<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. İsmail &#214;zabacı Şiirleri
</description>
 <item>
<title>İğde Dalları</title>
<description>şimdi ne zamanı baharın ne de iğde dallarının ama kokusu hep içimde burnumda sızlar da durur </description>
<link>https://www.antoloji.com/igde-dallari-2-siiri/</link>
<guid>3765819</guid>
<pubDate>2025-12-06T12:29:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Gün Geç</title>
<description>Bir gün geç kaldım, bazı şeyleri yazmaya, Saatler geçtikçe içimde bir hüzün Zaman ne de hızlı, bir anı kaçırdım oysa,  Belki de kader, belki de tesadüf, Bir anlık eksik, yada bir boşluk. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-gun-gec-siiri/</link>
<guid>3638384</guid>
<pubDate>2024-12-07T10:54:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Yineaynıritüel</title>
<description>her doğum  günü yaşanan bir rituel bir yaş daha eklenmesi yaşıma... peki kim çare olacak ? göz yaşımıza... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yineaynirituel-siiri/</link>
<guid>3567354</guid>
<pubDate>2024-03-27T14:49:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Hayat Devam Ediyor</title>
<description>Nasıl ? gidiyorsa gidiyor hayat yine aynı işte kime sorsan, biraz hüzün iki farklı dünyada yaşıyoruz hepimiz biri ütopya... </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayat-devam-ediyor-76-siiri/</link>
<guid>3531460</guid>
<pubDate>2023-12-06T12:08:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Hasta</title>
<description>Sizin hiç kızınız hasta oldu mu?  içinizden bir şey koptu  mu hiç? benim oldu yüreğinizin yarısı canınızdan can gitti mi? </description>
<link>https://www.antoloji.com/hasta-92-siiri/</link>
<guid>3421755</guid>
<pubDate>2022-12-06T14:35:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Yeni Doğum Günü Yine</title>
<description>Artık kısa tutuyorum tüm doğum günü kutlamalarını,uzun y(ı)oldan geliyoruz çünkü…hep aynı biraz çünkü, hep iyi ki, hep nice nice…evet ne çok nice nice acılar biriktirdik o yıllarda,sen doğum günü mumunu söndürürken di mi ? Di …. En değerlimiz;en çok üzenimizdi aslında,en çok bize yakın; en uzağımızdı,en çok (da)tahmin ettiğinden daha(da)çok sevdiğimiz,tahmin ettiğimiz kadar sevmemiş oysa bizi,bunu bir doğum gününde unutulunca anladık…oysa unutmak ne mümkün! Kucak dolusu sarılmaları,çiçekleri,gülüşleri,yürüyüşleri,öpüş….medik biz hiç doğru düzgün….di mi ? Oysa böyle mi olmalıydı? Doğum günleri buruk, sıradan bir kaç aynı cümle tekrarı bla bla bla…. Senin varlığının kaynağı olan en önemli olay böyle sönük mü kalmalıydı ? İçimde…sönmüş bir volkanın külleri şimdi yanarda durur,bunu ancak anlayan görür…oysa haykırmak tüm dünyaya;- ey ahali,uyanın gözünüzü,kulağınızı açın,o doğdu diyebilmek, mutlu olun,sevinin açın pencereleri çiçekler saçın etrafa,kağıtlara adını yazın…diyebilmek ne güzel olurdu… Oysa saçma gelir şimdi sana bu rüya…(ymış meğer) anlattıklarımın hepsi,üstü altı böyle bir aralığa denk gelmiş…belki bir aralıkta karşılaşınca ruhlarımız hesabını sorarsın bu yazdıklarımın belki hata ararsın,takılırsın biraz ne de olsa TDK’ ndan sayılırsın…işte böyle kısa kutlamalar uzadı bu aralar,nice yıllara… </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeni-dogum-gunu-yine-siiri/</link>
<guid>3311006</guid>
