<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. İnci Germenliler Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ayy melek geldi melek</title>
<description>ANILAR… ANILAR… ( YENİ ) AYYY…MELEK GELDİ MELEK…..  Üç yıl önce, aydınlık ve çok sıcak bir yaz günüydü. Temmuz ayında Bursa adeta yanıyordu. Kızım ve damadım hafta sonunu serin bir yerde geçirelim diyerek, akşamüzeri beni de davet edip Mudanya’daki yazlık evlerine götürdüler. Güneş balkondan sıyrılmış, ev serinlemişti. Yazlık ev yüksek bir tepede olduğundan manzarası çok güzeldi. Gemlik körfezinden, Bozburun’ a kadar geniş bir alanı içine alıyordu balkon manzaramız. Hemen balkona çıkıp koltuğa oturdum, biraz gazete okudum, sessiz sedasız biraz manzara seyrettim.  Deniz otobüslerinin biri geliyor, diğeri gidiyordu. İskelede duran motorundan, anons yaparak gece körfezi dolaştıran İZZET KAPTAN’ın gezi motoruna binenleri izledim. Kızım salonda kitap okuyor, damadım balkondaki kanepe de tabletine bakıyordu. Daha sonra, akşamın solgun ışığında gökyüzünde şekilden şekile giren, büyülü bulutları hayranlıkla izlemeye başladım. Süt beyazı bulutların kimini kuşa benzetiyordum,  kimini kuzuya kimini de filozofa.  Bir denizi seyrediyordum, bir yandan martıların çığlıklarını dinlerken göğe bakıyordum. Yüreğim hüzün doluydu, eski günler geldi aklıma çok duygulandım. Gözlerim yaşardı ve “Keşke kaybettiğimiz bütün yakınlarımızın ruhları, hiç değilse bulut olup bize bir an görünebilseler” diye bir düşünce geçti içimden. Böyle bir şeyin olamayacağının bilincindeydim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayy-melek-geldi-melek-siiri/</link>
<guid>3844929</guid>
<pubDate>2026-06-20T16:14:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Tayyareci Bilet At</title>
<description>ANILAR… ANILAR…  TAYYARECİ BİLET AT…  Geçmişimiz adeta anılarımızı koruyup saklayan, çok değerli bir hazine sandığıdır. Eski günlerimize geri dönmemiz mümkün olmasa da o unutulmaz hatıraların sıcaklığıyla sevinciyle yaşamak çok zevklidir. Her güzel anımız, geçmişimizden bugünümüze değin, kalbimizin kuytularına sakladığımız birer hazine gibidir. Mudanya’da ŞÜKRÜ ÇAVUŞ mahallesinde oturduğumuz, 1955 yılının Kurban Bayramı arifesiydi. Her zamanki gibi evimizin yan tarafında bulunan, boş arsada 10 arkadaşımızla birlikte ( (KÖREBE)   oynuyorduk. Birden bir tayyare sesi duyduk ve oyunu bırakıp uçağı seyretmeye başladık.( O zaman herkes uçak demez tayyare ) derdi. Tayyare Mütareke binasının yakınından geçerken, atılan biletlerin her tarafa uçuştuğunu gördük. Tayyare Arnavutköy tarafından dönüş yaptı ve bizim mahalleye doğru gelmeye başladı. O yıllarda kasabamızda fazla yüksek binalar yoktu. Mahallemizde genellikle bir ve iki katlı ahşap binalar çoğunluktaydı. Üç katlı olanlar çok azdı. Uçak bize yaklaştıkça sevinçten hepimiz el sallayıp zıplamaya, pilota kendimizi göstermeye çalışıyorduk. Bir yandan da avazımızın yettiği kadar      “Tayyareci bilet at” diye bağırıyorduk. Sonunda uçak iyice alçaldı ve üzerimizden geçerken biletleri atıp Bursa yönüne doğru yöneldi. Biletler kar taneleri gibi döne döne yerlere düşmeye başladı. Gökten yağmur değil, sanki para yağıyordu. Biz sevinçten çılgınlar gibi koşturup biletleri toplama yarışına girdik. İlk defa uçağı ve pilotu bu kadar yakından görmüştüm. Uçakta iki kişi vardı, pilot ve biletleri atan amca. Biletler her tarafa saçıldı, kimi ağaç dallarına kimi evlerin damlarına düştü. Yerlerde ve erişebildiğimiz yerde olanları topladık. Bir tanesini okumaya başladım. (7 yaşındaydım ve ikinci sınıfa geçmiştim). Biletin üzerinde “KURBAN DERİLERİNİZİ TÜRK HAVA KURUMUNA BAĞIŞLAYIN” yazıyordu.  Biletleri elbisemin eteğine doldurup eve götürdüm. Sevinçten minicik yüreğim kafesinden çıkarcasına atıyordu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tayyareci-bilet-at-siiri/</link>
