<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. İsmet Barlıoğlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sakız' la sabah yürüyüşü...</title>
<description>Sakız’ la sabah yürüyüşleri  Yarın ne yapacağım biliyor musunuz? Yarına geçmeden günlük yaşamımdan bahsedeyim ki; monotondur. Akşamcı bir ademim. Saat 18:00 gibi çilingir soframı kurar, neredeyse 24:00’ e kadar üç ya da dört kadeh içerim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sakiz-la-sabah-yuruyusu-siiri/</link>
<guid>1581924</guid>
<pubDate>2011-07-07T00:01:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>On liran var mı?</title>
<description>On liran var mı?   “İsmet, on liran var mı? Yarın iade ederim.” diye odama girdi sevgili kırk yıllık eşim… Pantolonumun sağ cebinde bir adet onluk, iki adet de beşlik banknot olduğunu biliyordum. (Gençlik günlerimde bilemezdim&#61514 ;) “Bak pantolonumun cebine.” diye cevapladım. Yokladı ve de “Varmış. Dedi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/on-liran-var-mi-siiri/</link>
<guid>1249526</guid>
<pubDate>2009-09-05T04:31:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ana Karnına Dönüş - 5</title>
<description>5 Bulbar Paralizi  Etimolog Şur Çarup gözlerini açtığında oda tümden boştu. Ortalarda onlardan da, kendilerinden de tek kimse yoktu. Genç kadın yorgunluktan az-çok sıyrılmış ve uykusunu az-çok almış olduğunu fark etmekteydi. Ne yazk ki; bu kez, uykusuzluk ve yorgunluğunun yerini belirgin bir açlık ve susuzluk almıştı. Renginin bir hayli solmuş ve dudaklarının bir hayli kurumuş olabileceğini düşünerek duvardaki aynanın önüne doğru yürüdü. Bilmeden gerçekleştirdiği bu davranış genç astronotun öteden beri süregelen şaşkınlıklarına bir yenisini daha ekledi: Önünde durup bakındığı aynada kendisini görememekteydi ve şaşkınlığı sözcüklerle anlatılamayacak ölçüde büyüktü. Görüntüde, odanın buna yansıyabilen her şeyi mevcut olduğu halde, kendisi yoktu. Genç kadın önce sağa, sonra sola çekilerek aynayı yeniden yeniden gözden geçirdi fakat orada, odayla ilgili görüntülerden başka tek bir değişikliğe rastlayamadı. Çabaları boşunaydı ve başvurduğu yollardan hiçbiri kendisini aynada görebilmesine elvermemekteydi. Derin bir aşkınlık ve umutsuzluk içine düşmüş bulunan etimolog aynaya karşı direnmedi. Gözleri, aynadan görünmekte olan saksıdaki çiçeklere ilişmişti. Geceleyin bu çiçeklerin renklerini ve canlılıklarını yitirmiş durumda bulunduklarını gözleriyle görmüştü. Oysa şimdi aynı çiçekler, bahçelerden, dağlardan ve kırlardan daha yeni toplanmışı andırmaktaydı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ana-karnina-donus-5-siiri/</link>
<guid>1219995</guid>
<pubDate>2009-07-15T22:55:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ana Karnına Dönüş - 4.1</title>
<description>4.1 Bir Evde İki Dünya  Yaşlı kadın gittikçe azalan bir kızgınlıkla: - remÖ… İlA… Diyerek mırıltısını topladı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ana-karnina-donus-4-1-siiri/</link>
<guid>1159716</guid>
<pubDate>2009-04-11T11:51:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ana Karnına Dönüş - 3.3</title>
