<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. İzzet Ayyıldız Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Bir Yudum Haykırış</title>
<description>İnsanlık... Barış çizgisine karış adım kala yığıldı Gözlerinden düşen umut yüklü bakışlarını Karış adım ötede yeryüzünde bıraktı Üstelik ayağındaki çelme ve kucağında çocukla...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-yudum-haykiris-siiri/</link>
<guid>2382315</guid>
<pubDate>2017-08-18T11:44:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Adımda Can'a'var</title>
<description>Çat kapı içeri girdi yürek burkan sesler Bir o kadar davetsiz, bir o kadar hazırlıksız Titretti ses tellerini, avazı çıktığı kadar suskun Gözlerin kuruyan yaşı doldu taştı, üstelik yerle bir...  Siyaha boyanmış gölgeler hareketsizce yatıyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-adimda-can-a-var-siiri/</link>
<guid>2382309</guid>
<pubDate>2017-08-18T11:32:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Notasında Var Olan Enstrüman</title>
<description>Öksüz kalmış sözlerin yamacında duran müzik aleti gibiydi  Çatlaklarından sızan birkaç dizeyle kalakaldı bir başına Baştan aşağı yalnızdı t’elleri, üstelik notasından yoksun Zifiri karanlık sinmişti siluetine, dört duvar arasından…  Aradan zaman geçti… Önce cansız duran elleri hareket etti </description>
<link>https://www.antoloji.com/notasinda-var-olan-enstruman-siiri/</link>
<guid>2382300</guid>
<pubDate>2017-08-18T10:29:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Şiir'in Siluetinde Şiir</title>
<description>Akıp giden zamana karşı yazıldı kırık dökük şiirler Bir o kadar çarpık, bir o kadar da savurgan. Rüzgarların tuzla buz ettiği coğrafyalardan esti Düştü, yarı yolda kalmış .....................................acemi suretimin bakışlarına.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/siir-in-siluetinde-siir-siiri/</link>
<guid>2164976</guid>
<pubDate>2015-08-18T10:22:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Sadık Yar</title>
<description>Toprağın suya hasret yanından sızdı kartpostallarım Gökyüzüne değen en güzel ezgilerden sıyrılıp Sığıverdi kareden bozma dikdörtgen yüzlü kartona Yer’yüzüm güldü, çağıldayan nehir şelalelerimden  Aç’tı gün geceden kalma bir buğday tanesinden </description>
<link>https://www.antoloji.com/sadik-yar-3-siiri/</link>
<guid>2164975</guid>
<pubDate>2015-08-18T10:18:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Rabbenaşk</title>
<description>Dalgın ve asık suratlı bir güneşten sarktım yeryüzüne Dalgaların hınçla dolu iniş çıkışlarında buldum suretimi Aynasız bedenimi gösteren tek renk maviydi Su çaldım önce, buhar oldum bulutlara daldım Evrende ne kadar yağmur varsa bir o kadar da ben yağdım Çatlaklarından sızlayan toprağa karıştım, güldüm </description>
<link>https://www.antoloji.com/rabbenask-siiri/</link>
<guid>2107797</guid>
<pubDate>2015-03-24T20:31:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Belirsizlik</title>
<description>Ne düşünüyorsun?  Çok şey var, anlatmak çok güç olur. Soruyu tekrar sor. Ne düşünmüyorsun? Az şey var, anlatılacak kadar gerekli, önemli bir şey değil. Ne sorayım o zaman? Hiç kimsenin merak etmediği bir şeyi sor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/belirsizlik-40-siiri/</link>
<guid>2087778</guid>
<pubDate>2015-01-23T15:44:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Toplum Organizma İse Aile Bu Organizmanın Kalbi, Okul Da Beynidir:deneme</title>