<pubDate>2021-12-06T15:32:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Kısa Gün</title>
<description>Artık kısa tutuyorum tüm doğum günü kutlamalarını,uzun y(ı)oldan geliyoruz çünkü…hep aynı biraz çünkü, hep iyi ki, hep nice nice…evet ne çok nice nice acılar biriktirdik o yıllarda,sen doğum günü mumunu söndürürken di mi ? Di …. En değerlimiz;en çok üzenimizdi aslında,en çok bize yakın; en uzağımızdı,en çok (da)tahmin ettiğinden daha(da)çok sevdiğimiz,tahmin ettiğimiz kadar sevmemiş oysa bizi,bunu bir doğum gününde unutulunca anladık…oysa unutmak ne mümkün! Kucak dolusu sarılmaları,çiçekleri,gülüşleri,yürüyüşleri,öpüş….medik biz hiç doğru düzgün….di mi ? Oysa böyle mi olmalıydı? Doğum günleri buruk, sıradan bir kaç aynı cümle tekrarı bla bla bla…. Senin varlığının kaynağı olan en önemli olay böyle sönük mü kalmalıydı ? İçimde…sönmüş bir volkanın külleri şimdi yanarda durur,bunu ancak anlayan görür…oysa haykırmak tüm dünyaya;- ey ahali,uyanın gözünüzü,kulağınızı açın,o doğdu diyebilmek, mutlu olun,sevinin açın pencereleri çiçekler saçın etrafa,kağıtlara adını yazın…diyebilmek ne güzel olurdu… Oysa saçma gelir şimdi sana bu rüya…(ymış meğer) anlattıklarımın hepsi,üstü altı böyle bir aralığa denk gelmiş…belki bir aralıkta karşılaşınca ruhlarımız hesabını sorarsın bu yazdıklarımın belki hata ararsın,takılırsın biraz ne de olsa TDK’ ndan sayılırsın…işte böyle kısa kutlamalar uzadı bu aralar,nice yıllara… </description>
<link>https://www.antoloji.com/kisa-gun-3-siiri/</link>
<guid>3311004</guid>
<pubDate>2021-12-06T15:31:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Eskiden Doğum Günleri</title>
<description>Artık kısa tutuyorum tüm doğum günü kutlamalarını,uzun y(ı)oldan geliyoruz çünkü…hep aynı biraz çünkü, hep iyi ki, hep nice nice…evet ne çok nice nice acılar biriktirdik o yıllarda,sen doğum günü mumunu söndürürken di mi ? Di …. En değerlimiz;en çok üzenimizdi aslında,en çok bize yakın; en uzağımızdı,en çok (da)tahmin ettiğinden daha(da)çok sevdiğimiz,tahmin ettiğimiz kadar sevmemiş oysa bizi,bunu bir doğum gününde unutulunca anladık…oysa unutmak ne mümkün! Kucak dolusu sarılmaları,çiçekleri,gülüşleri,yürüyüşleri,öpüş….medik biz hiç doğru düzgün….di mi ? Oysa böyle mi olmalıydı? Doğum günleri buruk, sıradan bir kaç aynı cümle tekrarı bla bla bla…. Senin varlığının kaynağı olan en önemli olay böyle sönük mü kalmalıydı ? İçimde…sönmüş bir volkanın külleri şimdi yanarda durur,bunu ancak anlayan görür…oysa haykırmak tüm dünyaya;- ey ahali,uyanın gözünüzü,kulağınızı açın,o doğdu diyebilmek, mutlu olun,sevinin açın pencereleri çiçekler saçın etrafa,kağıtlara adını yazın…diyebilmek ne güzel olurdu… Oysa saçma gelir şimdi sana bu rüya…(ymış meğer) anlattıklarımın hepsi,üstü altı böyle bir aralığa denk gelmiş…belki bir aralıkta karşılaşınca ruhlarımız hesabını sorarsın bu yazdıklarımın belki hata ararsın,takılırsın biraz ne de olsa TDK’ ndan sayılırsın…işte böyle kısa kutlamalar uzadı bu aralar,nice yıllara… </description>
<link>https://www.antoloji.com/eskiden-dogum-gunleri-siiri/</link>
<guid>3311005</guid>
<pubDate>2021-12-06T15:31:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Kısa Doğum Günü</title>