<guid>3782333</guid>
<pubDate>2026-01-18T14:29:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Taner Ağabey</title>
<description>TANER AĞABEY  (B-A-Ş-K-A     S-I-K-I-N-T-I-N-I-Z  ?  Hayat sadece yaşamak değil, yaşarken aynı zamanda güzel anılar biriktirmeyi bilmektir. Senelerce biriktirdiğimiz, çocukluğumuzun kuytu köşelerine gizlediğimiz, unuttum sandığımız anılar, içimizde bir yerde, sabırla zamanlarını beklerler. Yıllarca aklımıza gelmeyen hatıralar hiç ölmeyen hortlaklar gibi tam günü geldiği anda, birden hortlayıverirler. Naftalin kokulu anılar, camın buğusuna, çayın kokusuna bulanan anılar, hiç aklımızda ve hayalimizde olmadıkları bir anda kendilerini hatırlatıverirler. </description>
<link>https://www.antoloji.com/taner-agabey-siiri/</link>
<guid>3778590</guid>
<pubDate>2026-01-08T17:16:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Öfke Dalgaları</title>
<description>ÖFKE DALGALARI     Gecenin sihirli düşlerini </description>
<link>https://www.antoloji.com/ofke-dalgalari-siiri/</link>
<guid>3741386</guid>
<pubDate>2025-09-30T15:23:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>İlk Kamp Sefamız</title>
<description>İLK KAMP SEFAMIZ  Babam her zamanki gibi öğle yemeğine geldiğinde çok neşeliydi. Annem güzel yemekler pişirmiş, masayı hazırlamıştı. Babam masaya oturdu ve anneme seslendi: “Hanım sana çok güzel bir haberim var” deyince annem merakla yanına geldi: “ Hayırlı haber olsun inşallah” “Bugün Hakkı enişte iş yerime uğradı, Eskişehir’den gelip‘İncir Dibi’ ne askeri kamp kurmuşlar. Kendisi bugün Eskişehir’e görevli olarak gidiyormuş. Muammer hanım sizi yarın kampa davet ediyor dedi, gideriz değil mi?”deyince annem:                                                                                                                                                                      “Gitmeye gidelim ama hazırlık yapmamız lazım. Gündüzden yemek yapsam yarına kadar sıcaktan ekşir. Çocuklar orada acıkır, nasıl yapalım bilemedim.” Deyince babam: </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilk-kamp-sefamiz-siiri/</link>
<guid>3728454</guid>
<pubDate>2025-08-24T12:01:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Annemin evini boyatmak</title>
<description>        ANNEMİN EVİNİ BOYATMAK Babamın ısrarlı davetiyle ben kızımı, kardeşim de oğlunu hazırlayıp çocuklarımızla, cuma gününden Yalova’ya gittik. Niyetimiz hafta sonunu orada geçirip pazar akşamı Bursa’ya dönmekti. Mayıs ayıydı ve hava çok güzeldi. O yıllarda (1980)li yıllar, Yalova’da yazlık ve kışlık olmak üzere iki tane dairemiz vardı. Kışlık olan şehrin içinde ve iskeleye çok yakındı. Yazlık dairemizde rıhtım da denize nazır, bahçeli çok güzel bir daireydi. Annem ve babam kızlarına (5 kız kardeştik) ve torunlarına çok düşkündüler. Hepimiz evlenip evden ayrılınca yalnız kaldılar ve devamlı bizleri yanlarına davet eder oldular. O zaman babam çalışıyordu. Pazartesi İstanbul’a gidip cuma günü Yalova’ya dönüyordu. Bu arada ikisi de aşırı derecede sigara tiryakisi oldular ve sigara bitmeden diğerini eklemeye başladılar. Her gidişimizde kışlık eve girerken sigara kokusu ve dumanı havada raks ederek bize hoş geldiniz derdi. Ben hiç sigara içmediğim için çok rahatsız olurdum. Defalarca hiç olmazsa oturma odasını boyatalım desem de annem asla kabul etmezdi. “Kışın isi, pası gitsin, yazın yaptırırız” derdi. Yazın yaptıralım deyince de          “Hele yazın tozu, kumu bitsin düşünürüz” derdi. Görünüşe bakılınca odanın dökülmüşlüğü sadece duvarlardaydı. Perdeler, eşyalar ve halı gayet güzel ve zevkliydi. Aslında annem çok temiz ve titiz bir kadındı ama telaş ve dağınıklığı hiç sevmezdi. Biz genç kızken biz iş yapmak istemeyince: </description>
