<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. H&#252;lya Ekmek&#231;i Şiirleri
</description>
 <item>
<title>___Vurdun___</title>
<description>daha önce de vurdun beni yaralandı umutlarım yollar açtın gül açtırdın kayalıklı patikalarda hatta kır çiçekleri günlük güneşlik bahardı gülüşlerin </description>
<link>https://www.antoloji.com/vurdun-5-siiri/</link>
<guid>1326766</guid>
<pubDate>2010-01-20T18:04:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>_Yaşamak Sırası_</title>
<description>sol yanda tutuktu zaman tutuklandı sezgilerimiz tek celsede kırdı güven demir parmaklıkları derin bir soluk aldı bezginliğimiz  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasamak-sirasi-siiri/</link>
<guid>1326671</guid>
<pubDate>2010-01-20T15:21:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>__Sevgili Konak__ (Deneme)</title>
<description>(Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi- Aralık-2009)   Seninle tanışmamızı düşündüm. Bir bayram günü beş altı yaşlarındayım, babaannem ve dedemi ziyarete gelmiştik. Oturduğumuz evden çok farklıydın. O yaştaki çocuk gözüyle bile bunu fark etmiştim. Açıp kapatmaya boyumuzun ve gücümüzün yetmediği o büyük ve heybetli kapıların, sur gibi yüksek duvarların, bugün hâlâ aklımda. Ha, bir de o yıllardan kalan en unutamadığım şey, iç avludan yukarıya çıkan taş merdivenin kenarına sarılan mis kokulu hanımeli çiçekleri, babaannemin nefis yemekleri, renk renk bayram şekerleri.  Seninle tanışmamızdan tam üç yıl sonra sevgili babaannem çok ağır hastalandı. Kısa bir süre bizim oturduğumuz evde kaldı. Bu süre içerisinde onunla çok şey paylaştık. Bize sürekli “kaçkaç”  yani seferberlik olaylarını anlatırdı. Cumhuriyet kurulmadan önce Adana’yı Fransızların işgal ettiği günlerde, Fransız askerleri, konağın içine kadar girmiş, yukarıya çıkmışlar, kundaktaki bebekleri görünce kimseye dokunmadan çekip gitmişler. Babaannem gözyaşları içinde her zaman anlatırdı bize bu olayları. Şükürler olsun düşmanlardan kurtuldun, Cumhuriyetin kurulmasına da tanık oldun. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgili-konak-deneme-siiri/</link>
<guid>1326665</guid>
<pubDate>2010-01-20T15:10:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>_Mustafa Emre: Genç Şair Hülya Ekmekçi İle Söyleşi_</title>
<description>“ŞİİR ZİHİNLERDE YENİ UFUKLAR AÇMAKTIR”   Mustafa Emre — Sayın Hülya Ekmekçi, ilk şiir kitabınız yayımlandı, ilgi ile karşılandı. Kutlarız. İlk göz ağrısına benzeyen kitabın oluşum aşamalarını anlatır mısınız?  Hülya Ekmekçi — Öncelikle bu güzel söyleşi ve içten kutlamanız için yürekten teşekkür ederim Sayın Emre. İlk göz ağrısı çok doğru bir tespit efendim. İlk çocuk, ilk sevilen, emek verilen gibi çağrışımlar yapıyor. Kitabın oluşumu uzun bir süreçte gerçekleşti. Şiir ve ben bir bütündük, çocukluğumdan beri bu böyleydi. Bir şeyler yazar, defterlerde toplardım. Not kağıdına yazıp bir yerlerde unutulanları ise annem bulup verirdi. Sevinirdim. Kitap aklımda yoktu o zamanlar. Sadece yazmak yazmak yazmak vardı. Bir tutku, vazgeçilmez bir duyguydu benim için. İlk şiirlerimi iyi bulduğumu söyleyemem. Zaman geliştiriyor, geriye baktığınızda hataları daha iyi görmemizi sağlıyor. Bu da çok okuyup çalışarak