<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Harun G&#252;ven Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sinan Ateş'e Ağıt (nerede kaldı)</title>
<description>Beste Bir Cuma vaktinde o hain pusu Yiğidin bağrında bir ateş yandı Kimin umurunda yetim korkusu Vefalı dostların nerede kaldı Kimin umurunda yetim korkusu </description>
<link>https://www.antoloji.com/sinan-ates-e-agit-nerede-kaldi-siiri/</link>
<guid>3769151</guid>
<pubDate>2025-12-16T16:50:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Hazan Odu</title>
<description>Hazan oldu soldu gülüm  Yaprağıma dolu değdi Ah edipte geçti ömrüm Sanki mecnun gözü değdi  Kar borandır gönül dağım </description>
<link>https://www.antoloji.com/hazan-odu-siiri/</link>
<guid>3763141</guid>
<pubDate>2025-11-29T21:53:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>İncinme</title>
<description>... İncinme ey gönül incinme... İncindiğin yerden incinme. Abdalsan hal gözet tekrardan, Aptal olup yine incinme(?) </description>
<link>https://www.antoloji.com/incinme-8-siiri/</link>
<guid>3226048</guid>
<pubDate>2021-02-25T10:27:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Bulamazsın</title>
<description>Arama sevdiğim yoktur benzer eş, Süphandır o bir daha bulamazsın. Sanma herkeste var alemi dolaş, Mihmandır o bir daha bulamazsın.  Gün olur sevdiğim bilirsin elbet, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bulamazsin-91-siiri/</link>
<guid>3188539</guid>
<pubDate>2020-11-18T15:44:00+03:00</pubDate>
<author></author>
</item>
 <item>
<title>Var mı haberiniz?</title>
<description>Ey yüksek dağlarım, dumanlı başım, Sırtta ki yükten var mı haberiniz? Gözümde dinmiyorken kanlı yaşım, Çağlayan arktan, var mı haberiniz?  Kime sorsam tek kelam bulamadı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/var-mi-haberiniz-siiri/</link>
<guid>3184092</guid>
<pubDate>2020-11-04T12:43:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Olmadıkça</title>
<description>Ömür dediğin oy kuru bir dalmış Hayale aldanıp boşuna yanmış Vefasız ellerde gezip dolanmış Bir aşk-ı sadıka har olmadıkça  Bırak azizim giden ömürden </description>
<link>https://www.antoloji.com/olmadikca-8-siiri/</link>
<guid>3091479</guid>
<pubDate>2020-02-18T16:14:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Gözlerin</title>
<description>Gözlerin  Gözlerin bir serçe konmuş dalıma Her bakışta hüzün düşer yadıma Ömrün hikayesi bir tek kelama Huzur diye sığdırır oy gözlerin </description>
<link>https://www.antoloji.com/gozlerin-1467-siiri/</link>
<guid>3091478</guid>
<pubDate>2020-02-18T16:12:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Öğretebilmeli İnsan</title>
<description>Öğretebilmeli insan... Mesela şiir yazmasını öğretebilmeli, İlk tanıdığına, son tanıdığına...  Sonra derince susmalı, Bir anda yok olmalı hayatından.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ogretebilmeli-insan-siiri/</link>
<guid>2307007</guid>
<pubDate>2016-12-20T13:36:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>La Aşk-ı Son - Aşkta Son Yoktur - Sonsuz Aşk</title>
<description>Ya hay, ya hak, la ilahe illallah...   Ol dedi cümle alem yoktan (la)   var oldu ve nefs-i ruh üfleyerek çamurdan halk etti. Akıl verdi, fikir verdi, can verdi... Merhameti, şefkati, acıyı, tatlıyı bil verdi. En degerli olmak şartı ile gönül denen merhaleye his verdi. Bir hissi beşer gönül gözü ile bakarsa, bu aşikârı bilmeye ram olacaktır...  Benki son aradım heybede, la aşk-ı son git bul kabede... Lakin kabe uzaktır dedim, la aşk-ı son kabedir evin... </description>
<link>https://www.antoloji.com/la-ask-i-son-askta-son-yoktur-sonsuz-ask-siiri/</link>
<guid>2045538</guid>
<pubDate>2014-09-26T10:34:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Ve Bir Gün Aşk Çekip Gidecek</title>
