<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Hilmi Kayıhan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Haberin Var mı Paşam? ..</title>
<description>Buğday çuvalındaki çavdar taneleri ayıklandı her Milli Güvenlik Kurulu Toplantılarında; okullarımızın çavdar tarlasına döndüğünü görüyor musun paşam! .. Siz muslukta akan suya bakarken su deposunu ele geçirdiler; değirmenin başında buğday çuvalı gelecek diye boşuna beklemeyin tarlaların tümüne çavdar ekildi paşam! .. Boşuna sevinmeyin komuta kademelerini ele geçiremediler diye; Atatürk ırmağına akan pınarların tümünü kuruttular.. Ordumuza eleman üreten cevher ocaklarını, ikmal ve istikbal yollarımızı kestiler paşam! ... Buğday tarlasındaki çavdarı ayıklayan bir köylü kadar uyanık olamadık.. Muslukta akan suya, değirmene gelen çuvala baktık.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/haberin-var-mi-pasam-siiri/</link>
<guid>870379</guid>
<pubDate>2007-12-25T12:38:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>İnekler Bostana Girdi, Yetişin! ...</title>
<description>Sanmayın ki bunlar masa başındaki bir memuru değiştiriyorlar, bu masadan alıp öteki masaya veriyorlar; bunlar masayı rahle yapıyor, rahle! . Camideki imamı getirip bir okulun başına müdür yapıyorlarsa o okul değil camidir artık.. Bunlar çok öteye geçtiler.. Kadrolaşmanın çok ötesine.. Durdurun bu hâyasız akını! .. Mülakatla yargıç filan seçmeyecek bunlar; fetva verecek  kadıları seçecek, kadı! .. Sarıkları şimdilik saklı.. Devleti bir han kabul etsek, hükümet edenleri de hancı; bunlar hanımıza hancı olmaya gelmedi, hanı hamam yapmaya geldiler.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/inekler-bostana-girdi-yetisin-siiri/</link>
<guid>861049</guid>
<pubDate>2007-12-07T20:18:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Dikkat! .. Padişah Geliyor..</title>
<description>Savaş alanında masaya serilen detaylı bir harita gibi serelim mübarek bedenimizi; tek tek işaretleyelim vurulduğumuz ve bir adım sonrası  vurmaya çalıştıkları yerleri.. Yasalar geçiyor; vicdanımızı yaralayan, hedefinde yüreğimiz olan yasalar geçiyor bir gece yarısı… Yeni yollar açılıyor monarşi tepesine çıkan.. Ay karanlıktı o gece, yürütmenin gözü dönmüştü iyice; mutlaka yemeliydi sabaha karşı yargıyı… Midesine oturur mu bilmem? .. Yeni yollar açılıyor vicdanımız yarılarak, payitahta gidiş yolları; yürütmenin ayakları altına seriliyor yargı; çakıl, kum ve kul niyetine.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dikkat-padisah-geliyor-siiri/</link>
<guid>859670</guid>
<pubDate>2007-12-05T14:30:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Geçin Cankurtaranın Başına! ...</title>
<description>Kaptan kaytarıp duruyor ve kan kaybediyor Türkiye’m; bağrışıp duruyoruz cankurtaranın başında; zülüflerini yoluyor kadınlarımız, dizimizi dövüyoruz habire; mezralarımız da bile duyulur oldu kulakları sağır eden cankurtaranın canavar düdüğü.. Neye mal olursa olsun söylemeliyiz: Başbakan olduğunu söyleyen bu adam kaptanımız  olamaz; kendisinin de söylediği gibi BOP’un eşbaşkanlarından birisi o.. Boşuna beklemeyin cankurtaranın başında, başınızın çaresine bakın; o kaptan bildiğiniz adam var ya, hiç gelmeyecek; çünkü o BOP’ta muavin.. Bu nasıl bir cüret; her şehit cenazesi sonrası bir adım ileri atması gerekirken bir adım geri gidiyor: Savaştan, sınır ötesi operasyona; operasyondan, nokta operasyona; şimdi de silahların bırakılmasına düştük. Bu adamın kaptanlığını takdirinize bırakıyorum; ama BOP’ta iyi muavinlik yaptığı gerçek.. Nasıl bu kadar saf olabiliriz? .. Kaptan gelmiyorsa eğer, hasta ölecek değil ya! . Ehliyeti olan birisi geçer kaptan koltuğuna.. Siz hiç gördünüz mü hastanın başında cankurtaranın yıllarca kaptan beklediğini? .. Kan kaybediyor Türkiye’m… Adam,bağıra bağıra ilan ediyor Ulusal Kanal’da: “Türkiye’nin Ortadoğu’da bir görevi var. Nedir o görev?  