gerçekleşiyor. Öyle bir gün geliyor ki şiirler defterlerden taşıyor, paylaşma arzusu gelişiyor. Ne yapabilirim derken internet ortamında bir edebiyat sitesi keşfederek düzeyli paylaşımların yapıldığı antoloji.com’ da paylaşmaya başladım şiirlerimi. Bu ortamda ülke genelinde hatta başka ülkelerde yaşayan birçok şair-yazar ile tanıştım, şiirlerime yaptıkları teşvik edici eleştiriler daha iyileri için güç verdi bana. Bu arada ben de onların şiirlerini takip ederken yeni ufuklara doğru ilerlediğimi hissediyordum. Aynı ortamda çeşitli gruplarla yaptığımız ortak şiir çalışmaları hece şiirlerinde gelişmemi sağladı. Ayak dörtlüğünü, hece ölçüsünü hazırladığım dörtlüklere katılımlarını sağlayarak Halk Edebiyatı tarzında uzun şiirler oluşturduk birçok dostumuzla. Bazen atışmalar yaptık, maniler yazdık birlikte. Birkaç şiir antolojisinde yer aldım. İlki “Deli Mavi Sevdalar” şiir antolojisi. İnternet ortamında hazırlanan bu kitap elime geçtiği gün çok duygulandım. İçinde üç şiirim bir de kısa bir özgeçmişim vardı. Emeğin karşılığı bu olsa gerekti. O gün kendi kitabımı yayımlama isteği duydum. Birden fazla kitap oluşturabilecek kadar şiirim olmasına rağmen biraz daha çalışmam gerektiğinin de bilincindeydim. Çünkü şiiri çok ciddiye alıyor, çok seviyordum. Sanırım şiir de beni sevmeye başlamıştı. İlk şiir antolojisinden sonra geçen birkaç yılda çalışmalarımı sürdürdüm. En büyük arzum şiir dosyamı edebiyata gönül vermiş ustalarımın incelemesiydi. Onların önerileri, uyarıları çok önemliydi benim için. Ve büyük gün geldi. O gün size ve Sayın Durmuş Ali Özkale’ye şiir dosyamı sunduğum gündür. Söyleyeceklerinizi çok iyi dinleyip uygulamalıydım. Ustalarımdan olumlu eleştiriler alınca kitabımın rengini görmeye başladım. Sonra adını düşünmeye başladım. Ardından içeriğini oluşturdum kafamda. Taslak güzeldi. Hemen dizgiye başladım. Kapak resmi ve tasarımı da çok önemliydi. Desteğinizle Sayın Hatice Güvel’in o ilk görüşte hayran olduğum, kitabın adına uygun bulduğum resmi kullandık. Böylece ilk göz ağrım “Uçurum Düşleri”  doğdu. Basım aşamasında sizin ve Sayın Özkale’nin çok büyük desteği oldu. Bu mükemmel bir dayanışmaydı. Doğru yerde doğru insanlarla olmak ne yüce bir duyguydu. Tekrar teşekkür ediyorum emeği geçen ustalarıma ve dostlarıma. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mustafa-emre-genc-sair-hulya-ekmekci-ile-soylesi-siiri/</link>
<guid>1326518</guid>
<pubDate>2010-01-20T10:31:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Çığsızlık</title>
<description>soluğum dilleniyor düşümde kar yığınlarını ağırlıyor dağım sessizliği dinliyor çığsızlık sen de dinle uyuyan toprağı yaprağı saklı hazandan uyan  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cigsizlik-siiri/</link>
<guid>1291964</guid>
<pubDate>2009-11-22T16:09:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>*Bir Şair- Bir Dünya Hülya Ekmekçi'nin 'Uçurum Düşleri'</title>
