<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Kadircan Keskinbora Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ölüm ve Sonsuzluk</title>
<description>Üçüncü şiir kitabım da, teması ölüm olan bir şiirle bitiyor. Öykü bu ya: Hz. Ömer, halifeyken bir adamı her sabah kapısına gelip “Ölüm var, ya Ömer, Ölüm var! ” diyer bağırmak üzere görevlendirilmiş. Adam her gün sabah gelip bağırır, Hz. Ömer de çıkıp kendisine bir altın verip yollarmış. Bu durum karşısında etrafındakiler, halifeye bu işin açıklamasını yapmasını istediklerini ve verdiği paranın da çok olduğunu belirtmişler. Hz. Ömer, bu kişinin görevinin önemli olduğunu, birhalife olarak kararlarının bütüm İslam alemini, hatta bütün Dünyayı etkileyeceğini, bu kişinin her sabah kendisine ölümü hatırlatarak gün içinde alacağı kararların isabeti için yaptığı uyarının ehemmiyetini anlatmış. Bir süre sonra da adama son kez ödeme yapıp işten çıkarmış. Bunun nedenini soranlara da: “Bir sabah sakalımda ak bir tel gördüm. Sakalda bu aklar artıkça, her sabah o sözü kendi kendime hatırlayacağım. Artık onun ayrıca hatırlatmasına gerek kalmadı.” demiş.  Bu öykünün bir versiyonununu yıllardır şöyle bilirim: Hz. Ömer’in her sabah kendisine  “Ya Ömer! Ölüm senin için yeterli bir ibrettir.” yazısını okuduğunu.  Günlük koşuşturmalarımızın, hırslarımızın, telaşlarımızın arasına hep yapamasak ta, bazen “ölümü düşünme”yi koyabilirsek daha mutlu bir ortamı hep beraber yaratabiliriz belki de.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/olum-ve-sonsuzluk-2-siiri/</link>
<guid>320139</guid>
<pubDate>2005-10-15T14:00:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Yitik</title>
<description>Sevdiğinizi daha sağlıklı olması için ameliyet ettiriyorsunuz. Umutlarla dolu iken ve başlangıçta her şey yolunda gidiyormuş gibi görünüyorken, sevdiğinizin elinizden ölüme doğru hızla kaydığına tanık oluyursunuz. Bu, “beklenmedik”ten de öte bir ölüm.  Bir ameliyatın sonucunun küçük bir olasılık da olsa ölüm olabileceğini bizzat yaşamak...Ameliyat sonrası dönemde, yoğun bakımda yaşananlar...Gitmeler, gelmeler...  Sevdiğinizi aniden kaybetmeniz, bir takım planlar yapılmışken...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yitik-27-siiri/</link>
<guid>320136</guid>
<pubDate>2005-10-15T13:57:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Bugün Günlerden Hangisi</title>
<description>Hayatımızı sevgiyi koyabildiğimiz zaman yaşam daha kolay “çekilir” hale geliyor diye düşünüyor ve öyle hissediyorum. Aslında, sevdiklerimiz zannettiğimizden de fazla olabilir. Bazı güçlüklerde onların sevgisi desteğimiz olmuyor mu? Biraz daha kucaklayıcı olursak....Biraz daha hoşgörüyle bakarsak...Ve, onlara sevdiğimizi neden her gün, hatta her an söylemeyelim? </description>
<link>https://www.antoloji.com/bugun-gunlerden-hangisi-siiri/</link>
<guid>320133</guid>
<pubDate>2005-10-15T13:56:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Zaman, Sensizlik, Sona Doğru, Mazi</title>
<description>Hiçbir hal olduğu gibi devam etmez. Ve bir çok şeyin sonu gelir. Ya da sonu gelmiş gibi olur. Herhalde, böyle bir durumda anıların güzel, hatırlananların hoşluk duygusu yaratması beklenir; böyle olmalıdır. Düşte bile olsa.... </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-sensizlik-sona-dogru-mazi-siiri/</link>
<guid>320132</guid>
<pubDate>2005-10-15T13:54:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Gece</title>
