<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. İbrahim Hazini Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ağlayan ve ağlatan yürekler</title>
<description>Ey saf değiştirenler elleriniz fitneye bulanmış O eller hiç temizlenmeyecek bir cürüm işlemiş  Bir mecnun bir meftun beyinsiz tarafından yapılmış  Zulümce katledip Yezit’ ten mükâfat alınmış </description>
<link>https://www.antoloji.com/aglayan-ve-aglatan-yurekler-siiri/</link>
<guid>2309790</guid>
<pubDate>2016-12-29T12:46:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Bir adım atmak</title>
<description>10.11.2016  Bir tohumdan çiçek açar Ve bu çiçekten mahsul toplar Şehadet kelimesi tohum gibi kalpte çiçek açar Öyle açar ki hasaneti mahsul gibi toplar </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-adim-atmak-siiri/</link>
<guid>2309493</guid>
<pubDate>2016-12-28T11:57:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Bülbül</title>
<description>01.01.2  Ey bülbül haber aldın mı habipimin makamını Hidayet nurundan söz eder Ahmet ismiyle Ahmed’in nuruyla yer ve semaya rahmet yağar Ay ve güneşin karanlıklarına ihata eder nurları </description>
<link>https://www.antoloji.com/bulbul-141-siiri/</link>
<guid>1663089</guid>
<pubDate>2012-01-12T19:15:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Gül</title>
<description>12.01.12 GÜL Ağlamaktayım gül haline Bahçede buldum tek başına Karınca sardı etrafını Goncası kurudu bir tane </description>
<link>https://www.antoloji.com/gul-405-siiri/</link>
<guid>1662910</guid>
<pubDate>2012-01-12T12:44:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>İlk mektebimden Bir Hatıra</title>
<description>İlk mektebimde bir hatıram, rüya gibi gözlerimden süzülüp kalacak.  Şiir gibi anlatılıp silsileli olarak takdim edilecek Çok vakit alsa bile İnşallah bir gün huzurunuza sunulacak. Mısraları, sözleri fazlaca sıkıntıları tamir edecek Karanlıkta kalmış hatıralarımdan azıcık bir yer tutacak A harfiyle başlayıp Z harfiyle  sona erecek </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilk-mektebimden-bir-hatira-siiri/</link>
<guid>1533312</guid>
<pubDate>2011-03-26T23:24:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Cimrinin akıbeti</title>
<description>01.10.2010 Cimrinin akıbeti Varlığını gizleyip fakirliğini ortaya çıkarmış yaşlı bir cimrinin hazin hikâyesini kâğıda dökmek istiyorum. Dilencilik babasından kalmıştı. Dilenci olarak yetişmişti. Zaten bu iş öğrenilmesi zor olmayan, yazma okuma gerektirmeyen ve hiçbir emek sarf ettirmeyen kimselere tatlı bir uğraştı. İçire içire ve sindire sindire sinesine yerleştirmişti. Kuşkusuz böyle yetişenlerin çocukluklarında ne bir mürebbiye eğitimi ne de aile eğitimi görülmemiştir. Kimi ailelerle kıyaslanınca öyle olduğunu sanırım, her zaman kendi hallerinden memnuniyet içindedirler. Aile eğitimi, medrese ya da mürebbiye… İşte bunlar tembelliği ve bozuk davranışları önlemek için gereklidir. Anne ve babaların düzenli terbiyeleri olmadıkça, iyi nesillerin yetişemeyeceğini hep söylemişimdir. Bunu ancak anne ve baba verebilir. İyi yetişmiş çocuklar ailelerin yanında büyük mutluluk içinde yaşarlar ve topluma faydalı birey olurlar. Onu bizim mahallede yaşlı haliyle tanıyordum.  Bizim evden bir iki sokak uzaktaydı. Daracık bir alanda, köşe başında eski bir mekândı. Yaşlı olduğuna rağmen aktifti ve yalnız yaşamaktan bir hayli mutlu gözüküyordu. Çok iri yarı bir adam değildi. Kendindeydi, hareketlerini kontrol edebiliyordu, ne yaptığının farkında gözüküyordu. Üzerinde eskimiş, siyah renkli, yamalı bir cübbe ve yıpranmış bir şapkası vardı.  