<description> ... Ve Aşk birgün çekip gidecek... Sönmüş olacak gönül fenerlerinin ışıkları. O zaman engin denizlerde yolumu kaybetmiş, Ve sensizliğin girdabında batmış olacağım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ve-bir-gun-ask-cekip-gidecek-siiri/</link>
<guid>1775132</guid>
<pubDate>2012-10-06T11:55:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Gelir</title>
<description>Hüzün konulmuş adın çile yüklemişler, Mutluluk elbet ardın sıra çıkar gelir... Bir ateşten tutup diğerine itmişler, Çağlayan ırmaklar gürleyip, akar gelir...  Gam edipte kendine boynun yana eğme, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelir-55-siiri/</link>
<guid>1775106</guid>
<pubDate>2012-10-06T09:51:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Ve Sen</title>
<description>Sen... Mirac-ı aşka ayak bastığım, Karanlık zifir içinden aydınlığa vardığım... Sen tükenmiş kalemime yeniden can verdiğim, Bulduğum bildiğim ve gönül verdiğim... Sen kıyısında gezinip,ay diye dolunay diye yüzüne baktığım, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ve-sen-89-siiri/</link>
<guid>1774938</guid>
<pubDate>2012-10-05T21:02:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Bambaşka</title>
<description>Başkadır hazanda sevmeler, Hele ekimde bambaşka... Yağmur gibi dökülmeli sözler, Hasret başka vuslat bambaşka...  Yaprak habersiz kopmuş daldan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bambaska-36-siiri/</link>
<guid>1774324</guid>
<pubDate>2012-10-04T09:54:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Ve seni seviyorum</title>
<description>ve seni seviyorum sonsuz akşamlarda doğan bir ay gibi hızını kesmiş rüzgarların tenhasında yıldızların denize serpilişi gibi uzun uzadıya gece sohbetlerinde sevişircesine gülümsemeler gibi </description>
<link>https://www.antoloji.com/ve-seni-seviyorum-2-siiri/</link>
<guid>1773981</guid>
<pubDate>2012-10-03T11:00:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Risalesi 4</title>
<description>Öncesi ve sonrası olmayan, eşi ve benzeri bulunmayan, yalnız, tek ve yek olan bir aşka mahrem gerekmez. Mahrem sırlar sarmalında örgülenmiş yaşamların, bu aşk düzlüğünde ve berraklığında gizlenmesi yada tutunabilmesi saçma. Üşüyen birinin ateşten kaçması gibidir. Ama ateşe yaklaşmakta her üşüyenin kârı olamayacağına göre; aşk mahpuzların ve mahpusların da kârı değildir. Kendine gem vurdurmuş sevdalar ve belirli kalıplar içinde sıkışıp kalanların hasleti olamaz aşk.. Uzun süren bir yolculukta varış noktasıda değildir aşkın adı... Aslında yolculuğun bizzat kendisi olabilir ve vuslatın temennisinde hasret tükenmiyeceği gibi, sonun görünmesiylede yolculuk bitmeyecektir. Sonsuz olmalıdır, bir kopyası mevcut olmamalı velhasıl yalnız ve yalnız tek olmalıdır. Her mahlukta olacağı gibi her mahlukatında erişemeyeceği bir tırmanış olmalı. Sırtında biriktirdiğin her zerre; gün gelip dağlar oluştursa da zerre zerre yük artırmaktan olsa gerek, sırtında dağları yüklenebilmek. Yoksa bir seferde dağları yüklenmek haddimize değildir. Onun için kimseye taşıyamayacağı yük yüklememiştir. Omuzlarına binen asil yükten mahrum kalma sancılarının ardında ya tabansız yürüyüşler yada tavansız bekleyişler vardır. Ya yürüyecek yol yoktur, yada yürüyecek cesaret sahibi veya sahibesi.... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-risalesi-4-siiri/</link>
<guid>1773320</guid>
<pubDate>2012-10-01T18:33:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Risalesi 7</title>