<description>Duygularını “Ya şımarırsa....”, Ya şöyle olursa! ...Ya böyle olursa! .....” kaygıları yaşamadan, sansürlemeden, korkmadan, dolu dolu yaşayabilenlere aşk olsun. Bunu başarabilen kaç kişi vardır? Ender başarabilen anlaran biri olsa gerek  “Bu gece”. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-gece-160-siiri/</link>
<guid>320131</guid>
<pubDate>2005-10-15T13:53:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgili Ötüşü</title>
<description>Bülbülün cıvıl cıvıl ötüşü huzur verir dinleyene. Doğa sevgisi aşılar. Mutlu eder, sakinleştirir, insanı duyguları açığa çıkarır. Sevgili de ya güldür, ya da bülbül.  Gül de olsa, bülbül de olsa şakıtır sevdalıyı, şakıtmalıdır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgili-otusu-2-siiri/</link>
<guid>320129</guid>
<pubDate>2005-10-15T13:52:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Ayçiçeği</title>
<description>Sayılan, sevilen izlenendir. İşareti beklenendir, gözlenendir, beklenendir. Ayçiçeğinin büyüme özünü, enerjisini aldığı güneşi takibi gibi. Bu, sevginin ve saygının her türü için geçerlidir, ne dersiniz? </description>
<link>https://www.antoloji.com/aycicegi-4-siiri/</link>
<guid>320127</guid>
<pubDate>2005-10-15T13:51:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Sen – Ben</title>
<description>Sevgi bu olmalı. Eğer sevenler, bu kadar yakınsa, bu kadar yakın olması beklenenlerse birbirlerinin ne hissetiğini bile hissedebilmeli, birbirlerinin eli, kolu, sesi, kulağı olmalı, değil mi? </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-ben-24-siiri/</link>
<guid>320126</guid>
<pubDate>2005-10-15T13:48:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Koltuğu Kıç Değil Beyin Doldurur</title>
<description>Bizimki gibi gelişmeye çalışan bir ülkede küçük veya büyük her makam çok değerlidir. Ülkemiz için o kadar değerli makamlar, öyle yetenek özürlüleri tarafından işgal ediliyor ki... Kişileri yetenekleri nedeniyle sorgulamıyorum. Ama, eğer bir makam işgal edeceklerse tabii ki bu ülkenin, toplumumuzun gelişmesi adına beklentileri karşılamaları gerekmez mi? Liyakat gerekmez mi? Makam işgal eden herkes kendisini bu açıdan sorgulamalıdır. Öyleleri var ki, “verim” ve “üretkenlik” hazinesinden bir damla bile alamamışlar. Kendilerinde yok ki, etrafa ışık saçsınlar! Oralara nasıl tayin edilirler? Nasıl layık görülürler? Orada nasıl tutulurlar? Akıllara zarar! ....Ülkenin bu nedenle kaybettiği en değerli hazine olan zamanı, maddi ve manevi kayıpları takdir ve tahmin edebiliyor musunuz? Ya, bunların emrinde çalışmak zorunda kalanları çektikleri ıstırabı değerlendirebiliyor musunuz? Bunu haykırmalıyız.... </description>
<link>https://www.antoloji.com/koltugu-kic-degil-beyin-doldurur-2-siiri/</link>
<guid>318814</guid>
<pubDate>2005-10-12T17:29:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Kıbrıst’ta Çifte Standart, Öğretmenler! Yeni Nesil Eseriniz Olacaktır, Keçinin Ardı ve Filistinli, Sam Amcanın İyiliği, Sam Amcaya Teşekkür, Terör</title>
<description>Dünyanın siyaset yönünden, kirli (veya temiz)  çıkar ilişkileri açısından en hareketli bölgesinde yaşıyoruz. Sadece bizim ülkemiz değil diğerleri  üzerine de oynanan oyunları anlamalıyız. Uykuya yatırılan ve her fırsatta uygulamak iin bahane yaratılan, ölümümüz demek olan eski anlaşmaları unutmamalıyız.   Barış içinde, huzur içinde ve hukuk içinde yaşamak hepimizin en doğal hakkı.  Çok okumalı, çok dinlemeli, çok bilmeli ve nihayet istikrarlı bir çizgi çizmeliyiz. Bu coğrafyada yaşayan kişiler olarak uyanık, uyanık, uyanık olmak zorundayız. Tekliflerin, girişimlerin arkasından gelecek asıl gizli emelleri de fark etmek zorundayız. Bunları fark edebilmek için gerçekten ciddi ve iyi bir eğitim almak şart.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kibrist-ta-cifte-standart-ogretmenler-yeni-nesil-eseriniz-olacaktir-kecinin-ardi-ve-filistinli-sam-amcanin-iyiligi-sam-amcaya-tesekkur-teror-siiri/</link>