<description>Toplum, tüm insanlar ile beraber, onların dini, sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel yaşantılarını kapsayan geniş kapsamlı bir bütündür. Bu bütünü yaşayan bir organizma olarak ele alacağız, çünkü dinamik ve değişken bir yapıya sahiptir. Organizmayı, yani bütünü ayakta tutabilmek, yaşamını daim ettirmek için organizmanın kalbini yani ailenin varlığını korumak gerekir. Yapılan birçok araştırmalardan çıkan sonuca dayanarak biliyoruz ki eğitim ailede başlar. Toplumun en küçük birimi olan bireyin, toplumun kalbinde, yani ailede ilk olarak eğitildiği ve sosyalleşmeye başladığı görülen ve bilinen gerçektir. Birey, yaşama gözünü açtığı andan itibaren ebeveynler eşliğinde hayata tutunur, ilköğrenimlerini ve tecrübelerini aile üyeleriyle kazanır. Belli bir yaşa kadar eğitimini alan bireyler, toplumun kalbine kazandırılmak için ilk sosyalleşme aşamasını geçtikten sonra, aileye (toplumun kalbine)   yardımcı olan bir kurumla; Okulla (toplumun beyni ile)   sosyalleşmeye yeni boyut kazandırır. Okul (beyin) , daha sistematik, daha akılcı bir öğrenme alanı ile bireyin daha geniş alana açılmasını, bilgi birikiminin ve tecrübelerinin olgunluk kazanmasını sağlar. Okul Organizmanın sosyalleşmede büyük boyut kazanmasını tetikleyen ve yönünü yöntemini belirleyen bir kurumdur.  Kalbin ve beynin işlevini yerine getirmesi için gerekli imkânlar en iyi şekilde sağlanır ise organizma daha sağlıklı bir yapı içinde gelişir. Ancak tersi olur da ciddiye alınmayıp önemsenmez ise organizma kendi içinde bir kaosa sürüklenir ve hastalıklarla boğuşur. Eğer bir de vücut direnci zayıf ise (ki bu zayıflığın en büyük nedeni aile ve okul eksenli eksik eğitimin doğurduğu sonuçtur)   organizma parçalarına bölünür ve tekrar toparlanamaz. Ölür...  (29.10.2014) </description>
<link>https://www.antoloji.com/toplum-organizma-ise-aile-bu-organizmanin-kalbi-okul-da-beynidir-deneme-siiri/</link>
<guid>2087777</guid>
<pubDate>2015-01-23T15:42:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>İnsan?-soru-cevap Trafiği</title>
<description>İnsan?   Nedensizliklerden yaşama uyarılmış hayatlardan söz etmek isterdim. Nedensiz yere yitip giden nefeslerden, sözlerden, umutlardan… Mutluluğu yakalamaya ramak kalmışken akan gözyaşlarından, hissedilen duygulardan… Size bu gün İnsan'dan bahsetmek isterdim…  (07.08.2014)  </description>
<link>https://www.antoloji.com/insan-soru-cevap-trafigi-siiri/</link>
<guid>2087776</guid>
<pubDate>2015-01-23T15:38:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Bugün’ün Anlamı</title>
<description>Bugünü anlamak için yoğurduğum cümleleri tek tek saydım. Bir yanlışlık olmasın diye değil. Çok kısa ve tek tük cümlelerden ibaretti. Bazıları çok güzeldi, bazıları güzel, bazıları az güzeldi, bazıları güzel olmayandı. Yani anlayacağınız yüzeysel olarak güzel olanların içeriksel olarak bir anlamı yoktu. Bugün'ün eksikliği, az sayıda olanın anlamının yetersiz oluşundandı.  (22.03.2014) </description>
<link>https://www.antoloji.com/bugun-un-anlami-siiri/</link>
<guid>2087772</guid>
<pubDate>2015-01-23T15:29:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Yanlış, Yanlışla Düzeltilmez: Eleştiri</title>