Hatta elbisesi o kadar yamalı ve pisti ki sanki vücuduna boyanmış bir resim gibi andırıyor ya da kazıyla çıkartılmış antika bir heykel parçasına benziyordu. Ayakkabılarıysa siyah lastikten yapılmıştı ve galiba ayaklarından iki numara büyüktü. Ayakkabısının parlaklığı göze çarpmaktaydı. Su derisine az dokunurdu, yıkanmazdı. Kirli ve kokmuş giysileri her tarafa yayılıyordu. Yaşlı olduğu halde kibar bir konuşması vardı. Hoş ve acıklı bir yüz ifadesi, rahat ve muhtaç tavırları vardı. Bu yaşa gelene kadar binlerce kez dilendi ve bütün topladıklarını harcamayarak biriktirmiş olmalıydı. Çünkü eline geçen nimetlerin çok değerli olduğunu görmeye başladığı anda eksilmesini asla istemezdi. Bazı günler verimli geçerdi. Bilhassa dini bayramlar, faziletli günler ve cuma namazlarından sonra çok hareketli ve bereketli hâsılatlar topladığını herkes biliyordu. Evet, böyle zamanlar çok neşeli aylardı. Yıllardır yaşadığı halde kıyafetlerini değiştirdiğine rastlamak mümkün değildi. Topladığı parayı ne yaptığını ya da nasıl harcayıp harcamadığını soran da ilgilenen de olmamıştı. Ancak sadece bir kişinin onu uzaktan ve yakından takip ettiğini geç de olsa öğrenmiştik. İnsanlara yaklaşınca onları en duyarlı damarlarından etkileyip, Allah’ın verdiklerinden isteme hakkı normalmiş gibi el uzatıyordu.  Bütün halk bu adamı nezaketle karşılayarak şefkatle bakıyorlardı. Ayrıca onu acı içinde bırakmak istemezlerdi, sanırım. Her zamanki gibi kendini acındırarak dilenmeye çalışıyordu. Davranışları oldukça acındırıcı ve üstelik inandırıcı, son derece samimiydi. Hâlbuki semavi kitaplarında meteliksiz fakirlere ve kimsesiz muhtaç olan kişilere yardım Ayeti inmişti. Onun için insanlar böyle yardıma muhtaç kişilere iyilikle yaklaşıp yardım ederlerdi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/cimrinin-akibeti-siiri/</link>
<guid>1491074</guid>
<pubDate>2010-12-16T12:09:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Tüy</title>
<description>04.08.2010  Bayramlık fistanı sevdim de sevdim Her tarafını tutarak saatlerce baktım Fistanımdan acayip bir şey uçuverdi Eza görmeden yavaş yavaş yere değdi </description>
<link>https://www.antoloji.com/tuy-10-siiri/</link>
<guid>1490219</guid>
<pubDate>2010-12-13T23:48:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Sürmeli gözler</title>
<description>13.06.2010 Sürmeli gözler Sürmeli gözler, gözleri siyahtır. Ona meftun olan çok severdi. Ud ve tef ile hüzün çalardı. Onu dinleyenlerin gözleri akardı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/surmeli-gozler-4-siiri/</link>
<guid>1490213</guid>
<pubDate>2010-12-13T23:30:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Zambak</title>
<description>01.05.2010   Ey zambak, Belini büken neydi? Sormazsam vicdanım rahat olmazdı </description>
<link>https://www.antoloji.com/zambak-12-siiri/</link>
<guid>1392422</guid>
<pubDate>2010-05-13T11:57:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Zalim yürek</title>
<description>Zalim yürekli bir cellâda mahkûmlu halk                    Ateşli gözleriyle öldürecek kadar gaddar Zannettiğim kadar kasten vurmaz her sefer Hâlbuki kana susamış cellâda düşen şeref  Ah acizliğime, kurtaracak gücümde sakat </description>
<link>https://www.antoloji.com/zalim-yurek-siiri/</link>
<guid>1290827</guid>
<pubDate>2009-11-20T10:46:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Üç ayaklı masa</title>
