<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. İbrahim Kaya Bursa Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Bu Nasıl İhanettir Sevgili</title>
<description>Şimdi öylece gidiyorsun ya sevgili Kime bıraktın bu şehri Ya yıldızlar kimin olsun sevgili Ya bu şehrin caddeleri…  Küçükken ayaklarımızı yakan çakıl tanelerini </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-nasil-ihanettir-sevgili-siiri/</link>
<guid>1530515</guid>
<pubDate>2011-03-21T09:42:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Gidiyorum...</title>
<description>Bu şehirde her şey seni hatırlatıyor Bu şehirde sen, bu şehirde sevdam yatıyor Bu şehirde anılar beni bırakmıyor Bu şehirde senden ayrı, yaşanmıyor!  Şu koca, şu canım gibi sevdiğim şehrimden </description>
<link>https://www.antoloji.com/gidiyorum-782-siiri/</link>
<guid>1398158</guid>
<pubDate>2010-05-25T09:09:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Şair Değilim</title>
<description>Ben hiçbir şeyi yazmadım Şair gibi bakmadım hiç gözlerine Hiç almadım kalemi ellerime Çizmedim hiçbir şeyi, hiçbir yere  Başımı ellerimin arasına aldığımda </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-sair-degilim-27-siiri/</link>
<guid>1386715</guid>
<pubDate>2010-05-01T23:24:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Yalanmış</title>
<description>Yalanmış seni sevmek  Küçüklükte bir oyun gibi Gençlikte bir rüya Çok eski bir masal sanki  Seni sevmek </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalanmis-81-siiri/</link>
<guid>1381873</guid>
<pubDate>2010-04-23T08:02:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Giz Gibi</title>
<description>Belki çok zamansız ama hayatımın sonbaharındayım. Artık benim çiçeklerim açmayacak varsa son yapraklarını dökecek. Bir umut beslemiyorum, eski duygularımı, hayallerimi tekrar yaşamak gibi. Artık açmayacak benim çiçeklerim. Bir kardelenim olmayacak hiç karakışımda. Evet, güzel olurdu, hoş olurdu...  Senden sonra gözlerinde eridiğim biri çıkmışken karşıma, senin kadar yanaşmışken sevda yerime, dokunmuşken gönlüm sesindeki ipeğe, titretmişken içerimi… Bak ki kaderin cilvesine, ikinci bahar olmazmış, eğer ki masal kahramanı değilsen. Ben bir bakışına sevdalandım, sen tüm sevdalarımı aldın benden. Sana bir baharımı verdim, sen tüm mevsimleri aldın benden. Bütün ömrüm karakış oldu. Tamam, hiç pişman olmadım, gerçekten hiç tanımasaydım seni demedim, diyemedim. Sadece yaşanmamışlıklar bıraktın bana. Dünya duvarlarını yıkarken sen, duvarlar ördün duygularıma. Hislerimi mahkûm ettin, sürgün gönlünün dar sokaklarında. Nemli gözlerinde yitik ettin sevdamı. Hicranları bıraktın bana, bir gönül ahı kaldı senden… Gündüzü gri, şafağı kan kırmızı, gecesi gözyaşı yağan ve sabahı hicran çiselerinde açan günler bıraktın bana. Yaşanmayacak aşklarım oldu sayende. Taşınmayacak kadar günahlarım birikti takvim yapraklarında. Her sevdiğim gözde bir giz gibi çıktın ortaya. Kısacık anlarda yaşanan hatıraların doldurdu bütün ömrümü. Dakikalarını sığdıramadım hala yıllara. Bir mıh gibi bıraktın sevda yerimde ipek bakışlarını. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-giz-gibi-siiri/</link>
<guid>1381518</guid>
<pubDate>2010-04-22T17:30:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Sana Borcum Yok</title>