<description>Bugün, bugün olmaktan çıktı. Yarına dair ışık? Muallak...  Neden mi diyorum bunları? Yansıtılan bu...  Eğer ortada bir eylem, hak arama, bir şeyi protesto etme vs. gibi bir amaç varsa evet katılıyorum, cani gönülden, haktır. Ama bu amaç doğrultusunda yapılan faaliyetlerin yöntemi çok önemlidir. Fikrini söylemek, sesini yükseltmek, doğru yöntem seçmek çok önemlidir. Bu noktada yöntemi yanlış seçerseniz, haklı durumdan haksız duruma düşebilirsiniz. Şöyle örnekleyeyim; dükkânlar kapanır, esnaflar iş yapamazsa, dükkânlar kapanmasına rağmen yapılan eylem dozunu aşıp ekmek teknelerine zarar verirse, daha büyük sorunlar da var tabi; elektrik trafosunu şuursuzca, amaç doğrultusundan cayarak patlatırlarsa, o kadar insanın elektriksiz kalmasına,belki de birçok işinin aksamasına neden oluyorsa, yollara barikatlar, taşlar konuluyorsa, cam şişeleri kırılıyorsa, oradan geçen halk bu olaylar içinde zor durumda kalıyor ise… Üzgünüm arayış sonuçsuz kalmıştır. Yanlış, yanlışla düzeltilmez. Şuurla hareket edilmeli...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yanlis-yanlisla-duzeltilmez-elestiri-siiri/</link>
<guid>2087770</guid>
<pubDate>2015-01-23T15:24:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Kısa'dan Eleştiri</title>
<description>Eleştiri’yi Eleştiri  Doğruya yakın ve sağlıklı bir eleştri, ancak birden fazla perspektif ile analiz edildikten sonra yapılabilir.  (28.08.2014)  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kisa-dan-elestiri-siiri/</link>
<guid>2087768</guid>
<pubDate>2015-01-23T15:22:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşama Nüfuz Eden “Medyanın İki Yüzü” Eleştrisi</title>
<description>“Medyaların ana görevi bilgi ve belgeleri yaygınlaştırmaktır. Bilginin yaygınlaştırılması demek, haberlerin kamuya mal edilmesi demektir. Bu eğlendirici yayınlar vasıtasıyla da olabilir. Amerika'daki yetişkinler üzerinde yapılan bir ankette, "Dünyada olup bitenlerle ilgili haberleri nereden öğreniyorsunuz? " sorusuna %95 medyalar vasıtasıyla (%64'ü televizyon)  diye cevap vermişlerdir; ancak hakim medyanın televizyon olmasına rağmen, yazılı medyayı kullananlar, sadece televizyonu kullananlardan daha mükemmel bir bilgiye sahip olan kişilerdir. Batı toplumlarında ‘asil kültür’ ün taşıyıcısı olan yazılı medyalar, sığ ve mozaik bilgi veren televizyona tercih edilmektedir.” (s.227-228, Türkiye Kanatlarınızın Altında, Ü.Meriç)   Ümit Meriç’in yazdıklarına dayanarak ve günümüzden de yola çıkarak gençlerin, daha yararlı ve daha doğru bilgi birikimine sahip olabilmeleri için öğrenci merkezli eğitim imkânları oluşturmaya özen gösterilmeli, araştırma alanlarını sığ bir alandan geniş bir alana çekerek eleştiri yapabilme ve sorgulayabilme kabiliyetlerini geliştirmeye imkân sağlanmalıdır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken unsurlardan biride o kadar yoğun bilgi birikimine sahip olan medya araçlarından ve piyasaya sürülmüş bir ton bilgi yığını içerisinden kişisel gelişime katkı sağlayabilecek, daha akılcı düşünmeyi gerektirecek, çeşitli kültürel birikimlerden ve toplumsal yaşamdan katkı sağlayabilecek kaynakları seçme konusunda daha tecrübeli birikimli, eğitimli rehberler eşliğinde yol gösterici bir eğitim anlayışı geliştirecek yollar aranmalıdır. Görsel yayın organlarını daha eğitici, aynı zamanda eğlendirici programlarla süslendirilebilir. Ve yazılı kaynaklara erişim noktasında kolaylık sağlanabilir olmalıdır.  (02.09.2014) </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasama-nufuz-eden-medyanin-iki-yuzu-elestrisi-siiri/</link>
<guid>2087764</guid>
<pubDate>2015-01-23T15:15:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Düşünüp On Adım Atmak Mı, On Düşünüp Bir Adım Atmak Mı? : Eleştiri</title>
