<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Handan Koca Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Şu Dünyada Mekansızım Sözcük Alemine Sığındım</title>
<description>Deftere mürekkep diye düştüm  Kalemle ten arasındaki alemde öldüm öldüm…  Dilim tutulur kalem ele değince Ellerimden akar sesim Bas bas bağırırım incecik kağıdın üzerinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/su-dunyada-mekansizim-sozcuk-alemine-sigindim-siiri/</link>
<guid>1677775</guid>
<pubDate>2012-02-10T23:36:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Gel</title>
<description>Nisan ayında bir yağmur damlası olup gel, Susamış ruhuma can ver. Tüm bildiklerini unutsanda, Merhametini unutmadan gel. Aklını kaybetsende, Doğru yolu kaybetmeden gel. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gel-982-siiri/</link>
<guid>1548831</guid>
<pubDate>2011-04-27T12:18:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Kimsin?</title>
<description>Kimine göre saygınsın Kimine göre kariyerli kimine göre avukat yada öğretmen kimine göre işsiz Annene göre yavrusu, Babana göre hala muhtaçsın </description>
<link>https://www.antoloji.com/kimsin-64-siiri/</link>
<guid>1548808</guid>
<pubDate>2011-04-27T10:49:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Yaz Beni</title>
<description>Yaz hallerimi ey kalem tutan yar. Hiddetinle yere fırlatıp, tuzbuz olan yüreğimi yaz. Karala beyaz kağıdın üzerini, gözyaşım dökülsün mürekkep yerine. Çiz ismimin üzerini, belli olsun ellerinin zalimliği.  Yaz kalem tutan yar yaz. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yaz-beni-16-siiri/</link>
<guid>1545476</guid>
<pubDate>2011-04-20T15:13:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Çekip Gitmek Hep Laftaymış Çünkü Çoktan Çekip Gitmişiz Kendimizden</title>
<description>Terketmek çekip gitmek hep fasa fisoymuş. İlk önce kendini terkedermiş insan. Kendi benliğinden vazgeçip, arzularını bir  okyanusun ortasında ölüme terkedermiş.  Başkası gibi olmaya çalışırmış insan. Taklit edermiş bir başkasını. Ne oldum delisi gibi görünmeyip altan alttan kimseyi beğenmezmiş.  Terketmek gerekiyormuş hisleri. Hislerin varmış gibi davranıp güzel zannedilen çirkinlikler ve sonsuz çıkarlar uğruna kandırmalıymış insanları.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cekip-gitmek-hep-laftaymis-cunku-coktan-cekip-gitmisiz-kendimizden-siiri/</link>
<guid>1502778</guid>
<pubDate>2011-01-14T02:25:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Geldim</title>
<description>Ağlayan gözlerinden öpmek için inadımı kırıp geldim. Soğuk rüzgarlar vurdu yüzüme, gecenin en kör saatinde çıkıp geldim. Yüreğinin en derinine sürülmek için. Ruhunun bilinmeyen, el değmemiş topraklarında yeni bir şehir kurmak için geldim.  Ben geldim yüzyıllardır mahzenimde bekleyen aşk şarabımla.  Öyle bir şarap ki bu dudağına değdiği anda sarhoş olup bir daha ayılmak istemeyeceğin bir şarap tadıyla geldim.  Ben geldim, bütün suskunluklarımı geride bırakıp sadece sana bestelediğim şiirlerimle, şarkılarımla. Dinlediğin anda asla unutamayacağın,  dillerine dolanacak olan namelerimle geldim.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-geldim-82-siiri/</link>
<guid>1502090</guid>
<pubDate>2011-01-12T15:07:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Tebrik Ederiz Unuttunuz</title>
<description>İnan bana bütün imkânlarımı kullandım seni unutmamak için. Sağ olsunlar anılarımızda çok yardımcı oldu bana. Sık sık hatırlattılar seni.  Mesela geçenlerde oturduğumuz bankta bizi hatırladım. Biz varmışız gibi seyrettim anılarımı. Gidecek bir yer bulamamıştık hani. Kalakalmıştık öle meydanın ortasında. Yanımızda duran ilk banka oturmuştuk. Gidecek hiçbir yerimiz yok sanmıştık.  Oysa gidecek hiç bir yer yok zannederken, dünya bizimdi. Biz de dünya idik.  Kapalı bir midyeydi dünya.  İçinde saklanan inci ise; aşıkımız. Biz sevgili; iki katil, o midyeyi açmaya cesaret edemedik. Bir midyenin içinde hapsaoldu sevgimiz. Orada yaşlanıp ölecek sayemizde.  