<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. İrfan Sarı Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Tutulamayan Söz</title>
<description>I Uzak iklimlere doğru yola çıkmış Bir garip yolcuyum Heybemde hüzün kırıntıları, Yaşanmamış günler Yürüyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tutulamayan-soz-siiri/</link>
<guid>1840506</guid>
<pubDate>2013-03-11T20:35:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Unutmak</title>
<description>Neden unutmak, yaşatmak varken;  Neden vazgeçmek, yaşamak varken; Neden bırakmak; Kalpte hâlâ yaşarken... </description>
<link>https://www.antoloji.com/unutmak-189-siiri/</link>
<guid>1792210</guid>
<pubDate>2012-11-20T22:15:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Akşam</title>
<description>Bir gün daha geçti penceremden Mavi gökyüzünü ardından sürükledi Fabrika işçileri, eve ekmek götüren çocuklar Bir bir evlerine döndü Kapılar kapandı, ışıklar söndü Erguvan ufuklarda </description>
<link>https://www.antoloji.com/aksam-121-siiri/</link>
<guid>1280620</guid>
<pubDate>2009-11-02T20:14:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>İstanbul'da Bahar</title>
<description>Sabah erkenden uyanıyorum Bir yeşil uyanış Toprak kokusu bahçemde Kuş sesleri Böceklerden öğreniyorum Yaşam sevincini </description>
<link>https://www.antoloji.com/istanbul-da-bahar-5-siiri/</link>
<guid>1280618</guid>
<pubDate>2009-11-02T20:11:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Çocukluğum</title>
<description>Ne zaman çocukluğuma dönmek istesem Anılar yağar yaprak yaprak Suyundan içtiğim pınarlar Üzerinde oynadığım toprak Burnuma cennet bahçesinden kokular getirir  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocuklugum-190-siiri/</link>
<guid>1200014</guid>
<pubDate>2009-06-14T20:33:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşamak Üstüne</title>
<description>Hayata ............. sevdayla .......................... bağlanmak   lazım ........................................acılara, kahpeliklere, ...................................................... vefasızlıklara  inat ............Ve geçerken hain bir pusudan </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasamak-ustune-siiri/</link>
<guid>1185100</guid>
<pubDate>2009-05-29T21:35:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Şiire Dair (Deneme)</title>
<description>Şiir insanın günlük hayatta kullandığı doğal dille anlatamadığı duyguları ve fikirleri anlatabilmek için ortaya çıkmış bir dil sanatıdır.İlk şiir herhalde ilk insanla başlamıştır.Şiir yazıdan önce vardı. Özellikle eski çağlarda şiirin büyülü bir etkisi olduğuna inanan insanlar şairlere mistik, yüce, doğaüstü güçler atfediyorlardı. Bu düşünce modern zamanlarda değişmiş güzelliğin gücü olarak düşünülmeye başlanmıştır. Şiirin tam bir tanımı yapılamaz, sınırları çizilemez; şiirle ilgili yapılan tanımların kendi içinde bir doğruluk payı vardır ki o da onun sadece bir yönünü anlatır.Şiiri tanımlayarak değil özellikleriyle ve etkisiyle kavrayabiliriz.Her şeyden önce şiir estetik olanı yakalamak, salt güzelliğe ulaşmak işidir.Şiirde uygulanan teknikler, şiirle ilgili şekil özellikleri sadece bu efsunkar güzelin elbisesini oluşturur. Buradan şu fikri çıkarabiliriz.Saf şiir denilen güzelliği yakalayamamış, şiirin dünyasına nüfuz edememiş bir şairin yazdığı şiirler ne kadar şekil mükemmeliyeti olursa olsun güzel elbiseler içindeki bir acuzeye benzer. Güzel şiir ister aruzla, ister heceyle, isterse serbest vezinle yazılmış olsun, fark etmez; her durumda kendini belli eder. Şiirde dizeler nasıl oluşturulmalıdır? Bütün büyük şairlerin şiire dair hemfikir oldukları bir şey varsa o da şiirin sözcüklerle yazıldığıdır. Bu demektir ki cümleyi dize diye alt alta yazmak  onu şiirselleştirmez. Dizede sözcükler üzerinde tek tek durulmalı; sözcükler arasındaki ahenk, müzikalite yakalanmalıdır. Bunu şöyle örneklendirebiliriz. Güzel bir dizedeki iki sözcüğün yerini değiştirdiğimizde bütün büyü bozulur. Anlam aynı olduğu halde şiirselliği öldüren sözcüklerin bir araya geldiğinde oluşturduğu iç ahengin, armoninin kaybolmasıdır. Şaire düşen bir kuyumcu titizliğiyle sözcükleri seçmek ve işlemektir. Sözcükleri işlemek...Şiirde günlük dili kullanmak kusur değildir; bilakis günlük dili kullanmak dili zenginleştirir, dile estetik katar. Yalnız sözcükleri dizede öyle bir kullanmak gerekir ki hiçbir sözcük konuşma dilinin yavanlığında olmamalıdır. Yahya Kemal bu durumu şöyle anlatır:''Sözcükleri duygu haline getirinceye kadar yoğurmak...'' Bazı şairler berceste mısraın peşinden koşarken bazıları buna karşı çıkmışlardır. Karşı çıkanlar bu işi slogancılık gibi görmüşlerdir. Benim kanaatim odur ki şiiri kalıcı yapan en önemli ögelerden biri de seçkin mısralardır. Bu mısralar sadece bir söyleyiş, duyuş güzellği değil aynı zamanda yukarıda bahsettiğimiz uygun sözcüklerin bir araya gelmesinden oluşan müzikaliteyi, ahengi ihtiva eder. Zaten şiirde bütünsel güzellik önce sözcüklerin seçimi sonra mısralar ile yakalanır. Şiir diğer sanatlarda olduğu gibi fazlalıkları atma işidir. Şiirin malzemesi dil olduğuna göre dildeki fazlalıkları atmak... Bu bir heykeltıraşın taştaki fazlalıkları yontarak ondan bir şekil ortaya çıkarmasına benzer. O zaman şunu diyebiliriz: Şiir az sözcükle çok şey anlatma işidir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/siire-dair-deneme-siiri/</link>