Biz Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesinin eşbaşkanlarından bir tanesiyiz ve bu görevi yapıyoruz.” Yani, NATO toplantısında masaya dökülen haritadaki sınır taşlarında muavinim demek istiyor.. Ve bizler hâla bekliyoruz kaptan bizi kurtaracak diye. Beyler ve bayanlar: Bu kaptan bu hastayı hastaneye ulaştırmaz; verilmiş sözü var…  Görevli o… Boşuna beklemeyin cankurtaranın başında, vakit yitirmeden geçin aracın başına. O hiç gelmeyecek.. Hadi, bir kez daha sayalım BOP’un eşbaşkanlarını:Talabani, Barzani ve kuklanın kuklası katilbaşı Apo.. O, BOP’un en sadık muavini. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gecin-cankurtaranin-basina-siiri/</link>
<guid>859251</guid>
<pubDate>2007-12-04T18:22:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Sara Nöbeti Geçiriyor Türkiye…</title>
<description>Bir yakınımız hastalanmışsa ve ağırsa durumu acele cankurtaran çağırırız; eli ayağı tutuyor, aklı başında ve gözü görüyorsa elinden tutup en yakın hastaneye götürürüz.  Ya toplum hastalanmışsa; kim tutar ellerinden, tanıyı kim koyar, kim çağırır cankurtaranı? .. Hangi kurum cankurtaranımız? .. İnsanlar hastalanınca doktora gider, toplum hastalanınca kime gider? Saçından tırnağına değin kim muayene eder; kanını, idrarını kim alır? ..  Reçetesini kim yazar, kim verir ilaçlarını? .. Kim dinler yürek atışlarını? .. Soluğunu kim? .. Sara nöbeti geçiriyor olmalıyız..Altımızdan çekilen döşekten haberimiz yok… Üçlü çetenin çevirmesi altındayız.. Mikrobu bedenimize şırınga eden de; tanıyı koyan, ilacı veren de hep o bildik üçlü çete.. Nasıl bu denli saf olabiliriz; sağlığımızın asbaşkanı olabilir mi sömürgen mikrobun eşbaşkanlarından birisi olduğunu övünerek söyleyen bu adam? .. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sara-nobeti-geciriyor-turkiye-siiri/</link>
<guid>859088</guid>
<pubDate>2007-12-04T12:12:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Karanlığa kaldı sesim</title>
<description>Zemherinin koynunda demlensin kokun Ürkekliğe çalan gözlerin Aşkın potasında erisin kavlince Bakma sen el etek çekildiğine Bozulmuş bağlara Düvenlerin dönmediği harman yerine </description>
<link>https://www.antoloji.com/karanliga-kaldi-sesim-siiri/</link>
<guid>819525</guid>
<pubDate>2007-09-26T11:51:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>ABDi Ağasına Gitti…</title>
<description>Demedik mi? .. Bunlar bizimle halvete girmeden duvaklarını ABDi ağaya açtırır diye.. İşte, uçup gittiler… Bunların anaları da böyleydi.. 1946’dan beri hep böyle oldu.. Babasının elini öpmeye giden gelinler gibi.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/abdi-agasina-gitti-siiri/</link>
<guid>817731</guid>
<pubDate>2007-09-23T21:08:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>İp Koptuğu Yerde Bağlanır …</title>
