<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Hatice Hamarat Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Masti</title>
<description>MASTİ İnatla sevmiştim saçlarının dalgalarını Kar taneleri, Ah onun camından süzülen kar taneleri Bilemezsiniz içimdeki delinin de var bir adı: Masti </description>
<link>https://www.antoloji.com/masti-siiri/</link>
<guid>2929748</guid>
<pubDate>2018-12-20T16:43:00+03:00</pubDate>
<author>Hatice Hamarat</author>
</item>
 <item>
<title>Kemik</title>
<description>KEMİK Küçük, beyaz kemik Ağzın yok mu senin kadın dediğim Ham bir hüsran bellemişsin efendisiz Talibim kırılırken çıkardığın sese  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kemik-3-siiri/</link>
<guid>2929747</guid>
<pubDate>2018-12-20T16:42:00+03:00</pubDate>
<author>Hatice Hamarat</author>
</item>
 <item>
<title>Bitki Fabrikası</title>
<description>Sağanakta dürbünsüz dolaşıyoruz Bu aşkın bize sunduğu anekdotlar var Mesela, sen bir çingene kadar kızılsın Ben kızıllığına dökülüyorum Alelade ırmakların telaşı kadar vahim  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bitki-fabrikasi-siiri/</link>
<guid>2889062</guid>
<pubDate>2018-09-14T16:12:00+03:00</pubDate>
<author>Hatice Hamarat</author>
</item>
 <item>
<title>Kıyı</title>
<description>Kıyı Uzanıp kalmak istiyorum bir ikindi vakti El değmemiş topraklarına şehrinin Beyaz elbiseli kadınlar rakı içerken Bazı şarkılar ölüme hazırlasın bizi İstiyorum ki çağıldayan bir dudaktan </description>
<link>https://www.antoloji.com/kiyi-35-siiri/</link>
<guid>2889060</guid>
<pubDate>2018-09-14T16:11:00+03:00</pubDate>
<author>Hatice Hamarat</author>
</item>
 <item>
<title>Avuç İçi Şarkıları</title>
<description>AVUÇ İÇİ ŞARKILARI Bıraktığın yer, Aşkı, sevişilmiş akşamları Başlamak bıraktıklarından uzanarak O gizli, ham nesneye Sürüklenircesine… </description>
<link>https://www.antoloji.com/avuc-ici-sarkilari-siiri/</link>
<guid>2889059</guid>
<pubDate>2018-09-14T16:09:00+03:00</pubDate>
<author>Hatice Hamarat</author>
</item>
 <item>
<title>Aşktan Bahsetmedik Hiç</title>
<description>AŞKTAN BAHSETMEDİK HİÇ! Bir barakada, tülden tentelerin altında yaşardık. Onun adı, bazen benim yalnızlığım oluyordu. İçimizden ikimiz çıkıyor muydu bilinmez. Ya da hayat yaşam şansı veriyor muydu her birimize? Sorgulamadık gerçeği. Sırtımızda bir pareo ve birkaç şairin destansı şiiri varken, sorgulamak yalnızca Tanrı’nın şiirine yakışacak bir durumdu elbette. Ona mum ve ışığın farkını anlatırken aydınlığın geçirdiği evreleri anlatıyordum. İnsanın gözlerinden dağılan enerjinin bir mum kadar hızlı yanıp tükenmeyecek bir güç olduğunu belki de… Tuzlu bir tat bırakıyordu güneş tepemizden sızıp elbiselerimize ulaşınca. Bütün duaları eksiksiz ezberlemişti. Yanlışlık ta buradaydı işte! Ezbere yaşanmış aşklar bırakabilirdi geriye. Gerçek ve güzel olan anında kayboluyordu ortadan. Dağılan bulutlar seyrimizi de dağıtıyordu. Ancak ikimiz