<description>Artık kısa tutuyorum tüm doğum günü kutlamalarını,uzun y(ı)oldan geliyoruz çünkü…hep aynı biraz çünkü, hep iyi ki, hep nice nice…evet ne çok nice nice acılar biriktirdik o yıllarda,sen doğum günü mumunu söndürürken di mi ? Di …. En değerlimiz;en çok üzenimizdi aslında,en çok bize yakın; en uzağımızdı,en çok (da)tahmin ettiğinden daha(da)çok sevdiğimiz,tahmin ettiğimiz kadar sevmemiş oysa bizi,bunu bir doğum gününde unutulunca anladık…oysa unutmak ne mümkün! Kucak dolusu sarılmaları,çiçekleri,gülüşleri,yürüyüşleri,öpüş….medik biz hiç doğru düzgün….di mi ? Oysa böyle mi olmalıydı? Doğum günleri buruk, sıradan bir kaç aynı cümle tekrarı bla bla bla…. Senin varlığının kaynağı olan en önemli olay böyle sönük mü kalmalıydı ? İçimde…sönmüş bir volkanın külleri şimdi yanarda durur,bunu ancak anlayan görür…oysa haykırmak tüm dünyaya;- ey ahali,uyanın gözünüzü,kulağınızı açın,o doğdu diyebilmek, mutlu olun,sevinin açın pencereleri çiçekler saçın etrafa,kağıtlara adını yazın…diyebilmek ne güzel olurdu… Oysa saçma gelir şimdi sana bu rüya…(ymış meğer) anlattıklarımın hepsi,üstü altı böyle bir aralığa denk gelmiş…belki bir aralıkta karşılaşınca ruhlarımız hesabını sorarsın bu yazdıklarımın belki hata ararsın,takılırsın biraz ne de olsa TDK’ ndan sayılırsın…işte böyle kısa kutlamalar uzadı bu aralar,nice yıllara… </description>
<link>https://www.antoloji.com/kisa-dogum-gunu-siiri/</link>
<guid>3311002</guid>
<pubDate>2021-12-06T15:30:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Kısa  Gün</title>
<description>Artık kısa tutuyorum tüm doğum günü kutlamalarını,uzun y(ı)oldan geliyoruz çünkü…hep aynı biraz çünkü, hep iyi ki, hep nice nice…evet ne çok nice nice acılar biriktirdik o yıllarda,sen doğum günü mumunu söndürürken di mi ? Di …. En değerlimiz;en çok üzenimizdi aslında,en çok bize yakın; en uzağımızdı,en çok (da)tahmin ettiğinden daha(da)çok sevdiğimiz,tahmin ettiğimiz kadar sevmemiş oysa bizi,bunu bir doğum gününde unutulunca anladık…oysa unutmak ne mümkün! Kucak dolusu sarılmaları,çiçekleri,gülüşleri,yürüyüşleri,öpüş….medik biz hiç doğru düzgün….di mi ? Oysa böyle mi olmalıydı? Doğum günleri buruk, sıradan bir kaç aynı cümle tekrarı bla bla bla…. Senin varlığının kaynağı olan en önemli olay böyle sönük mü kalmalıydı ? İçimde…sönmüş bir volkanın külleri şimdi yanarda durur,bunu ancak anlayan görür…oysa haykırmak tüm dünyaya;- ey ahali,uyanın gözünüzü,kulağınızı açın,o doğdu diyebilmek, mutlu olun,sevinin açın pencereleri çiçekler saçın etrafa,kağıtlara adını yazın…diyebilmek ne güzel olurdu… Oysa saçma gelir şimdi sana bu rüya…(ymış meğer) anlattıklarımın hepsi,üstü altı böyle bir aralığa denk gelmiş…belki bir aralıkta karşılaşınca ruhlarımız hesabını sorarsın bu yazdıklarımın belki hata ararsın,takılırsın biraz ne de olsa TDK’ ndan sayılırsın…işte böyle kısa kutlamalar uzadı bu aralar,nice yıllara… </description>
<link>https://www.antoloji.com/kisa-gun-2-siiri/</link>
<guid>3311003</guid>
<pubDate>2021-12-06T15:30:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Defa Gittim</title>