<description>3.3 Yemek Korkusu  Kaptan Çi Vaştar: - Sahibinden izin almaksızın böyle bir girişimde bulunmamız doğru değil ama izin alma olanağından da yoksunuz. Dedi. Seslensek duyamazlar, dokunsak sezemezler, burunlarının ta dibine bile sokulsak göremezler. Teğmen Vag Lom sevinçle güldü: </description>
<link>https://www.antoloji.com/ana-karnina-donus-3-3-siiri/</link>
<guid>1075554</guid>
<pubDate>2008-12-03T12:21:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgili Ecoş</title>
<description>SEVGİLİ ECOŞ;   SEN BENİM TATLI TORUNUMSUN. (BENİ İLK DEFA DEDE YAPANSIN) SENİ ÇOK SEVİYORUM. ASLINDA; TORUNUM OLMAN O KADAR DA ÖNEMLİ DEĞİL.... SEN ÇOK TATLI BİR YARATIKSIN... SENİ SEVMEYEN AĞLASIN-ÖLSÜN. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgili-ecos-siiri/</link>
<guid>1038888</guid>
<pubDate>2008-10-08T19:46:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ecem (Ecoş) 2</title>
<description>Odamın kapısı tıklatıldı, bilgisayarımda uğraşıyordum. Gelen sevgililerimden biriydi… İlk sorusu: - Sen burada ne yapıyorsun? Oldu. Tatlı bir şeydi; çalıştığımı, bilgisayarda bir şeylerle uğraştığımı söyledim. Bekâr buzdolabımı açarken “Bir şeker alabilir miyim? ” dedi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ecem-ecos-2-siiri/</link>
<guid>1038344</guid>
<pubDate>2008-10-07T21:41:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ecem (Ecoş)</title>
<description>Akşam 17:00 gibi bahçede oturup bir kitabı okumaya devam ediyordum (Vakit başka nasıl geçirilebilir ki?) .  Bir patırtı geldi, baktım; bir güzel kız: Ecem.. Koşuyor ama bana doğru değil, apartmanın arka tarafına doğru. Bana bir selam verip rüzgâr gibi geçiyor. Arkasından bakıp kalıyor ve bugünleri yaşadığım için kendimi memnun hissediyorum.  Ne tatlı şey bu küçük yakınlar... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ecem-ecos-siiri/</link>
<guid>1037695</guid>
<pubDate>2008-10-06T20:27:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ana Karnına Dönüş - 3.2</title>
<description>3.2 Duyan Sağırlar ve Gören Körler  Fotonist Kay Rem bir ara hızlanarak Kaptan Çi Vaştar’ a ulaştı: - Kaptan, Çarup yoruldu. Bundan öteye gidemez sanırım. Dedi. Komutan olduğu yerde durarak geriye doğru döndü: </description>
<link>https://www.antoloji.com/ana-karnina-donus-3-2-siiri/</link>
<guid>1036792</guid>
<pubDate>2008-10-05T13:27:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>İlk Torunum Ecem</title>
<description>Akşam 17:00 gibi bahçede oturup bir kitabı okumaya devam ediyordum (Vakit başka nasıl geçirilebilir ki?) .  Bir patırtı geldi, baktım; bir güzel kız: Ecem.. Koşuyor ama bana doğru değil, apartmanın arka tarafına doğru. Bana bir selam verip rüzgâr gibi geçiyor. Arkasından bakıp kalıyor ve bugünleri yaşadığım için kendimi memnun hissediyorum.  Ne tatlı şey bu küçük yakınlar... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilk-torunum-ecem-siiri/</link>
<guid>1017531</guid>
<pubDate>2008-09-05T20:41:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ana Karnına Dönüş - 3.1</title>