<description>Genç Şair Hülya Ekmekçi’nin ilk şiir kitabı ‘Uçurum Düşleri’ adını taşıyor. Kitap adı ile ilgi çekiyor önce. Çağrışımları olan bir başlık. Şiirin uçsuz bucaksız dünyasını çağrıştırıyor. Sonra kitabın kapak resmi, düzeni, rengi… Bir beğeni ürünü. Belli ki iyi tasarlanmış, uygulanmış. Kısacası ilginç bir kitapla karşı karşıyayız. Şairin zengin bir iç dünyası var. Okurları uzak-yakın, düş-gerçek, soyut-somut ilişkileri ile çekiyor, kendi dünyasına götürüyor. O dünyada mutluluğumuzu ve mutsuzluğumuzu buluyoruz. Şair üzüntüleri sevince dönüştürmesini biliyor. Bu da şiirin gücünü gösteriyor. Bir de şu var: Düşlerini, gerçeklerini kendi iç dünyasından geçiren, süzen, damıtan şair şiirlerini de öyle sunuyor. Bu arada şunu özellikle belirtmek gerekiyor: Şair, şiirlerine benziyor. Gerçekçi, doğal ve duyarlı. Her şair için bu iki özelliğin bir araya gelmesi güç. İlhan Berk söylemişti Behçet Necatigil için: Şiiri üstüne başına benziyor diye. Ekmekçi’nin şiiri ise yüreğine benziyor. Kitabın basım aşamasında izledim: Ne denli özenli ve sabırlıydı. Şiirlerini okuyunca buna karar verdim. Evet, şiire böylesine içten ve özverili yaklaşan bir insan şair olmaz mı? Üstelik iyi şair. Şair işini ciddiye alarak yola çıkmış. Geçmişi unutmadan geleceğe bakarak, bugünü önemseyerek… Sevgiyle emekle özenle… Uçurum Düşleri bir ilk kitap olmanın eksik ve yanlışlarını taşımıyor. Şairin ileride pişmanlık duyabileceği türden bir durum da yok. Kitabın ilk şiiri bile anlamlı: “ Sonsuz Derinlik” İlk iki bölümünü okuyalım:  “ne düşmek içindir uçurumlar </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-sair-bir-dunya-hulya-ekmekci-nin-ucurum-dusleri-siiri/</link>
<guid>1203290</guid>
<pubDate>2009-06-20T11:20:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>*Baharda Açan Çiçekler</title>
<description>Baharda açan çiçekleri görmek için TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasının zemin katındaki küçük salondayız. İçeride loş bir aydınlık ve yüzlerimizi yalayan serin bir hava... Karşımızda yerlerini almış birbirinden güzide dostlarımız. Hemen masanın sağ köşesinde Eğitimci-Yazar Hülya Ekmekçi hanımefendi, sol yanında yılların eskitemediği kır saçlarının kendisine bir ağırlık kazandırdığı muhterem Eğitimci-Edebiyatçı Durmuş Ali Özkale beyefendi, onun yanında yine olgunluk çağına adım atmış Gazeteci-Yazar Mehmet Taşar beyefendi, masanın sol tarafında ise yine bir çoğunuzun yakından tanıdığı şair dostum Mustafa Emre beyefendi. Mustafa Emre’den sonra duvarda bir beyaz perde... daha 30-35 yıl önce yazlık sinemalardaki gençlik yıllarımız geldi gözlerimin önüne ve o perde beni bir hayal dünyasına götürdü. O günlerde yazın Adanalıların tek eğlence yeri olan yazlık sinemalar... Hey gidi günler hey! .. Şu karşımdaki izlediğimiz, Hülya Ekmekçi'nin şiirlere hazırladığı vıdeoların  gösterildiği perde ne kadar duygulandırdı ve derin bir iç çektirdi...ne kadarda özlemişim o günleri...arkada bıraktığımız 40 yıl ve biz bu 40 yılda şimdi ne haldeyiz. Yüzlerimiz kırışmış, saçlarımız dökülmüş, tek-tük kalanlarsa bembeyaz! .. Hani! .. Başımda fırtına/ Başımda ayaz/ Başımda kar/ dediğim anlar... </description>
<link>https://www.antoloji.com/baharda-acan-cicekler-siiri/</link>
<guid>1203287</guid>
<pubDate>2009-06-20T11:13:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>*Özgürlüğün Şairi</title>