<description>Günümüzden yola çıkarak şöyle bir yorumda (bakış açısında)  bulunabilirim: Bir düşünüp on adım atmak ve tam tersi olan on düşünüp bir adım atmak. Bir düşünüp on adım attıktan sonra insan on adımının on'unun da doğru olma ihtimalini zor telaffuz eder. Çünkü Tek bir alternatifi düşünerek hareket etmiştir ve on adımı kaldırabilecek bir doğruluk ihtimali çok azdır. On adımdan biri dahi yanlış atılmışsa ve geri dönüşü olmayan bir adımsa, insanı kahreden ve üzen bir durumsa zor kendine gelir ve günümüzde depresyon dediğimiz ve travma yaratacak sonuçlar getirebilir, sonu intihar dahi olabilir. Bu olasılık sadece bir adımın yanlış atılma sonucu olabilecek bir sonuç, ancak birden fazla adımın da yanlış atılabilme olasılığı da çok yüksektir ki sonuçları da çok daha kötü olabilir. Zaman durdurulmayacak ve geri alınmayacak dinamik (süregelen)  bir şeydir. Ve attığımız adımlar çok önemlidir. o yüzden mantıklı olan ve daha az hata payı bırakan yolu seçmekte fayda vardır. on düşünüp bir adım atmak gibi. on düşünmek? Neyi kastediyoruz? On farklı bakış açısı mesela, ya da on farklı unsur veya on farklı sebep, sonucu on seçenek doğuracak bir durum belki. Düşünecek ve mantıklı ve doğruya en yakın olan seçeneği seçeceğiz. İnsan akıllı bir varlıktır, bunu düşünecek kadar da zihni yorması gerektiğini düşünüyorum. Dedim ya geri dönüşü olmazı zor hataları geriye alması da aynı zorlukta olacak ve çok fazla sıkıntı çekecektir, üzülecektir.  Bir kez daha düşünün ve kendinize sorun...  (13.09.2014) </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-dusunup-on-adim-atmak-mi-on-dusunup-bir-adim-atmak-mi-elestiri-siiri/</link>
<guid>2087763</guid>
<pubDate>2015-01-23T15:12:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Yöneten Ve Yönetilen "Kendin" : Deneme</title>
<description>Yaşamımızda mutlaka rast gelmişizdir; "Kendin ol, Kendine gel, Kendinle barışık ol, Kendine güven, Kendinden geçme vs." gibi uyarı, nasihat ya da bir serzeniş içeren ifadelere. Evet, kendimiz olmalıyız. Ne kadar ikinci bir kişiden duymaya alıştığımız bu ifadeler bizi etkilese de en son tercihi kendimiz yaparız. Çünkü karar verme mekanizmasının merkezi, kişinin kendisinde olan potansiyelinde vardır. Peki, kendimizi ne kadar biliyor ve ne kadar tanıyoruz? Çevremizden ne derece etkileniyoruz, ne gibi bir şeyler ekliyoruz kendimize? Olduğu gibi mi ekliyoruz olan biteni kendimize yoksa irdeleyip süzgeçten geçirerek mi ekliyoruz?  Evet, temel sorumuz kendimiz aslında. Kendimizden ne kadar haberdar isek, kendimizi ne kadar tanıyor isek, kendimizi ne kadar eleştirebiliyorsak (olumlu-olumsuz) , o kadar kendimize hakim olabilir ve kendimizi yönetebiliriz. Kendimize ne kadar yakın isek çevremizi de daha sağlıklı analiz edebilir, olaylara da bulunduğumuz konumdan daha doğru tenkitlerde bulunabilir, daha somut fikirlerden bahsedebiliriz. Kişiliğinizin "yönetilen kendin" den sıyrılıp "yöneten kendine" daha yakınlaştığını fark edip, hayatınıza etki ettiğini hissedeceksiniz. Aksini düşündüğümüzde, yani kendimizi fark edememiş isek, kendimizden habersiz isek, yaşadığımız olaylara sadece seyirci isek, hiçbir şey üzerine düşünmüyor ve kendimizi özümsemiyor isek, kendimizden uzak ve gelişigüzel yaşıyor isek şekillendirilmeye çok açık bir yapımız olduğunu kendimizden habersiz bir şekilde itiraf etmiş bulunuruz. Gelişigüzel cümleler kurar, sorgulamadan çoğu kelimeleri kullanır, kaba tabirle patavatsız bir yapıya bürünür, dinlemeyi bilmez, bildiğiyle yetinir, az düşünür ve çok konuşuruz. Yapı, yani kişilik bu yöne doğru kayar ki bu durum daha ileri giderse cahilliğe açılan bir kapıdan geçilir. İdeoloji devreye girer, bu katı bir ideolojidir bilinmelidir, diğer fikirlere tamamen kapatmıştır kapılarını ve tek merkezden yönetilme olasılığı da oluşmuş ise daha tehlikelidir. Bir piyon gibi oynatılabilir ve kukla gibi hareket ettirilebilir. "Yönetilen kendinden" sıyrılıp "yöneten kendin" e gelmeye ne dersin? Yine başa dönüyoruz; tanımaya ve tanışmaya kendinizden başlamalısınız.  (24.10.2014) </description>