<description>Atatürk öldüğünde Türkiye Cumhuriyeti birbuçuk yaşındaydı, demokrasi diye yutturulan çok partili seçim sistemine geçildiğinde de ikibuçuk yaşındaydı. Daha üç yaşına bile basmadan, ana okuluna gitmesi gereken bu çocuğu özgürlük ve demokrasi adına sokağın eline bıraktılar. İşte, yıllarca bizi yönetenleri seçenler bu çocuklardı. Hiç değilse ilkokulu bitirmiş olsaydık, yani 2043 yılına kadar tek partili bir sistemle yönetilmiş olsaydık; Türkiye, soysuz sömürgenlerin elinde bu kadar şamar oğlanına dönmeyecekti. Devletin, fazla bir farkı yoktur insandan; atalarımız boşuna devlet ana ya da devlet baba dememişler… Kabaca bir hesaplarsak; insan yaşıyla cumhuriyetimiz 85 yaşında, devlet yaşıyla 8,5 yaşında. Şimdi ilkokul üçte okuyor olmalıydık.. Türkiye’nin okul ortalaması, ne yazık ki ilkokul üç. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ip-koptugu-yerde-baglanir-siiri/</link>
<guid>799763</guid>
<pubDate>2007-08-25T20:41:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Dişlerin Gıcırtısı Çenenin Gücünden Gelir..</title>
<description>Vurulan uyuşturucu öyle etkili ki; ağzımız kan çanağına dönmüş, dudaklarımız paramparça, kendi etimizi yiyoruz bilmeden.  Ne dişimizin çekildiğinden haberimiz var ne de kırmaya uğraştıkları çenemizinden.. Kanırta kanırta Türk Milleti’nin dişlerini söküyorlar.. Bir ahh! .çekecek olduk Tandoğan’da, Gündoğdu’da; dolgucuları sürdüler üstümüze.. Dağda koyun güden çoban bile bilir; silahı gösterdiğin anda kurşun atmadan kılıfına, kılıcı çektiğinde kelle uçurmadan kınına koymak ölümüne kadar uzanacak belalara razı olmak demektir..  Yaralandık işte.. Dişlerimiz sökülüyor teker teker.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dislerin-gicirtisi-cenenin-gucunden-gelir-siiri/</link>
<guid>799761</guid>
<pubDate>2007-08-25T20:38:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Dönüp Bir Daha Bakmasak…</title>
<description>Duyan yok kanat vuruşlarımızı Uğultuları dindirecek fenerimiz yok Çınlamanın kucağında kurtulup gittiğimizde Yaramıza yumuşacık değen melodimiz yok.  Koç katımı da bitti işte </description>
<link>https://www.antoloji.com/donup-bir-daha-bakmasak-siiri/</link>
<guid>703321</guid>
<pubDate>2007-03-30T23:41:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Gece</title>
<description>Kokuya bürünsün bu gece söylediklerimiz Savrulup uçmasın yelin önü sıra Türkü olsun aşıkların bütün çığlığı Bakışları sahibinin olsun Işıkları yeter bize  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-gece-309-siiri/</link>
<guid>687643</guid>
<pubDate>2007-03-15T14:12:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>İhanetin Halkaları Zincir Olmaya başladı…</title>
<description>Zincir oluyor halkalar Elele tutuşmaya başladı uçları Ayrımcılarla ümmetçilerin istekleri iyice örtüşmeye Birleşmeye başladı dört koldan Bağımsızlığımız üstündeki gölgeler Asi olmamızın tam üstüne düştü yasal savunma </description>
<link>https://www.antoloji.com/ihanetin-halkalari-zincir-olmaya-basladi-siiri/</link>
<guid>677883</guid>
<pubDate>2007-03-05T10:36:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Yüzbaşılar! ..</title>
<description>Kasım 2002’den bugüne değin çıkan yasaların haritasını çizip üstümüze giysek; bedenimizdeki yarığın, avucumuzda hızla kayıp giden bağımsızlığın haritadaki yerlerini bir bir işaretlesek. Satranç oynar gibi; piyon yapsak çıkan yasaları, kale yapsak, fil, vezir ve şah.. Hangi yasalarla verdik piyonları? Kale burçlarını hangi yasalarla terk ettik? Zehri şerbet niyetine hangi yasalarla içtik? Fili koruyalım derken hangi yasalarla atı kaybettik? </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuzbasilar-siiri/</link>
<guid>659564</guid>
<pubDate>2007-02-13T13:50:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Tutun Kale Çıkışlarını, Köprü Başlarını Tutun! ..</title>
