<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Haydar Erg&#252;len Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Şubatta Saklambaç</title>
<description>Geçen yazdan önceki yaz: 'O Yaz': Hem haziran, hem tren, hem bahçe, hem gül (anne) , hem usta (baba) , hem Eskişehir. Her şey, şair Seyhan Erözçelik'in günün, gecenin muhtelif saatlerinde telefondan dinlettiği muhtelif şarkılardan birindeki gibidir. Şarkı demek az gelir, şiir demek de öyle, gençlikse yaşamak için iyi bir mevsim olsa da, anlamak için nice sonbaharları, kışları bekleyecektir.  'O Yaz'lar çünkü gençken anlaşılmaz, hafiften gazel dökmeye başladığımız güz ve kış yaşlarını bekler, yitip gideni anlamanın da bir lezzeti vardır. Teselli diyelim bu kederin lezzetine. Seyhan'ın dinlettiği hepimizin yitirdiğidir, 'O Yaz'ları kim yitirirse yitirsin, Zerrin Özer'in sesiyle, kaybettiklerimizin hiç olmazsa bir parçası geri gelecektir, onun adına da ister keder diyelim, ister yazsama (yurtsamadan mülhem) , sanki gençliğimizin, ideallerimizin, duygularımızın o 'büyük ve muzaffer mağlubiyeti'ne yakılmış bir ağıt gibi, ne tuhaf, bizi hüzünlendirmek yerine sevindirecektir.  'O Yaz': Çığlık çığlığa bir fısıltıdır.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/subatta-saklambac-siiri/</link>
<guid>2325462</guid>
<pubDate>2017-02-22T12:32:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Dostluk Üzerine</title>
<description>Dostum varsa düşmanım yok sayılır çünkü dostluk unutturur düşmanların varlığını insana bir dost kaç düşmana bedeldir bilmiyorum ya bildiğim, dostluğun azı yeter, düşmanlığın çoğuna.  Hem az olmalı dost dediğin de </description>
<link>https://www.antoloji.com/dostluk-uzerine-16-siiri/</link>
<guid>2296877</guid>
<pubDate>2016-11-17T15:08:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Bizi Karşıya Geçir</title>
<description>bize çok acıyorlar burada öyle açıktayız ki yaramız bile başkasında sarılıyor, nafile saklanıyoruz düşkünlerin bizde bulduğu teselliye, nereye gitsek şehir, kime gitsek bir uzaklık kalıyor kendimize </description>
<link>https://www.antoloji.com/bizi-karsiya-gecir-siiri/</link>
<guid>2296878</guid>
<pubDate>2016-11-17T15:08:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Dağlarca'dan Öğrendiğim Bir Şey Var</title>
<description>Dağlarca’dan öğrendiğim bir şey var Yazdın mı, yoğunluğuna yazacaksın bir şeyi Şiirin bitkin kalmalı yazılmaktan Sen bitkin düşmelisin yazmaktan bir dizeyi  Şair saatlerce bakabilir gökyüzüne </description>
<link>https://www.antoloji.com/daglarca-dan-ogrendigim-bir-sey-var-siiri/</link>
<guid>2296880</guid>
<pubDate>2016-11-17T15:08:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Avlu</title>
<description>Sevgilim, güzel yazım, ince randevu verirsen bana: Adam evdir, kadın avlu yaz! Ben sana açılayım, sense sokağa yaz, beni de bir ince vakte ayarla, bir adam adası varsa oraya b›rak, ister ıssız bırak, uğurla, dilersen uğra, </description>
<link>https://www.antoloji.com/avlu-9-siiri/</link>
<guid>2296881</guid>
<pubDate>2016-11-17T15:08:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Fiyakası Nedir Hayatın</title>
<description>1. Hayatımı nasıl taramalıyım ki fiyakalı dursun kimse anlamasın bir İstanbul hatırası olduğunu yoksa taşralı bir küçük adam Paris ‘te şair olur ve ölür, ütülü bir mendil gibi unutulur  </description>
<link>https://www.antoloji.com/fiyakasi-nedir-hayatin-siiri/</link>
<guid>2296882</guid>
<pubDate>2016-11-17T15:08:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Fugue VII</title>
<description>Başka birinin yazdığı senaryoda  Sonra uzun bir sessizlik girdi araya. İkisi de hareket etmiyordu, kadın arasıra kalkıp müziği değiştiriyordu bir tek. Kavgacı gençliği geçiyordu </description>
<link>https://www.antoloji.com/fugue-vii-siiri/</link>
<guid>2296870</guid>
<pubDate>2016-11-17T15:07:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Elem İle Doktor</title>
