<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. İbrahim Tolga &#214;zsoy Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Bizden Büyük</title>
<description>Bizden büyük…  Bir perde uçuşur vücudunun siluetinden sıyrılıp Gece soğuk hava sıcak bedenler terli Dudaklar birleşirmiş güzel bir şarabın uykusundan uyanıp Çok kirli bir aşkmış bu toplamımızdan misliyle misli </description>
<link>https://www.antoloji.com/bizden-buyuk-2-siiri/</link>
<guid>2419772</guid>
<pubDate>2017-12-13T17:51:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Benden dışarı</title>
<description>Zifiri karanlık bir gecenin ormanlarla kaplı izbesinde Bir ben varım bir de ben İki kişilik bu hayatta kalma mücadelesinde Bir bedende bir olmamız gerekirken Yabancıyız hepten  </description>
<link>https://www.antoloji.com/benden-disari-siiri/</link>
<guid>2205864</guid>
<pubDate>2015-12-29T15:09:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Kör kahin</title>
<description>Retinamı delip geçip içimde bir yerlere ulaşıyorken bakışın Görememek harcımıdır bencilliğinin Bu ser sefil yırtık pırtık geri çekiliş başlangıcı en büyük yenilgimizin Korkun damarlarına pompalanmadan önce ağzından çıkan Kulağına varıncaya kadar yıkıp yakar anlamını mevcudiyetimizin Her yanışında küllerinden yeniden doğan </description>
<link>https://www.antoloji.com/kor-kahin-siiri/</link>
<guid>1221832</guid>
<pubDate>2009-07-19T00:09:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Kardan adam</title>
<description>Böyle devam edemem Bir Üsküdar iskelesinde açıp kanatlarımı Rüzgara karşı Solan ruhumu sana Kendimi sonbahara esir edemem  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kardan-adam-33-siiri/</link>
<guid>859692</guid>
<pubDate>2007-12-05T14:59:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Kim dokundu sana?</title>
<description>Kim dokundu sana büzgün dudaklı çocuk Bir ayçiçeği gibi başın boynundan ağır Gönlünü vurup omzuna, Bükülmüşsün kaldırımlara Boşuna bağırıyorsun boşuna, onlar sağır Sesin yarı çıplak bir dilenci gibi sokakta kalır </description>
<link>https://www.antoloji.com/kim-dokundu-sana-siiri/</link>
<guid>723526</guid>
<pubDate>2007-04-22T13:03:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Kanayan bir dudak papatya</title>
<description>Sussam cihana yayılır isyanım Her dilden bir sözcük silinse Ve dudaktan bir dil O zaman kurur dudaklar öpüşmez kimse Kuruyan her dudaktan ince ince kanarım Çatlarsa dudağın belki sana da ulaşırım </description>
<link>https://www.antoloji.com/kanayan-bir-dudak-papatya-siiri/</link>
<guid>697328</guid>
<pubDate>2007-03-24T20:09:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>(Düet) Yokluk Dediğin</title>
<description>Mektubun düşer topal günlerimin arasına Kuşlar ürkerde havalanır ya Öyle bir cümbüştür kopan nefesimde Kanatlanırda uçamazsam bir kuşluk vaktinde Döner yatarım omzuna kelimelerin İşte böyle okunmalı mektup dediğin </description>
<link>https://www.antoloji.com/duet-yokluk-dedigin-siiri/</link>
<guid>697319</guid>
<pubDate>2007-03-24T20:01:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Mengene ağzında zamanın başı</title>
<description>Mengene ağzında ezilir zamanın başı Gerçek dışı bir mekanın kapısında Günler geçmek bilmez, haftalar akıp gider Karanlığın iki ucu birleşse eğer Ne aydınlıktır bulacağımız Ne de karanlık kalır sığınacağımız </description>
<link>https://www.antoloji.com/mengene-agzinda-zamanin-basi-siiri/</link>
<guid>646875</guid>
<pubDate>2007-01-30T19:48:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Kara sürmeli parmaklık</title>
<description>Gözlerinin penceresinde kara sürmeli parmaklık Baktığın yerde hapistir bir yanım En yangın yerinde sönmez bu ayrılık Dumanı yayılır öksüz kalırım Duvarları soğuktur kör topal koğuşumun Donar ranzalarında öteki yarım </description>
<link>https://www.antoloji.com/kara-surmeli-parmaklik-siiri/</link>
<guid>642268</guid>
<pubDate>2007-01-25T20:49:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Cerablus'un ışıkları</title>
<description>Gözlerimi dikip baktığımda  Ufka karışır topraklar Dümdüz bir diyara işlenmiş fıstık fıstık ağaçlar Karşımda Cerablus'un ışıkları Fırat'la yıkanır gözlerim Kurur bir Ocak rüzgarıyla </description>
<link>https://www.antoloji.com/cerablus-un-isiklari-siiri/</link>
<guid>635608</guid>
<pubDate>2007-01-18T11:55:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Hezeyan</title>
<description>En kötüsü bitti az önce Kötülerin şahıydı şahbazı oldu Sen gittiğinde kaldım öylece Bu gömdüğün son çocuğumdu  Boş ver bir hezeyandı geçti gitti </description>
<link>https://www.antoloji.com/hezeyan-6-siiri/</link>
<guid>594696</guid>
<pubDate>2006-12-01T00:10:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Kundakçı</title>