<description>Amok koşucusu gibi intihara koşuyorlar.. İnsanların bilincini ve tarihin süzgecinden süzüle süzüle gelen koskoca Türkiye’nin hafızasını silmeye çalışıyor sömürgen ve kuklası olan işbirlikçiler. Yalnız insanlarımızın canı değil, devletimizin de varlığı tehdit altında.. Düşman karargahından emir almış gibi, aynı anda;  Irak’ta, Kıbrıs’ta ve Türkiye’de Petrol yasalarının  mecliste geçirilmesi  kuşkularımızı yeşertiyor, kök salıyor.. Devriyeler! .., Devriyeler! .. Parola sorun, işareti sorun? .. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tutun-kale-cikislarini-kopru-baslarini-tutun-siiri/</link>
<guid>647130</guid>
<pubDate>2007-01-31T00:59:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Cumhuriyet Meşru Müdafaa Durumuna Düşürülmüştür</title>
<description>Haklı kılıyor bizi, Ali Kemal’in basın şehidi sayılması… Büyük şehit sayılması Şeyh Sait’in,  bizi haklı kılıyor… Meşru  savunma  günü gelmiştir… Günü gelmiştir Cumhuriyeti savunmanın… Savunmanın doğal olduğu gün bugündür… Bugün ihanetin çıplak gözle görüldüğü gündür… </description>
<link>https://www.antoloji.com/cumhuriyet-mesru-mudafaa-durumuna-dusurulmustur-siiri/</link>
<guid>641776</guid>
<pubDate>2007-01-25T12:52:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Nöbetçiler, Nöbetçiler! ..</title>
<description>Namus emniyette yani. Evin körpe kızı, yüklü gelini; Oturmuşlar kameralı bilgisayarın başına Papaz efendiyle canlı  yayındalar. Haber salın gayrı nöbetçilere, devran döndü; Domuz beklemesinler boşuna bostan tarlasında; </description>
<link>https://www.antoloji.com/nobetciler-nobetciler-siiri/</link>
<guid>641702</guid>
<pubDate>2007-01-25T11:26:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Acının Kâbesine</title>
<description>Ağıtın dibinde  Kahkahalar uyurmuş; Uyandım işte. Kurudu gözyaşlarım, Kâbesine gittim de geldim; Acının hacısı oldum anam. </description>
<link>https://www.antoloji.com/acinin-kabesine-siiri/</link>
<guid>635279</guid>
<pubDate>2007-01-17T23:46:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Gün Halkımızdan Sicil Alma Günü Değil; Sicil Amirimiz Yapma Günü...</title>
<description>Sözcüklerin içini boşaltılar; vatan sözcüğünü vatan hainleri, ulusu ayrılıkçılar,şehitliği sahte İslamcılar dolduruyor. Bozulmadık bir şey kalmadı.. Önce sözcükleri, sonra seçim sistemini bozdular… Seçim zamanı, seçmenin önüne kantar, eline metre veriliyor; hıyarı metreyle, ısıyı litreyle ölçmemiz isteniyor… İpin ucu puştun elinde şahin görünümlü serçeler havalanıyor… </description>
<link>https://www.antoloji.com/gun-halkimizdan-sicil-alma-gunu-degil-sicil-amirimiz-yapma-gunu-siiri/</link>
<guid>633635</guid>
<pubDate>2007-01-16T01:27:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Nuri el Maliki ve Recep el Tayyibi…</title>
<description>Bu bir düz yazı. Bu sitede okuyucu çok olduğu için buraya da yazdım. Saddam Hüseyin'in idam edilmesi beni çok etkiledi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/nuri-el-maliki-ve-recep-el-tayyibi-siiri/</link>
<guid>621574</guid>
<pubDate>2007-01-01T14:40:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 <item>
<title>Gülizar</title>
<description>Irak durma;  Beri gel, dile yar. Kışa göçüyor kanadı kırık Şahadet,Şehriyar. Gözüm açık köz götürmüşem öteye Bağdat,Basra,Telefar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gulizar-13-siiri/</link>
<guid>600518</guid>
<pubDate>2006-12-07T21:12:00+03:00</pubDate>
<author>Hilmi Kayıhan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
