<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. İbrahim Durmuş Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sinyal</title>
<description>Mutlandığın zamanlar Akışın var ya akışın  Gülüşün Dağların ardından dağların  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sinyal-siiri/</link>
<guid>2053502</guid>
<pubDate>2014-10-18T00:46:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Su Su Su</title>
<description>-Bir insan günde en az 50-100 litre/kg. içme ve kullanma suyu tüketmek durumundadır. Bir yılda eder en az 20 ton. -Bir insan yılda 500 kg çöp/atık üretir. -İstanbul 16 milyon kişi. -20 ton x 16 milyon = 320 milyon ton oluyor İstanbul şehrinin yıllık su tüketimi. -500 kg x 16 milyon = 8 milyon ton oluyor İstanbul şehrinin yıllık çöp/atık üretimi. -İstanbul şehrinin yüzölçümü 5.300 km.kare = 5.300.000.000  m2 dir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/su-su-su-siiri/</link>
<guid>1966442</guid>
<pubDate>2014-02-14T12:37:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Mersiye</title>
<description>İşlevi vantilatör, sabah akşam cart–curt, El-alemin kuklası, bozkurt değil mankurt, Kutsalı para olmuş, ne ulus ne de yurt, Özgürlük, esenlik, din bunun neresinde.  Aldığın balya balya, sattığın az biraz, </description>
<link>https://www.antoloji.com/mersiye-12-siiri/</link>
<guid>1845032</guid>
<pubDate>2013-03-21T09:58:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Bolivar'dan Chavez'e</title>
<description>Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti. Kendimizi dev aynasında görürüz. Latin Amerika ülkeleriyle zaman zaman "Muz Cumhuriyeti" diye alay ederiz.  Tabi ki kendi kendimize.  İçine büzüşüp yaşadığımız mağaramızdan görebildiğimiz bu kadardır.  Venezuela (Venedik’cik) : Türkiye’den oldukça büyük bir ülke. Türkiye’den oldukça zengin bir ülke, sattıkları aldıklarından çok bir ülke. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bolivar-dan-chavez-e-siiri/</link>
<guid>1839409</guid>
<pubDate>2013-03-09T12:20:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Güvercinli Çocuk</title>
<description>Şimdi bir bulut geçecek üzerinden efkarlı, ağlak Boşalacak şehrin damlarına, saçaklardan saçlarına. Logarlar fokurdayacak taşacak, arınacak şehir. Güneş sarı-sıcak, buharlı sokaklar. Kurşun ağırlığında yokluğun Parıldayacak yol kenarlarında, özgür ama kimsesiz çiçekler, </description>
<link>https://www.antoloji.com/guvercinli-cocuk-siiri/</link>
<guid>1834182</guid>
<pubDate>2013-02-25T20:18:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Hidayet</title>
<description>“HİDAYETE ERDİM..? ”  Yaşadığımız topraklarda yani T.C. sınırları içinde; önceleri Musa ve İsa’nın göksel dinleri; Antik yunan, Mısır ve Mezopotamya dinleri/inançları; doğudan gelen göçmenlerin/istilacıların Şamanizm, Budizm gibi farklı inançlar var olmuş. Ve sonra İslam.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hidayet-10-siiri/</link>
<guid>1796661</guid>
<pubDate>2012-12-01T22:01:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Issız</title>
<description>tohumlar dökülmüş kayrak taşlarına çakır - menevişli akıp gitmiş toprak yamaçlardan manolya kozalağı delik deşik  begonvillerin kucağında küf kokulu yaz evleri </description>
<link>https://www.antoloji.com/issiz-46-siiri/</link>
<guid>1785061</guid>
<pubDate>2012-11-02T21:42:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Türklerin Çilesi</title>
<description>GDF (GÖKSEL DİNLER FEDERASYONU)    BİRİNCİ BAB  1300 yıl kadar önceydi.  Harzem’de ilk kılıç yarasını aldı Türkler. Göktürk diye adlandırılan güçlü  rüzgar buralara ulaşmadan önceydi. Harzem (Maveraünnehir, Horosan, Semerkant, Buhara, Belh….)  Emevi arap komutan Kuteybe orduları tarafından kılıçtan geçirildi.  Teslim olsalar da erkekler, çocuklar öldürüldü. Kadınlara el kondu. Zenginlikler ve tapınaklar talan edildi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/turklerin-cilesi-siiri/</link>
<guid>1727970</guid>
<pubDate>2012-06-09T11:23:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Nisan Şakası</title>
