<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. İdris &#199;etin Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Şehrin Kucakladığı Gençler</title>
<description> Köy çok kalabalıktı. Herkes, işinde gücünde çalışıp duruyordu. Köyde arazinin kıt kanaat olması, köy halkına gurbetlik hayatı yaşatıyordu. Köy halkı, altı ay şehirde çalışır, kışın da kazandıkları paraları harcardı. Bütün zorluklarla boğuşur ve mücadele ederdi. Yanaklarından mutluluk eksik olmazdı insanların. Köylüler, kışın köy odalarına toplanırlar, gece yarısına kadar sohbet ederler ve geleneksel oyunlar oynarlardı. Onlar, dar gelirliydi ama çok mutluydular. Kışları köyün nüfusu daha da kalabalıklaşır, camiler ve köy odaları dolar taşardı. Hoca mektepleri de dolar taşardı. Halk kısa sûreleri, ilmihal bilgilerini bu mekteplerde okur ve öğrenirlerdi. Neredeyse kışın köyün nüfusu belediyelik olma durumuna yaklaşmıştı. O zamanlar, bir yerin belediyelik olması için iki bin nüfus şartı aranıyordu. Bu güzide dağlık köyümüz, belediyelik hayalini kıl payı kaçırmıştı… Yazları durum tam tersineydi, herkes çalışıp para kazanmak, evini el alme muhtaç kılmadan geçindirmek için gurbetin yollarını tutardı. Gurbetlik zordu. Büyük, küçük, kadın, kız, erkek ve herkes için zordu. Bu yüzden yazılmamış mıdır gurbet türküleri, ozanlar dertli sesleriyle gurbetçilerin çilelerini sazlarıyla dile getirirler. Bu bitmeyen ama tatlı bir çiledir. Köyde herkes birbirine güvenir; malını melalını, ırz ve namusunu kısaca her şeyini birbirlerine emanet ederlerdi. Zaten bu güven her daim vardı, küçücük yurtlarında köylünün. Kocaman kocaman şehirler vardı uzaklarda. Bu şehirlerle tanışmayan yüzlerce binlerce genç vardı. Şehirler kucağını açmış, Anadolu’nun saf ve temiz gençlerini bekliyordu. Aslına bakarsanız, şehir de yorgundu hem de çok yorgundu. Her gelene kucağını açıyor, kimseyi reddetmiyordu. Çünkü kaderi öyleydi. Haydudu, hırsızı, kaçakçısı, densizi donsuzu ve mafyası aklına gelebilecek bütün kötülükleri yapan insanlar, şehri biri sığınak yeri edinmişlerdi. Para elde etmek onlar için şehirde daha kolaydı. Çalışmadan kazanmak, hile yapmak, tuzak kurmak, çalmak çırpmak ve aklınıza hangi düzenbazlık gelirse hepsi bunlarda vardı. Onlar da şehrin bir parçasıydı. İşte şehrin bu gibilerden canı yanıyor, ağlıyor ve sızlıyordu ama derdini kimseye anlatamıyordu. Adeta dert küpüydü koca şehir. Dağı taşı altın ya herkes altın toplamak için şehre iniyordu. Neler kaybedeceklerini düşünmeden; onlarca, yüzlerce binlerce, yüz binlerce ve milyonlarca genç, her geçen gün şehre akım ediyordu. Sel sularının hırçın aktığı gibi şehre akıyorlardı, yurdun dört bir köşesinden. Şehirde iş,  aş ve para vardı. Aklınıza gelebilen güzellikler de mevcuttu şehirde. Ama onları bulmak emek isterdi, çile isterdi… Şehir susamıştı; namuslu, doğru, dürüst ve adaletli gençlere. Onların eksikliğini her dem çekip duruyordu. Gençleri bekliyordu. Nöbet tutardı, geceleri ve gündüzleri ne zaman gelecekler diye… </description>
<link>https://www.antoloji.com/sehrin-kucakladigi-gencler-siiri/</link>
<guid>2962677</guid>
<pubDate>2019-02-26T22:30:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Sensin</title>
<description>          SENSİN Vatanını işgale kalkışana, İlk kurşunu sıkacak sensin. İslam’ı hançerlemek için yapılan Mescid-i Dırarları, yıkacak sensin. Fitne çıkarıp ümmeti birbirine düşüren, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sensin-417-siiri/</link>
<guid>2962676</guid>
<pubDate>2019-02-26T22:29:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Said-i Nur Talebeleri</title>
<description>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Yüksek Lisans yapıyordum. Yanımdan hiç ayırmadığım yüksek lisans not defterimi İlahiyat Fakültesi mescidinde unuttum. Defterimi aramaya başladım. Not defterimi mescitte bırakmış olduğum yerde buldum. Ve deftere ismini yazmayan bir öğrenci şunları yazmıştı:  SAİD-İ NUR VE TALEBELERİ “Her biri bir dünya olan Said-i Nur ve Talebeleri dava adamı yıllar davaları hizmeti Kur’aniyeye ve Âlem-i İslâm’ın imanını kurtarmaktı. Bu dava uğruna hapislere atıldılar, işkencelere maruz kaldılar ve sürgünlere gönderildiler. Bütün bu yapılanların hepsi bu davayı bitirmek içindi. Ancak onlardaki bu iman kuvveti ve dava aşkı yapılan her şeyi onların lehine çevirmiş ve davalarını tüm dünyaya duyurmuştur. Said-i Nur ve Talebeleri Nefs-i Emmaresini yenmeyi hedef alan, davası büyük olan büyük adamlardı...”  12/03/2012 </description>