<link>https://www.antoloji.com/annemin-evini-boyatmak-siiri/</link>
<guid>3715668</guid>
<pubDate>2025-07-21T10:47:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>(gücük patron) Küçük Patron</title>
<description>ANILAR…ANILAR…   (YENİ) GÜCÜK PATIRON (KÜÇÜK PATRON)  Anılar tekrarı mümkün olmayan o güzel dünlerin, bize bıraktığı en değerli mirastır. On yaşındaydım, 1958 yılıydı ve zeytin toplama zamanıydı. O zamanlar Mudanya’nın her tarafı zeytin ağaçlarıyla kaplıydı. Maviyle yeşilin uyum içinde kaynaştığı, antik çağlardan kalma, şirin bir sahil kasabasıydı Mudanya. Zeytin işçileri her sene zamanını bilir, zeytin toplamak için Uludağ'ın uzak bir köyünden çıkıp gelirlerdi. Adamlar sırtlarında yataklarıyla, kadınlar kucaklarına aldıkları çuvallarıyla habersiz geliverirlerdi. Babaannemin çok eski işçileriydi ve müştemilat olarak kullanılan, evimizin karşısındaki eski evinde kalıyorlardı. Bizim işimiz bitince başkalarına da giderlerdi. O zamanlar onlara herkes “Dağlı” diyorlardı. Annem beni bir sabah işçilerin başında durmam için erkenden uyandırdı. O gün pazardı ve okul yoktu. Babam kendi işinde çalışıyor, annem küçük kardeşlerim olduğu için gidemiyordu. Ablam da annem ev işlerini yaparken kardeşlerimi oyalıyordu. İşçilerin başında durmam için beni uygun gördüler. Annem hava çok soğuk olduğu için beni lahana gibi kat kat giydirdi. Kulaklarım üşümesin başıma örtü bağladı. Ayaklarıma siyah lastik çizmelerimi giydirdi. Ben gitmek istemediğim için ağlıyordum.  Annem: </description>
<link>https://www.antoloji.com/gucuk-patron-kucuk-patron-siiri/</link>
<guid>3714919</guid>
<pubDate>2025-07-19T14:55:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Taşıyıcı Kolonlar</title>
<description>     TAŞIYICI KOLONLAR </description>
<link>https://www.antoloji.com/tasiyici-kolonlar-2-siiri/</link>
<guid>3655093</guid>
<pubDate>2025-01-29T15:56:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Bestelenmeyen Güfteler</title>
<description>BESTELENMEYEN GÜFTELER  Dağlara taşlara duvardaki panolara Sahildeki sandallara kumlara Martıların kanatlarına Tozuna aynaların </description>
<link>https://www.antoloji.com/bestelenmeyen-gufteler-siiri/</link>
<guid>3605658</guid>
<pubDate>2024-08-11T14:13:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Lunaparkta Panik</title>
<description>ANILAR… ANILAR…  LUNAPARK MACERALARI, DÖNME DOLAPTA PANİK… BURSA KÜLTÜRPARKTA YAŞANMIŞTIR ... Mudanya’da lise olmadığı için Bursa’ya taşındığımız 1966-67 li yıllarda,   yaz aylarında babam bizi her hafta sonu Kültür Parktaki restoranlara akşam yemeğine götürürdü. Gündüz sıcaktan bunaldığımız için (O zamanlar evlerde klima yoktu) parkın serinliği bizim çok hoşumuza gider, yemeğimizi neşe içinde yerdik. </description>
<link>https://www.antoloji.com/lunaparkta-panik-siiri/</link>
<guid>3547360</guid>
<pubDate>2024-01-26T11:36:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Rüya mı Gerçek mi</title>
<description>RÜYA MI GERÇEK Mİ ?   (Hatay'lı bir depremzedeyle söyleşi)  Hayal değil masal değil Film hiç değil </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruya-mi-gercek-mi-siiri/</link>
<guid>3531517</guid>
<pubDate>2023-12-06T15:09:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Yitip Giden Gençliğim</title>
