<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Hayat Aktaş Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Haydi</title>
<description>Bu renksiz
Buğulu şehir
Gri ve puslu hava....
Melankolik yapıyor beni
Depressif  bir
Kedere büründürüyor 
Bu sıkışık 
Daracık 
Sokaklardan 
Üzerime kasavet çöküyor
Omuzlarım ağırlaşıyor
Monoton 
Sıkıcı  
Şevksiz 
Bu çalışma düzeni 
Mahkeme suratlı
Bu ruhsuz insanlar
Telaşa ayarlı yaşam tarzı
Esaretim oluyor 
Öfkemi büyütüyor
Hayallerimi silip götürüyor 
Kendime olan azıcık güvenim de
Kurum kokan
Sokak aralarında kaybolup gidiyor
Kaldırımı 
Ve binaları yüksek 
Bu caddelerde
Gökyüzü benden gitgide uzaklaşıyor 
Bense küçücük kalıyorum
Sanki kendimi 
Küçümsenmiş hissediyorum 
Beton sarmış dört yanımı
Bu donuk renkli evler
Estetikten yoksun binalar
Hepten ruhumu sıkıyor
Avazım çıktığınca bağırmak
Buralardan uzaklara kaçmak
Geçiyor içimden
Her şeyi hızla tüketen bu kalabalık
Beynimi kemiren bu anlamsız gürültü
Aralarında ben
Büsbütün çaresiz hissettiriyor kendimi
Öğündüğüm şu
Okyanus enginliğindeki yüreğim
Küçüldükçe küçülüyor
Canım burnuma geliyor
Nefessiz kalıyorum
Şaşkın ve ürkek  
Bakıyor gözlerim 
Geçerliliğini yitirmiş kurallar
Anlamsız yüz ifadeleri
Bu sahte tebessümler
Beni  çileden çıkarıyor
Heyheylerim tepeme üşüşüyor
Bunalımdan çatlamış insanların
Hiçbir şey yokmuş gibi davranmaları
Beni fena halde yoruyor
Algı sınırlarımı zorluyor
Şöyle bir bakıyorum da
Çevremde 
Anlamlı
Düzeyli
Kaliteli yaşamdan başka
Bütün olumsuzlukları görüyorum
Fırtınalı
Yapayalnız 
Keyifsiz 
Onursuz yaşamlar
Karmaşa 
İsyan 
Ve bir tükenmişlik görüyorum 
İnsanca yaşama 
Şiddetle özlem görüyorum
Mutluluğa susamışlık görüyorum
Bu hengame içerisinde
Bir ben olmuyorum 
Bir sen olmuyorsun
Bizler olmuyoruz

Oysa toprakla yoğrulmuştuk biz
Güneşte kavrulmuştuk biz
Kırlardı 
Dağlardı yurdumuz
Yağmurdu umudumuz
Mavileri özlerdik
Denizleri  
Ormanları   
Delice sevdaları 
Çocuksuluğu özlerdik

Belki çok uzaklaşmış sayılmayız 
İstersek hala
Yol yakınken dönebiliriz
Pekala başarabiliriz
Doğaya 
Özümüze dönebiliriz
Haydi gel 
Tutalım ellerimizi
Güneşe dönelim yüzümüzü
Yaylalarımıza 
Ovalarımızaa 
Bağlarımıza doğru gidelim 
Sabahleyin erkenden 
Yollara düşelim 
Kalk haydi! ...

Hayat AKTAŞ
Mart 2012 </description>
<link>https://www.antoloji.com/haydi-55-siiri/</link>
<guid>1688260</guid>
<pubDate>2012-03-05T22:57:00+03:00</pubDate>
<author>Hayat Aktaş</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşama Davet</title>
<description>Uzaklardan seslenir bize 
Korkularından kurtul der 
Ruhunun ışıltılı sarayına dön der
Denizin hışırdayan güçlü sesi...
Gülümseyen yüzüyle kırlar
Açmış kollarını sevgiyle
Ona dönüşümüzü bekler

Yaşamdan uzak kalma
Evinden uzak kalma
Kalbinden uzak kalma der Manitu
Güneş tarlaların başağına 
Başaklar kokusuna çağırır bizi
Ağaçlar gelinliğine çağırır 
Yaşam özüne 

Yeryüzünün yolcuları değil miyiz hepimiz
Barış ve aşk için şarkılar söylemeliyiz
Bir atın sırtına atlayıp bazen
Güneşin battığı yöne gitmeliyiz
Öylece... 
Korkusuzca gitmeliyiz
Kendimize doğamıza dönmeliyiz