Biz mi? Bizse saçma sapan hayatımıza, saçma sapan gururumuza devam edeceğiz. Öylesine mantıksız donuk bir hayat olacak yaşadıklarımız. O inci gibi yaşlanacağız bizde. fakat ondan ayrı bir yanımız olacak. O kaderine terk edilmişken, biz kendi kaderimizi kendimiz yazmış olacağız. Ayrıca o incinin katili olarak anılacak adlarımız. O bank ayrıca girdiğimiz kafe,  üzerinde ellerimi tuttuğun masa,  gözlerime derin derin baktığın o eski sokağın köşesi, yerdeki kaldırımlar, önünden geçtiğimiz dükkânlar,  vitrindeki manken katili olduğumuz aşkın birer suç delili olarak duracaklar önümüzde. Bize hiçbir zaman şahitlik yapamayacak konuşamayan cansız anılar bunlar.  Hepsi fark etmeden geçmişimizi yaşatmaya çalışan  varlıklar.  Konuş desen konuşamazlar. Öle bakarlar yerlerinden ayrılmazlar. Yine gider sen bulursun onları. O zaman konuşurlar aslında. Sen susarsın onlar konuşur.  Susarak konuşurlar. Zihninin derinliklerinde çığlıklar atar hepsi. Duymamak için kaçarsın. Başka çaren yoktur çünkü.  Şimdi senin gözkapakların  çoktan gözbebeklerinin üzerine kapanmıştır. Bense,  daha bu öksüz geceyi sahipleneceğim. Ne kadar gökyüzü olamayıp içimde yıldızları barındırmasamda iyi bir üvey anne olacağım kesin. Yine seni unutmamak için bütün imkanlarımı seferber edeceğim.  Birşeyler karalarım yine. Sonra  gecenin  kıyısından en dibe dalıp umutsuz aşkımıza defalarca  vurgun yerim. Seni uyandırmak gibi bir niyetimde yok.  Zaten öyle derin uyuyorsun ki sevgili,  bir türlü uyandıramıyorum seni aşkımıza.  Belki bir daha böyle derin sevmeyeceğimden korktuğum için unutmak istemiyordum seni. Öyle sebepsiz nedensiz seviyordum. Kendi dillerimi susturup yüreğimi konuşturuyorum çoğu zaman. Gözyaşlarım yüreğimin yansıması oluyordu. Her bir damlada sen akıyordun yanaklarımdan. Onlara bile kıyamıyordum. Belki bu sevgi sana göre sıradandı, oysa bana göre Leyla ve Mecnun'la yarışacak kadar güçlü. Belki de Züleyha’nın sabrıydı aşkımı yaşatan. Belki de geleceksin sandım. Çocukluğumdan beri masallara hep inanırdım yada inanmış gibi yapardım bilmiyorum.  Zannedersem kendimi kandırdığım en büyük masal sana olan aşkım oldu. Gelmeyeceğini bildiğim halde bekledim.  Öyle derin seviyordum ki seni büyü bozulmasın istedim. O yaşlı cadı hiç bir zaman pamukprensesi zehirlemesin istedim. Pamuk prenses o elmayı gerçekten ısırdımı bilmiyorum ama senin sevgisizliğin beni gerçekten zehirlemeye başladı sevgili. Susukunluğunun ve aldırmamazlığının kalbime giden damarlarımı tıkadığını hissediyorum. Sensizlik beni yavaş yavaş öldürüyor. Aşkım artık nefes alamıyor sevgili.  Kırılmışlığın en uç noktasında bir kürdan kadar inceylen yüreğim, daha fazla dayanamayacak bu terkedişe.  Alnından tane tane dökülen her bir ter damlasında ağlarken emeklerim, sıradan bir mendile silmek zorunda kalıyorum harcadığım hislerimi.  Yabancı bir ele teslim ederken hayallerimi, aşkım ona ihanet ediyormuşum gibi bakıyor sancılandığı yerden. Bense tıpkı bir suçlu gibi başımı öne eğiyorum. Sadece üzülebiliyorum. Kurtaramıyorum aşkımı, onu öldürmenin en doğru karar olacağını düşünüyorum. Daha ne kadar hayatının boş kısımlarını doldurabilirdim ki? Ne kadar dayanabilirdi kalbim sevgisizliğe. Artık herşey sahte sevgili.  Hatta A-Ş-K harflerini çıkardılar alfabeden. Üzeri örtülü masama kır çiçekleri yerine yapma çiçekler bıraktılar kokusuz. Sen giderken bütün sancılarımı bir kapsüle doldurıp yutmak zorunda kaldım. Ne kadar boğazımda kalsada ayrılık, seni unutmalıydım. İnan bütün imkanlarımı kullandım seni unutmamak için. Ne yapabilirim ciğerlerim nefes almıyor, kalbim sana çarpmıyor artık. Evet sevgili üzgünüm, artık seni sevemiyorum. Rüyalarımı sana yoramıyorum artık. Ben seni unuttum, seni sevmiyorum. Ama inan bana bütün imkanlarımı kullandım seni unutmamak için. Sense gidişinle beni ayrlık mektebine gönderdin. Elime bir diploma tutuşturdular. Üzerinde yazan not: TEBRİK EDERİZ UNUTTUNUZ. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tebrik-ederiz-unuttunuz-siiri/</link>
<guid>1486238</guid>
<pubDate>2010-12-04T00:44:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Senden Ayrı Düşeli</title>
<description>Ben senden ayrı düştüğümden beri Kaç yıl, kaç ay geçti bilmiyorum. Nereye baktığımı bile bilmeden. Öyle bakıyorum donuk donuk bir yere. Baktığım yerde yüzün yoksa. Kendimi görmüş saymıyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-senden-ayri-duseli-siiri/</link>
