<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Hermann Hesse Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Hayat, Kendi Seçtiğim</title>
<description>Bu dünyaya gelmeden önce Bana nasıl yaşayacağım gösterildi. Endişe vardı, keder vardı Sefalet vardı, acının yükü vardı. Beni ele geçirecek olan bağımlılık vardı, esir alan yanılgı vardı. Beni gürleten ani öfke vardı, nefret ve kibir vardı, gurur ve utanç. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayat-kendi-sectigim-siiri/</link>
<guid>2297011</guid>
<pubDate>2016-11-17T16:42:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Yorgunu</title>
<description>dalların kucağında sallanıyor yorgun rüzgar uykusunda. kan kırmızı bir çiçek bırakıyor elim.. güneşte kavrulup dağılmaya.  çok çiçek gördüm </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-yorgunu-14-siiri/</link>
<guid>2297010</guid>
<pubDate>2016-11-17T16:41:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Bozkırkurdu</title>
<description>"İnsanın en melankolik eşyasıdır bavulu;  içine acılarını tıkıştırıp koşar adım uzaklaşır."    Daha süs çamına ilişkin o ilk konuşmada kendisi için Bozkırkurdu ismini kullanmış, bu da beni biraz yadırgatıp rahatsız etmişti. Bu ne biçim isimdi böyle? ! Ama sonradan yalnızca alış­tığım için bu ismi kabullenmekle kalmadım, kendim de düşüncelerimde hep Bozkırkurdu diye niteledim onu, bugün bile kendisini niteleyecek daha yerinde bir sözcük bilmiyorum. Yolunu şaşırıp bizim aramıza düşmüş, kentlerde ve sürü yaşamında soluğu almış bir bozkırkurdu -başka hiçbir benzeti bundan daha çarpıcı niteleyemezdi onu, onun yalnızlığını, vahşili­ğini, tedirginliğini, ondaki yurtsama duygusunu ve onun yurtsuzluğunu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bozkirkurdu-2-siiri/</link>
<guid>2297005</guid>
<pubDate>2016-11-17T16:40:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Şair</title>
<description>Geceleri uyuyamıyorum çoğu zaman, Yaşam acı veriyor, Şiir yazıp kelimelerle oynuyorum o zaman, Kötüsüyle ve iyisiyle, Kurumuşuyla ve dolgunuyla, Açılıyorum onların parıltılı denizinde. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sair-240-siiri/</link>
<guid>2297007</guid>
<pubDate>2016-11-17T16:40:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Şarkısı</title>
<description>Yurdum nerede olsa gerek?  Benim yurdum küçüktür, Bir yerden bir yere gider, Alır yüreğimi götürür, Acı verir, huzur verir; Benim yurdum sensin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-sarkisi-23-siiri/</link>
<guid>2297009</guid>
<pubDate>2016-11-17T16:40:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Günler Ne Kadar</title>
<description>Ne kadar üzüntülü geçiyor günler Artık ne ateşler ısıtır beni, Ne güneşler yüzüme gülümser, Boş, dünyadaki bütün şeyler, Bütün şeyler soğuk, insafsız şimdi. Ve sevdiğim pırıltılı yıldızlar benim </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunler-ne-kadar-siiri/</link>
<guid>2131532</guid>
<pubDate>2015-05-28T10:44:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Bütün Ölümler</title>
<description>Öldüm bütün ölümlerle ben şimdiye dek, Yeniden isterim ölmek bütün ölümleri, Ağacın ölümünü ölmek tahta tahta, Taş taş dağın ölümünü, Toprak ölümünü kumun. Çıtırdayan yaz otlarının ölümünü yaprak yaprak </description>
<link>https://www.antoloji.com/butun-olumler-siiri/</link>
<guid>2131533</guid>
<pubDate>2015-05-28T10:44:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Siste</title>
<description>Tuhaf, siste yürümek!  Her çalı ve taş bir başınadır Hiçbir ağaç diğerini görmez Herkes yalnızdır.  Dünya dostlarımla doluydu </description>
<link>https://www.antoloji.com/siste-siiri/</link>
<guid>79204</guid>