çoğullaşıyorduk şehirde. Bir kırlangıcın nasıl öttüğünü sorduğumda ona, bana bütün kuşların hayat hikayesinden bahsediyordu. Aklımı kaçırmış olmalıydım, sınırlarını unutmuş insanların sonunu iyi bilirdim. Sırtlarında büyük ve uzun bir kamburla dolaşırlardı. Ve akşam olup karanlık geldiğinde o kambur daha da uzardı. Gölgelerden korkmamıştım yalnızca onların olduğu yerde belki de yaşam alanı kalmıyordu bize. Bir barakada, tülden tenteler altında susadığımızı unutarak yaşardık. Hiç paramız yoktu ve dostluğumuz da parasızdı. Onun ellerinden küçük çitler yapardı ortaya yaktığımız ateş. Isınmak için çitleri de yakmaya başladığımızda aşkın cinayeti sevdiğini de anlamıştık. Gözlerimiz ikiletmiyordu serseri tavırlarımızı. Tahammül edebileceğimizden fazlasına ihtiyacımız yoktu sanki. Oysa aşk tahammülsüzlüklerin içinde tahammül edebildiğimiz durumlar yaratabilmekten geçerdi. O yol nasıl çetrefilli ve adaletsiz bir yol bunu ikimizin de yırtık ayakkabıları ve esrik yüreği iyi biliyordu. Aşktan bahsetmedik hiç! Sadece tasviri yapılamamış yüzlerin sahipleri gibi yazarımızın gözlerine kesik bakışlar atıyor, yanıyor, yamalanıyorduk. Bütün sevinçlerimiz hüzünlerimizle gölgelenmişti. Pazarcıların, pilavcıların ve muhallebi dükkanlarının önünde yaşlanıyordu zavallı bedenlerimiz. Şehrin en kirli sokaklarında yaşadığımızdan, aldığımız oksijen de kirli ve öfkeli kan parçacıklarına dönüşüyordu içimizde. Bu yüzden yaşlanıyorduk… Öpüşmelerimiz korku doluydu. Sanki biri, bir yerlerden ansızın çıkıp gelecek ve dudaklarımızı mühürleyecekmiş gibi dokunuyorduk birbirimize. Durmadan koşturuyorduk ya, hayat durmadan koşturmamızı söylüyor ve zamanımızı satın almak için para kazanmamız gerektiğini söylüyordu ya bize. Biz de hunharca nefes almaksızın savaşıyorduk hayatın içinde. Oysa “”Bazıları” demişti bana “ Bazıları, hayata yaşamak için gelir, biz…Biz yaşlanmak için buradayız” </description>
<link>https://www.antoloji.com/asktan-bahsetmedik-hic-siiri/</link>
<guid>2889058</guid>
<pubDate>2018-09-14T16:07:00+03:00</pubDate>
<author>Hatice Hamarat</author>
</item>
 <item>
<title>Manifesto</title>
<description>Bıçak, bırakıldığı yerde tehlikeli Elinde bir hiç! Yaralanmış olanların günahları beklemekte Zaman o bıçağı düşürecek Cinayetin ve cennetin gölgelerine Olmadık yerlere koyduğun için ellerini </description>
<link>https://www.antoloji.com/manifesto-34-siiri/</link>
<guid>2889056</guid>
<pubDate>2018-09-14T16:06:00+03:00</pubDate>
<author>Hatice Hamarat</author>
</item>
 <item>
<title>Siyah</title>
<description>Karanlık değil, gözleri sadece  Sessiz olunca ölmeyecek sanıyor dudaklarını Dudakları nota Kim bilir kimler için çalınmış yıllarca Dudakları cellatların o sitemli sesi tanrıya Uyumak, uyumak tek dertleri </description>
<link>https://www.antoloji.com/siyah-157-siiri/</link>
<guid>2889055</guid>
<pubDate>2018-09-14T16:05:00+03:00</pubDate>
<author>Hatice Hamarat</author>
</item>
 </channel>
</rss>
