<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. İbrahim Mira&#231; Bektaş Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sevginin Dipsiz Kuyusu</title>
<description>Saçlarında bahar kokusuyla getirir papatyaları Gözleri sevginin dipsiz kuyuları kadar derin Parmak uçlarındaki gizli şefkat ruhumuza işlerken, ay ışığı vurur ya kız çocuklarının yüzüne İşte o zaman aydınlanır karanlıklar ve bir güneş doğar pencerelerimizden... #DünyaKızÇocuklarıGünü </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevginin-dipsiz-kuyusu-siiri/</link>
<guid>3406008</guid>
<pubDate>2022-10-11T16:22:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Saçlarına Sakla Rüzgârları</title>
<description>Sabah güneşi narin yanaklarını okşarken, rüzgârlar masum bir buse bırakır kirpiklerine... Deryalar umuttur bilirim... Çünkü gelmeyecek gemilerin son tayfasıyım ben, uçsuz bucaksız diyarlar bir de gurbetin yabancısı anlatır masumiyetini... Bakma bana öyle yabancı gibi ve saçlarına sakla rüzgârları ne olur; sonra, doldur yelkenlerimi sana doğru... Ve şimdi sen söyle bana, kim gurbette kim yabancı? Narin Yanaklarını Güneşin Okşadığı Ebrar'a İthafen... </description>
<link>https://www.antoloji.com/saclarina-sakla-ruzgarlari-siiri/</link>
<guid>3380904</guid>
<pubDate>2022-07-16T05:14:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Gömleğimdeki Dikiş İzi</title>
<description>Yangınlarıma rahmet yağmurları olurken gözyaşların; topraklarım yeşermeyi bekliyor her bahar ve her bahar senin şefkatine muhtaç... Kızma bana ne olur; ben yine düştüm anneciğim, gönlüm de yorgun biraz... Kanayan yerlerimi öper misin usulca? Avutur musun beni kimseler görmeden? Yırtılan gömleğimdeki dikiş izin gibi saçlarımda duruyor ya hani ellerin; ne iğne unutur parmaklarını ne de saçlarım avunur sensiz ve kimsesiz... Sevgili Anneme İthafen... </description>
<link>https://www.antoloji.com/gomlegimdeki-dikis-izi-siiri/</link>
<guid>3360354</guid>
<pubDate>2022-05-07T02:10:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Mürekkebin Sevdası</title>
<description>Vefasız yayların geciken okları, hangi ceylanı ayırır annesinden? Avutulmamış çocukların gözyaşlarını, hangi baba silebilir ki usulca? Armağan değil bize baharlar, bakma öyle sonsuz çayır çiçeklerine... Ne ceylanlar koşabilir artık annelerine, ne de babalar silebilir gözyaşlarını çocukların... Ne divitler konuşur, ne de kâğıtlar anlatır mürekkebin sevdasını... Çünkü... </description>
<link>https://www.antoloji.com/murekkebin-sevdasi-siiri/</link>
<guid>3354459</guid>
<pubDate>2022-04-17T01:28:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Zamansız Kum Taneleri</title>
<description>Ne akılda kalır güzel günler, ne de hatırlanır yağmurun tadı... Saçlarına sinmiş toprak kokusu da var, umut dolu gözlerin olduğu bir diyar da bu hikâyede... Veremem sana zamanı bana aitmiş gibi; ama tutuyorum yine de avuçlarımda, yavaş yavaş akarken zamansız kum taneleri... </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamansiz-kum-taneleri-siiri/</link>
<guid>3352427</guid>
<pubDate>2022-04-10T23:47:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Laçın'a Gelen Bahar</title>
<description>Laçın'a bahar gelmiş, haradasan əziz dostum? Yaza ne kaldı ki? Bak, avuçlarımda öz vatanımın toprağı duruyor Karabağ'dan... Kızıl Elma'ya hasret yüreğimizde, ektiğin şu tohumlar Turan'adır; Hocalı'nın masum çocukları gibi temiz, anaların gözyaşları kadar günahsız... Laçın'a bahar gelmiş əziz dostum! Dilimde bin dua; ürəyim Kızıl Elma'da kaldı mənim... Əziz Dostum Anar BULUD'a İthafen... </description>
