<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. İrfan Yılmaz Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Çile</title>
<description>Adını andıkça düştüm tuzağa, Dilimde tütüyor kelime benim. Yakına geldikçe gitti uzağa, Uzatsam değmiyor elime benim.  Sevda köprüsünde su akmaz arksız, </description>
<link>https://www.antoloji.com/cile-261-siiri/</link>
<guid>3862016</guid>
<pubDate>2026-07-31T17:04:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Gitme</title>
<description>Madem ki ayrılık rüzgârı esti, Aklına dönmeyi takmadan gitme. Felek korla çekti gönlüme resti, Bahtıma su gibi akmadan gitme.  İçinden çıkamaz aklın kıt zoru, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gitme-924-siiri/</link>
<guid>3732250</guid>
<pubDate>2025-09-05T10:05:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Firari Sevgili</title>
<description>Şubatın on dördü tüter takvimde, Sevgililer günü cevrini sorsun. Yetmiş iki pare beşer kavminde, Uykusuz düşümü kim hayra yorsun? Sırra kadem bastın sen gelmiyorsun.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgililer-gunu-275-siiri/</link>
<guid>3661236</guid>
<pubDate>2025-02-15T10:27:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Dokuz Eylül</title>
<description>Bu ne kutlu gün böyle! Hayal ve düş ötesi Pembe şafak tülünde mavi gece solalı Takvimler Dokuz Eylül günlerden cumartesi Böyle bir gün görmedi, İzmir İzmir olalı  İbrişim sırmalanmış  bulutlar lüle lüle </description>
<link>https://www.antoloji.com/dokuz-eylul-5-siiri/</link>
<guid>3586684</guid>
<pubDate>2024-06-02T14:48:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Aşk Başka Sevgili</title>
<description>Göl-nilüfer, çöl-yağmur, aşkından öte tutkum. Engin deryalar aşıp, demir dağları yarar. Ferhat, Şirin'i görmüş gibi tutuldu nutkum! Nasıl ki kelebeği ipek kozası sarar, Kimse kimseyi sevmez seni sevdiğim kadar.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-ask-baska-sevgili-siiri/</link>
<guid>3432780</guid>
<pubDate>2023-01-10T18:28:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Dilek Perisi</title>
<description>Nimetin her cinsini, külfetin her türünü Kader aşka yazıyor, âşık nasıl silersin Bahtı kara gecene dolunayın mührünü Ay'ın şavkını vursam, el versem ne dilersin  Bu ayrılık o kadar hüküm sürdü ki peri </description>
<link>https://www.antoloji.com/dilek-perisi-siiri/</link>
<guid>3389541</guid>
<pubDate>2022-08-15T19:42:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Perisi</title>
<description>Gizli geldi aşk perisi, dediğine aklım şaşkın ''Elim, ateşin ruhundan bir kıvılcım salıp gider'' Hangi çiçek tılsımıdır, imkânsızı seven aşkın ''Dilim: Ezelden beri gül, tütsünün en güzeli der'' ''Bir sihir ki; aklı baştan, seni senden alıp gider''  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-perisi-14-siiri/</link>
<guid>3380126</guid>
<pubDate>2022-07-13T00:07:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Anneler Günü Şiiri Melek Anneler</title>
<description>Kimdir, Cennet müjdesine kutlu hadisle eren Toprak gibi, hava gibi, su gibi hayat veren Güneş'i ta gök kubbeden ayak altına seren Her sıkıntı, her çileye, sabırla göğüs geren  Söz konusu olan kişi, Hak'kın sevgili kulu </description>
<link>https://www.antoloji.com/anneler-gunu-siiri-melek-anneler-siiri/</link>
<guid>3349587</guid>