<description>Şair ve psikiyatr Kemal Sayar'ın "Hüzün Hastalığı" kitabında okudum, psikiyatr için, hem şair duyarlılığıyla hem de münasip bir yakıştırmada bulunuyor, "Elem Doktoru" diyor ona. Kitabı okuduğumdan beri bu söz aklımdan çıkmıyor, bundan daha anlamlı bir tanım bulunabilir mi psikiyatra?  Bana hekim kelimesi de güzel gelir gelmesine de, tabibin yerini hiçbiri </description>
<link>https://www.antoloji.com/elem-ile-doktor-siiri/</link>
<guid>2296872</guid>
<pubDate>2016-11-17T15:07:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Üzgün Kediler Gazeli</title>
<description>gözlerin yağmurdan yeni ayrılmış gibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak  sen bir şehir olmalısın ya da nar belki granada, belki eylül, belki kırmızı  </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzgun-kediler-gazeli-siiri/</link>
<guid>2296875</guid>
<pubDate>2016-11-17T15:07:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Kalbim, Kovulmuşlar Bahçesi</title>
<description>dalgınlığım suçlarıma eklenebilir suskun bir kadını yaralarından sevdim dalgınlık suları ki kâlb üzerinden geçer yorgun bir bulut olup yatağına eğildim  eski bir dilden usulca konuşuldu; aşk </description>
<link>https://www.antoloji.com/kalbim-kovulmuslar-bahcesi-siiri/</link>
<guid>2296862</guid>
<pubDate>2016-11-17T15:06:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Başkasının Yalnızlığı Olsaydım</title>
<description>ben başkasının yalnızlığı olsaydım geceden başka sebep aramazdım şiire, bir anı çıkarırdım sefere, adı: İkindi Treni ve ilk istasyonda indirirdim bütün kelimeleri  iki bilet alırdım, biri gölgem için biri kendime </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-baskasinin-yalnizligi-olsaydim-siiri/</link>
<guid>2296863</guid>
<pubDate>2016-11-17T15:06:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Bana Ne</title>
<description>Bana ne trenlerden?  Üzgün değilim ben  Bana ne evlerden? Yağmur değilim ben  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bana-ne-108-siiri/</link>
<guid>2296865</guid>
<pubDate>2016-11-17T15:06:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Buğulu Sözlere Övgü</title>
<description>Ne zaman yurtdışına çıksam, pek sık sayılmaz, yılda bir ya da iki kez, memleketi özler gibi rakıyı özlerim. Rakının kokusu ve buğusu, memleket havası gibi gelir bana. Rakıyı da çok ve sık içtiğimi söyleyemem. Hem rakı içmekle içki içmek aynı şey sayılmaz bana kalırsa. Rakı içmek açık havaya çıkmak gibidir, bir teneffüs duygusu yaşatır insana. Demdir ya rakı, her şey bu demden nasibini alır sanki. Demleniriz, söz de demlenir, anılar, gençliğimiz, dostluklar, aşklar da demlenir rakıyla beraber. Başka içkilerde olmayan bir şey vardır rakıda, en çok geçmiş vardır, içtikçe geçmeyen bir geçmiş demlenir durur içimizde. Ben o demi seviyorum işte. Demde bir cem vardır çünkü, bir olma hali vardır, o yüzden rakı mümkünse meyhanede ve elbette dostlarla birlikte içilmelidir. Yıllar önce gördüğüm bir karikatürü hatırlıyorum: Meyhanedeki yalnız adam başında dikilen garsona 'rakı makı istemez, bana muhabbet getir' diyordu. Üzücü ve 'öğretici' bir karikatürdü. Rakının olmadığı bir meyhaneyi düşünebiliyor musunuz, yanında sözün olmadığı bir rakı da öyle çıplak, terk edilmiş ve ıssız gelir insana. İnsan da ıssızdır o rakının yanında. Rakının buğusu üzümün buğusudur ya rakıyla buğulanan sözü nasıl yabana atarsınız? Rakıyla buğulanan sözler de, aslında hangi viranbağlardan kalmışsa bardağı taşıran üzüm taneleridir. Buğulu sözler, olağanüstü cümleler kurmak üzere seçilen, parlatılan sözler değildir. Tam tersine, belki de en çok o saatlerde bize 'insan olma vakti'nin geldiğini en çok duyumsatan sözlerdir. Buzlu rakıların içimizi ısıtan gevezeliklere yol açması belki de bu yüzdendir. Sözleri, mezelerle karıştırmamalı. Sözlerin meze gibi harcandığı bir masa hemen soğur ki o saatten sonra rakı da beyhudedir söz de. Hem rakıyı da fazla söze boğmamak gerekir. Söz ve rakı birbirine eşlik etmelidir. Belki de sahici meyhanelerde hariçten gazel okumanın yasak olması bu sebeptendir. Rakının 'ara soğukları'nı sözle doldurmaya çalışıyoruz