<description> YİTİP GİDEN GENÇLİĞİM  Dalgın dalgın seyrederken Batmak üzere olan güneşin Solgun ve yumuşacık aydınlattığı </description>
<link>https://www.antoloji.com/yitip-giden-gencligim-siiri/</link>
<guid>3530758</guid>
<pubDate>2023-12-03T17:10:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Tatlı Tebessüm</title>
<description>TATLI TEBESSÜM  İster pembe olsun                                                                                                                                                                                                         İster siyah - beyaz                                                                                                                                                                                        Bir hayalle başladı her şey                                                                                                                                                                                         O hiç bitmeyecek sandığım                                                                                                                                                                                                                            Her yeri yakıp kavuran                                                                                                                                                                                                      Yürekleri küle döndüren yaz  Seni maviliğin serin koynunda                                                                                                                                                                                       Köpüklü dalgalar arasında                                                                                                                                                                                                          Pembe ayaklı martılarla oynaştığını                                                                                                                                                                                           İlk gördüğüm gün                                                                                                                                                                                           Peri kızlarınca güzel                                                                                                                                                                                                                 Manolya kadar beyaz                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   Kutup yıldızı kadar uzaktın İnan ki                                                                                                                                                                                           Hayal kuramayacağım kadar gerçektin </description>
<link>https://www.antoloji.com/tatli-tebessum-4-siiri/</link>
<guid>3506132</guid>
<pubDate>2023-09-08T18:33:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Ateş Söndü</title>
<description>ANILAR… ANILAR… BENİ HİÇ YALNIZ BIRAKMADILAR…(YENİ )  BİR ATEŞ SÖNDÜ  ATEŞ GÜRMAN isimli bir ağabeyimiz vardı. Her sene Ekim ayının ilk haftası geldiğinde, Mudanyalılar gurubuna telefon zinciriyle ulaşarak listesinde bulunanları tek tek arar, gelenek haline gelen bu yemekli toplantıya davet ederdi. Tarihin tozunu kaldırmak, yaşanmışlıkları anmak için eski Mudanyalıları bir araya toplar, buluştururdu. Mudanya’nın kendileri için bir SEVDA olduğunu belirten, bu organizasyonu sağlamaya çalışırdı. İzmir’den hiç üşenmeden, bizleri bir araya getirmek için gelirdi. Toplanacağımız restoranla anlaşır, tekrar hepimize yerini bildirirdi. Herkesin isimlerinin yazılı olduğu kartları hazırlar ve gelenlerin boynuna asardı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-aates-sondu-siiri/</link>