<pubDate>2003-03-02T13:48:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Karanlıkta Dolaşırdı</title>
<description>Severdi karanlıkta dolaşmayı, kara ağaçların Gölgelerinin ve rüyalarını soğuttuğu yerlerde  Ama yine de ışığa yönelen, ışığı isteyen Şiddetli bir hasret tutsaktı içinde  </description>
<link>https://www.antoloji.com/karanlikta-dolasirdi-siiri/</link>
<guid>73726</guid>
<pubDate>2003-01-16T10:51:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Boşluk</title>
<description>'...Oysa şimdi bu eski ve yerde bir boşluk göze çarpıyordu; küçük dünyamda bir çatlak belirmişti ve karanlık, ölüm ve dehşet gözlerini dikmiş bu çatlaktan içeri bakıyordu. (...)   Bundan böyle ne bir dal ne bir meyve koparabilecektim ağaçtan, bundan böyle dallarından birinin özgün ve fantastik mimarisini resme geçirmeye çalışmayacak, sıcak yaz öğlelerinde merdivenden inip çıkarken onun yanına uğrayarak ince gölgesinde bir an soluklanamayacaktım. (...)   Yazık, ağaçlara bel bağlamaya gelmiyor artık, onlar da insanın elinden kayıp gidebiliyor, onlar da seni beni düşünmeden bu dünyadan göçebiliyor, insanı yüzüstü bırakıp o koyu karanlığa dalarak gözden kaybolabiliyor! ' </description>
<link>https://www.antoloji.com/bosluk-10-siiri/</link>
<guid>53794</guid>
<pubDate>2002-07-18T15:09:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Sevmek</title>
<description>O sevdi, sonunda kendi kendini buldu. Ne var ki, insanların büyük çoğunluğu kendi kendilerini kaybetmek için sever.  Sevilmek mutluluk değildir. Her insan kendini sever; ama mutluluk bir başkasını sevmektir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevmek-40-siiri/</link>
<guid>53793</guid>
<pubDate>2002-07-18T15:05:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşamak</title>
<description>Yaşamım ne anlam taşımıştı, bunca sevinç ve acının üzerinden geçip gitmesinin hikmeti neydi? Şimdiye kadar içimde hissettiğim, hala hissetmekte olduğum gerçek'e ve güzel'e karşı bu susamışlık nedendi? Ne diye o şuh ve dilber kadınlar uğruna inatla, gözyaşları akıtarak sevdalar ve acılar çekmiştim? Niçin bugün de başım hazin bir sevgi uğruna yine utanç ve gözyaşlarıyla eğilmişti? Madem yalnızlıklar içinde pek sevilmeden yaşayıp gitmek alnıma yazılmıştı, o işine akıl ermez tanrı, sevginin yakıp kavurucu özlemini ne diye yüreğime yerleştirmişti sanki? ' </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasamak-32-siiri/</link>
<guid>53791</guid>
<pubDate>2002-07-18T14:55:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Kaplıcada Bir Konuk</title>
<description>'..Yaşam bir hesap sorunu değil, bir matematik formülü değildir, bir mucizedir.Ömrüm boyunca da bu özelliğini yitirmemiştir.; her şey dönüp dolaşıp yeniden çıkmıştır karşıma, aynı sıkıntılar, aynı sevinçler, aynı ayartılar. Her zaman başımı aynı taşlara vurmuşumdur, aynı devlerle savaşmış, aynı kelebeklerin peşinde koşmuşumdur, aynı konum ve durumlar tekrarlanmış, öyleyken karşımda hep yeni bir oyun bulmuşumdur, yine her zaman güzel., yine her zaman tehlikeli her zaman heyecan verici. Binlerce kez taşkın davranışlarda bulundum, binlerce kez ölesiye yorgun düştüm, binlerce kez çocuk oldum, binlerce kez yaşlı ve serinkanlı ve hiçbiri uzun sürmedi, her şey dönüp dolaştı çıktı karşıma ama hiçbir zaman öncekinin aynısı değildi....' </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaplicada-bir-konuk-siiri/</link>
<guid>53788</guid>
<pubDate>2002-07-18T14:48:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgi</title>