<description>Birilerinin zor duruma düşmesi, bu biz olmadığımız için, bizi güldürür. İçimize ondan daha iyi konumda olduğumuzu hissetmenin muzur bir huzuru yayılır. Sırıtırız, bazen de basıveririz kahkahayı. Şaka, yapılanı da yapan kadar gülümsetebiliyor, onda güzellik (latife)  üretebiliyorsa, şakadır.  Şaka yapılanı zor durumda bırakarak, onun, o an ki acizliğini, zavallılığını, sizden aşağılarda bir yerde olduğunu vurgulama eylemine başka bir sözcük kullanılmalı, mesela alay etmek, aşağılamak gibi. Dil üzerinde ciddi ciddi durmak gerek.  Biz dilimizi iyi kullanamıyoruz. Okuduğumuzu anlayamıyoruz. Hissettiğimizi anlatamıyoruz. Dangıl dungul konuşunca da anlaşamamanın verdiği sıkıntıyla hep sürtüşme halindeyiz. Bugün 1 Nisan 2012 Pazar. Şeytanın işi yok, benim de işim yok. Parayla pulla da aramız iyi değil. Özel günlere kızıyorum,  gereksiz harcamalara kızıyorum. En çok da insanların hurafeler üretmesine, üretmek neyse de, ürettiklerine dönüp inanmalarına, hatta tapınıyormuşçasına inanmalarına kızıyorum. Biri diyor ki; insanlığın babasının çocuğu olmamış, kölesini kullanmış çocuk peydahlanmış, ardından sen misin hizmetçiyle kırıştıran, özbeöz karısından da çocuğu olmaz mı doksanlı yaşlarında. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-nisan-sakasi-5-siiri/</link>
<guid>1725613</guid>
<pubDate>2012-06-02T23:57:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Şimdi Bir Gemide Olmak Vardı</title>
<description>şimdi bir gemide olmak vardı süzülüp çıkarken Akdeniz’in duldasından Tarifa’dan rota çizmek güney Atlantik kıyılarına koca çelik beden damarlarında can uyum içinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/simdi-bir-gemide-olmak-vardi-siiri/</link>
<guid>1703729</guid>
<pubDate>2012-04-11T14:54:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Devlet</title>
<description>Tepkisizlik yok olmak demektir.  Var olduğu halde eyleme tepki göstermeyen yok olacak demektir. Eyleme tepki/direnç/karşı koyma yoksa eylem gereksizdir zaten.  Aksiyon reaksiyonunu doğurur. (Etki tepkiyi doğurur.) </description>
<link>https://www.antoloji.com/devlet-14-siiri/</link>
<guid>1641406</guid>
<pubDate>2011-11-28T12:10:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Olmak Veya Olmamak</title>
<description>1000 yıl İslamla ve savaşla yattık kalktı. Son 100 yılı Batının gelişmişliğine hasetle bakarak geçirdik. Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyet devrimiyle ciddi şekilde kabuk değiştirdik. Batılılaşma, uygarlaşma, büyük Türkiye, ideal/mefkure, sosyal devlet, Türk-İslam sentezi, milliyetçilik, insan hakları, özgürlük düşünceleriyle harmanlandık.  50 yıl boyunca SOĞUK SAVAŞTA tepinen iki beygirin ayakları altında çiğnendik. </description>
<link>https://www.antoloji.com/olmak-veya-olmamak-4-siiri/</link>
<guid>1628151</guid>
<pubDate>2011-10-28T15:17:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Anayasa ve İdeoloji</title>
<description>ANAYASA VE İDEOLOJİ (YAPI ve YOL)  (I) İdeoloji (düşünce/görüş bilimi)  </description>
<link>https://www.antoloji.com/anayasa-ve-ideoloji-siiri/</link>
<guid>1625399</guid>
<pubDate>2011-10-20T23:34:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>...Yalan Dünyam...</title>
<description>Sustası düşmüş insanlar, insancık olmuşlar. Belli ki var oluşlarından mutsuzlar. Karşılaşmamak için- şöyle böyle de olsa- tanıdıklarından kaçıyor, karşı kaldırıma geçiyorlar. Saçını-başını düzeltiyor ya da hayret edecek bir şey görmüş gibi kafalarını ters tarafa çevirip ilgiyle bakar oluyorlar, aslında boşluğa.  Tıkırında gitmeyen işlerinden, yabancılaştıkları kasabalarından, sabahları kepenk açtıkları arastadan, merdivenlerini oflaya puflaya çıktıkları apartmanlarındaki dikey yaşamdan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalan-dunyam-4-siiri/</link>
<guid>1623428</guid>
<pubDate>2011-10-15T13:18:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Tüba</title>