<link>https://www.antoloji.com/said-i-nur-talebeleri-siiri/</link>
<guid>2427416</guid>
<pubDate>2018-01-05T20:48:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Kırlangıç</title>
<description>Saf, temiz, iyi niyetli kırlangıcım, Göklerin süsü bulutların sisi, Sabah ve akşamların neşe kaynağı. Gün batımına doğru, Pervane gibi dönmelerin, Seninle uyanırım sabahları, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirlangic-67-siiri/</link>
<guid>2427412</guid>
<pubDate>2018-01-05T20:45:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Miraç Şehri Kudüs</title>
<description>Hz. Davut, Câlut’u Allah’ın izniyle yendi, Zulmün karanlığını tarihe gömdü. Hz. Süleyman cinlere, insanlara tebliğ etti, Medeniyetleri hak ve adaletle yönetti. Kudüs’üm seni dünyanın başşehri yaptı, Bütün şehirler, senden ilham aldı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mirac-sehri-kudus-siiri/</link>
<guid>2427414</guid>
<pubDate>2018-01-05T20:45:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Yetim Çocuk</title>
<description>Bayram günüydü, çocuklar oynuyordu, İçlerinden biri boynunu bükmüş oturuyordu, Her bir çocuk bayramlıklarını giymiş seviniyordu, Hz. Muhammed geçerken oradan onları izliyordu. Kenardaki çocuğu hıçkırırken bir ağlama aldı, Gözyaşları düştüğü yeri ağlatıyordu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yetim-cocuk-16-siiri/</link>
<guid>2427411</guid>
<pubDate>2018-01-05T20:44:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Eser</title>
<description>Her canlı bu dünyadan göçüp gider, İnsan olan arkasında bırakır bir eser.  23/11/2017 YOZGAT </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-eser-2-siiri/</link>
<guid>2427410</guid>
<pubDate>2018-01-05T20:43:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Kadrini Bilir</title>
<description>Bereket yağar gökten yerden, Nimetin kadrini bilir şükreden.  21. 11. 2017 YOZGAT </description>
<link>https://www.antoloji.com/kadrini-bilir-siiri/</link>
<guid>2427408</guid>
<pubDate>2018-01-05T20:42:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Yağmur Yüklü Kudüsüm</title>
<description>Kudüs’üm adın ruhumu okşuyor, Seninle bir sessizlik duyar kalbim, Seninle tarihin derinliklerine yolculuk yapıyor, Seninle huzura eriyor yorgun bedenim. Kalbime taht kurdun Kudüs’üm, Üç kutsal dinin beşiği olan Kudüs’üm, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagmur-yuklu-kudusum-siiri/</link>
<guid>2427407</guid>
<pubDate>2018-01-05T20:40:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Kisme Yokmu?</title>
<description> Güllebi Erzurum’un meşhur sarhoşlarındandır. Erzurum’da onu tanımayan yoktur. Onun şakaları Erzurum’u aşmıştır. Geceleri hep içermiş durmadan… Bir gün yine akşam içmeye başlamış. Kendinden geçip sızmış. Sabah alaca karanlıkta evinin yolunu tutmuş. Sallana sallana giderken kanalizasyon çukuruna düşmüş. Güllebi: “Kisme yok mu, kisme yok mu, kisme yok mu? ” diye epey bağırmış, çağırmış... Onu kimseler duymamış… Nihayetinde sabah namazına giden bir molla Güllebi’nin sesini duymuş ve ona doğru yaklaşmış. Güllebi mollayı görünce başlamış: “Benu kurtar, benu kurtar, bebu kurtar...” diye yalvarmaya… Molla demiş ki: “Seni bir şartla çıkarırım içkiyi bırakacaksın ve beş vakit namaza başlayacaksın.” Bu şartlar işine gelmeyen Güllebi kurtarılmayı bırakmış başını başka yere çevirerek tekrar: “Benu kurtaracak başka kisme yok mu,  başka kisme yok mu, kisme yok mu, kisme yok mu? diye bağırmaya…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kisme-yokmu-siiri/</link>
<guid>2386028</guid>
<pubDate>2017-08-31T10:52:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Bıldırın Gurbağasıyız</title>