<guid>1181814</guid>
<pubDate>2009-05-23T11:44:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Yağmur Var İstanbul'da</title>
<description>Bugün İstanbul üzgün Sisten bir şal omuzlarında Sessizce ağlıyor  Bugün Boğaz öfkeli Dudaklarında köpük var </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagmur-var-istanbul-da-siiri/</link>
<guid>1171654</guid>
<pubDate>2009-05-01T23:03:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Rutin Hayat</title>
<description>Sabah yedide kalkar, Evden sekizde çıkar. Onu işe götüren Sekiz yirmi boğaz vapurudur. Bahçesi küçük, ufku geniş bir evde Çengelköy sırtlarında oturur. </description>
<link>https://www.antoloji.com/rutin-hayat-2-siiri/</link>
<guid>1154869</guid>
<pubDate>2009-04-02T12:33:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Güftesiz Şarkı</title>
<description>Özlemle süzülen gözlerin Kırık bir vazodur. Sararmış  sonbahar yaprakları Anılar dökülen yollarda Hüzünle savrulur. Mai bir gölgedir akşam; </description>
<link>https://www.antoloji.com/guftesiz-sarki-siiri/</link>
<guid>1084340</guid>
<pubDate>2008-12-18T21:06:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Sebepsiz Melâl</title>
<description>Sebepsiz Melâl  şarkılar söylenirdi sevgiler üzerine gelecek güzel günlere inanılırdı tek sıkıntı uzaktaki dostlardı </description>
<link>https://www.antoloji.com/sebepsiz-melal-siiri/</link>
<guid>825622</guid>
<pubDate>2007-10-06T14:14:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Sevda Masalı</title>
<description>Bir masal içindeyiz Boğaz sırtlarında cennetten bir köşede Oturmuşuz karşı-be-karşı Konuşuyoruz Sen coşkuyla bir şeyler anlatıyorsun Ben melul akşama dalan gözlerimle seni dinliyorum </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevda-masali-13-siiri/</link>
<guid>555383</guid>
<pubDate>2006-10-08T22:26:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Gülün Adı</title>
<description>Roza yakınlığın, umudun, gülün adı... Tutkuyla yaşamanın, çılgınca sevinmenin Yalnızlığı paylaşan rüzgarların şarkısı Örtüsüdür üşüyen,titrek, ölgün gecenin.  Roza bitki adı, şarkı adı, gül adı... </description>
<link>https://www.antoloji.com/gulun-adi-2-siiri/</link>
<guid>446455</guid>
<pubDate>2006-05-05T17:07:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Ağaçların Dünyası</title>
<description>Siz bakmayın onların kardeşçe yaşadığına Şu bodur çalı bütün ağaçları kıskanır. Sarmaşık muhabbetinden değil, Hıncından ağaçlara sarılır.  Ya mağrur kavak ağacına ne demeli </description>
<link>https://www.antoloji.com/agaclarin-dunyasi-siiri/</link>
<guid>433770</guid>
<pubDate>2006-04-22T14:38:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Gelmeden Önce</title>
<description>Sen gelmeden önce Güneşten habersiz, asude bahçeydi kalbim Sen ona durgun denizdeki fırtınaları Sınırsız ihtirasları öğrettin.  Sen gelmeden önce </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelmeden-once-siiri/</link>
<guid>433730</guid>
<pubDate>2006-04-22T14:07:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>İstanbulsuzluk</title>
<description>Çok değil Birkaç gün sonra Ben askere gitmiş olacağım. Birkaç gün sonra Bahar nazlı bir gelin gibi gelmiş olacak. Çiçekler, kuşlar, kelebekler </description>
<link>https://www.antoloji.com/istanbulsuzluk-2-siiri/</link>
<guid>431112</guid>
<pubDate>2006-04-20T12:47:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Ölüm</title>
<description>Ben, ölümü Sonsuz bir rüya olarak düşünürüm. Öyle mesut bir rüya ki: Kimse bu rüyadan uyanamaz. Biz yaşayanlar, Gecenin ürperten karanlığında </description>
<link>https://www.antoloji.com/olum-298-siiri/</link>
<guid>430282</guid>
<pubDate>2006-04-19T16:37:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Gül ve Bülbül</title>
<description>Dün gece sabaha kadar Gül, bülbül-ü şeydayı bekledi. Bülbül gelmedi. Uykuya yenildi. Şaşkın aşık gelseydi; Vuslata erecekti. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gul-ve-bulbul-9-siiri/</link>
<guid>428182</guid>
<pubDate>2006-04-17T16:45:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Hüzünlü Çocuk</title>
<description>Elektrikli sobam yanıyor, Televizyon açık... Ben Soğuk çayını yudumlayan Hüzünlü çocuk: 'Aşklarımı düşünüyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/huzunlu-cocuk-siiri/</link>
<guid>427302</guid>
<pubDate>2006-04-16T15:30:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 <item>
<title>Anladık</title>
<description>Anladık Dayanılmaz cazibemiz yok. Ama sen de Uğruna ölünecek kadın değilsin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/anladik-siiri/</link>
<guid>427294</guid>
<pubDate>2006-04-16T15:22:00+03:00</pubDate>
<author>İrfan Sarı</author>
</item>
 </channel>
</rss>