<description>Artık dükkânların önünden geçerken camlarda saçlarıma da bakmıyorum, kimselere de elimi hafif yukarı kaldırıp, başımı da hafif önüme eğmiyorum, kimselere selam borcum da yok artık. Bütün manolyalarım solmuş, kardelenlerim kurumuş, mimozalarım dökülmüş, hiç birine de su borcum kalmadı artık. Yılların izleri yüzümdeymiş, saçım aklara doymuş kime ne, aynalara da tebessüm borcum kalmadı artık. Hala bıraktığın yerde duruyorum, bir adım borcum da yok yürüdüğün yollara... Yok... </description>
<link>https://www.antoloji.com/sana-borcum-yok-siiri/</link>
<guid>1379016</guid>
<pubDate>2010-04-18T16:34:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Veda Gibi Oldu Ama Neyse</title>
<description>Seninle oturmamıştık hiç Bir çay içmek için, parktaki bu kafede O zamanlar olmuyordu lise talebesinde Şimdiki gibi harçlıkları cebinde  Eskilere inat iki çay söyledim </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-veda-gibi-oldu-ama-neyse-siiri/</link>
<guid>1371067</guid>
<pubDate>2010-04-05T09:46:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Otuz Yaşındayım  (Bugün Doğum Günüm)</title>
<description>Doğum günüm  Bugün otuz yaşındayım Yolun neresi bilmem Yasın tam ortasındayım  Ne zaman büyüdüm ben sevgili </description>
<link>https://www.antoloji.com/otuz-yasindayim-bugun-dogum-gunum-siiri/</link>
<guid>1371064</guid>
<pubDate>2010-04-05T09:43:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Çirkin Haccem</title>
<description>Başımdaki ağrıları ne sen Bağrımdaki sancıları ne bir başkası kesecek Vuslat içinde bin hasret Sevdam ölünce mi bitecek?  Ben senin neyine sevdalanmıştım </description>
<link>https://www.antoloji.com/cirkin-haccem-siiri/</link>
<guid>1365894</guid>
<pubDate>2010-03-27T10:10:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Bıktım</title>
<description>Seni yazmaktan bıktım Seni coğrafya kitabıma yazdım Sonra sigara paketlerine Buğulu camlara, daralan cana Sonra memleket kokan toprağa  </description>
<link>https://www.antoloji.com/biktim-58-siiri/</link>
<guid>1365893</guid>
<pubDate>2010-03-27T10:08:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Has Kız</title>
<description>Nasıl diyeyim ki, nasıl anlatsam ki, anlatabilir miyim ki... İçimde ki korlarda senide yakmayı göze alabilir miyim ki... Dökebilseydim sana dudaklarımdan bağrımda ki kahrı. Gözlerimden içimdeki ateşi yansıtabilseydim sana...  Olmaz ama diyelim ki tükendi tükenmez kalemlerim, yetmedi içimi kâğıtlara dökmeye. Anlayabilir miydin, alıp götürebilir miydin beni gözlerinde serin iklimlere. Söner miydi korlarım senli iklimlerde. Ferahlar mıydı yüreğimde bu kimsesiz sevda, senide yakmadan içimdeki ateşlerde. Amansız ve zamansız yaralarıma derman olabilir miydin sanki. Sonu hüzünle bitecek sevdaları diker miydin gönül bahçene. Sever misin sen kederleri, elemleri. İster misin uykusuz geceleri. Tanır mısın sen Yakub'un gözlerinden düşen sicimleri. Taşıyabilir misin sırtında Yusuf'un gömleğini. Şehrin ışıkları sönsün gözlerinde, ister misin? İşte böyle has kız... Benim sevdam kor olur, yakar sevda yerini. Alır senden tomurcuklanmamış hayallerini. Siyah beyaz yaşarsın baharlarını. Yarınların kaybolur, gözlerimdeki siyah noktada. Yusuf'un karanlık kuyularına düşersin ve de ürkersin has kız. Züleyha'nın aşk girdaplarında kaybolursun. Yine benden başka, gözlerinde