<description> Ruslar Birinci Dünya savaşında Batum, Kars, Ardahan derken Bayburt’a gelip dayanmışlar. Rus askerleri şehirde dolaşmaya başlamış. Halk tedirgin bir şekilde beklemeye başlamış. Bu esnada İki Bayburtlu Çoruh nehri üzerinde bulunan köprünün altına saklanmışlar. Rus askerleri bakmışlar ki taşın dibinde iki kişi var, saklanıyorlar. Askerler tedbirini almış ve seslenmiş, “Ola oraya ne arayrsunuz?” Taşın dibindekiler cevap vermişler: “Ağabeyi biz adam değülüz. Ya nesünüz? Biz gurbağayız.” Askerler: “Ne kurbağası?  Hiç bu kadar büyük kurbağa olur mu?” Bayburtlular köprünün altından seslenmişler: “Abi biz bıldırın gurbağasıyız, bıldırın gurbağasıyız, bıldırın gurbağasıyız. ” demişler.   04.08.2017 Erzurum </description>
<link>https://www.antoloji.com/bildirin-gurbagasiyiz-siiri/</link>
<guid>2386027</guid>
<pubDate>2017-08-31T10:51:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Kabrin Nur İçindedir</title>
<description>  Alın secdeye bir kez eğilmişse, Tekbir ruhun derinliklerine inmişse, Namaz zamanını düzenlemişse, Korkma kardeşim kabrin nur içindedir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kabrin-nur-icindedir-siiri/</link>
<guid>2384285</guid>
<pubDate>2017-08-24T08:27:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Göçecektir</title>
<description>Kaderimde ayrılık varsa bir gün gelecektir, Ruhum sevdiklerinden sessizce göçecektir.  23.08.2017 Yozgat </description>
<link>https://www.antoloji.com/gocecektir-siiri/</link>
<guid>2384219</guid>
<pubDate>2017-08-23T23:40:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Nail Olacaksın</title>
<description>  Kur’an nuru sarmışsa bir yiğidin yüreğini, İki cihanda da köşküne dikmiştir direğini. İbâdet imanı sarmışsa çember yumağında, Hakkın rızasına nail olacaksın Firdevs’i Âla’da. </description>
<link>https://www.antoloji.com/nail-olacaksin-siiri/</link>
<guid>2383988</guid>
<pubDate>2017-08-23T10:09:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Çıkarır Düze</title>
<description>  Çıkarır düze, sizin emek ve alın teriniz, Hak ve hakikat yolunda bıkmadan gideriz.  20.04.2017 </description>
<link>https://www.antoloji.com/cikarir-duze-siiri/</link>
<guid>2383985</guid>
<pubDate>2017-08-23T09:59:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Gönlün Düşmüşse Bir Güzele</title>
<description>  Gönlün düşmüşse bir güzele, Umut bağlarsın sararmış gazele, Her gün bir ak düşer saçına, Seversin yaşına bakmadan başına. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gonlun-dusmusse-bir-guzele-siiri/</link>
<guid>2380515</guid>
<pubDate>2017-08-12T00:37:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Yavşaklar</title>
<description>  Yavşaklar yanar döner sulu yerlerde yaşarlar, Menfaatleri için insanları çok ucuza satarlar, Taştan, ağaçtan, helvadan putlar yaparlar, Çıkarları uğruna gözlerini kırpmadan taparlar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yavsaklar-siiri/</link>
<guid>2380512</guid>
<pubDate>2017-08-12T00:35:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Zebaniler</title>
<description>  Körpe filizleri hançerleyen yerli yabancı ecnebiler, Adli, ilahide yüzüstü bırakılıp, hesap verir zebaniler.  19.04.2017 </description>
<link>https://www.antoloji.com/zebaniler-5-siiri/</link>
<guid>2374117</guid>
<pubDate>2017-07-21T16:20:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Ateşten Kordur</title>
<description>  Yıkmak kolay yapmak zordur, İmansız beden ateşten kordur.  18.04.2017 </description>
<link>https://www.antoloji.com/atesten-kordur-siiri/</link>
<guid>2374113</guid>
<pubDate>2017-07-21T16:14:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 <item>
<title>Gün Gelir</title>
<description>  Gün gelir, imanlı bir kişi bir devlete yeter, Gün gelir, beyinsiz biri ülkeyi satar gider.  18.4.2017 </description>
<link>https://www.antoloji.com/gun-gelir-187-siiri/</link>
<guid>2374108</guid>
<pubDate>2017-07-21T15:56:00+03:00</pubDate>
<author>İdris Çetin</author>
</item>
 </channel>
</rss>