<description>Öyle bir kelimeler seçtim ki, hikâyemin anlamları eğiterek düşündürsün, düşünceli olanların fikirlerini arttırsın, cahillerin duygularını iyice hissettirsin,  Öyle bir cümleler seçtim ki, </description>
<link>https://www.antoloji.com/uc-ayakli-masa-siiri/</link>
<guid>1290817</guid>
<pubDate>2009-11-20T10:27:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Velev ki</title>
<description>19.10.09 Velev ki  Artık zulme susmam, velev ki yalnızım ben Acısı uzun olsa, kalsa bile asla olmaz  </description>
<link>https://www.antoloji.com/velev-ki-siiri/</link>
<guid>1273985</guid>
<pubDate>2009-10-22T19:42:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Keşke gülmeyi öğrenseydim</title>
<description>Keşke gülmeyi öğrenseydim, dünya gülerdi Ağlamayı öğrenince gülmeye yer mi kaldı  Ağlatabilmek için gözlerimi yaşartırdılar hep Keşke yüzümü azcık güldürebilseydilerdi  </description>
<link>https://www.antoloji.com/keske-gulmeyi-ogrenseydim-siiri/</link>
<guid>1265685</guid>
<pubDate>2009-10-07T12:42:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Testi kırılınca</title>
<description>Şiirin hikâyesi Yazan: İbrahim HAZİNİ 14.02.2008  Testi kırılınca  </description>
<link>https://www.antoloji.com/testi-kirilinca-siiri/</link>
<guid>1260643</guid>
<pubDate>2009-09-26T23:44:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Burnu büyük</title>
<description>Günahı olduğu halde, tövbe etmez biri  Şeytana güvendi diye, huyu değişmez.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/burnu-buyuk-2-siiri/</link>
<guid>1257686</guid>
<pubDate>2009-09-20T16:54:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Ey beden</title>
<description>Nefsimi sınamak için öyle heveslendim ki İmtihandan savsaklamasın diye mühlet de aldı.  Sanki şımarık bala gibi savuşturmaya kalktı. Yaşı ilerledikçe ilerlemediğine de inat etti.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ey-beden-siiri/</link>
<guid>1251446</guid>
<pubDate>2009-09-08T13:06:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Diri kalbe nağme</title>
<description>17.07.09  Yüreğim, Nağme nağme beste yazıyor. Yârdan başkası, Kimseye cazip olmuyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/diri-kalbe-nagme-siiri/</link>
<guid>1224482</guid>
<pubDate>2009-07-23T14:45:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>İçim yanar</title>
<description>24.06.09 İçim yanar, yanar Gözlerim yaşla dolar Ellerim titrer, titrer Ayaklarım buz gibi keser Annenin hasreti çok yakar </description>
<link>https://www.antoloji.com/icim-yanar-4-siiri/</link>
<guid>1206714</guid>
<pubDate>2009-06-26T12:15:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Saksılar kırılsın</title>
<description>20.06.2009   Saksıda büyütülmüş bir bitki gibiyim. Kanatları kırılmış kuşlardan biriyim. Yardım görmeden yaşamak imkânsızdı. Yıllar geçer, büyütülmüş kadar kaldım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/saksilar-kirilsin-siiri/</link>
<guid>1205218</guid>
<pubDate>2009-06-23T15:46:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 <item>
<title>Demedim mi?</title>
<description>16.06.2009 Ey evlat, demedim mi? Yavaşça git, arkandan toz çıkarma, Sürat iyi değil, çok yürek yakma, Dün gece bir hadise gördüm, İçim yasla doldu, </description>
<link>https://www.antoloji.com/demedim-mi-46-siiri/</link>
<guid>1202238</guid>
<pubDate>2009-06-18T15:53:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Hazini</author>
</item>
 </channel>
</rss>