<description>Şairler duyarlı insanlardır. Duygu dolu yürekleri sevgiyle çarpar. Kimi zaman gönlünü çelen aşkını anlatsa da, çoğunlukla içinde bulunduğu toplumun, hatta dünyanın dört bir yanındaki insanların acılarını, sevinçlerini, umutlarını dile getirir. Şairler, toplumun geçmişi ile geleceği arasında köprü olurken, dünyanın en ücra köşesindeki acıyı, mutluluğu bizlere ulaştıran duygu insanlarıdır. Sevgili arkadaşım Hülya Ekmekçi, işte bu duygu insanlarının başında gelmektedir. Şiirleriyle bizi Filistinli çocukların dünyasına götürüyor, sonbaharın hüznünü yaşamamıza neden oluyor. Yaşam ve ölüm arasındaki çizgide yürütüyor düşlerimizi. Gurbet oluyor, hasret ürpertiyor yüreğimizi,  bazen de “Umut Çardağı” nda ki bir tutam mavilikle eritiyor tüm buzları, mutlulukla coşmamızı sağlıyor. Hülya Ekmekçi’nin şiirleri her sözcüğünde, her dizesinde duygu fırtınası yaşamamızı sağlıyor. Özgün imgeleri ve farklı tarzıyla “Yelkenim Suda” diyerek okurlarına duygu denizinde özgürce kulaç atma imkanı veriyor: “hırçınsa bulutun nefesi/ şimşeğin hışmıdır ürküten güneşi/ dinince kubbenin parlayan öfkesi/ direndiğim yeter/ yelkensiz de giderim/ kaç kulaçsa ufkun ötesi”. Onun için Hülya Ekmekçi’yi bugüne kadar Antoloji.com gibi saygın ve düzeyli edebiyat alanlarında okuma ve takip etme zevkini yaşayan sevenleri, artık kitapları vasıtasıyla da takip etme, okuma olanağı bulacaklardır. Hülya Ekmekçi’nin ilk şiir kitabını yayımlama kararı edebiyat ve şiir dünyamız için büyük bir kazanç. Artık, edebiyat ve şiirde Adanalı şairlerin sesi daha gür çıkacak. Gönülden kutluyorum sevgili arkadaşımı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ozgurlugun-sairi-siiri/</link>
<guid>1203285</guid>
<pubDate>2009-06-20T11:04:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Şiir İçinde Şiir</title>
<description>Hülya Ekmekçi’nin “Uçurum Düşleri” adını taşıyan şiir kitabı bir ilk kitap olmanın ötesinde. Çünkü geçmişi var. Umutla sabırla döşenmiş bir geçmiş. Geçmişle gelecek arasında şiirlerini gün ışığına çıkarıyor ve sıcak bir merhaba diyor. Şairin zengin bir iç dünyası var. Şiirle iyi bir ilişki kurmuş. Beyin ve yürek parıltılarını şiirleri ile gösteriyor. Düş içinde düş gibi şiir içinde şiir oylumlarını, katmanlarını sunuyor. Bunu yaparken engin gönüllü bir bakış ve yaklaşım çizgisindedir. Elbette şiire yakışan budur. Ekmekçi, ekmeğin, toprağın, çiçeğin kokusu gibi şiirin kokusunu da duyuyor, duyuruyor. O’na göre “ana sütü kokuyor şiir”. Öylesine doğal, yerli ve gerçekçi üstelik. Onun için alır götürür bizi. Yeni iklimler, taze duygular içinde buluruz kendimizi: “ay buluta yaslanır/ uzar yıldızı puslu geceler/ yorgun toprak uslanır/ taze bahar heceler/ kurak anlar göz pınarımda ıslanır”. İnce bir güzellik sarar içimizi. Ağlamak bile “zarif” tir. Bu, olayın sanata, en ince sanata şiire dönüşümüdür çünkü. Şairin iç dünyasında kımıldayan doğa, yeni bir devinimdir. Süzülmüş dilimize gelmiş: “nasıl coşar çıtlıklar/ yaprakları sararmış cevizin gölgesinde/ son tebessümüyle papatya/ başını yaslar kasımpatının omzuna/ kavak ağacına vurgun/ ebruli sarmaşığın gözyaşını/ püskülü ile siler mısır/ neden göçmen kuşlar havalanır/ göz bebeklerimden”. O söylemiyor, sezdiriyor, duyumsatıyor. Neden, sevgiden. İçin için yürüyen duygulardan. Şiirlerinde bunu görmek, duymak insanın içini ısıtıyor: “çakıl taşlarına vuran güneşi sevdim/ uçurum çiçeklerine dokundum/ bulutlara sardım/ kuru yaprak tortulu/ toprak kokulu düşlerimi/ çoğalasın diye göğümde”. Bulutlar, dağlar, çiçekler sevgiye, sevdaya yağar. Yürekle beyinle buluşur, ardından şiir süzülür. Bir yürek sevinci başlar acılar kesse de yolunu, o amacını bilmektedir. Kendi başına da bir varlıktır. Çünkü doğayla yaşamla barışıktır. “ Çukurova’da Bir Serçe” de dostudur, “Filistin’de Bir Çocuk” da. Çünkü acıya da ortaktır, sevince de. Yaşamak sevmektir. Sevmek bütün kötülükleri, çirkinlikleri aşacaktır. En hüzünlü dizelerde bile bu güç vardır. “Sevginin Meşalesi” dikilecektir yaşamın burçlarına. Şair en yakın çevresinden çıkıyor şiir yolculuğuna. Yanına,  anasını, babasını, evini, sokağını da alıyor. Doğaya gidiyor, doğadan dönüyor. Dağarcığında şiir vardır. Şiir umut oluyor, yaşama direnci. Direncini de usul usul, ince ince söylüyor. Hiçbir şey olmasa da “Avuntu” su vardır: “ gökyüzüne daldım yine bu gece/ yıldızlara bakar dururum/ uzaklardan bir gülümseme ile/ avunurum”. </description>
<link>https://www.antoloji.com/siir-icinde-siir-siiri/</link>
<guid>1203283</guid>
<pubDate>2009-06-20T11:01:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Uçurum Düşleri Ya da Yeni Açılan Umut Çiçeği</title>
<description>Bir mevsim ılık bir sevda yelidir o, gönül tellerini titreten, getirir “şiirin kokusu” nu. Bir meltem olur girer sessizce gönül dehlizlerine kaybolur, “çalınır mavileri”. Bir mevsim “güz soluğu”ndadır, döker sarı yapraklarını ağaçların, “ben eylülde kalayım” dese de, başlar “son cümbüş”üne kendi yalnızlığının, kırılıp kristalleşir yüreğindeki kutsal ayna. Okurken, düz ovada yürür gibisiniz bu şiirleri, ya da yüzer gibisiniz umudun mavi sularında. Tutulup sevgi sağanağına ıslanırsınız sırılsıklam turunç, portakal ve limon çiçeklerinin kokusuyla. Dizeler dolanır düşlerinize kaybolup gidersiniz imgelerinizde. Sonra “gökyüzü saçlarınızı tarar” beyaz bir  “hanımeli açar avucunuzda”. Bir gönül köprüsü kurarsınız “martı kanadında İstanbul’la”, yarısı İstanbul’da kalmıştır yüreğinizin, diğer yarısıyla kucaklarsınız “yaşam”ı Adana’da. Ve sonra girer gece düşlerinize “Filistin’de bir çocuk” dalar pencerenizden içeri. Bir anda bir demet kır çiçeği olur o şiirler, açılır bayırlarda, bir başka gün de nilüferdir hüznün bataklığında. Sonra kırmızı bir karanfil olur boy veren gönül saksıda, birden ebruli bir kardelen, güçlüklerin karla kaplı toprağında. Seyhan Nehri kıyısında açılan mor menekşelerdir onlar “uçurum düşleri”nde. “Yağmurun gücü”nde bulursunuz imge bolluğunu, bereketli doyuma ulaşırsınız derin bir hazla. Bir an yaralı bir ceylan olup inersiniz pınarların şifalı sularından içmeye, alıp götürür sizi özgürlüğünüz Hülya’lı ve gizemli dünyalara. Yeni bir ses, yeni bir renk ve yeni bir ışık bulacaksınız “duygusal gerçekçi” bu şiirlerde. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ucurum-dusleri-ya-da-yeni-acilan-umut-cicegi-siiri/</link>
<guid>1203280</guid>
<pubDate>2009-06-20T10:58:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>*Uçurum Düşleri*</title>
<description>     duyulmamış imgelere saklıydı umutlar </description>
<link>https://www.antoloji.com/ucurum-dusleri-siiri/</link>
<guid>1181457</guid>