<description>Yanan bir ruhun ıstırabı ile buz tutmuş bedenin O güzel gözlerin Her an çökecek bir coğrafya Çökse bir iç deniz yaratacak ruhunda Hep birlikte boğulacağız ağlasan Ağla ağlayacaksan hiç durma </description>
<link>https://www.antoloji.com/kundakci-5-siiri/</link>
<guid>591278</guid>
<pubDate>2006-11-26T22:27:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Haşhaşin tangosu</title>
<description>Ellerini avuçlarıma gömmediğin anlarda Kendi elimi tutarım usulca Gözlerimi yumar parmaklarımı okşarım Kurbağalardan dizilme bir tespih çeker gibi Her sabır bir prense döner diye umarım Dönseler, ben o prensleri bile kıskanırım </description>
<link>https://www.antoloji.com/hashasin-tangosu-siiri/</link>
<guid>575942</guid>
<pubDate>2006-11-07T01:26:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Gerektiği gibi</title>
<description>İstanbul’dan uzak, uyanıp bir soğuk yatakta Hiç kandırmadım bulunduğum şehri, Ayaklarımda ürkek bir soğukla.  Perdemi aralayıp izlediğim bu dağlarda Martı çığlığı ve derin bir deniz kokusu var </description>
<link>https://www.antoloji.com/gerektigi-gibi-2-siiri/</link>
<guid>565420</guid>
<pubDate>2006-10-23T01:50:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Bilselerdi</title>
<description>Ben bir sabır taşıyım sen dokunmayınca çat eden  Kıskanç yuvasıyım içi fokur fokur Saplandığı yerde kırılmış bir bıçak ucu Boydan boya yarmış bütün duruşumu İçi doldurulmuş bir av hayvanı gibi Seninle doldurulmuşum sonradan </description>
<link>https://www.antoloji.com/bilselerdi-2-siiri/</link>
<guid>556342</guid>
<pubDate>2006-10-10T10:39:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Gel</title>
<description>Pek nazlı bir gaz lambasının titrekliğinde Oturuyorsun bilindik şarkıların naif kemerinde Bu gece, Hiç süzülmediği kadar süzülmüş denizin hırıltısı Eğittiğimiz bu yıkım tam da kıvama gelmiş Hiç olmadığı kadar olmuşuz senle </description>
<link>https://www.antoloji.com/gel-382-siiri/</link>
<guid>542453</guid>
<pubDate>2006-09-20T11:48:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Bir mazlum gavur evladı</title>
<description>Bakıyor musun etrafına bu günlerde?  Bütün laleler soldu Şimdi açma sırası sende…  Cami önüne bırakılmış bir çocukluğum vardı Yoktu sahip olduğum başka bir şeyim </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-mazlum-gavur-evladi-siiri/</link>
<guid>501299</guid>
<pubDate>2006-07-19T17:23:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Küçük kadın (yazı)</title>
<description>.            Bir şehri terk ederken yağmur yağarmış, şehirde seni bırakırsa eğer.  (*)  Hüznün kendince bir kokusu vardır. İşte  gökyüzü öyle kokarmış. Gitmene göz yuman bir şehre döndüğünde yollar asla aynı olmazmış.   .            Gittiğin zaman dönmemek lazım bazen geriye. Bırakılan geride kalmalı gidişin manalı olmalı. Bu yüzden bırakıp gidemem ben hiç. Veda etmesini bilmem. Geçmişimle birlikte yaşar geleceğimi ihmal ederim. Geçtiğim her şehrin ardından arkamda iplikler bırakırım ki dönüş yolumu bulabileyim. Terk etmiş olmayayım. Dönmeyecek olsam bile ne önemi var? Önemli olan bırakmamak, sahiplenmek. Bir mazlum şehirde senin cadden, senin sineman, senin dürümcün bulabilmek bir gün dönersen.  .            Sevgililerde şehirlere benzer aslında. Şehirlerde kadınlara… Mesela İstanbul bakışlarından mazide ne güzel olduğu okunan, yaşı geçmiş bol süslü bir fahişe gibidir benim gözümde. Geceleyin ışıl ışıldır, gözlerini kamaştırır. İşini bilir sohbeti iyidir. Ah birde alkolle yan yana İstanbul gibi yâr var mıdır? Fakat sabah olup koynunda gözünü açtığında, çökmüş bir kadın bulursun yanında. Gözlerinden mazide ne güzel olduğu anlaşılan. Çok gerçektir İstanbul ve çok masal.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kucuk-kadin-yazi-siiri/</link>
<guid>500726</guid>
<pubDate>2006-07-18T20:50:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Aritmetik</title>
<description>Bir kış perdesi kapladığı zaman gözlerini Sözlerinle ısıtırsın bu küçük mahpushaneyi Volta atar bakışlarımız, rast gelmez karşılaşmayız Kendince bir aritmetiği vardır elbet bu git gellerin Gelmek bilmeyecek bir gidişin hazırlığıdır belki </description>
<link>https://www.antoloji.com/aritmetik-4-siiri/</link>
<guid>497160</guid>
<pubDate>2006-07-13T11:35:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 <item>
<title>İstanbul'un adı</title>
<description>İstanbul’un adı Gülüşünle anılırdı  Bahar gelir güneş yağar bu şehre Kara kaldırımlı geceler davetkardır yeniden Çıkıp tepelerden en sensizine </description>
<link>https://www.antoloji.com/istanbul-un-adi-siiri/</link>
<guid>478238</guid>
<pubDate>2006-06-16T03:01:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Tolga Özsoy</author>
</item>
 </channel>
</rss>