<description>Kendi kanımızdan kan katmadığımız, sevgiyle donatmadığımız, uğrunda özverileri, ortak acıları üstlenmediğimiz, savaşımlara katlanmadığımız hiçbir ilişkinin, hiçbir dostluğun, hiçbir duygunun bize sadakat göstermediğini ve güvenilir nitelik taşımadığını her birimiz kendi günlük hayatımızda öteden beri yaşar, biliriz. Birine gönlünü kaptırmanın ne kadar kolay, gerçekten sevmenin ise ne kadar zor olduğunu bilmeyen ve yaşamayan yoktur. Bütün gerçek değerler gibi sevgi de satın alınamaz. Satın alınabilen hazlar vardır, satın alınabilen sevgiyse hayır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgi-51-siiri/</link>
<guid>53787</guid>
<pubDate>2002-07-18T14:46:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Yabancı Bir Gezegenden Tuhaf Haberler</title>
<description>'İşte çevrende hışırdıyor dalga; ve sen dalgasın; orman; ve sen ormansın, iç ve dış diye iki ayrı şey yok artık, kuşsun ve uçuyorsun havada, balıksın ve yüzüyorsun denizde, ışığı emiyorsun; ışıksın, karanlığın hazzına varıyorsun ve karanlıksın. Yollara vuruyoruz, ey ruh, sularda yüzüyor, havalarda uçuyoruz, gülümsüyor ve narin ruhsal parmaklarımızla kopmuş iplikleri yeniden birbirine bağlıyoruz, yok edilmiş titreşimleri mutluluk içinde diriltip sürdürüyoruz yeniden. Tanrıyı aramıyoruz artık, Tanrı oluyoruz. Öldürüyor, birlikte ölüyoruz; yaratıyor, düşlerimizle yeniden diriliyoruz, en güzel düşümüz mavi gökyüzüdür, en güzel düşümüz denizdir ve balıktır en güzel düşümüz, neşe saçan aydınlık sestir, neşe saçan parlak ışık - hepsi de düşümüzdür bizim, hepsi de bizim en güzel düşümüz. Az önce öldük ve toprak olduk. Az önce gülmeyi keşfettik. Az önce gökyüzüne bir burç kondurduk. Çın çın sesler geliyor ve her ses annenin sesidir. Ağaçlar hışırdıyor ve her biri beşiğimizin üstünde hışırdadı. Yollar yıldız biçiminde ayrılıyor birbirlerinden ve her yol bizi sılaya götürüyor.' </description>
<link>https://www.antoloji.com/yabanci-bir-gezegenden-tuhaf-haberler-siiri/</link>
<guid>53786</guid>
<pubDate>2002-07-18T14:43:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Mutluluk</title>
<description>Mutluluğu aradığın sürece,  Mutlu olacak kadar olgun değilsindir, Ve ulaşacak kadar her istediğine. Kayıplara yakındığın sürece Ve hedeflerin varsa durmadan yöneldiğin, Bilemezsin huzur nedir diye. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mutluluk-19-siiri/</link>
<guid>41222</guid>
<pubDate>2002-01-19T17:52:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Yabancı Şehir</title>
<description>Nasılda üzüyor insanı Yürüyüş, yabancı bir şehirde Çatıları ayın parlattığı Öylece uyuklayan sessiz gecede  Kule ve tepelerin üzerinden </description>
<link>https://www.antoloji.com/yabanci-sehir-siiri/</link>
<guid>41221</guid>
<pubDate>2002-01-19T17:51:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Bilir Misin Bunu Da?</title>
<description>Bazen gürültülü bir coşku anında Bir şölende, geniş bir salonda Aniden susup, gitmek zorunda olduğunu Bilir misin?  Sonra yatarsın uykusuzca yatağına, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bilir-misin-bunu-da-siiri/</link>
<guid>39754</guid>
<pubDate>2001-12-16T14:49:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Geri Alma</title>
<description>Seni seviyorum demedim ki Elini ver dediğim sadece Ve hoş gör beni!  Bana yakın göründün, Çok gençtin ve benim kadar iyi... </description>
<link>https://www.antoloji.com/geri-alma-siiri/</link>
<guid>39753</guid>
<pubDate>2001-12-16T14:48:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 <item>
<title>Rica</title>
<description>Bana verdiğin o küçük eli,  O söylenmemiş çok şeyi söyleyeni, Sordum mu sana bir kere bile, Beni seviyor musun diye?  İstemiyorum beni sevmeni, </description>
<link>https://www.antoloji.com/rica-2-siiri/</link>
<guid>39752</guid>
<pubDate>2001-12-16T14:47:00+03:00</pubDate>
<author>Hermann Hesse</author>
</item>
 </channel>
</rss>