<description>3.1 Bolluk İçinde Kıtlık  Yıldızlararası Uzay Gemisi Foton 1’in komutanı Kaptan Çi Vaştar, dalgın bakışlarla uzaklara bakmakta olan Doktor Emmol Lek’in yanına yaklaştı. Tatlı bir sesle: - Ne düşünüyorsun Lek? Çok daldırmışsın. Kaptanın tanıdık sesiyle daldığı düşüncelerden sıyrılan Doktor Lek gözlerini arkadaşına çevirdi: </description>
<link>https://www.antoloji.com/ana-karnina-donus-3-1-siiri/</link>
<guid>994193</guid>
<pubDate>2008-07-29T13:22:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ağlıyorum</title>
<description>Ağlıyorum  Her kum benim incimdir, Develerim hecindir, Doğmamıştan gencimdir Bir görünmez evrende. </description>
<link>https://www.antoloji.com/agliyorum-116-siiri/</link>
<guid>911446</guid>
<pubDate>2008-03-02T21:49:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Asla</title>
<description>Asla  İşte el bağladık, durduk karşında, İzinsiz huzura girmeyiz asla. Yeter ki büyük ol kupkuru başta, Büyükten ileri varmayız asla. </description>
<link>https://www.antoloji.com/asla-83-siiri/</link>
<guid>911444</guid>
<pubDate>2008-03-02T21:47:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ana Karnına Dönüş - 2.8</title>
<description>Başın Sonu veya Sonun Başı  Etimolog Şur Çarup eğilerek: — Rem. Dedi. Şu bellek bankasının S.4371/xı6–10812-GNR.8/x6 işaretli kaydını podyuma aktarır mısın lütfen. Fotonist Kay Rem güldü: — Sen bu Türk ‘leri çok sevdin anlaşılan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ana-karnina-donus-2-8-siiri/</link>
<guid>892611</guid>
<pubDate>2008-02-02T12:49:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Calaskal</title>
<description>CALASKAL  Tahsildarlık yapmak bir ayıp, tahsildarlık yapıp da para işleriyle uğraşmak iki ayıp. Tokat ‘tan yola çıkmam, Almus ‘a kadar gelmem, borçluları tek tek bulmam, dalaklarına basa basa paraları geri almam fazla zor olmamıştı ama Almus ‘tan Tokat ‘a geri dönmem çok zor oluyordu. Öğleden sonraları kimse Tokat ‘a gitmek istemiyor, istemeyince de araç bulunmuyor, araç kalkmıyordu. Durum tehlikeliydi ve sanki içimde, pimi çekilmiş, mandalı bırakılmaya ve iğnesi vurmaya hazır bir elbombası vardı. Bomba patlayacak, ben atomlarıma ayrılıp Tahtalıköy ‘e ışınlanacak, orada yeniden bedenlenip binbir türlü sorgu-suale binbir türlü yanıt-cevap verecektim. Veznenin kapanma saatine kadar menzile ulaşıp üstümdeki paraları teslim etmem gerekiyordu. Ulaşamazsam ve bunu yapamazsam; Tanrı da bilir, ben de bilirdim ki; bizim müdür yerden göğe kadar küpler dizer, sonra en alttakini bir çeker ve daha sonra gümbürtüyü hep birlikte seyrederdik. Çok işkilli, az-biraz tranzistorlu-pilli ve yerinde de zillilerden zilli adamdı. İlk yapacağı işin;  “Tahsildar üstündeki onmilyarla sırra kadem bastı.” Diyerek polise telefon etmek olacağından kesinlikle emindim. Öğleden sonraları Almus ‘lular Tokat ‘a-Mokat ‘a gelmezmiş, araç bulunmazmış ona ne? Çaycı, elindeki tebeşirle önündeki duvara adamın çay borçlarını çiziktiriyormuş. Garson karşı duracak olmuş: “Ama usta, adam bugün çayevine gelmedi ki? ” Ustası “Geleydiii.” Demiş, çiziktirmiş. “Ama usta, adam bugün çay içmedi ki” Ustası “İçeydiii.” Demiş, çiziktirmiş. Müdürün de yapacağı bundan başka şey değildi: “ Ama usta, tahsildar Almus ‘tan Tokat ‘a araç bulamadı ki? ” “Bulaydııı.” “Ama usta, gelemedi ki; paraları vezneye yatırsın? ” “Geleydiii, yatıraydııı.” </description>