<pubDate>2009-05-22T15:31:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title> Ben Eylülde Kalayım </title>
<description>bir hazan mevsiminde açtım gözümü güz çiçekleri karşıladı beni o yarda dere kenarında. çakıl taşlarına vuran güneşi sevdim dağ başlarında uçurum çiçeklerine dokundum </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-eylulde-kalayim-siiri/</link>
<guid>1138974</guid>
<pubDate>2009-03-08T15:59:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>* Dağlar Şahidim *</title>
<description>ısrarlı çekimlerin esiri olduk kutupların zıtlığından yakındıkça yalnızlığı ürküttü sesimiz… yakın bildiğim en uzak yıldızlarda kaybolduk ulaşılmaz bir sevdaydı eserimiz </description>
<link>https://www.antoloji.com/daglar-sahidim-siiri/</link>
<guid>1114280</guid>
<pubDate>2009-02-02T17:24:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>* Söyle *</title>
<description>  İnsanlar ağlıyor, dinmiyor yaşı Durdursan kıyımı zarar mı söyle? Çiçek soldurmakta kim çeker başı Mazlumlar vicdanın yorar mı söyle? </description>
<link>https://www.antoloji.com/soyle-189-siiri/</link>
<guid>1104405</guid>
<pubDate>2009-01-18T20:19:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>* Filistinde Bir Çocuk </title>
<description> nicedir karanlık burada gökyüzü is’li bir il! örtmüş güneşi, bitirmez güzü bu yüzden yıldızlar yenik bombalara dumandan sisten kırpamıyor gözünü bilemedi büyümeyi kaç kuzu </description>
<link>https://www.antoloji.com/filistinde-bir-cocuk-siiri/</link>
<guid>1096314</guid>
<pubDate>2009-01-07T07:48:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title> Çığır Açmak </title>
<description>  güven ışığı yoldur özlere ılıman ormanların kokusu sal olur düş denizinde gözlere el değmemiş dağların dokusu </description>
<link>https://www.antoloji.com/cigir-acmak-siiri/</link>
<guid>1073965</guid>
<pubDate>2008-11-30T22:44:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>* Çılgın Çocuk *</title>
<description> Sen; kanatlarını rüzgâra karşı çırpan Bulutların arasından Gökkuşağının arkasından İçinde binlerce umutla Ülkesine göz kırpan </description>
<link>https://www.antoloji.com/cilgin-cocuk-2-siiri/</link>
<guid>1033515</guid>
<pubDate>2008-09-28T23:58:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>**Gelme Yar*</title>
<description> </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelme-yar-2-siiri/</link>
<guid>1026901</guid>
<pubDate>2008-09-19T22:42:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Sılanın Gülleri</title>
<description>Takvimler doldururken zamanın filesini Yokluğunla özerim yüreğin küllerini Sabırla göğüslerken hasretin çilesini Gece gündüz büzerim özlemin tüllerini  İzlemekten usanır, gözlerim uzakları </description>
<link>https://www.antoloji.com/silanin-gulleri-siiri/</link>
<guid>966449</guid>
<pubDate>2008-06-11T18:23:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 <item>
<title> İki Belik </title>
<description>savurdu saçlarını sonbahar rüzgâra bıraktı düşlerini silkeledi tohumlarını özgürce diyar diyar  sıra dışı ninnilerle </description>
<link>https://www.antoloji.com/iki-belik-siiri/</link>
<guid>948191</guid>
<pubDate>2008-05-06T22:43:00+03:00</pubDate>
<author>Hülya Ekmekçi</author>
</item>
 </channel>
</rss>