<description>Telefonu son kez çaldırdı adam,  az daha kapatacaktı genelde sadece 3 kez çaldırırdı ve kapatırdı,  son çağrının sonunda uykulu kısık bir ses; -Alo,  efendim dedi. Bu ses değil miydi ? onu bu yollara düşüren,  bu ses değil miydi ? gitmeler sebep,  bu ses değil miydi ? uzaklardayken bile içini kıpır kıpır eden şey… Ağzını açıp bir şey söyleyemedi,  bir süre kesik nefes alışlarını dinledi bir şeyler boğazına düğümlendi,  sustu,  yutkundu derin bir nefes aldı,  tam ismini söylüyordu ki,  karşıdan telefonu kapatma sesi geldi…kendini suçlu hissetti çok beklemişti,  beklemek değil de dinlemekti o güzel sesi,  özlemekti belki… Düşündü; Kaç kez kapandı o telefon yüzüne,  kaç kez o kapılar…kaç kez yüreğinin üzerine kapandı tozlu bir acı,  birisi üflese yine acıyacaktı içi biliyordu,  biri o kapıyı az açık bıraksa hemen içeri girerdi,  ama o kapı aynı bu telefon gibi kapandı yüzüne… Tekrar çevirdi yıllardır ezberinde tuttuğu numarayı ama arama tuşuna basamadı,  baş parmağı gitti geldi o yeşil tuşun üzerine vazgeçti,  oysa o kadar kolaydı ki tekrar aramak,  ama içinden gelmedi,  buna sebep olan şey neydi diye düşündü ? </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-defa-gittim-siiri/</link>
<guid>3242171</guid>
<pubDate>2021-04-10T22:50:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Doğum Günü Anısına</title>
<description>Şükredilir yıllar önce yaşanan o güzel şeyler için,  oysa ne yaşadıysak yaşadık...iyi ki vardın da denilir. Doğru olanda budur aslında, her şey senin için iyi olsun istenir...bilinmez ki sensiz hiç bir şey iyi değildir…eskir zamanla her şey gibi,  çiçek diktiğin saksılar,  ve boyarken onları aslında her fırça darbesinde aklında eski aşklar, çok ta yakışır mor boya senin ellerin değdiği için,  o güzel bahçede...belki de  diktiğin en güzel çiçek sensindir son 24 saatte… Ne sığarsa hayatında 24 yılda o kadar çabuk geçmiştir, avunabildiğin bir kaç küçük anı, mutlu anlar, sanrılar, sancılar...adına doğum günü derler oysa her günün matem, yas...Hüznün var gözlerinde kendine has...yalnız seni anlayanların okuduğu gözlerinden ve ruhların eş olması esas... </description>
<link>https://www.antoloji.com/dogum-gunu-anisina-3-siiri/</link>
<guid>3242166</guid>
<pubDate>2021-04-10T22:49:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Kadim ve Baki Dost</title>
<description>Yani çok önceden,  eskiden dostumsun sen benim , sen hatırlamazsın belki berzahtan galu beladan dostumsun sen benim, ruhunun dinlendiği her gölgelikte benimde ruhum ordaydı...ama hep geç kaldım sana,  yetişemedim hep kokun ve izine rastladım dostum...ellerinin izi, dokunduğun her yere dokundum...ruhuna eş yüküne dost olmaya çalıştım...hatırlar mısın ? uzakta olsam da hep omzumda ağlardın,  hep bana anlattın en zor zamanlarını...dost olmak bunu gerektirirdi hep aklında ve kalbinde olmayı...birde baki olmayı...ama her zaman taş yerinde ağırdı bunu sen öğrettin  ama...bir taş geldi sanırım bana...oysa o taş tam boğazımın ve göğsümün üstünde ki her nefes almaya çalıştığımda hissediyorum acısını...evet dostum herkes sanırım istediği hayatı yaşıyor geçmişteki hatalarımızın yüzünden,  asla sana kızamam ve seni suçlayamam taa berzahta senin ruhuna takılan benim...iyi ki dostumsun yinede bana ne kadar saçma gelse de...kadim ve baki dost...aklına her geldiğinde kalbini yasladığın bir ağaç gibi başının üstünde ve sırtının arkasında göğsünün 3 parmak altında kalbindeyim...tek ben mi kendimi yakıştıramıyorum yanına yoksa sen mi ? dostum… </description>
<link>https://www.antoloji.com/kadim-ve-baki-dost-siiri/</link>
<guid>3242167</guid>
<pubDate>2021-04-10T22:49:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Unutama</title>