<description>Ummanı görmeyenler gölü derya zannederlermiş. Yıldıza bakmak marifet olsaydı, gökyüzünün gururlanması elbette hak olurdu. Burada hak olan gözün yıldızı keşfidir, zira; sözün de sirayet etkisidir. Olduğun yada tevaffuk ettiğin çağın azameti, kalbe düşen muammaların çözümüyle aşikara erer. 'Ben kimim? ' sorusunu kendine sor ki kim olduğunu bul, 'Burası neresidir? ' sorusunu sor ki yerini bil, 'O kim? ' sorusuylada aşık ol. Aşkın icazeti; doğru soruyu, doğru zamanda, doğru kimselere sormasıyladır. Güneşin aydan, ayın güneşten icazeti olmasaydı; gece ile gündüzün varlığı olurmuydu? İnsanda böyledir daire-i aşk silsilesi içinde, icazeti kendi bulur. Aşk'ı kamil olmanın yolu cevaba giden sorulardan geçer. 'Aşk nedir? ' i kendine sormadan aşka ermeye çabalamak zannımca aşka zülmet etmek olsa gerektir. Çünkü bilmeden aşk olur mu? Olsa olsa, tabiri; aşk-ı zan olur. Yani aşığım zannından başka muaffakiyeti nasip değildir. Buradaki kelamımızın sırrı önce 'bul' sonra 'bil' ve en sonunda 'ol' demekten öteye gitmez. Teaffuk etti buldu, sonra bildi ve artık oldu. Çünkü zühre yıldız ise harut ile marut neye kandı. Kuyuya düşmeden Yusuf, nara düşmeden İbrahim ve hara düşmedende Yemenli Veys olunmaz. İcabeti görende aşka hazır ol, çünkü aşk hazırlıksız gönül kapısını calmaz. İlk soruyu sor kendine, 'Ben Kimim? ' diye. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-risalesi-7-siiri/</link>
<guid>1773319</guid>
<pubDate>2012-10-01T18:31:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Risalesi 6</title>
<description>İrfan sahibiysen sus... Sabret ki muradın ardı sıra gelsin. Ümit; dağların eteğinde değil doruğundaki kara denirmiş. Öyle hemen erimezmiş. Dün aldığın nefes, bugün sana dönmezmiş ama aynı burun hep yerinde, aynı kalp ve ciğer hep yerinde durur... Kainatı dolaşsan baştan başa vefa, sahibinden öteye gitmezmiş... Sen eğer vefa sahibiysen, zillete başeğdirmezmiş sahip  olduğun hasletlerin... Kiracı olduğun aşikar unutma... Hem bedende hem dünyada hemde yerleştiğin her kalpte... Bir gün pılını pırtını toplayıp ya sen gidermişsin, yada kapı önüne koyarlarmış.. Elin elinden ekmek yemek, ele mihnet etmekmiş.. Eğer elin varsa rızkını kendin koparabilmeliymişin.. Yada rızk sahibi önüne ne uzatırsa şükretmelisin.. Eğer Mevla sana iki ayak üstünede iki bacak verdiyse, üzerinde durmasını becermelisin.. Yoksa koltuk altlarına girmek isteyen çok değnekler olabilir... Dostlar mı? ? fazlası zararmış azı karar... Şükür senin hazinendir, şükredersen her kapı ardına kadar açılır... Ve en sevdiğin hep kendinmiş ve ne kadar kendini seversen o kadar uzaklaşırsın hatadan... Kimse kendini ateşe atmak istemez.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-risalesi-6-siiri/</link>
<guid>1773318</guid>
<pubDate>2012-10-01T18:30:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Risalesi 5</title>
<description>Aşkın değeri ile değmezi aynı küfede sırtlanabilir mi? Mesela misk-i amber ile tezek aynı kokuyu verir mi? Elmas, zümrüt, altın ile sıradan bir taş aynı değerde olabilir mi? Yada aşık ile fasık hiç denk olabilir mi? Aşk'ın yeryüzüne indiği andan beri bir terazi kurulu değil midir? Terazi ile ölçülmez mi değer yada değmez? İnsan değer verdiği esyasını önemser yada sıradan bir eşyasına nazaran daha bir özenle korur. Aşıkta sevdiğini yani aşkını daha bir özenle diğer beşerden başka bir ayrı tutmalıdır. Aşk nazarında buna kıymet ömür nazarında ise vefa deriz. Yalnız aşık kıymet ve vefa beklemez. Kıymet ve vefa göstermede ise kesinlikle tereddüt etmez. Aşkın şaşmaz terazisinde değer ve değmez aynı küfede yer almaz. Aşık elmasını koynunda taşır ve taşıda sırtında. Gerçek aşığın kokusunda misk yatar, eğerki kokusu tezekle karışmışsa aşığın değeri ile değmezi karışmış demektir. Aşk sıratından geçerken ağır olan küfe onun sonuna tanıklık eder. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-risalesi-5-siiri/</link>
<guid>1773317</guid>
<pubDate>2012-10-01T18:29:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Risalesi 3</title>