<guid>318813</guid>
<pubDate>2005-10-12T17:27:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Dünya</title>
<description>İnsanlar yaşamlarını en talihli ile en kötü arasındaki  spekturmun bir yerlerinde yaşayarak geçiriyor. Zaman içinde spektrumun olumsuz ve olumlu kutupları arasında yer değişiklikleri oluyor. Kimi zaman, sabrın tatlı meyvesi ile de tanışılıyor.   Hayat zorlu bir sınav.... </description>
<link>https://www.antoloji.com/dunya-86-siiri/</link>
<guid>318812</guid>
<pubDate>2005-10-12T17:26:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Mona Lisa, Tren Yolculuğu, Kara Tren / Ak Tren, Ankara Garı</title>
<description>Tren, asık suratlı, rengarenk şapkalı görevliler, trenin düdüğü, gar, yolcular, telaş, ağlayanlar, sarılanlar.... Buharlı lokomotifin çektiği trenle yolculuklar yapmış kaç kişiye o yolculuklarını hatırlattım bilemiyorum. Ankara garı benim ayrılış veya varış garımdı öğrenciliğimde. Bana çok karışık duygular yaşatmıştır. Orada duyumsadıklarımın küçük bir bölümünü aktarmaya çalıştım. Muhtemelen, birçok okuyucumun da yüreğinin derinliklerinde bir yerde sızılarına dokundum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mona-lisa-tren-yolculugu-kara-tren-ak-tren-ankara-gari-siiri/</link>
<guid>318811</guid>
<pubDate>2005-10-12T17:24:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Depresyon, İt Dalaşı, Çiş Akla Düşünce, Biri Seçim Biri Temenni</title>
<description>Profesyonel uğraşımın günlük pratiği içinde karşılaştığım çeşitli hastalık ve durumların etkisiyle kağıda dökülmüş duygular. Bir de iltihaplara maruz kalıp profesyonel hasta olunca sağlığın değerini, önemli olanın ne olduğunu daha iyi anlıyor insan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/depresyon-it-dalasi-cis-akla-dusunce-biri-secim-biri-temenni-siiri/</link>
<guid>318293</guid>
<pubDate>2005-10-11T17:29:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>İsimler</title>
<description>Ebeveynin en önemli görevlerinden biri çocuğuna güzel bir isim vermek. İsimler kişiyi görmeden, tanımadan önce bir ilk intibayı uyandırıyor bence. Kişilerin kişilikleri ile isimlerinin kombinasyonunu irdelemek, benim oldum olası ilgi  alanımda.... </description>
<link>https://www.antoloji.com/isimler-4-siiri/</link>
<guid>318291</guid>
<pubDate>2005-10-11T17:28:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Ben – Suyum</title>
<description>Suya engel olunabilir mi? Akacağı bir noktayı, bir yeri bulacak, oradan akacak, yoluna gidecektir. Set kurulursa, bu sefer birikir, birikir, birikir ve seti yıkıp dağıtarak yine akar. Evet, siz de su gibi iseniz, doğanız gereği akacaksınız. Akacak, akacak ve okyanuslara da ulaşacaksınız. Bütün engellere rağmen... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-suyum-2-siiri/</link>
<guid>318290</guid>
<pubDate>2005-10-11T17:26:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Ben – Suyum</title>
<description>Suya engel olunabilir mi? Akacağı bir noktayı, bir yeri bulacak, oradan akacak, yoluna gidecektir. Set kurulursa, bu sefer birikir, birikir, birikir ve seti yıkıp dağıtarak yine akar. Evet, siz de su gibi iseniz, doğanız gereği akacaksınız. Akacak, akacak ve okyanuslara da ulaşacaksınız. Bütün engellere rağmen... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-suyum-siiri/</link>