<description>Bir dizi ya da bir film sahnesinde değil ayrılık,  hayatın taa kendisi yani birebir içinde,  sen içindesin,  ben içindeyim…o yüzden gözlerimiz doluyor şimdi çok uzaklarda,  aynı sahneyi izlerken…bir çocuk olabiir yahut bir kedi annesinden ayrılan, ya da bir çift ayrılan,  hep aklında o sahne gitme diyen yüzüm ve otobüs camına dayadığın başın…bir bedduamıdır? Bir şarkı sözü…sende unutma beni, unutama beni yoksa bir temenni midir ? tartışılır… </description>
<link>https://www.antoloji.com/unutama-9-siiri/</link>
<guid>3242168</guid>
<pubDate>2021-04-10T22:49:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>O Evdeyim Şimdi</title>
<description>O evdeyim şimdi,  senin olduğun yerde,  yavaşça açıyorum kapıyı,  kim bilir nasıl çıkartırsın anahtarı çantandan,  hangi elinle tutarsın yoksa bir elinde telefon mu var,  poşetleri yere mi koyarsın ? bilmiyorum içeri girer girmez anahtarı nereye atarsın? Kedin mi gelir ayağına dolaşır,  bilmiyorum o poşetlerde ne vardır? Sütlaç mı ? ilk hangi odaya gidersin bilmem,  bir bardak su mu içersin önce? Yoksa kabanını çıkartıp portmantoya mı asarsın ? Hemen TV’ yimi açarsın güzel bir müzik kanalı? Yoksa Radyon mu var bir köşede? Nereye dokunursun en çok,  balkonda çiçeklerine mi koşarsın hemen su verirsin ? elim ayağıma dolaşıyor ne yapsam? Nereden başlasam eşyalarla mı konuşsam senin yerine ? uzandığın koltuğa mı uzansam? Elime en çok okuduğun kitabımı alsam? Hangi ayracı kullanıyorsan onumu kullansam? Yada hiç mi olmasa aramızda ayraçlar bizi ayırmasa mı ? Unutsak mı okuduğumuz o sayfayı,  ne fark eder baştan yine okusak,  ya da baştan yeniden yaşasak o ayrıldığımız ana kadar? O otogara,  o otobüse,  o durağa o yalvarışlara yemin olsun ki,  tekrar yaşamak isterdim o ana kadar senle olan tüm güzel şeyleri… O evdeyim şimdi,  senin olduğun evmiş orası,  uyandım şimdi merak etme…Uzun bir rüyaymış…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/o-evdeyim-simdi-siiri/</link>
<guid>3242163</guid>
<pubDate>2021-04-10T22:48:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Yokum Artık</title>
<description>Bir anda olur her şey,  hastaydı derler…o telaşe de fark bile etmezler,  belliydi zaten derler…kimsenin umurunda olmazsın,  yalnızca 3 gün sürer adın bazı gönüllerde,  birkaç dua edilir arkandan sadece…iyi insandı derler..bu hayat böyledir işte,  sadece birkaç saat sürer sana veda,  sonra herkes işine gücüne…hayat devam eder sen yokmuşsun gibi,  gerçekten yoksun zaten değişen hiçbir şey yoktur hayatlarında… bazı dost sohbetlerinde adın geçer, bazı yüreklerde izin kalır sadece…belki başına gelir bir dua eder bir arefe sabahı birkaç dost…en çok kızların ağlar belki arkandan küçükler daha anlamazlar… </description>
<link>https://www.antoloji.com/yokum-artik-6-siiri/</link>
<guid>3242164</guid>
<pubDate>2021-04-10T22:48:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Özlersin.</title>
<description>Bazen çok özlersin hiçbir şey yokmuş gibi davranırsın,  hiç özlememiş,  hiç olmamış gibi,  siler atarsın geçmişi…zerre aklına hiç gelmez,  çıkmaz mı anılar kafandan? Soru işaretleri yok mu hiç ?keşkelerin olmadı mı ? ya büyük pişmanlıkların ? hiç mi  özlem duymaz insan…hep mi susar? Tabi ki zorla güzellik olmaz,  zorla kimse özlenemez kimse kalbine söz geçiremez… sadece özlersin ve özlediğini söyleyemezsin sadece boğazımda bir düğüm,  şu göğsümün üstünde bir taş var dersin,  işte o özlemin ağır yüküdür bilemezsin!! </description>