<link>https://www.antoloji.com/yoneten-ve-yonetilen-kendin-deneme-siiri/</link>
<guid>2087762</guid>
<pubDate>2015-01-23T15:09:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Gün’aymadın</title>
<description>Bugün gün'aymadı... Ufak bir ışığa dahi tebessüm etmedi, Güldürmedi yüzünü, günün. Geceye kucak açtı, sabahı unuttu. Bugün günlerden gün'aymadı... Sabah olmadı, kimse kalkmadı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gun-aymadin-siiri/</link>
<guid>2087760</guid>
<pubDate>2015-01-23T14:57:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Hiç’lik</title>
<description>Bazen, sebepsiz yere bırakırsın kendini, Hiçbir şeyi umursamazdan gelirsin, Çünkü o an her şey hiçbir şeydir. Hiçbir şeyle uğraşmaz, hiçbir şeyi sevmezsin, Hatta daha da ileri gidip hiçbir şeyinin hiç olmadığını, hiçbir hisle, hiçbir duyguyla hiçbir şekilde görmediğini, hiçbir şekilde şiir yazıp, kendi içine kapanıp içine ağlamamışsındır. Hiçbir şey olmamıştı, ve hiç uyumuştun. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hic-lik-8-siiri/</link>
<guid>2087759</guid>
<pubDate>2015-01-23T14:56:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Kötürüm İstekler</title>
<description>Özel isimleri ve özel cisimleri sevdiler, gözlerinin yaşına hiç aldırmadılar.  İstedikleri güvendi, sarsıldılar. İstedikleri güçtü, olan da göçtü. İstedikleri servetti, kaybettikleri samimiyetti. İstedikleri her şeydi, unuttukları tek şeydi: İnsan… </description>
<link>https://www.antoloji.com/koturum-istekler-siiri/</link>
<guid>2087758</guid>
<pubDate>2015-01-23T14:54:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Kim Miyim?</title>
<description>Beni tanıyor musunuz?  Çok da yabancı değilim size, Sevgiyle beslenir, sabrınıza hayran kalırım. Elim ayağım olur, beni inşa edersiniz. İnşa? Yani sevgi, yani umut, yani hayal... Bütün gücünüz bendedir, ben sizdeyim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-kim-miyim-7-siiri/</link>
<guid>2087755</guid>
<pubDate>2015-01-23T14:52:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 <item>
<title>Yeniden Başlamak, Başlayabilmek İçin</title>
<description>Çaresiz olduğunuz anlar vardır, kendinizi terk edilmiş bir sokak ortasında, içi kan ağlayan hayallerinizle baş başa bırakan anlardır bunlar. Bir çıkar yol aramak istersiniz, zihninizle çatışma yaşar, kalbinizle savaşırsınız. Belirsizlikler yiyip bitirir sizi, çıkar yol ararsınız, kendinizi çıkmaz yolda bulursunuz. Kendi kendinize konuşur, soru sorar, kendi cevabınızı kendiniz verirsiniz. Bu sizi tatmin etmez, zihninizde yaşanan çatışmalardan ölü olanları sağa sola saçmak, kalbinizde yaşanan savaşa bir dur demek istersiniz. Yenilirsiniz, yeniden başlamak, başlayabilmek için.  (24.03.2014) </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeniden-baslamak-baslayabilmek-icin-siiri/</link>
<guid>2087754</guid>
<pubDate>2015-01-23T14:50:00+03:00</pubDate>
<author>İzzet Ayyıldız</author>
</item>
 </channel>
</rss>
