, buğday dilin de mi yok,' hesabı, dilimle oyalarım onu, gönlünü hoş ederim.İşte bu nedenle İsmet Teyze hayır duaları eder durur bana.Canııım!   Bir gün sabah  üzeri İsmet Teyze'ye gittim.Kendisini ikindi çayına davet ettim.'Annem gelir, kayınvalidem de gelir; oturur sohbet ederiz,' dedim.  Evime gelirken, hemen yanıbaşımızdaki kayınvalideme uğradım.'Anne, bugün İsmet Teyze bana gelecek, siz de gelin,' dedim..........Suratı asıldı kayınvalidemin.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayinvalidem-15-ani-siiri/</link>
<guid>177870</guid>
<pubDate>2004-07-29T08:25:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Kayınvalidem - 14 / anı</title>
<description>Kayınvalidem   bir gün, Ankara’daki oğluna telefon etmiş. Ama ulaşamamış bir türlü. Her seferinde tele sekreter çıkıyormuş, anladığıma göre. Ama kayınvalidem nerden bilsin telesekreteri.....Sinirli bir şekilde dedi ki bana:  - “Kemraan! Abenin  cebini areyon, bulameyon.  Abin çemek (çenesi düşük)   bir sekreter a(l)  mış menemme(galiba) . Ne vakıt arasam,  bi kız çıkıyo, “Aradığınız numara yanış, bir ta(bir daha)   ara’n(arayın)   deyip  deyip gapatıyo. O konuşurken araya girip, numara doğru de’cen (diyeceğim)   emme (ama) , dinnemeyo bile(ama) .....Geberesicik (kahrolasacık) ! </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayinvalidem-14-ani-siiri/</link>
<guid>173402</guid>
<pubDate>2004-07-11T22:55:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Bilgi /Oynatmayalım Uğurcuğum</title>
<description>Geçtiğimiz hafta  okurla buluşan OYNATMAYALIM UĞURCUĞUM adlı kitabımı bulamadığını  söyleyen veya hangi birimlerde bulabileceklerini soran arkadaşlara duyurudur:  Kitabı Yayımlayan:Senfoni Yayıncılık (0212)     2497471 - 2497971  Kitabın bulunduğu birimler:  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bilgi-oynatmayalim-ugurcugum-siiri/</link>
<guid>172830</guid>
<pubDate>2004-07-09T10:37:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Züğürt Tesellisi / deneme</title>
<description>Nato toplantısı, Türkiye'nin çok yararına olmuş - muş....Yabancılar, bize hayran kalmışlar- mış.Cumhurbaşkanımız, Bush'la ayaküstü en uzun konuşmayı yapmış - mış. Hatta  Bush, Erdoğan'ın sırtını sıvazlamış- mış...İşte bunlar, konuk başkanın bize verdiği değerin ifadesiymiş.......Züğürt tesellisi işte.  Bir de şu var:  *Laura Bush, Emine Erdoğan'ın güneş gözlüğünün markasını sormuş mu? ..........HAYIR.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/zugurt-tesellisi-deneme-siiri/</link>
<guid>171031</guid>
<pubDate>2004-07-02T12:17:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Magazinci Arkadaşlarım / deneme</title>
<description>Televizyondaki magazin programlarını izler misiniz? Ben izlemem. Bu tür programları izlemediğim için, ne sıkıntılar yaşıyorum bir bilseniz.Yakında ben de izleyeceğim. Neden mi? Bir okuyun başıma gelenleri, neden izlemeye karar verdiğimi anlarsınız. Siz de izleyin, tavsiye ederim.Bazen çok lâzım(!)  oluyor.  Zaman zaman arkadaşlarıma oturmaya(!)  giderim. Onlar da bana gelirler. Bu “oturma” kelimesi kulağa hiç hoş gelmiyor. Ama n’apim, böyle ifade ediliyor hanımların sohbet toplantıları. İşte bu oturmalarda, kendimi çağ dışı hissederim. Arkadaşlarımın sohbetlerine katılamam. Onlar konuşur, ben dinlerim. Kimlerden bahsettiklerini anlamam. Sözünü ettikleri kişileri tanımam.İkide bir; ”Kim o bahsettiğiniz? ” diye sorarım. Onlar da yüzüme şaşkın şaşkın bakarak, beni bilgilendirirler. “Ya o da kim? ” d eyince de; ”Aaaaa! Sen tanımıyor musun falancayı? ” derler. ”Hayır” diye yanıtlayınca da, şaşırırlar. Ben de utanırım bu bilgisizliğim karşısında......Hep şu  magazin programları yüzünden.  İsterseniz biraz daha açayım konuyu: Birkaç ay önce bir arkadaşa gittim. Sevdiğim arkadaşlarımın hepsi orda. Bir sohbet tutturmuşlar ki değmeyin keyiflerine. Lâfa girmek için can atıyorum. Televolede, magazin programlarında izlediklerini anlatıyorlar..  </description>