<pubDate>2022-04-01T01:51:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgililer Günü Şiiri Beklenen</title>
<description>Gizli aşkı simgeler boynu bükük kardelen, Kışı var da yazı yok, sanki sevdama benzer. Gözlerim yolda kaldı, ne giden var ne gelen. Şubatın ara yeri aynı sahneyi sezer Sevgililer Günü'nde, beklenen gül ne gezer!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgililer-gunu-siiri-beklenen-siiri/</link>
<guid>3333194</guid>
<pubDate>2022-02-10T23:44:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Beni Tanımadın Mı</title>
<description>Rumeli'nin gülleri süzüldüğünde, Çattığın kişiyim ben, tanımadın mı? Anadolu'dan kervan düzüldüğünde, Kattığın kişiyim ben, tanımadın mı?  Unuttun mu tılsımlı yol kazasını, </description>
<link>https://www.antoloji.com/beni-tanimadin-mi-2-siiri/</link>
<guid>3331430</guid>
<pubDate>2022-02-04T23:49:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Leyla</title>
<description>Ne çöl efsanesi, ne dağ masalı... Dilime gerçekler gelir sırayla. Bir bilsen ki, sırra kadem basalı Hep seni aradım, mumla, çırayla. Bitmedi hasretin, bitmedi Leyla?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/leyla-317-siiri/</link>
<guid>3329876</guid>
<pubDate>2022-01-31T02:05:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Lokman Hekim Efsanesi</title>
<description>Lokman Hekim... Doktor ve eczacıların piri... İnsan sağlığına ömrünü adayan yüce bilgin... Kur’an-ı Kerim’in Lokmân Sûresi’de adı geçen ve kıyamete kadar anılacak olan Allah’ın sevgili kulu... Efsanesine geçmeden önce, Lokman Hekim’in Dünya görüşü hakkında asırlarca dilden dile, gönülden dolaşarak günümüze kadar ulaşan iki kıssası ve bir vecizesini naklededelim.  Günlerden bir gün, oğluna nasihatlerde bulunan Lokman Hekim: ’’Ey oğul, hayatın boyunca; En iyi yemeği yemekten, en rahat yatakta uyumaktan ve en güzel sarayda oturmaktan asla taviz vermeyesin!’’ der.  Ömrünü insanların sağlığı adayan babasının, gösterişten uzak ve ne kadar sade bir yaşantısı olduğunu düşünen oğlu hayretle: ’’Baba, bizim halimiz ortada; biz o kadar zengin değiliz, bu söylediklerin nasıl gerçekleşir?’’ diye sorar.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/lokman-hekim-efsanesi-siiri/</link>
<guid>3325021</guid>
<pubDate>2022-01-17T17:51:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Şahmeran Efsanesi</title>
<description>Şahmeran... Bütün yılanların şahı... Belden aşağısı yılan, yukarısı insan olan bir kadın. Adaletiyle yılanlara hükmederken, güzelliğiyle insaları büyüleyen bir hilkat garibesi düşünün. Şahmeran, Hitit efsanelerinde İlliyanka, Grek mitolojisinde Medusa olarak farklı bir biçimde anlatılır. Biz, Anadolu’da Şahmeran Hikayesi olarak dilden dile, gönülden gönüle dolaşıp günümüze kadar ulaşan efsaneye değineceğiz. Şahmeran efsanesi, insanoğlunun bencilliğiyle başlayan; sevgi, tutku ve ayrılıkla devam eden, vicdan azabıyla mühürlenen olağan üstü bir efsanedir. Şahmeran, o kadar beğenilen bir efsane olmuş ki; her anlatan dilinden bir damla bal, her dinleyen hayalinden bir çiçek katmıştır efsaneye. Mardin, Gaziantep ve Mersin yörelerinde biraz farklı anlatılıyor olmakla birlikte; efsaneye duyulan saygı gereği özüne pek dokunulmamış ve günümüze kadar gelmiştir. Şahmeran Efsanesi’nin bitimin aynı zamanda Lokman Hekim Efsanesi’nin de başlangıcını teşkil etmesi dolayısıyla apayrı bir öneme sahiptir. Şimdi efsanemize geçelim.  