<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. İlknur Karacasu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kordon'un İnsan Hali</title>
<description>birikir gölgedeki mavi laciverte gece, deniz... yakamoz bin ışık yolu meltemle salınır  fayton sesinin rüzgarına takılır dumanım </description>
<link>https://www.antoloji.com/kordon-un-insan-hali-siiri/</link>
<guid>2060454</guid>
<pubDate>2014-11-08T03:06:00+03:00</pubDate>
<author>İlknur Karacasu</author>
</item>
 <item>
<title>Hata</title>
<description>Zamana attık tüm suçları Suç, vicdan azabının kötü çocuğu Kafamı çevirsem her yanım boşluğa Bütünleşir dokununca  Durulanırım mavi gölgesinde huzurun </description>
<link>https://www.antoloji.com/hata-131-siiri/</link>
<guid>2060453</guid>
<pubDate>2014-11-08T03:02:00+03:00</pubDate>
<author>İlknur Karacasu</author>
</item>
 <item>
<title>Büyüme Korkusu</title>
<description>çocuk gülüşü tahterevalliye  çığlığı salıncağa bayılır  düşleri kokulu renkler tabancası su, sıkar Dünyayı  </description>
<link>https://www.antoloji.com/buyume-korkusu-siiri/</link>
<guid>1562256</guid>
<pubDate>2011-05-23T16:24:00+03:00</pubDate>
<author>İlknur Karacasu</author>
</item>
 <item>
<title>Bekleyiş</title>
<description>Kayboldu  Benimin mutlu yüzü Umudun boynunda zamandan ilmek Yalnızlık çıdam sessizliği Kıvranır, yağmur renkli göz Açılır korkuyla </description>
<link>https://www.antoloji.com/bekleyis-426-siiri/</link>
<guid>1163345</guid>
<pubDate>2009-04-17T09:15:00+03:00</pubDate>
<author>İlknur Karacasu</author>
</item>
 <item>
<title>Saklı Geçitlerin Kışı</title>
<description>Oyuncaklarım dağılır  günlere düğümlendikçe, acı  içimde boy verir  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sakli-gecitlerin-kisi-siiri/</link>
<guid>1151117</guid>
<pubDate>2009-03-26T13:14:00+03:00</pubDate>
<author>İlknur Karacasu</author>
</item>
 <item>
<title>Parlat Çocuk...</title>
<description>Boyacıyım ben abi, Hayallere dalarım ayakkabı boyarken, Sizin ayakkabılarınızı parlatırken Hayallerimide parlatırım, Dokunamam onlara kirletirim!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/parlat-cocuk-siiri/</link>
<guid>241716</guid>
<pubDate>2005-03-18T12:43:00+03:00</pubDate>
<author>İlknur Karacasu</author>
</item>
 <item>
<title>-ÖYKÜ- Hayat Alkış Bekleyen Bir Çocuk Hala (4)</title>
<description>Yatak odasına dönüyorum. Elbiseni asıyorum. Giyiniyorum... Geç kalmamalıyım diyorum... Ama izinliyim ben... Üç gün daha izinliyim...  Evde anıları bırakıp kapıyı çarpıp çıkıyorum. Farkediyorum ki şu beş yıl içinde ilk defa mutsuz, umutsuz ve öpücüksüz çıkıyorum evden...Hüzünleniyorum... Yoo hüzünlüydüm zaten; hüznümü katmerliyorum!    Sabah serinliği içimi üşütüyor.  Bu hava bile seni hatırlatıyor. Ne çok severdin  bu havaları, genzin üşüyecek illa...  Nezle olacak olsan bile severdin serin havaları... Sıcaklara düşmandın... Belkide senin sıcaklığın yetiyordu sana; onun için gerek duymuyordun...  Caddede  akıyor trafik.  Hiçbir şey durağan değil ki zaten! Yürüyorum.....    Yürüyorum.......   Arka fonda korna sesleri var... Sesleri algılamamaya başlıyorum! ..   Kendimi mezarlığın kapısında buluyorum.  Ne zaman, nasıl geldim buraya?  Boş gözlerle bakıyorum.  Mezarlık bomboş... Hiç mezar yok... Algılama yetimi yitirdim sanki iyiden iyiye! ...  Şu koca dünyada tek sen mi öldün bebeğim? Diğer mezarlar nerede?   </description>