<guid>3506130</guid>
<pubDate>2023-09-08T18:23:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Yaratı</title>
<description>YARATI  Her şiir sabırla bekler kınında Şairin yüreğinden özgürce Dökülmek İçin anında Her şiir heyecanla  kollar </description>
<link>https://www.antoloji.com/yarati-3-siiri/</link>
<guid>3432167</guid>
<pubDate>2023-01-08T15:47:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Zaman  Aşımı</title>
<description>ZAMAN AŞIMI (Müruru zaman )   Yüreğimde depreşirken bin türlü keder Ruhum hapsolduğu bu bedendeyken Karşı koyamadım ne yazık ki </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-asimi-37-siiri/</link>
<guid>3432149</guid>
<pubDate>2023-01-08T14:52:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Tomruk Yüklü Kamyon</title>
<description>ANILAR… ANILAR…ANILAR…                                                                                      YALOVA’DA  YAŞANMIŞTIR… TOMRUK YÜKLÜ KAMYON 13 Aralık 1976 Yılıydı ve o gün biricik kızımın üçüncü doğum günüydü. Van’da Kara Yolları Bölge Müd. Olarak görev yapan eşimi, kızım henüz yetmiş günlükken ani bir rahatsızlık sonucu kaybetmiştim. “ECEL geldi cihane baş ağrısı bahane” derler, kaderimizde yazılı olanların bir bir gerçekleşmesine tanık olmuştum.  Bir yıl içersinde evlilik, doğum ve ölüm gibi biz insanlar için hayati önem taşıyan olayları yaşamıştım. Onulmaz acılar içindeydim. Sanki dünya batmış, bir tek ben kalmıştım. Ne kimseyle konuşmak ne de dışarıya çıkıp gezmek istiyordum. Sadece çocuğumla ilgileniyor, bakımını asla ihmal etmiyordum. Kızıma da bir şey olacak diye çok korkuyordum. Van ‘da bize tahsis edilen lojmanı boşaltıp eşyalarımızı Yalova oturan annemlerin üst katındaki daireye koymuştum. Yalnız kalmamıza müsaade etmedikleri için kızımla birlikte ailemin yanında yaşıyorduk. O gün annem ısrarla çocuğu dışarı çıkarıp gezdirmemi istedi: “Kızım bu gün çocuğun yaş günü, pastaneye uğrayıp pastasını ısmarla, biraz hava alsın çocuk” diyerek ağlamaya başladı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tomruk-yuklu-kamyon-siiri/</link>
<guid>3412683</guid>
<pubDate>2022-11-06T11:54:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Benim Çakıl Taşlarım</title>
<description>BENİM ÇAKIL TAŞLARIM  Akşamın dinginliği çökünce denize Garip yüreğim sevinçten Sığmaz olur kafesine Lakin gönlümde biriken </description>
<link>https://www.antoloji.com/benim-cakil-taslarim-2-siiri/</link>
<guid>3393223</guid>
<pubDate>2022-08-28T14:53:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Kanadı Kuşun Kanadı</title>
<description>KANADI KUŞUN KANADI  Çırpınıyordu telaşlı bir kuş kafesinde Sanki özgürlük ateşi yanıyordu Ürkek kırılgan yüreğinde Uçmak istiyordu gönlünce </description>
<link>https://www.antoloji.com/kanadi-kusun-kanadi-siiri/</link>
<guid>3385351</guid>
<pubDate>2022-08-01T11:09:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 <item>
<title>Büyük Sıçrayışlar</title>
<description>Büyük sıçrayışlarla Arkama dahi bakmadan Kaçmak istedim çok uzaklara Acılarımdan bir kaç adım geriye Geçmişimden bir kaç adım ileriye Gölgemden bile </description>
<link>https://www.antoloji.com/buyuk-sicrayislar-siiri/</link>
<guid>3384772</guid>
<pubDate>2022-07-30T08:45:00+03:00</pubDate>
<author>İnci Germenliler</author>
</item>
 </channel>
</rss>