<link>https://www.antoloji.com/lacin-a-gelen-bahar-siiri/</link>
<guid>3345471</guid>
<pubDate>2022-03-18T18:22:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Hangi Papatya Anlatır Ki</title>
<description>Kız kardeşimin şefkatli dizlerinde ağladım ben ve yaralarımı okşamadı kimseler şifalı elleriyle annem gibi... Kimseler öpmedi gözlerimden; kimseler sıvazlamadı sırtımı sevdiğim kadından başka... Şimdi, hangi papatya anlatır ki bu Sevdayı? Nasıl öpülür karanlık gecelerimi aydınlatan narin elleriniz? </description>
<link>https://www.antoloji.com/hangi-papatya-anlatir-ki-siiri/</link>
<guid>3342137</guid>
<pubDate>2022-03-07T21:39:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>İncire Ve Zeytine</title>
<description>Ey kalbimin Yâr'i!  Hep sana çıkan yolların taşlarında bir kader bu şüphesiz... Kimin kıyameti ne zaman kopar? Kimin duası ne zaman filizlenir? Şükretmek ve vazgeçmek arasında geçen bir ömürde, incire ve zeytine ant olsun ki sonsuz bir Sevdadır şu ruhumda sakladığım... </description>
<link>https://www.antoloji.com/incire-ve-zeytine-siiri/</link>
<guid>3341779</guid>
<pubDate>2022-03-06T18:10:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Ayaza Sevdalı Çiçekler</title>
<description>Bilmezdim sessiz ve beş mevsim geçen bir ömürde, zamansız çiçeklerin ayaza hasretini... Bilmezdim buruk bir çayın şekersiz sevdasına yazılan şiirlerin vefasız ve riyakâr olacağını... Yusuf'un kuyusunu, zindanını bilmezdim ben... Haramlar içinde bir gönül yarasıdır bu, yarım kalan şiirlerin sitemkâr sözlerinde saklı sevgilinin iftiraları kadar acıtan... Ve gönüle yara olan gecelerin sessiz çocuklarıyla oynanan saklambaç kadar ürküten bir sevdaydı karanlıktaki... Badem ağaçlarının çiçeklerine saklandım, ne olur bulmasınlar beni... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayaza-sevdali-cicekler-siiri/</link>
<guid>3340364</guid>
<pubDate>2022-03-01T23:57:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Sakallarımdaki Şiir</title>
<description>Sakallarımı hiç kesmedim ben, sana hasret dökülen şiirleri tutsunlar diye bir ömür; senin için... Gözlerimi kapatsam avuçlarına dökülür şiirlerim... Yükü ağır gelir sana, omuzların narin taşıyamazsın; dayanamaz yüreğin... Yüzüme bakma ne olur, bulamazsın yosun kokan kurumuş gözlerimde Sevdanı... Çünkü, Sevdan da kurudu sakallarımda; dökme sevda şiirlerini gözlerimden bir daha... Görme beni artık yürüyemediğimiz yollarda, kapat kimsesiz kalan gözlerini sessizce; sevme beni... </description>
<link>https://www.antoloji.com/sakallarimdaki-siir-siiri/</link>
<guid>3318102</guid>
<pubDate>2021-12-26T20:51:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Kaybolan Sevdaların Dilencisi</title>
<description>Helâk olmuş şehrin bağlarında arıyorum seni; Yemen'e yakın... Çöle dönmüş kadim şehrin ortasında akan temiz bir ırmak bu ezelden... Yüzün, İrem Bahçeleri'ndeki çiçeklere benziyor ve şiddetli bir fırtına yıkıyor evin duvarlarını... Hurma ağaçları suya muhtaç, bense belli belirsiz seraplar görüyorum... Neredesin Del Yâr? Acem şarkıları çalıyor bak kulağıma; vakitsiz mevsimlerin yağmurları ıslatamıyor artık ayaklarımı... Endülüs'te bir dilenciyim ben, kaybolan sevdaların dilencisi... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaybolan-sevdalarin-dilencisi-siiri/</link>