<link>https://www.antoloji.com/calaskal-siiri/</link>
<guid>865420</guid>
<pubDate>2007-12-15T20:21:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Vali</title>
<description>VALİ  1- ÇELEBİ BÖYLE OLUR…  Akşam, serin bir rüzgarla birlikte doğudan batıya doğru ıslıklar çala çala gelmiş, dağda hayvan otlatan çobana sürüsünü toplatmış, onu ılımlı tepelerden düze indirmiş, çoluğa-çocuğa oyunu-moyunu paydos ettirmiş, erkekleri kahvehaneye doldurmuş, kadınları evlere tepmiş, güneşini söndürüp yıldızlarını yakmış, köyü kapkara bir çarşaf gibi sarıp sarmalamış, bellekleri doldurup taşan söylencelerdeki hayalleri uykularından kaldırıp karanlıklara salmıştı. Yollardan-kervanlardan uzak, sudan-elektrikten yoksun köy; yorgunluğuyla, umarsızlığıyla, dalgınlığıyla, sızlayıp duran kemikleriyle, pul pul dökülmüş etleriyle, kırışık-buruşuk yüzüyle, titreyen bacaklarıyla ve elleriyle, dinlenmek ve kendini dinlemek için silik ve bakımsız köşesine çekilmişti. </description>
<link>https://www.antoloji.com/vali-3-siiri/</link>
<guid>862415</guid>
<pubDate>2007-12-10T13:33:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ana Karnına Dönüş - 2.7</title>
<description>Düğüm Üstüne Düğüm  Kapsülün dışında yeni bir gün başlamıştı. Güneş, ağaçların arasından yavaş yavaş yükselmeye koyulmuş, orman tüm canlılığıyla, tüm tazeliğiyle, tüm yeşilliğiyle ve tüm güzelliğiyle gözler önüne serilmişti. Herşey aşağı-yukarı bir önceki günü andırmaktaydı. Fakat görmesini bilen gözler için durum hiç de böyle değildi ve birbirini izleyen iki gün arasında çok büyük farklar vardı. Bunu en eksiksiz sezebilenlerden birinin  Teğmen Vag Lom olduğu söylenebilirdi. Nitekim genç adam, kapsülün tam önünde durmuş, orman eteğinde gözalabildiğine uzanan çiçek tarlasını süzmekteydi. Teğmen Vag ‘a göre; bu tarla, bir gün önce gördüğü tarlaya asla benzemiyordu. Zira; insanı bir bakışta büyüleyen o eşsiz renk harmonisinden, güzellikleriyle insanın içini ürperten o yüzbinlerce çiçekten, birbirlerinden sınır sınır ayrılmış o öbek öbek sarılardan, mavilerden, kırmızılardan, yeşillerden, beyazlardan geriye bir tek iz bile kalmamıştı. Ormanın ayakları dibinde buyruk sürdüren tek renk yeşildi. Yeşil, yeşil, yeşil, sadece yeşil. Genç adam kendisini yokladığında; Fotonist Kay Rem ‘in o katı fizikçiliğinden alabildiğine nefret ettiğini anladı. Her olayı fizik görüşlerle açıklamaya çalışmak, eşi-benzeri görülmemiş bir saçmalıktı. Doğada, ne oldukları, nasıl oldukları anlaşılamayan bazı gizli güçler de vardı, bunların yadsınması olanaksızdı ve insanoğlu onlara saygı duymalıydı. İnsanlar, açıklanamayan ve altında gizli güçler yattığı sanılan olaylardan hem tedirginlik duyup korkuyor, hem de bunlardan hoşlanıyordu. Alt yanı; bu bir heyecandı ve insanoğluna gerekliydi. Astronot, daldığı bu düşüncelerden Fotonist Kay Rem ‘in sesiyle kurtuldu: </description>
<link>https://www.antoloji.com/ana-karnina-donus-2-7-siiri/</link>
<guid>857173</guid>