<description>Geleceğin gelmesi kadar onun kaygusuda bilmukabele düşündürücüdür. Siyaset ilminde ise feraset denilen bir duygudur ki geleceği görmeyi ifade eder... Geleceği görmek ne bir kahinin dudaklarından dökülen sözlerdir ne de bir fincanın içindeki telveden dökülen simsiyah fısıltılar. O ki okumaktır; dünden ve bugünden yarını okuyabilmektir. İşte o okuyuculardır ki atinin sinesinde saklı ve her atide de mazi dahi olsa onu taşıyan bir atiliktir sözüm. Geleceğin sayfası hep yenilenir ama düşünün ki bu sayfa her lahza biraz daha uzar ve büyür. Çünkü ezel bakidir ve atiye nakli sahitliğindendir. Kim derki unutulmuştur bu fasılada muhabbetini yitirmişliğini ıspatta delildir. Kaynak olarak göstereceğimiz deliller aklınızla sınayabileceğiniz türden olacaktır. Silsile denilen sürecler bütünündeki devamlılık bunu kalıcı kılmaya yöneliktir. ilmin yada mananın gelecekteki tasarrufu elbette sınırlıdır ama o sınırlı kesimi dahi okuyabilmek zor bir özelliktir. O özelliğin kazanımı gibi durum olamaz. O ilim doğuştan gelen bir gevherdir. Zamanla işlenen bu gevher elmas yada yakut hazinelerinden daha değerli olur. Hele bir milletin kaderine talip olmuş iseniz işte bu geleceği okuma özelliğiniz olmazsa olmazlardan oluverir. Varmıdır ki bu kader taşıyıcılarının omzunda yahut sırtında yüklediği milyonlarca insanın hesabını ferasetsiz kutsal menzile taşıyabilme özelliği.. İmkansız... Kader yükü taşıyan muhterem ve seçkin zümreler ferasetsiz yolculuk yapamazlar.. Onların yoldaki azığı ferasettir, haritaları feraset, pusulası ferasettir. Kim ki bu yüke hamal edilmişse feraset ilminden nasip almalıdır. Uğraşmamalı eğer doğustan yoksa bu ilme meyli. O zaman sözüm o zümrelere yükü taşıyan kişi olamasa da en azından yükün taşındığı küfe yada urgan olabilirler... Ne mutlu ki bunu kavrayıpta urgan olmaya yada küfe olmaya çalışanlara... Selam olsun... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-risalesi-3-siiri/</link>
<guid>1773316</guid>
<pubDate>2012-10-01T18:28:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Risalesi 2</title>
<description>Fikr-i mahlukat azmin zaferinden emindir. Zira her iş çileyle başlar ve çilenin aşkından muzaffer olur. Çile aşkın zafer yolunu gösteren bir haritadır. En büyük sevdalar bile en dar kalıplardan sonsuz bir huzura akar... Irmağın ulaştığı her son bir denizdir.. Denizler, deryalar bir okyanusu düşler.. Yani aşkın sonu olmadığı gibi çileden alınan hazzında sınırı yoktur. Bir çilekeş gercek aşıktır. Bu sadece beşeri münasebetlerde halvet olan kadın-erkek ilişkisi değildir. İyi bir gönül eri yada mefkure sahibide aynı zamanda bir çilekeş yani aşık demektir. Çünkü çileyle yoğrulmaktan geçer aşk barikatlarının zinciri. Varmıdır ki; işkenceler, horlamalar görülmeden bir sevda, bir düşünce, bir fikir yada bir din yer yüzünde hakim kılınabile... O ki alemlerin sevgilisi ve aşkın gercek sahibi, mukaddes emaneti duyururken nice hakaretler, horlamalar yollarına dikenler, o güzel başına taşlar, üzerine işkembeler gark edilmedi mi... Yalnız sadık bir çilekeş özünde bulunan, çileden zevk alma mevhumu onu gerçek aşka yöneltti.. Bir zalimin elinde zevk, sefa maddiyat olsa dahi kim diyebilir mana alemindeki bir aşığı yıkabilsin. Özünde çelik olan aşkın ve aşığın eğilmesi imkansızdır. Çok zorlarsa kırılabilir... Ama aşk aleminde deryaya dalmış mefkure sahibi ve ati bekcisi elbette mukaddes olan sona ulaşacaktır. Bu kaderin bir harcı yada Tanrının verdiği bir kuttur. Aşkı bir cüssede görenlere eyvahlar ola... Kimi ki bir bedende arıyormuş yazıklar ola.. Aşkın özü çiledir ve hakikatin sırrı saklı... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-risalesi-2-2-siiri/</link>
<guid>1773314</guid>
<pubDate>2012-10-01T18:27:00+03:00</pubDate>
<author>Harun Güven</author>
</item>
 </channel>
</rss>