Yeryüzünün yolcuları değil miyiz hepimiz
Gün gelir yollar çeker bizi
Yollar uzun olur dağlarsa büyük
Aşılmaz zannedilir çoğu zaman
Haydi dönüş zamanı der ulu Manitu
Nehirleri takip etmeli
Nehirler bereketli ovalara
Denizlere götürür bizi der
Sulara bırakalım o zaman kendimizi
Yatağımız gibi nazik ve yumuşaktır yüzeyi
Sular yatağımız olsun
Sessizliğinden korkmalı bazen suların
Yönümüzü çevirdiysek nehirlere
Arkaya bakmaya gerek kalmamıştır

Uzaklarda bir taze gelin ağlar
Törelere kurban bir kız ağlar
Sessiz çığlığını basar 
İçimizde bir yara sızlar
O zaman gökyüzünde bir bulut ağlar
Rengarenk çakıl taşları
Gün ışıyınca her sabah
Gidenlere ağıtlar yakar

Sonra evimiz çağırır bizi
Hava kararmadan
Sığınağımız olan evimize dönmeliyiz
Açmış kapılarını bizi bekler
Hiçbir yerde oyalanmadan 
Mehtabın büyüsüne kanmadan 
Çabucak dönmeliyiz o zaman
Sevgiliye döner gibi dönmeliyiz
Güneşi,sevgiliyi ve mehtabı
Yaşama sebebi gibi görmeliyiz

Hayat AKTAŞ
Şubat 2012 </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasama-davet-siiri/</link>
<guid>1679636</guid>
<pubDate>2012-02-14T23:01:00+03:00</pubDate>
<author>Hayat Aktaş</author>
</item>
 <item>
<title>Gelmedin</title>
<description>Bekle dediğin yerde
Her gün bekledim seni 
Gelmedin yar
Gelmedin...
Beni bekle 
Geleceğim mutlaka
Demiştin ya hani
Doğru sandım inandım 
Erken  kalktım o sabah
İçim içime sığmadı
Geç kalırım diye
Sokakları rüzgar gibi geçtim
Nefes nefese kaldım
Tam zamanında vardım
Yüreğime sığmayan bir sevinçle
Bekledim 
Gelmedin...
Güneşin parlak ışıklarını 
Gözlerime hapsetmiştim oysa
Üzerine sinmiş 
Ağır karanlığını  
Aydınlatsın diye
Sana getirmiştim
Herkes gelip geçti
Herkes sevdiğine kavuştu
Ama sen gelmedin...

Gelsen 
Aşk adına yazılmış 
En güzel aşk şiirlerini 
Okuyacaktım  
Aşk adına bestelenmiş
En güzel şarkıları
Söyleyecektim 
Gelmedin... 
Sonra başım ağır geldi boynuma
Tutamadım aşağı eğdirdim
Gözlerimden yaşlar geldi geçti
Yüreğimden karanlık bulutlar
Fırtınalar tayfunlar geçti
Ben ağladım
Sen gelmedin...

Gelsen
Yüreğimde senin için 
İmbiklerden damıttığım
Tertemiz sevgimi verecektim
Gökyüzünden çaldığım
Bir avuç yıldızı 
Saçlarına takacaktım
Kaç zamandır yazdığım
Sevda öykülerini anlatacaktım
Gelmedin...

Sensiz bıraktın beni bu dünyada
Öylece  yalnız kaldım buralarda
İçim üşüdü yokluğunda
Gelmedin...
Kocaman bir yalanmış beni sevdiğin

Hayat AKTAŞ
Şubat 2012 </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelmedin-144-siiri/</link>
<guid>1678182</guid>
<pubDate>2012-02-11T22:26:00+03:00</pubDate>
<author>Hayat Aktaş</author>
</item>
 <item>
<title>Mutluyum</title>
<description>Ey göklerdeki bulutlar
Gölgenizle mutluyum 
Yağmurlarınızı esirgemeyin benden
Yemyeşil kırlar yaratın
Uçsuz bucaksız yaylalar verin
Yüz çevirmeyin bana
Sizlersiniz hayat kaynağım
Ekmeğimin aşımın vazgeçilmezisiniz
Yokluğunuz felaketim olur
Benden varlığınızı esirgemeyin 

Ey göğümü süsleyen kuşlar
Türlü seyyareler
Varlığınızla mutluyum 
Üzerimden geçip gitmeyin
Küçük görmeyin beni
Yokmuşum gibi davranmayın 
Benim de bir gözüm göğünüzdedir
Aranızda bir yer açın bana da
Aklımla emrinizde olurum
Dostluğuma nişane kabul etmez misiniz

Ey çiseleyen yağmur 
Deli sağanaklar 
Islaklığınızla mutluyum
Haydi sicim gibi yağın üzerime
Islatın bedenimi
Sırılsıklam olayım
Yıkayıp götürün tüm kederlerimi 
Benden uzaklara bırakın
Yepyeni
Dingin bir ben salın yeryüzüne