<link>https://www.antoloji.com/magazinci-arkadaslarim-deneme-siiri/</link>
<guid>170742</guid>
<pubDate>2004-07-01T07:12:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Kayınvalidem - 13 / anı</title>
<description>Kayınvalidem   bir gün, Ankara’daki oğluna telefon etmiş. Ama ulaşamamış bir türlü.Dedi ki bana:  - “Kemraan! Abenin  cebini areyon, bulameyon.  Abin çemek(çenesi düşük)  bir sekreter a(l) mış menemme(galiba) . Ne vakıt arasam, “Aradığınız numara yanış, bir ta(bir daha)   ara’n(arayın)   deyip gapatıyo. Numara doğru de’cen (diyeceğim)  emme, dinnemeyo bile(ama) .Gahrolasacık! </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayinvalidem-13-ani-siiri/</link>
<guid>170228</guid>
<pubDate>2004-06-29T08:20:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Kayınvalidem - 12 / anı</title>
<description>Bir akşam misafirimiz var. Yemeğimizi yedik, kahvelerimizi içtik, sohbet ediyoruz. İşte  herkes birşeyler anlatıyor. Kimi, başından geçen ilginç bir olayı anlatıyor; kimi fıkra anlatıyor, kimi taklit yapıyor falan.  Derken bir arkadaşımız çok komik bir fıkra anlattı. Bir kahkaha koptu ki odada, sormayın gitsin. Millet çatlayacak gülmekten. Bir baktım kayınvalidem bayılacak neredeyse, o kadar gülüyor.Gülmekten akan gözyaşlarını başındaki yemenisi ile siliyor. Yani anlatılan fıkra, en çok onun hoşuna gitmiş.  Gülmesi geçtikten sonra  bana eğilip, fıkra anlatan arkadaşımızı göstererek  sordu: -	“ Kemraan!  Neye güldünüz o gadar? Ne anlattı bu? ”. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayinvalidem-12-ani-siiri/</link>
<guid>169813</guid>
<pubDate>2004-06-27T16:23:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Kayınvalidem - 11 / anı</title>
<description>Bir gün bir arkadaşımı çaya bekliyorum. Daha doğrusu o  çay içecek, ben kahve. Çünkü  çay içmem ben. Saat üç sularında geleceğini söylemişti. Baktım, saat daha bir. Benim de kütüphaneye gitmem gerekiyor. Arkadaşım gelinceye kadar, kütüphaneye gider dönerim diye düşündüm. Mudurnu küçücük bir kasaba. En uzak yer, benim yürüyüşümle yirmi dakika. Yine de işi sağlama almak için kapıya not yazdım arkadaşıma. ”Gelince kütüphaneye telefon et. Saat üçte geleceğim,” diye yazıp, notu kapıya sıkıştırıp evden çıktım.  Arkadaşım gelip döner belki diye acele edip, saat üçe doğru geldim eve, baktım not kapıda duruyor. İyi; demek arkadaş henüz gelmemiş. Eve girer girmez mutfağa daldım.Çayı ocağa koydum, arkadaşım için  çayın yanına  birşeyler hazırladım. Elim de bir çabuk ki, yarım saatte birkaç çeşit aperitif çıkardım, Mengen aşçıları gibi. Arkadaşım her an gelebilir.  Saat dört oldu arkadaş gelmez, beş oldu - altı oldu gelmez. Allahallah! Nerde kaldı bu kadın! Derken  saat yediye doğru telefon etti arkadaşım. Ben ona  ”nerdesin? ”  diye  kızacaktım ki, o beni azarladı  ”nerdeydin? ”  diye......Bu ne demek şimdi! Sen hem gelme, hem  de zeytin yağı gibi üste çık.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayinvalidem-11-ani-siiri/</link>
<guid>168798</guid>
<pubDate>2004-06-24T09:34:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Kayınvalidem - 10 / anı</title>