<link>https://www.antoloji.com/ozlersin-28-siiri/</link>
<guid>3242165</guid>
<pubDate>2021-04-10T22:48:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk İçin Çekilen Kılınçlar</title>
<description>Eski iki sevgili,  yeni iki kadim dost…çekti kılıçlarını (sözlerini) ve başladılar,  en güyük yarayı kim verecek diğerine,  içini en çok acıtan kazanacak bu savaşı…bazen hayat hoyratmış öyle diyor bazıları,  biz buna hayat acımasız diyoruz o başka…nede olsa bu yakışır böyle büyük bir aşka.. İlk hamleni yap hadi,  alışkınım ben en büyük gitmelere,  sözler bana işlemez,  büyük yaralarım var benim dikiş atmayı unuttuğum…benden sana en büyük acı,  bakışımdan olamaz fazlası… Şimdi ikimizde yenildik kabul edelim bu hayata,  çekilen kılıçlar havada kaldı,  bazı aşklar gibi…hayat her zaman kazanır,  çünkü insan o kadar açtır ki yaşamaya,  yalan olur en büyük sevgiler ve aşklar,  hani çok aşıktın ,  çok sevmiştin ya onu,  ne oldu şimdi düşündün mü ? Şimdi usulca yere bırak kılıç gibi keskin gözlerinin bakışlarını,  benim tek silahım sözlerim,  onu da sen susturdun,  bu savaşın kazananı yok sevgili ,  sen hayatı küstürdün,  senin canın sağ olsun,  yaşayamadık ya aşk olsun…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-icin-cekilen-kilinclar-siiri/</link>
<guid>3242161</guid>
<pubDate>2021-04-10T22:47:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Kırk 40</title>
<description>Yaşıyorum sanırsın bunca yıl,  aynaya baktığında anlarsın yorgun bir yüz,  kaz ayakları,  biraz beyazlamış saç…ve tam kırk yıl geçmiştir aradan,  en güzel yaştır o,  gençlikten olgunluğa geçtiğin,  hayatın tam anlamlandırdığın,  ve yazdığın şiirlerini yayınladığın bir yaştır,  bazen tam karşında oturan ve gözünün içine bakan kişi bile değer vermez yazdıklarına ve tam kırk kişi vardır aşağı yukarı etrafında sana değer veren…senin için en önemli olan kırk kişi,  senin içini bilen,  seni seven maksimum kırk kişi,  çok önemli ve değerli kırk kişi…ne bir fazla ne bir eksik,  kırk yaşında etrafında topu topu kırk kişi vardır istersen say bak…onların içine bak kendini görürsün…İş bu yazı kitabım çıktığında kitabımı mazeretsiz alan 40 kişiye ithaftır iyi ki varsınız ve benim için çok değerlisiniz… </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirk-40-siiri/</link>
<guid>3242162</guid>
<pubDate>2021-04-10T22:47:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 <item>
<title>İnsan.</title>
<description>İnsan kalbi ne kadar taşırsa dünyayı da öyle görür,  İsmet ÖZEL bunu ' Neyi bastırdıysan göğsüne,  göğsünü soludukça büyüyen odur' demiştir. İnsan neyle beraberse ona dönüşür... JimRohn' a göre ise ' İnsan,  birlikte en çok vakit geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır' diyor...Yani çevrenizdeki insanlar biraz sizsinizdir,  o insanlar bu yüzden çevenizdedirler…size benzedikleri için, sizden bir parça taşıdıkları ve ortak bir paydanız olduğu için birliktesiniz,  birlikte yiyor, birlikte içiyor ve birlikte gülüyorsanız bilin ki siz onların yansımasısınız onlarda sizin…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/insan-981-siiri/</link>
<guid>3242157</guid>
<pubDate>2021-04-10T22:46:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Özabacı</author>
</item>
 </channel>
</rss>