Ey masmavi 
Suyu içilesi azgın nehirler
Taşkın çağlayanlar
Coşkunuzla mutluyum 
Savurun zerreciklerinizi üzerime
Çarpın yüzüme doğru
Serinletin sıcaklığımı
Alın yangına dönmüş ateşlerimi 
Akın gürül gürül
Bereketlendirin toprağımı
Yeşertin bağlarımı 

Ey ışıltılı metropoller
Meydanlar caddeler
Azametinizle mutluyum 
Haydi kapsayın beni
Her kusurumla 
Beni de içinizde barındırın
Kalabalığınızda hapsedin
Yalnızlıklarımdan koruyun 
Bir başıma bırakmayın kendimle
Varoşlarda saklayın beni

Ey asfaltlar patikalar
Köhne demiryolları
Kavuşturma ümidinizle mutluyum
Alın götürün beni buralardan
Köylerden kasabalardan geçirin 
Ovaları derin vadileri gösterin bana
Uçurumlardan aşırın
Sevdiklerime taşıyın beni
Yılların hasretini dindirin

Hayat AKTAŞ
Şubat 2012 </description>
<link>https://www.antoloji.com/mutluyum-90-siiri/</link>
<guid>1677448</guid>
<pubDate>2012-02-10T09:13:00+03:00</pubDate>
<author>Hayat Aktaş</author>
</item>
 <item>
<title>Gudea</title>
<description>Kirletme yüzünü Gudea! 
Ölmezsen eğer... 
Uzun süre kullanacaksın daha
Yüzün ak alnın pak olmalıydı değil mi
Kirlenirse bir gün yüzün
Sevdiğinin yüzüne nasıl bakacaksın 
Hangi kutsal su arındırır yüzündeki kirleri
Hangi ağartıcı ile aklayacaksın onu
Bırak yüzünde tebessüme yer kalsın biraz

Kirletme ellerini Gudea! 
Tertemiz ve kutsal şeylere dokunacaksın daha
Kirlenirse bir gün ellerin
Bir bebeğin minicik ellerinden 
Nasıl tutacaksın kirletmeden
Sevdiğinle el ele nasıl yürüyeceksin 
Bembeyaz bir papatyayı 
Nasıl sunacaksın sevdiğine 
Hangi yağmur yıkayacak 
Kirlenmiş ellerini söyle

Kirletme gözlerini Gudea! 
Güzel günler göreceksin daha
Kirlenirse bir gün gözlerin
Kimi inandıracaksın samimiyetine 
Gülünce nasıl gülecek gözlerinin içi 
Hüznünü dağıtan biricik gözyaşların 
Kirlenmeden nasıl düşecek yanaklarına 
Sevdiklerine sevgi dolu gözlerle
Baktığın nasıl belli olacak

Kirletme yüreğini Gudea! 
Muhteşem aşklar yaşayacaksın daha
Yepyeni heyecanlar tadacaksın
Kirlenirse bir gün yüreğin
Yeryüzünü de yüreğin gibi kirleteceksin 
Tanrıların tüm laneti üzerine yağacak
Şer rüzgarları esip kavuracak dört yanını
Dünyayı büsbütün çekilmez kılacaksın 

Ve kirletme beynini Gudea! 
Güzel şeyler düşüneceksin daha
Kirlenirse bir gün beynin
Doğru kararlar almayı nasıl bileceksin
Parlak fikirlerin nasıl mümkün olacak
Uyutan masalların gerçeğini
Aydınlık günlere nasıl devredeceksin
Umutlarını hangi bilinçle yeşerteceksin

Kirlenmemeli değerlerin değil mi Gudea! 