<link>https://www.antoloji.com/oyku-hayat-alkis-bekleyen-bir-cocuk-hala-4-siiri/</link>
<guid>150381</guid>
<pubDate>2004-04-14T18:28:00+03:00</pubDate>
<author>İlknur Karacasu</author>
</item>
 <item>
<title>-ÖYKÜ- Hayat Alkış Bekleyen Bir Çocuk Hala (3)</title>
<description>Seninle tanıştığımız ilk gün canlandı gözümde... Ne kadar  acelen vardı....  Durakta bekliyordum; dalgındım  -  o gün bütün işlerim ters gitmişti - ; birden yanımdan bana çarparak geçmiştin dönüp  özür dilemiştin  o zaman göz göze gelmiştik....   İçime ılık ılık bir şeyler akmıştı...    Aynı otobüse bindik.  Dalgınlığım geçmişti çünkü;  sana dalmıştım...  Arada bir farkına varıp  bakışlarımı çekiyordum. Sonra yeniden bir mıknatıs gibi çekiyordun gözlerimi...  Seninle aynı durakta indim   -   hiç alakamın olmadığı bir durak -  takip ettim seni yol boyunca...  Saçların uçuşuyordu;   rüzgar  taze kokunu getiriyordu.  Dershaneye girdiğini gördüm.  Bekledim.  Han içindeki  çayocağında abartısız  on bardak çay içtim...Bekledim... Çay içtim......  Akşam oldu mu  bilmiyorum yanında  iki arkadaşınla  çıktın.  Biri erkekti yoksa evli miydin?  Sevgilinde  olabilirdi...  Ve şu anda düşündüğüm şeye bakın peşinden gel saatlerce bekle ve sevdiği olup olmadığını bile düşünme....  Arkanızda bunları düşünerek yürüyordum...  Bir kafeye girdiniz.  Bende girdim.  Yanınızdaki erkek ayrıldı - derin bir oh! Çektim -. İki kahve içtiniz.  O kadar çok gülüyordun ki etrafa neşe  saçıyordun.  Habire  birşeyler anlatıyordun...  Kalktınız... Bende kalktım.  Otobüs durağına gittiniz. Bende peşinizden.  Sabah bindiğimiz otobüse bindiniz - demek  o durağın civarında oturuyordun. Allah ' ım ne güzel yakın oturuyor olmamız...  -    Ertesi gün  yine duraktaydım bilerek erken gelmiştim seni göremeden gidersin diye... Durakta biriyle konuştun - elinde kitapları olan genç bir çocuk  - . Sana  öğretmenim diyordu. Öğretmendin demek ki. Acaba ne öğretmeniydin?  O gün önceki  gün yarım bıraktığım işleri tamamladım...  Aklımda sen!  Yarın sabah olsun istiyordum bir an önce...  Ertesi sabah durağa geldim. Henüz  yoktun. Konuştuğun  çocuk oradaydı. Günaydın, dedim. Günaydın, dedi. Saati sordum; benimki  geri kalmış da,  dedim.  Konuyu sana nasıl getireceğimi düşünüyordum. Okuyor musun? Hayır, üniversiteye hazırlanıyorum, dedi genç çocuk. Yaa ne mezunusun? - Güldüm  -  Yani hangi lise  normal mi, meslek lisesi mi, dedim.  Sen  geldin  o anda... Gözlerin ışıl ışıl...  Kırmızı bir kazak giymiştin  rengi yanaklarına vurmuş...  Çok hafif bir makyaj yapmıştın, saçların salıktı ve olabildiğince parlaktılar...  Günaydın, dedik sana koro halinde. Bu fırsatı kaçırmamalıydım.  Elimi uzattım ' Ben Sinan ' dedim. Ne alakasız tanışmaydı.  Sonradan çok gülmüştün bana  Hain Cadı!   