<pubDate>2007-12-01T13:23:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ana Karnına Dönüş - 2.6</title>
<description>2.6 Işığı Kıramayan Orman veya Ormanda Kırılmayan Işık  Doktor Emmol Lek kuşkulu bakışlarla Teğmen Vag Lom ‘u süzdü: - Bu söylediğinden emin misin Vag? Astronot soruyu anında yanıtladı: </description>
<link>https://www.antoloji.com/ana-karnina-donus-2-6-siiri/</link>
<guid>838235</guid>
<pubDate>2007-10-29T12:11:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ana Karnına Dönüş - 2.5</title>
<description>Yerden Göğe Yağan Yağmur  Kaptan Çi Vaştar ilk anda bir ormana değil, bir karanlıklar denizine daldığını sanmıştı. Dudaklarından ilk dökülen söz şu oldu: - Yer altı dünyası bile bundan daha karanlık ve daha korkunç olamaz. Orman, karanlıkta alabildiğine ürkütücü ve alabildiğine gizemli bir görünüme bürünmüştü. Karanlıktan gerçek biçimleri seçilemeyen ağaçlar masal canavarlarını andırıyordu. Kaptan Vaştar ‘ın elindeki fenerin güçlü ışığında gölgelerle ağaçlar üst üste binmiş, orman olduğundan fazla sıklaşmış, birbirine karışan dallarla yapraklar geçit vermeyen setlere dönüvermişti. - Çaruuup… Çaruuup… Çaruuup… </description>
<link>https://www.antoloji.com/ana-karnina-donus-2-5-siiri/</link>
<guid>831693</guid>
<pubDate>2007-10-17T12:51:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ana Karnına Dönüş - 2.4</title>
<description>2.4 Var Olmayanın Çığlıkları  Etimolog Şur Çarup ormanın gittikçe karardığını sanmaktaydı. Hızını alabildiğine arttırdığı, çam dallarının birbirine çarparak uğuldamasından anlaşılan rüzgarın, nasıl olup da kendi bedeni üzerinde en ufak bir etki yapmadığını bir türlü anlayamamaktaydı. Bu, onun için benzerine rastlanmamış bir durumdu. Nitekim, kendi başındaki saçlar bile uçmadığı halde, ağaçların dalları, yaprakları birbirine karışıyor, çamların kalın gövdeleri kırılırcasına sarsılıyor, canavar ulumasını andıran müthiş bir rüzgar uğultusu ormanı bir baştan bir başa dolaşıp duruyordu. Genç Kadın, kendisini şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükleyen bir anlaşılmaz olaylar yağmuru altında gitgide daha fazla bocalıyor, inandığı tüm gerçeklerin yıkıldığını, tüm değişmez kuralların birer birer ilas ettiğini görüyor ve neye inanması, neye inanmaması gerektiğini bir türlü bulup çıkaramıyordu. Ormanı birbirine katan zorlu rüzgarın kendisi üzerinde en küçük bir etki bile yapmaması, astronotun içini derin bir korkuyla doldurmaya yetiyordu. Ve o, buna çoktan razıydı. Zira, korkusunun korkunç bir paniğe dönmek üzere olduğunun bilincindeydi. Çünkü; attığı her adımda eskisini gölgede bırakan gariplikler içine düştüğünü görüyordu. Nitekim, bu garipliklerden bir tanesi tam karşısındaydı. Rüzgarın üstüne üstüne savurduğu tozlar, yapraklar, kozalaklar ve küçücük dal parçaları doğrudan doğruya vücuduna çarpar gibi oluyor, fakat tek bir iz, tek bir etki bırakmadan bedeninin inden geçip geçip gidiyordu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ana-karnina-donus-2-4-siiri/</link>
<guid>826605</guid>
<pubDate>2007-10-07T21:48:00+03:00</pubDate>
<author>İsmet Barlıoğlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