Hayat AKTAŞ
Şubat 2012 </description>
<link>https://www.antoloji.com/gudea-siiri/</link>
<guid>1677066</guid>
<pubDate>2012-02-09T11:22:00+03:00</pubDate>
<author>Hayat Aktaş</author>
</item>
 <item>
<title>Yeter Artık</title>
<description>Ey  ölüm! 
Her gün pusudasın benim ülkemde
Tahtı serdin her köşemize
Kah doğudan geliyor haberin 
En yoksul, en biçare hanelerde
Kah batıdan geliyor ayak seslerin
Onca hengamenin içerisinde
Çok sık uğrar oldun memleketimize nedense
Hayırdır bizleri çok mu sevmektesin 
Bu yüzden mi yürekleri yakmaktasın? 
Yok yere ocakları söndürür 
Yetim  bırakırsın bebeleri
Anaları, babaları, eşleri
Canının yarısı kardeşleri
Ayırırsın birbirinden 
En olmadık zamanda ensemizden yakalarsın
Neden başka ülkelerde haberlisin de bizde böyle habersiz
Bize kastın mı var diyeceğim 
Demeyeceğim 
Bizler hazırlamaktayız değil mi bu ölümleri
Senin işini bizler kolaylaştırmaktayız
Belki de sana çok iş çıkarmaktayız
İtiraf et sende bizden bıktın değil mi? 
Bunca canı almaktan yoruldun değil mi? 
Sen de haklısın kusurun büyüğü bizde 
Kimine trafik bahanesi 
Kimine deprem kimine sel
Kimine de terör mecburen
Aslolan ölmek değil midir
Adını ne önemi var  
Sana sesleniyorum ey ölüm
Yeter  olsun artık sana yalvarıyorum
Çek acımasız elini ülkemin üzerinden
Yetmez mi akan yaş gözlerimizden
Yurdumun güzel insanları
Artık gülsün istiyorum-Amin..
                                 Hayat AKTAŞ
                                 Ekim 2011 </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeter-artik-86-siiri/</link>
<guid>1628621</guid>
<pubDate>2011-10-29T21:27:00+03:00</pubDate>
<author>Hayat Aktaş</author>
</item>
 <item>
<title>Geleceksen Eğer</title>
<description>Geleceksen eğer o gün bugün olsun, 
Bugün ve her daim seni aşkla sevebilirim
Eskiden kalma seni inciten ne varsa her şeyi 
En uzak kıyısından denize bırak öyle gel
Hüzünlü hiçbir anı kalmasın yüreğinde 
İlk günkü gibi saf ve tertemiz gel

Geleceksen eğer o gün bugün olsun,
Yüzünde yepyeni başlangıçların umudu ışıldasın
Ayaklarında tatlı bir telaş seni bana getirsin
Yıllara yorgun gözlerin artık benim için gülsün
öyle gel ki kayıp yıllar hasedinden kahretsin

Geleceksen eğer o gün bugün olsun,
Üzerinde gençliğini anımsatan sade giysilerin
Dudaklarında mutluluğun gülümsemesi olsun
Bırak saçların gümüş, yüzün derin çizgili olsun 
Yeter ki kendinle barışık düşüncen olsun

Geleceksen eğer o gün bugün olsun,
Gelirsen bugün karşında ellerini sımsıkı tutacak bir el 
Yalnız senin için çarpacak bir yürek bulacaksın
Sana kendi ellerimle aşkın şerbetini sunacağım
Yıllardır üşümüş ruhunu sımsıcak nefesimle ısıtacağım

Geleceksen eğer o gün bugün olsun,
Yoksun diye yüz çevirdiğim aynayı
Kendimden bıktırıp eskiteceğim
Özensiz bağladığım at kuyruğu saçımı 
Senin için özgürleştirip omzuma salacağım

Ve geleceksen eğer bugün,
Gidişinin hesabını sormayacağım
Yarına dair hayaller de kurmayacağım
Mutluluğun en parlak rengini giyip
Kapım ardına kadar açık
Seni sadece sevgiyle karşılayacağım.

Hayat AKTAŞ -nisan 2011 </description>
<link>https://www.antoloji.com/geleceksen-eger-6-siiri/</link>
<guid>1617328</guid>
<pubDate>2011-09-28T22:13:00+03:00</pubDate>
<author>Hayat Aktaş</author>
</item>
 <item>
<title>Sana Dair</title>
<description>SANA DAİR  Sus kara böcek! Döktürme incileri gözlerinden Sen bunu denizleri yakarak hak etmiştin. loş mahzenlerde tozlanmış anılar arasında hiçliğe atılma  zamanını beklerken bile </description>
<link>https://www.antoloji.com/sana-dair-41-siiri/</link>
<guid>1573982</guid>
<pubDate>2011-06-17T22:05:00+03:00</pubDate>
<author>Hayat Aktaş</author>
</item>
 <item>
<title>Geçmişten Gelen</title>
<description>GEÇMİŞTEN GELEN  Ne sana sitem edeceğim bugün Ne de çoktan küllenmiş bir ateşi Harlamaya körük olacağım Bunun için çok geç olduğunu </description>
<link>https://www.antoloji.com/gecmisten-gelen-2-siiri/</link>
<guid>1573491</guid>
<pubDate>2011-06-16T14:19:00+03:00</pubDate>
<author>Hayat Aktaş</author>
</item>
 <item>
<title>Yine Ben</title>
<description>Ayaz gecenin en afili yalnızlığında  ben yine ayakta yine gözlerim uyku yüklü serseri düşüncelerin piyasasındayım pahalı alınıp ucuza satılan vefasız duygular karmaşasındayım </description>
<link>https://www.antoloji.com/yine-ben-13-siiri/</link>
<guid>1573269</guid>
<pubDate>2011-06-15T22:02:00+03:00</pubDate>
<author>Hayat Aktaş</author>
</item>
 </channel>
</rss>