<guid>3308307</guid>
<pubDate>2021-11-28T21:22:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Tütün Sarısı</title>
<description>Ey Yâr! Gözlerim saçlarını annesi taramamış kimsesiz çocukların yüreğinde kayboluyor yavaş yavaş... Dumansız bir ateş yanıyor içimde... Kimseler bilmesin, kimseler görmesin ne olur; utanıyorum... Parmaklarımda tütün sarısı sevdaların izi ve kirpiklerimde son gecenin hatırası saklı benim... Çocukluğumun sobası ısıtıyor içimi ve burnumda mandalina kokusu var geceden kalma... Ağır yorganların altında uyuyorum sessizce... </description>
<link>https://www.antoloji.com/tutun-sarisi-6-siiri/</link>
<guid>3308297</guid>
<pubDate>2021-11-28T19:59:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Kasım Yaprakları</title>
<description>Kasım yapraklarıyla sararan patikalarda yürüyorum bugün... İçimde çalan bir sabah Türküsüdür bu; içten ve sıcak... Dudaklarım sessiz, kaldırımlarda kalan gözlerim konuşuyor çocukluğuma... Ve avuçlarımda kalan bir tutam sevgi; bir sabah Türküsü bir de kasım yaprakları... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kasim-yapraklari-2-siiri/</link>
<guid>3308296</guid>
<pubDate>2021-11-28T19:58:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Çalı Kesiği Hasretler</title>
<description>Yetim kalmış gönül Türküleri söylüyor gözlerim ve yalın ayak yürüdüğüm yollar öpüyor kararan dizlerimi... Ellerim çalı kesiği hasretlerin hüznünde ağlıyor; gizli saklı, kimsesiz... Silinmemiş gözlerin kızılında ince bir sitemdir Sevgiliye yağan bu yağmurlar; başı okşanmamış çocukların bükülen dudaklarındaki hüzün gibi kimsesiz ve sessizce akıyor sakallarımdan... Hani merhem olacaktı yaralarıma Sevgili; hani kimsesiz gecelerin yoldaşıydı ay ışığında... Söyle bana ey rüzgâr! Nefesimi de alıp götürür müsün Sevgilinin memleketine? </description>
<link>https://www.antoloji.com/cali-kesigi-hasretler-siiri/</link>
<guid>3308294</guid>
<pubDate>2021-11-28T19:55:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Çiçekler De Üşür</title>
<description>Yüreğimde yarım kalan sevdaların hüznü, kirpiklerim Erzurum soğuğunda üşüyor bugün... Dallarıma karlar yağıyor; taşıyamıyorum sizleri artık, affedin... Ellerimde yarım kalan son bir şiir ve yalnız içtiğim bir yudum çayın buruk acısında arıyorum sevdalarımı... Keşke son bir kez sarılabilseydim hepsine; son kez şiirler yazabilseydim... Çünkü hiçbiri bilmiyor nasıl gittiğimi; nasıl yaktığımı içimdeki sevdaları... Taze ıhlamurlar demledim onlara, soğuk mevsimler geçirdim bahardan sonra ve yazı hiç görmedi dudaklarım... </description>
<link>https://www.antoloji.com/cicekler-de-usur-siiri/</link>
<guid>3308295</guid>
<pubDate>2021-11-28T19:55:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>En Mutlu Gününde Ölür İnsan</title>
<description>En mutlu anını kollar hayat ve sen, en mutlu gününde ölürsün... Kimi zaman bir han kapısı olursun, kimi zaman da fırtınada sığınılacak güvenli bir liman... Yolcular gelir her yağmurlu mevsimde ve fırtınalarda dolar limanların... Yürüdüğün patikada parmak uçlarından tutan çiçekler bile solmaktan korkar; ne verdiği sözleri tutar çiçekler ne de kuru bir yaprak bırakır avuçlarına... Yağmurlar diner, fırtınalar biter ve hatırı kalmaz karanlık gecelerde çektiğin çilenin... Çünkü bilemez çiçekler, yağmurlu gecelerde nasıl ölür insan... </description>