<description>Karambol toplumundan bilim toplumuna geçene kadar; “Kamuoyu, kim bağırıp çağırıyorsa onun sesini duyar. Farkı görmek için kamuoyunun önünde bir ölçü yoktur”.H.İNALCIK. Toplumlar büyüdükçe, bilim geliştikçe, yönetim yaşamın ana etkileyicisi oluyor. Olaylar giriftleşiyor, zaman daralıyor, yanlış yapıldığında giderilmesi çoğu kez mümkün olmuyor. Ayrık toplumlar birbirleriyle yarış içindeler. Yapılan her yanlış veya gerekli olduğu halde zamanında atılmayan her adım, yarışta geri kalmaya yol açıyor. Yaşamın bireyseli ile koca topluma hız verme olasılığı kalmadı. Çünkü insan toplulukları uçsuz bucaksız coğrafyalara yayılıyor ve milyonlarca bireyden oluşuyor artık. Yönetimin etkinliği devreye giriyor. Yönetim gücünü ve yeteneğini nereden sağlayacaktır büyük toplumlarda.  Önceden saptanmış, kanıtlanması, tartışması, değişmesi mümkün olmayan dogma kurallarla, gelişmiş toplumu yönetmenin ve günümüz insanını mutlu etmenin hayal olduğu bellidir. Bilimle, düşünle, eleştiriyle sürekli değişim ve gelişime ayak uydurarak yönetilmelidir insan toplulukları. Toplumları yönetme, yönlendirme, insan yaşamını düzenleme bilime dayalıdır artık. Bu amaçla ülkeler, yani insan topluluğu organizasyonları, yöneticilerine yol gösteren bilim organları oluşturuyorlar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tuba-14-siiri/</link>
<guid>1573103</guid>
<pubDate>2011-06-15T13:19:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Yerel Yönetimlerde Özerklik (Cuma Yazıları)</title>
<description>Bizde yerel yönetim deyince belediyel...er akla geliyor. Oysa biraz daha kapsamlıdır. Özerklik, yerel yönetimlerin kendi kendilerini idare etmekte merkezi yönetimden olumsuz etkilenmemesi, kendi koşullarına ve yerel halkın mutluluğuna daha çok uygunluk sağlaması anlamı taşır. İnsani bakış açısıyla, hiç de fena görünmemektedir yerel yönetimlerin özerkliği.  Türkiye için; nüfus yapısı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yerel-yonetimlerde-ozerklik-cuma-yazilari-siiri/</link>
<guid>1564550</guid>
<pubDate>2011-05-28T14:23:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Kurşun Yağıyordu Kucağıma</title>
<description>ağız dolusu nefes sığmıyor ciğerlerime sular fokurduyor vapurun ardında  sulara karıştı gidiyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/kursun-yagiyordu-kucagima-siiri/</link>
<guid>1557882</guid>
<pubDate>2011-05-15T01:10:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Gaçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye</title>
<description>GEÇTİ BOR’UN PAZARI SÜR EŞEĞİNİ NİĞDE’YE  Ataların yaşamlarını küçümsemek yanlış olur. Her olgunun ortamı, koşulları, etkileyişi kendi içinde saklıdır. Yanlışlar vardır, doğrular vardır, ama çağımızın koşullarıyla eşleştirip küçümsenmemelidir. Yani kendimizi çok gelişmiş görüp, eski zamanların insanından üstünüz demek yanıltıcıdır. Değer yargıları, algılananların süzülmesiyle oluşmaktadır. Ne aldıysan onu yansıtabilirsin.  Canlı yaratılış tek boyutludur. Bir çizgi. Vardır ve yoktur. Doğar-yaşar-ölür. Bunun başka boyutu olamayacağını, düşünen yaratık insan, kendi içinde bilir ve kabullenir. Ancak korkuları, hazları, kabullendiği gerçeğin tahammül edilmezliğine, hafifletici hayali boyutlar ekler. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gacti-bor-un-pazari-sur-esegini-nigde-ye-siiri/</link>
<guid>1499535</guid>
<pubDate>2011-01-06T22:42:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Nazar Eyle</title>
<description>Dikenlerinde liflenen umut urganları direnemedi,  dağın doruğunda anıtlaştı akasya ormanı.  Yuvarlak karınlarıyla toslaşan bulutlar hortumladın. Gözlerin çakmak çakmak göğü delen antenlere odaklanmış, </description>
<link>https://www.antoloji.com/nazar-eyle-5-siiri/</link>
<guid>1492866</guid>
<pubDate>2010-12-21T00:25:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 <item>
<title>Necip Fazıl Kısakürek</title>
<description>(YARATILAN MÜTEFEKKİR/MUAZZAMLAŞTIRILAN ŞAİR)   Necip Fazıl’ın büyüklüğü nereden geliyor. Hangi davanın adamıydı. Toplumsal yaşamımıza ne kattı. Kimlere örnek oldu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/necip-fazil-kisakurek-6-siiri/</link>
<guid>1481770</guid>
<pubDate>2010-11-22T18:17:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Durmuş</author>
</item>
 </channel>
</rss>