Rivayet edilir ki; kendisi fakir olsa da gönlü zengin olan, odunculuk yaparak geçimini sağlayamaya çalışan ve annesiyle birlikte yaşamakta olan Cemşad adında, yakışıklı ve yiğit bir delikanlı vardır. Günün birinde, iki arkadaşıyla birlikte kırlarda dolaşırken, tesadüfen ballı bir kuyuya denk gelirler. Bal o dönemin en kıymetli besinlerinden birisidir ve kısmet ayaklarına kadar gelmiştir. Gençler kuyudan balı çıkarmak isterler; ancak, kuyunun derinliği karşısında balı çıkarmayı göze alamazlar derken, arkadaşlarına dönen Cemşad: ’’Ben inerim.’’ der ve böylece efsane başlamış olur.  Kuyuya sarkıttıkları halata tutunarak aşağı inen Cemşad kovaları doldurdukça, arkadaşları balı yukarı çekerler. Kuyudan, düşündüklerinden de daha fazla bal çeken iki kafadar, hisselerine daha fazla bal düşmesi için Cemşad’ı kuyuda bırakarak, kovalar dolusu balla köylerine dönerler.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahmeran-efsanesi-siiri/</link>
<guid>3321358</guid>
<pubDate>2022-01-06T14:05:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Zühre Yıldızı Efsanesi</title>
<description>  Gökyüzüne gecenin serptiği yıldızların geri toplanması şafak sökerken tamamlanmış olur, bir yıldız hariç. Şafak söktükten sonra hatta Güneş epeyce yükseldiğinde bile gökyüzünde hâlâ asılı duran ve çıplak gözle fark edilebilen tek yıldız: Zühre Yıldızı’dır. Hiçbir zaman göz kırpmayan, asalet ve güzelliğin sembolü olan ve halk arasında; Çoban Yıldızı, Şafak Yıldızı ve Çulpan gibi isimlerle anılan bu yıldız, tarihin her döneminde ve güzel sanatların her dalında sanatçılara esin kaynağı olan Venüs’tür. Peki nedir bu Zühre Yıldızı’nın gizemi? Parlaklığıyla, Müşteri ve Zühal yıldızlarını bile geride bırakan Zühre Yıldızı’nın, başka hiçbir yıldıza nasip olmayan ilginç ve ilginç olduğu kadar da düşündürücü ve ders alınacak bir efsanesi vardır. Zühre Yıldızı Efsanesi yalnızca bir yıldız efsanesi olmayıp, Ademoğlunun nefsi ve şehevi hislerinin, ruhani varlıklar üzerinden ele alındığı çarpıcı bir çöl efsanesidir.  Çöl... Zamanı geldiğinde bir parça gölge ve bir bardak suyun dünya malına bedel olduğu, uçsuz bucaksız kum diyarı. Sahte umutlarla insanların peşine takılıp sürüklendiği aldatıcı serapların mekanı... Göz alabildiğince uzanan kum tepeleri arasında insanoğluna hayat sunabilen başlı başına bir nimet sayılan vahalar ve vahasız yerlerde insanların hayata tutanabildikeri su kuyuları. Çöl efsaneleri; gündüz Güneş’in, gece ayazın gazabı, aldatıcı serapların hayal kırıklığı, kervanlara yapılan harami baskınları ve suyun nimetiyle yoğrulmuştur. Her yıldız bir başka parlar çöl gecelerinde. Hele ki bu yıldız Zühre Yıldızı olursa.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/zuhre-yildizi-efsanesi-siiri/</link>
<guid>3319685</guid>
<pubDate>2021-12-31T20:00:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Zemheri Gülü</title>
<description>Nasıl açar bilmem ki zemheride yaz gülü. Vurulmuşum, bir işmar atsan da atmasan da. Yer, gelinlik kuşanmış; gök, duvaklı kar tülü. Bir rüyadır görülen, yatsan da yatmasan da.  İster ağla ister gül, nasılsa yandın gönül. </description>
<link>https://www.antoloji.com/zemheri-gulu-3-siiri/</link>
<guid>3315886</guid>
<pubDate>2021-12-21T01:12:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Tabibim</title>