yaşı tükenen bir Yakub'un olmaz. Kızıl aşklar açar sadece bende. Sen düşersen ateşe ben yanarım, var git has kız yazık etme bana ve de sana... Ben sensizde yanarım, kan da ağlarım, Yakub'da olurum Züleyha'da, Yusuf'da... Git sal deryalara bana dair duygularını, kimsesiz sahillere vursun. Salıver uçsuz mavilere, gözlerindeki anka kuşunu, bu deli oğlanı unutsun. Bir uçurtma olsun gökyüzünde imkânsız umutların, kesiver ipini, yüklenip hüzünlerini, kaybolsun yıldızların arasında. Sende unut imkânsız aşklarını tam o anda. </description>
<link>https://www.antoloji.com/has-kiz-2-siiri/</link>
<guid>1365346</guid>
<pubDate>2010-03-26T08:33:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Sevmek Zor Zanaat</title>
<description>Bir sevda serüveni senin adın Bir ayrılık şarkısı çalar ahşap radyodan Sen dökülürsün mısralardan Dinlemek zor zanaat seni, gönül yaram  Şarkılardasın artık </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-sevmek-zor-zanaat-siiri/</link>
<guid>1365344</guid>
<pubDate>2010-03-26T08:28:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Bende neyini bıraktın sevgili</title>
<description>Artık sende, bende, dönülmez yolların sırtı dolu hamallarıyız. Hiçbir şey değişmeyecek biliyorum. Değiştirmeye de çalışmıyorum. Rollerimiz var artık hayatta, oynayacağız ve herkes gibi, mesutmuş gibi sürüp gidecek ömür. Senden önce sevdiklerim olmuştu, senden sonrada. Onlara da şiirler yazmıştım, onlarda bakışlarında eritmişti beni. Şimdi hiçbirini, hiçbir şeylerini hatırlamıyorum.  Peki, senin farkın neydi? Neden yıllarca seni unutmak istedim? Neden eski bir türkü gibi kulaklarımda çınladı sözlerin? Neden sadece sen kaldın rüyalarımda? Neden senin yürüdüğün yolları yasakladım kendime? Neden her sessiz telefonun ucunda senin olduğunu sandım? Neden her çalınan kapıda yüreğim çarptı? Neden her adımda seninle karsılaşmaktan korktum? Neden her sıcak bakış, senin olmadığı için üşüttü beni? Neden senden sonra, ben kimseyi sevemedim? Neden çok eskilerde kalmış, üstü tozlanmış duygular şimdi böylesine canlandı? Neden yıllar sonra bütün gizlerim açığa çıkıyor? Neden sana benzeyen insanların gözlerine bakamıyorum? Neden yıllarca adını hiç söyleyemedim? Neden benim yazmaktan başka sırdaşım, bir gönüldaşım olmadı? Neden beni kimseler anlayamadı? Bende neyini bıraktın sevgili? Bir cevabın var mı bu nedenlere? Neden benim sana bu kadar çok nedenlerim var? Bir adı var mı bunun? Sende neyim kaldı sevgili? Neyim kaldı sende... Bende neyini bıraktın sevgili... </description>
<link>https://www.antoloji.com/bende-neyini-biraktin-sevgili-siiri/</link>
<guid>1363656</guid>
<pubDate>2010-03-23T08:48:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Sorma Halimi</title>
<description>Arada bir bende üzüleyim  Boş ver Sorma halimi...  Pişmanım deseydim Unutabilir miydin, affeder miydin? </description>
<link>https://www.antoloji.com/sorma-halimi-3-siiri/</link>
<guid>1363655</guid>
<pubDate>2010-03-23T08:43:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Sensiz Yıllara</title>
<description>Yapraklar önce sararacak dalda  Sonra tek tek düşecek toprağa Ve karlar yağacak anılara Sonra bir kertik daha Çizeceğim sensiz yıllara </description>
<link>https://www.antoloji.com/sensiz-yillara-siiri/</link>
<guid>1361887</guid>