Sadece elimi sıkmıştın; mor olmuştum yani.  Olsun o zaman bunları umursayacak durumda değildim. Otobüste  karşılıklı koltuklara oturduk...  İleri geri sohbete katılıyordum... Bana iyi günler deyip indin.  Aman sabahlar çabuk olsun der olmuştum.  İstediğim olmuştu  sabahları selamlaşıyor bazende sorunlardan konuşuyorduk.  Bir gün sana akşam kaçta  çıkıyorsunuz diye soruverdim. O gün değil ama ertesi gün buluşmuştuk.  Dünyalar benimdi. Sevdiğin uzaklarda bir yerdeymiş.  Üzüldüm ama yılmadım.  Seni kazanmalıydım. Türkçe Öğretmeni olduğunu ilk buluşmamızda öğrendim. İlk buluşma için çok sıcaktın... Etkilenmiştim gülmek yakışan bu cıvıl cıvıl kızdan...     Radyoda </description>
<link>https://www.antoloji.com/oyku-hayat-alkis-bekleyen-bir-cocuk-hala-3-siiri/</link>
<guid>150377</guid>
<pubDate>2004-04-14T18:06:00+03:00</pubDate>
<author>İlknur Karacasu</author>
</item>
 <item>
<title>-ÖYKÜ- Hayat Alkış Bekleyen Bir Çocuk Hala (2)</title>
<description>Sende en sevdiğim neydi biliyor musun? Gördüğün ilk papatyayı - nerede olursan ol -  eğilir,  öper,  kokusunu içine çeker,  hayat kokuyor derdin... Bunlar benim benim diye sevinç çığlıkları  atardın etrafta seni hayretle izleyen gözlere aldırmaksızın... Benim diye attığın çığlıları duyanda seni bencil sanırdı;  paylaşmayı severdin oysa... Sen sevindin mi herkesin sevinmesini beklerdin - çocukça bir bekleyiş olduğunu bilirdin ama yine de beklerdin... Herkes mutlu olsun kısacası mutlu olmayı bilsin isterdin. -  Eğer  seni üzen  -  bir kedicik ya da sokaktaki bir manzara  - ,  -  üzüntülerinde  bambaşkaydı senin  -  bir şey varsa  hemen ağlardın...  Gözlerinden hüzün taşsada  başkaları üzülsün istemezdin; onların mutluluğuyla bile mutlu olmayı bilirdin.    Yine bahar geldi işte... Yarı uyur yarı uyanık bitirdim geceyi... Huzursuz... Mutsuz... Üzgün uyandım...  Yanımdaki yerine baktım  -  alışkanlık  işte  -  yerin boş...  Sevincim yarıda kaldı...  Diktiğin menekşeler canlandı, çiçeğe durdu... Tabiat da...   Yine kırlangıçlar geldi...  Sabah sohbetleri sürüyor cıvıl cıvıl...  Susturmana gerek yok....  Konuşacağım kimse yok;  sen yoksun....  Boğazımda bir yumru,  düğüm düğüm... Susturuyor beni...  Hıçkıramıyorum bile değil;  konuşmak.... Hüzünleniyorum  kırlangıçları dinledikçe...  Ben dilsizim  sen  yoksun;  hüzün  kaplıyor  içimi  iyiden iyiye...  En  kötüsü  de  olmayacaksın....   Evde  her şey seni çağrıştırıyor...  Sadece ev olsa iyi... Her şey...  Her şey seni hatırlatıyor...  Tuvalet masasında saç fırçan duruyor...  Hala  üzerinde son taradığında almak isteyipte almanı istemediğim birkaç tel saçın....   Dolaptaki elbiselerinde kokun var hala...  Geceliğin  sandalyede öylece atılmış;  az önce soyunmuşsun gibi...  Radyoda  ayarladığın kanalda hala...  Önce elim düğmesine dokunuyor; sonra da şarkı yüreğime,  içime...  Şarkın çalıyor bebeğim...  ' Bu mu sevda,bu nasıl aşk, beni de al sen neredeysen, geliyorum sana çırıl çıplak.....'  Nasıl da duygularıma tercüman oldu senin şarkın ve  ben sana mecburum  sen yoksun.....' </description>