<description>Kayınvalidem, ”Çocuklar Duymasın”  dizisindeki Emre’yi çok seviyor. Onu hayran hayran izliyor. Emre akıllı akılı, esprili sözler ettikçe; “Hay maşşallah! Barmak  gada çocuğun aklına bak! Nazar deyecek bu çocuğa töbosun,” deyip duruyor.  Bir akşam kayınvalidem bizde. tv’de de “Çocuklar Duymasın' dizisi var. Kayınvalidem gömüldü koltuğa, memnun memnun diziyi izliyor. Emre, her zamanki  gibi başladı  bilmiş bilmiş konuşmaya. Çocuk, herkese lâf yetiştiriyor. Böyle bir karakter vermişler çocuğa. Senaryoda ne varsa, onu oynuyor  Emre. Ama gelin görün ki, kayınvalidemin bundan haberi yok.  Emre, kendinden  büyük sözleri peşpeşe sıralayınca, kayınvalidem bana dönüp şöyle dedi:  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayinvalidem-10-ani-siiri/</link>
<guid>168491</guid>
<pubDate>2004-06-23T09:32:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Kayınvalidem -9 / anı</title>
<description>Bir gün annemle kayınvalidem salonda oturmuşlar, sohbet ediyorlar. Ben mutfaktayım ama, konuşmalarını duyabiliyorum. Annem mide  ağrılarından yakınıyor.  Dedi ki annem: -	Bugün doktora gittim. Doktor, “teyze, senin safra kesende ya iltihap var, ya taş” dedi...........Sonra devam etti:  ” Oysa safra kesem alınalı kaç sene oldu.”........(Gerçekten de yıllar önce kapalı ameliyatla alındı annemin safra kesesi.)  Kayınvalidem sordu: </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayinvalidem-9-ani-siiri/</link>
<guid>168271</guid>
<pubDate>2004-06-22T11:34:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Fatma Nine'nin Şiiri - 2</title>
<description>Bahallıya aldım mor badılcanı Bülleyip gözelce dolava godum Bolbazarı günü bişirecedim Töbele töbesi unudagodum.  Eplemguçdan düştü  hıra yanımız </description>
<link>https://www.antoloji.com/fatma-nine-nin-siiri-2-siiri/</link>
<guid>168166</guid>
<pubDate>2004-06-21T21:04:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>Kayınvalidem- 8 / anı</title>
<description>Hep söylerim, çok şeker bir kayınvalidem var. Aşağıdaki yazıyı okuyunca, eminim bana hak vereceksiniz.  Ne zamandı, hatırlamıyorum. Kapı çalındı; baktım, bizim yan komşunun çocuğu.Gülümseyerek; ” Kâmuran Teyze, Messur’anım Teyze (kayınvalidem  yani)  uzadıcıyı istiyor,'” dedi....Allahallah! Uzadıcı ne ola ki? .......Çocuk işte, yanlış anlamış olmalı. “Tamam,  sen git, ben götürürüm,” dedim.Çünkü, kayınvalidemin ne istediğini anlayamadım.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayinvalidem-8-ani-siiri/</link>
<guid>168011</guid>
<pubDate>2004-06-21T09:36:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 <item>
<title>31 Yıl Önce Bugün / itiraf</title>
<description>Otuzbir  yıl önce bugün, hayatımın en önemli kararına imza attım.Onsekiz yaşımı henüz doldurmamıştım bile. Utangaç, ürkek, korkak bir şekilde ve adına  “sevgi”  deyip diyemeyeceğime karar veremediğim duygular arasında, bir erkeğin hayatına karıştım.  Coşkun akan iki dereyiz biz. Sularımızı aynı yatakta akıttık yıllarca. Bazen, yağan yağmurlarla çoğaldı sularımız, debimiz yükseldi. Bazen de kurak geçen mevsimler nedeniyle eksildik, sularımızın bir kısmını  kurak topraklarda bıraktık.  Zaman zaman bazı engeller çıktı önümüze.Güç alıp birbirimizden, aşmaya çalıştık engelleri. Kimi zaman da inişlere düştü yolumuz. Hızlandık, köpürdük, türküler söyleyerek  coştuk yatağımızda.Ta ki düz bir ovaya yolumuz düşene dek.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/31-yil-once-bugun-itiraf-siiri/</link>
<guid>167449</guid>
<pubDate>2004-06-18T09:59:00+03:00</pubDate>
<author>Kâmuran Esen</author>
</item>
 </channel>
</rss>