<guid>318289</guid>
<pubDate>2005-10-11T17:24:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Hüsran</title>
<description>İnsanların umutları  var, hayalleri var... Bunların karşılığında beklentileri var. Umutsuz ve hayalsiz yaşanmaz ki. İstekler çeşit çeşit... O kadar güzel renkleri tasıyorlarki sırtlarında....Doğanın yeşili, göğün mavisi, güneşin kırmızısı. Bizler hep koşmak, hep birşeylere yetişmek, biraz daha rahat yaşamak gayesiyle geldiğimiz dünyada bu renklere kendimizi adar, dört mevsimi yaşamaya bakarız.  Ama olmaz! ... Hersey güzel gidiyor derken bakarız ki; içimizde dindiremediğimiz fırtınaların ifadesi sonuçsuz kalır. Susar, suskunluğun sesini dinleriz. Niye herşey güzelken birden yıkıldı? Yanlış nerede? .... Hani renkler? ....Grisi, mavisi, sarısı, kırmızısı....Anlatılamayan, anlatıldığında sayfaların almadığı, kalemlerin yazmadığı üzgün iç sesimiz...Bize bir “mağlubiyetin” haberini verir.  Sanırım; bizi o ruh halinden kurtaracak tek şey bu yenilgiyi espriyle karsılayıp, yine o tatlı gülümsemeye devam etmek.... </description>
<link>https://www.antoloji.com/husran-15-siiri/</link>
<guid>315429</guid>
<pubDate>2005-10-04T16:45:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Sevginin Zaferi</title>
<description>Sevmek;  Temiz, saf, yalansiz, icten duygulari soyleyebilmek, O’na guvenebilmek, beraber aglayabilmek ve tabii ki gulebilmek....  Sevmek; Onu cok uzaklarda bile olsa hissetmek, O’nunla el ele tutusabilmek, omuz omuza yuruyebilmek, sefkatla sarilabilmek sartlar ne olursa olsun! ....  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevginin-zaferi-3-siiri/</link>
<guid>315428</guid>
<pubDate>2005-10-04T16:41:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Halıcı Ablalar</title>
<description>Bilirsiniz.... Hani o annelerimizin, ablalarımızın, Türk kadınının işlediği, kenarına oya çektiği, renkli yünleri birbiri ardına dolayıp rengarenk dünyalar yarattığı el sanatı ürünleri.... Her üründe ayrı bir zerafet, her üründe ayrı bir el ve göz nuru...Onlar her zaman güzel, her zaman özeldir.  En çok da gelin gibi süslenen, parmakların üzerinde sayısız izler ve renkler bıraktıği, basmaya kıyamadığım (Oğulcan’ın sütünü döküp beni üzdüğü ve sonra özür diledigi gün dışında) , Anadolu’nun en güzel resmini sergileyen “Halılar” ilgimi çeker. İnce, narin el mimarisinin en güzel örnekleri.... Üzerindeki her ilmikte, her renkte, kenarındaki her saçakta Anadolu’nun izlerini taşıyan “Halılar”...  Bazen bir kuşun kanadı, bazen yaşama doğru yürümeyi öğrenen bir bebeğin ayakları, yahut bir annenin nasır tutmuş elleri... Baktığınızı görebildiğinizde çok şeyler anlatırlar... </description>
<link>https://www.antoloji.com/halici-ablalar-2-siiri/</link>
<guid>315426</guid>
<pubDate>2005-10-04T16:39:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 <item>
<title>Utangaç</title>
<description>İnsan nasıl içindeki duyguları saklar, anlayamıyorum? ...O küçücük sevgi tohumunu başka bir kalbe serpmezse nasıl filizlenebilir? , nasıl haykırabilir dünyayla dost olduğunu? ....  Bir tek kırmızı gül bile olsa sizin dilinize tercüman olacak, o güzelliği asla “Sevgili”den esirgemeyin ve doğanin yeşilini, denizin mavisini “Onun” yanında, dizlerinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/utangac-5-siiri/</link>
<guid>315423</guid>
<pubDate>2005-10-04T16:38:00+03:00</pubDate>
<author>Kadircan Keskinbora</author>
</item>
 </channel>
</rss>