<link>https://www.antoloji.com/oyku-hayat-alkis-bekleyen-bir-cocuk-hala-2-siiri/</link>
<guid>149873</guid>
<pubDate>2004-04-12T20:42:00+03:00</pubDate>
<author>İlknur Karacasu</author>
</item>
 <item>
<title>-ÖYKÜ- Hayat Alkış Bekleyen Bir Çocuk Hala (1)</title>
<description>Seni özledim bebeğim! Sevinçlerini, onları ifade edişini, tepkilerini gösteriş biçimlerini, düşüncelerini tüm içtenliğinle dile getirişini, boynuma canım deyip sarılışını...Her şeyini... Her şeyini özledim bebeğim...   Bir bahar sabahıydı - Mart mı Nisan mıydı hatırlamıyorum - sevinçle çırpmıştın ellerini, gözlerin adeta çizgiye dönüşmüştü gülerken, tüm hücerelerinle,bütün varlığınla  gülerdin, hatırlıyor musun? Şimdi - bu bahar - yanımda olsan yine o kadar sevinir miydin; camın köşesindeki, yuvaya gelen kırlangıçlara? Her sabah uyandığımda seni yanımda bulmaktan mutlu olur bu duygularımı dile getirirdim. Seni öpücüklere boğardım uyanana kadar... Uyanırdın... Tembelce gerinirdin önce.... Sonra seni öpmeye, sana anlatmaya devam ederdim. Sen ise her sabah onların - kırlangıçların - seslerini dinlemek için beni sustururdun... 'Hişştt! Sus! Ne güzel onları dinlemek değil mi? ' derdin. Sana içten içe hem kırılırdım hem de bu şirin çocuksu halin, hayata cıvıl cıvıl bağlılığın  hoşuma giderdi... Susardım. Bende senin kadar sevinmeye çalışırdım kırgınlığımı önemsemiyerek... Şirin çocuksu haline aldanıp seni o anda affederdim. Düşünyorumda - ki, seni her zaman düşünürdüm- sevinçlerin ne kadar çocuksuydu senin,çiçeğin yeni bir yaprak verse dünyalar senin olurdu; sevincinden deliye dönerdin. Hem zıplardın hem de ellerini çırpardın... Hep büyümemeni dilerdim içimden... Hiçç büyümemeni... Ağaçlar  kuruluğundan sıyrılıp yeşermeye başladı mı eve gitmek istemezdin... Bıraksalar yirmi dört saat sokaklarda kalırdın... Ah! ... Ne deliydin sen, çılgın, tatlı, deli dolu... Sanki hayat sende can bulurdu - bende sende can bulurdum! -... Hüzün gözlerinden akan yaşlarda ve ağlarken  aşağı doğru masumca kıvrılan o şekilli, pembe dudaklarındaydı sanki... Hele tüm betonlaşmaya inat bir ot fışkırsa betonu delerek gözlerin dolardı ondaki yaşama direnişine, bağlılığına... Hep sana benzetirdim o hayat dolu bitkiyi - ne olursa olsun ister yabani bir ot isterse doğanın bize cömertçe sunduğu kırçiçeği - tüm acılara direnmeyi bilirdin... Yaşama sevincini yitirmezdin, hayattan bağını koparmazdın... Gözlerin her yerde papatya arardı, çiçekçilerde bile kışın ilk aradığın çiçekti... </description>
<link>https://www.antoloji.com/oyku-hayat-alkis-bekleyen-bir-cocuk-hala-1-siiri/</link>
<guid>149870</guid>
<pubDate>2004-04-12T20:15:00+03:00</pubDate>
<author>İlknur Karacasu</author>
</item>
 <item>
<title>Çiçeği Aşka Uyandırmak Gözlerinde</title>
<description>Gözlerinin ıssızlığından  Ürkmek gibi bir şey, Çiçeği öperek uyandırmak...   Sevgiyi damıtmak kirpiklerinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/cicegi-aska-uyandirmak-gozlerinde-siiri/</link>
<guid>128830</guid>
<pubDate>2004-01-13T21:22:00+03:00</pubDate>
<author>İlknur Karacasu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