<pubDate>2010-03-19T19:20:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Temmuzda Üşümektir Şiir</title>
<description>Sevgiliye bir mektuptur şiir  Vuslatı olmayan hasretin bir açılımı Ve 'sensizin teki' olmanın bir diğer adı Sensiz düşünce çekilen bir gönül ahı… Şiir, sensin sevgili...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/temmuzda-usumektir-siir-siiri/</link>
<guid>1360915</guid>
<pubDate>2010-03-18T00:36:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Dönmesen N’olur Ki…</title>
<description>Hayalim hiç uzanmamıştı  Bu kadar yıl sonrasına O günlerde…  En deli kasırgalar dövüyor sevdamın kıyılarını bu günlerde Yeni yeni harabeler boy gösteriyor gönül şehrimde </description>
<link>https://www.antoloji.com/donmesen-n-olur-ki-siiri/</link>
<guid>1360255</guid>
<pubDate>2010-03-16T23:12:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Yemin etmiştim o gece</title>
<description>Bunca hasretten sonra seni böylemi bilecektim Ellerinde eller, gözlerinde gözler mi görecektim Demek sonunda sende ihanet ettin Demek ki böyleydi senin sevgin  Karanlık deliğe girdiğim ilk günde </description>
<link>https://www.antoloji.com/yemin-etmistim-o-gece-siiri/</link>
<guid>1360254</guid>
<pubDate>2010-03-16T23:10:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Hiç Tanımamış Olmak</title>
<description>Seni tanıdığımda daha yeni bırakmıştım  Harçlıklarımı bonibona vermeyi Ve daha yeni atmıştım Divanımın altına fildişlerimi Hala ellerimde fildiş oynamaktan kalan çatlaklar Ve çamurun yaptığı izler vardı </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-hic-tanimamis-olmak-siiri/</link>
<guid>1358052</guid>
<pubDate>2010-03-13T21:13:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 <item>
<title>Hani Diyordun Ya...</title>
<description>Hani diyordun ya nerde, kimle, nasıl olursan ol, elinde baston iki büklümde olsan, yaşama dair en ufak bir arzun kalmasa da, yemin et, her ilk ilkbaharın ilk günü bu çınarın altında ol, ben hep ordayım diyordun. O çınar orda olmasa da sen ol diyordun, bir gün bende olmasam bil ki dünyadan göçmüşümdür diyordun, yasını kimlerle paylaşsam sevgili, çınarlar anlamaz ki, beni bir sen anlardın ancak sevgili, şimdi buralar çok kalabalık, sevgililer var el ele, şimdi buralar çok sessiz sevgili, yalnız kaldım kalabalıklar içinde, sensiz kaldım. Böyle olmamalıydı, bendeki yaşanmamışlıklar yetim kaldı sevgili. Bir şafaktı sana yazdığımda bunu, ilk günüydü ilkbaharın ve gece karanlık örtüsüyle yorgun hislerimin üstünde ama sen hala yoksun sevgili… Çok baharlar geçti çınarın altında, senden yoksun. Sözümdeyim hala, belki bir gün çıkar gelirsin diye. Çok ağlamaklı oluyorum, sen aklıma düşünce, boğazımdan aşağı bir ateş topu iniyor geçmişe, eski külleri tutuşturan, göz pınarlarım göz kapaklarımı zorluyor, ağlamak yakışmaz ama bana değil mi? Yanımda olmasan da, ağladığımı istemezsin değil mi? Artık bedenim çok yorgun, yaşlı ve de sensiz düştü, belki bir, belki iki defa, belki de bu son gelişimdir sana. Yinede seni özlemek güzeldi, bir ömre bedeldi ama sensizdim ama her şeye rağmen seni özlemek bile güzeldi… </description>
<link>https://www.antoloji.com/hani-diyordun-ya-2-siiri/</link>
<guid>1358049</guid>
<pubDate>2010-03-13T21:11:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Kaya Bursa</author>
</item>
 </channel>
</rss>