<description>Bilemedim bahtım ak mı kara mı, Bu aşk beni zora soktu tabibim. Boşuna arayıp durma yaramı, Beni vuran gizli oktu tabibim.  İnce bir sızıyla indi döşüme, </description>
<link>https://www.antoloji.com/tabibim-13-siiri/</link>
<guid>3307547</guid>
<pubDate>2021-11-26T23:47:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Hasret</title>
<description>Ne çok özledim seni bilemezsin sevgili, Ömre bedel saydığım bakışına hasretim. Çok söylesem az gelir bu sevdayla ilgili, Gönlüme beklenen gül nakışına hasretim.  Bir tek bakışın değil aşka dair sabıkan; </description>
<link>https://www.antoloji.com/hasret-1629-siiri/</link>
<guid>3304274</guid>
<pubDate>2021-11-17T14:36:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Düş Gelini</title>
<description>Hani gün gelir de eserim dedin, Güllerin nefesi yelin nerede? Dudakla mühürlü sözlü senedin, İmdada yetişen elin nerede?  Bulutlar sevdalı damlalar derin, </description>
<link>https://www.antoloji.com/dus-gelini-siiri/</link>
<guid>3271777</guid>
<pubDate>2021-07-25T00:45:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Kleopatra</title>
<description>Kleopatra, Julius Caesar ve Marcus Antonius (okunuşu: Mark Antony) efsanesi aslında Makedonya’lı komutan Büyük İskender ile başlar.  Efsanevi Gordion Düğümü’nü çözerek değil, kılıç darbesiyle keserek kendisine Frigya’dan başlayan bir yol açan Büyük İskender, ilerleyişini sürdürerek, M.Ö. 333 yılında, İssos Savaşı’da Pers kralı III. Darius’u mağlup eder. Güneye inerek iki ay süren Gazze direnişini kırdıktan sonra bir yıl içişnde Suriye ve Filistin’le birlikte Mısır’ı da fetheder. Fetihten sonra Mısır’da bir Yunan kültür merkezi oluşturmak isteyen Büyük İskender, Rodos’lu bir mimar olan Dinokrates’e M.Ö. 332’de, hazırlattığı planla, günümüzde İskenderiye olarak anılan Aleksandreya kentini ve Ptolemaios Krallığı’nı kurdururak, Antik Mısır’da Helenistik yönetim dönemini başlatmış olur. Helenistik firavunlar dönemi Mısır’da üç yüzyıl kadar hüküm sürer.  Antik Mısır’ın son Helenistik kraliçesi olan Kleopatra, 39 yıllık ömründe, ülkesi Mısır’ı, hastalık, kıtlık, istila ve yıkımlardan kurtarmak için verdiği mücadele ve fedakarlıklarıyla olduğu kadar; büyüleyici güzelliği, keskin zekası ve karşı konulmaz gücüyle tarihin tozlu sayfaları arasındaki yerini alır. Günümüze kadar her çağda konuşulan; güzellik, güç ve zekanın adeta simgesi olur. Hayatına dair nice efsanelere konu olur, hakkında yazılan sayısız kitaplarda yer edinir ve yüzlerce sinema filmine baş rol aktirisi olarak beyaz perdede canladırılır. O, firavuların yetkisini kullanan ikinci ve son Mısır kraliçesi, Roma imparatoru Julius Caesar’ın sevgilisi ve efsane komutan Marcus Antonius’nin eşi VII.Kleopatra’dır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kleopatra-9-siiri/</link>
<guid>3264526</guid>
<pubDate>2021-06-26T16:22:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Nefertiti</title>
<description>Güzellik ve zarafet taş kâlpleri eritti, Yere inmiş dediler bir güzellik yıldızı. Mittan’da Tadukhepa, Mısır’da Nefertiti. Gizemli bir prenses, O sonsuzluğun kızı...  (Videolu efsane) </description>
<link>https://www.antoloji.com/nefertiti-6-siiri/</link>
<guid>3255843</guid>
<pubDate>2021-05-27T01:44:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Yılmaz</author>
</item>
 </channel>
</rss>