<link>https://www.antoloji.com/en-mutlu-gununde-olur-insan-siiri/</link>
<guid>3308292</guid>
<pubDate>2021-11-28T19:54:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Tek Şekerlik Umutlar</title>
<description>Kendi memleketimde gurbetteyim, sıla hasreti değil yanan bu ateş... Avuçlarımda mazide kalmış bir mektup sayfası ve  yetim kalan hasret mısraları dolu dizelerim... Üşüyen Ekim güneşinin altında, hüzünlü bir tambur tınısı çalıyor kapılarımı sessizce... Gelen her misafir hüznün habercisi; her misafir kaybolmayacak anıdır bitmeyen gecelerde... Oysaki bir bardak özlem koymuştum tek şekerlik umutlarla; onlarsa karıştırmadan gittiler birer birer... Kendi memleketimde gurbetteyim şimdi, yabancı kelâmlar çalınıyor kulağıma... </description>
<link>https://www.antoloji.com/tek-sekerlik-umutlar-siiri/</link>
<guid>3308293</guid>
<pubDate>2021-11-28T19:54:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Züleyha'yı Aramak</title>
<description>Gökyüzünü seyrettiğin penceredeki yansıman kadar yâdımda kaldı gözlerin ve iki minare karşısında duran yüzün, yağan yağmurla siliniyor camdan yavaş yavaş; hüzne boğuluyor kirpiklerim... Gelmeyecek sabahları beklerken her gece, bir kulağım seste diğeri de gurbet Türküleri dinliyor ve yine gelmeyecek sevgiliye yazılan şiirler avutuyor narin yüreğimi... Bir yanda minareler, diğer yanda yüzün... Bir yanda kimsesizliğim, diğer yanda sen... Dipsiz kuyudaki Yusuf geliyor aklıma ve karanlık zindanlarda aydınlanan gençliğimin gölgesi düşüyor yüreğime. Dipsiz kuyulardayım Ya Yusuf! Soğuk zindanlar üşütüyor yüreğimi, zincirler canımı yakıyor ve gözlerim Züleyha'yı arıyor zifiri karanlıkta... </description>
<link>https://www.antoloji.com/zuleyha-yi-aramak-siiri/</link>
<guid>3308291</guid>
<pubDate>2021-11-28T19:53:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Kalbimin Yâr'i</title>
<description>Avuç avuç taşıdım Sevgilinin memleketine umutlarımı; ellerim toprak kokuyor Anne! Bilemezdim baharı getirdiğim memleketin kışa mahkum edeceğini avuçlarımı. Kardelenler umuttur zannederdim her bahardan önce ve baharda açan çiçeklerine güvendim Sevgilinin, şimdi kardelenler de çıksa kalmadı dermanım... Ey Kalbimin Yâr'i! Kaldır beni düştüğüm yerden... Kaybolalım hiç girilmemiş köylerin çamurlu yollarında, civan perçemi de bulalım. Yeşil bir köyün sessiz yollarında tut bileklerimi, kardelenler umuttur diye fısılda; çiçek kokan parmaklarınla sev beni ve ıhlamur ağaçlarının yerini göster bana... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kalbimin-yar-i-siiri/</link>
<guid>3308290</guid>
<pubDate>2021-11-28T19:52:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Yağmurlar Ve Topraklar</title>
<description>Gözyaşını sileyim diye ağlatmıyorum seni; bırak dökülsün puslu gözlerinden kimsesizliğin. Soğuk avuçlarında ısınan su damlasına sığdırdığın hayaller kadar gerçek gördüğün bu rüya. Yağmurlar ve topraklar şahit olsun, geçmeyecek bu güzel koku... Titreyen ruhunda açan çiçekleri bahçelerimde büyüteceğim. Ve yine yağmurlar ve topraklar şahit olsun, çamurlu ellerim tutacak çocukluğunu... Biliyorum... Oradasın... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagmurlar-ve-topraklar-siiri/</link>
<guid>3308287</guid>
<pubDate>2021-11-28T19:51:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Miraç Bektaş</author>
</item>
 </channel>
</rss>