ya, aslında bu rakıya da hayata da hürmet göstermediğimiz anlamına gelir. Hem de hayatta sözleri de meze gibi hızla ve kolayca tükettiğimizi gösterir. Oysa hayatın bulutlu sözleri, rakı burcuna geçildiğinde dilimizden mavi sözler olarak dökülecektir. Rakıyı yudum yudum içmekle hayatı yudumlamanın özeni de, aynı sabır, şefkat ve usulluk içinde gelişmez mi? Sözler de böyle buğulanır, yudumlanır ve demlenir. Demsiz söz, vakitsiz rakılar gibi, çoğaldıkça anlamını, güzelliğini yitirir. Rakıda da öyle değil midir, haddini bilmezsen rakı sana haddini bildirir. Rakıyla sözün adabı birdir, tartımlıdır, yeterincedir, halince, vaktincedir. İkisini de küstürmemeli, ne sözü, ne rakıyı. Sözün demi ile rakının demi cem olduğunda ancak sözler buğulanır. Söylenir, işitilir, duyulur, gider, gelir. Yoksa söz olur, ortada kalır. Aslında rakı vakitleri her zaman aşk vakitleridir. Rakı da aşk gibi mavi bir demdir. Elbette sözün de, rakının da, aşkın da bir dem olduğunu can kulağıyla duyanlara... </description>
<link>https://www.antoloji.com/bugulu-sozlere-ovgu-siiri/</link>
<guid>2296867</guid>
<pubDate>2016-11-17T15:06:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Başkasının Defteri Olsaydım</title>
<description>Ben başkasının defteri olsaydım "Aşk: Eyvah... Yalnızlığım" korkusundan tanırdım yanlış açıldığım şairi ve üzülürdüm: meğer kağıttanmış bazı şiirlerin inceliği!  Aşk yanlış anlamasıdır iki insanın birbirini </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-baskasinin-defteri-olsaydim-siiri/</link>
<guid>2296868</guid>
<pubDate>2016-11-17T15:06:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>1.mektup; Sen Büyüye Dokunmak Gibisin</title>
<description>ruth, sevgilim,  ben bu sayfanın adını "önsöz" koyuyorum ya,  kaygılandığını da görür gibiyim. kaygılanma sakın,  </description>
<link>https://www.antoloji.com/1-mektup-sen-buyuye-dokunmak-gibisin-siiri/</link>
<guid>2296853</guid>
<pubDate>2016-11-17T14:46:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgilim Bir Kır Şiiri</title>
<description>sevgilim bir kır şiiri bağbozumunda buldum onu erkekler şarap içiyordu kadınlarsa eski sarhoş  sevgilim bir kır şiiri </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgilim-bir-kir-siiri-siiri/</link>
<guid>2296854</guid>
<pubDate>2016-11-17T14:46:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Ölüm Bir Skandal</title>
<description>bu dünyadan zararlı çıkıyor her şey insan da hayat da ölüm de aşktan kurduğumuz kabile bile dağıldı diyordu yerliler yabancılar sebep olmadı buna gökyüzü çökmedi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/olum-bir-skandal-siiri/</link>
<guid>2296852</guid>
<pubDate>2016-11-17T14:45:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Mektup Neresi</title>
<description>Bir zarf açılınca içi açılıyorsa kelimelerin mektup odur  Bir zarf kapanınca dışarıda kalıyorsa bazı kelimeler </description>
<link>https://www.antoloji.com/mektup-neresi-siiri/</link>
<guid>2296849</guid>
<pubDate>2016-11-17T14:44:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Sonsuz Turne</title>
<description>İnsan kapalı bir mektup gibi sonsuza gider  üstünde nice kasabaların, akşamların pulu bu postacı başka, mektubuyla birlikte alır insanı aynı adrese götürür, aynı soğuk mührün vurulduğu zarflar üst üste, ruhlar sessizlik gömleğinde ne gecikir, ne postada kaybolur insan </description>
<link>https://www.antoloji.com/sonsuz-turne-siiri/</link>
<guid>2296850</guid>
<pubDate>2016-11-17T14:44:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 <item>
<title>Sana Küstüğümde Sen Yoktun Daha</title>
<description>sana küstüğümde sen yoktun daha yokluğuna küsmüştüm sonra sen geldin kendime isteyemezdim seni öyle güzeldin şimdi varmışsın gibi küsüyorum yokluğuna  alınganlık, ah, bilmezsin, küsmem de küsülecek </description>
<link>https://www.antoloji.com/sana-kustugumde-sen-yoktun-daha-siiri/</link>
<guid>2296848</guid>
<pubDate>2016-11-17T14:43:00+03:00</pubDate>
<author>Haydar Ergülen</author>
</item>
 </channel>
</rss>