<guid>1458351</guid>
<pubDate>2010-09-28T20:07:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk</title>
<description>Bu aşkı bana kimse öğretmedi Hiçbir yerde okumadım sevgili Yandım, piştim, eridim, su oldum, Özüme döndüm. Akıp gittim gönlüne.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-1994-siiri/</link>
<guid>1455804</guid>
<pubDate>2010-09-23T12:26:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Görmekten Korkarım Sevgili........</title>
<description>Çok mu uzakta olduğunu zannediyorsun sevgili. Farz et ki aramızda sadece bir kapı var. Demirden yapılmış, koca bir kapı. Üzerinde bir tek anahtar deliği.  Sen o kapının ardına saklansan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-gormekten-korkarim-sevgili-siiri/</link>
<guid>1455420</guid>
<pubDate>2010-09-22T13:39:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Ellerin........</title>
<description>elleri vardı avucumda eriyen,  elleri vardı tuttuğum an, bütün bedenimi tir tir titreten. ah elleri vardı sevgilimin, bir avucunda mutluluk, diğerinde elem.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ellerin-114-siiri/</link>
<guid>1428707</guid>
<pubDate>2010-07-23T11:34:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Çok Yabancı Bu Ayrılık Bize</title>
<description>Ne kadar da yabancı bu satırlar şimdi bize. Hep seni sevdiğimi yazarken ayrılığımızı yazmak ne kadar da acı.  Senin için seçtiğim harflerim bile şaşkın bu terk edişe.  Kâğıdım beyaz gibi görünse de değil aslında. Hatta yazılarım dahi okunmuyor yokluğundan kararan sayfada. Yazarken gördüğüm tek şey karanlık. Sen gittin gideli hiç bir şey beyaz değil aslında. Koca bir kuyunun içinde gibisin. Karanlıktan kurtaramıyorum seni.  Olur, da kurtulmak istersen bütün masal kahramanlarım emrinde. Hadi çağır bizi.   Üzerimize bir beden büyük geldi bu ayrılık. Hatta hiç yakışmadı bize.  Beyaz bir kıyafetin üzerinde bir kan lekesi nasıl göze batarsa ayrılıkta öyle duruyor bizim üzerimizde. Hıçkırıklarım yüreğime batıyor geceleri.  Aslında hiç yaşanmamış sayamaz mıyız? Mesela bir veda sahnesinin provasında olsak ne çıkar. Uzun sürdü biliyorum ama biz istersek biraz sonra kapanır perde. Bir alkış tufanı kopar ve güzel oynadığımız için tebrik eder bizi seyirciler. Hadi bitsin artık bu oyun, bu kadar gerçekçi olmak zorunda değiliz.  Çok üzgünüm, üç yanlış bir doğruyu götürürken, üç ayrılığın da bizim aşkımızı biteceğini fark edemedim. Sen ben den gidip ayrılık bize yaklaşırken ne sana; gitme diyebildi dudaklarım, nede ayrılığa; gelme. Öyle kararlıydın ki gitme desem bile aşkımızı ezip geçecektin sanki. Bütün aynaları kırıp gidecektin. Oysa şimdi bütün aynalarım yüzsüzleşti. Sen yokken aynalarda göremiyorum kendimi.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cok-yabanci-bu-ayrilik-bize-siiri/</link>
<guid>1397847</guid>
<pubDate>2010-05-24T13:54:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Güzel Hatırlamam İçin Beni Terk Et</title>
<description>Seni güzel hatırlamam için beni terk et. Gözlerine söyle arkasına bakmasınlar. Çünkü arkana döndüğün anda o istemediğin aşkın baktığın yede olmayacak. Aşkını istemediğin için o da gidecek senden. Benim gözlerim hiçbir zaman korkmadı ağlamaktan, sevmekten ve aşktan. Varsın ömrümü uğrunda öleceğim bir sevdaya adayayım. Varsın yıllanmış bir aşkı yudum yudum içip sevdamı ayyaş bir aşka meze yapayım. Ömrün için ömrümü vereyim hiç düşünmeden.  Keşke ütopyalarımın içinde gizlenen çocukluk hayallerimin kahramanı olsaydın. Üzerine titreye titreye büyüttüğüm tok sevdam. Masallarda dinlediğim en saf aşkım olsaydın. Adına binlerce kez şiirler yazsaydım. Oysa ben senin bir damla gözyaşın kadar değilim. Benim, şarkılarımın içinden kaçarken sevda çığlıkları. Ben senin bir nakaratın bile değilim dilinde dolanan. Beklide hiç olmayacağım. Lütfen, seni güzel hatırlamam için beni terk et. Çünkü o zaman benimde ‘beni çok seven biri olsun’ diye bir dileğim olacak. Gerçek bir aşkım olması için dilek tutacağım kayan yıldızlarda ve her kayan yıldız umudum olacak. Oysa şimdi bütün dileklerim ayaklarımın dibinde. Dünya tersine mi döndü ne hiçbir yıldız kaymıyor.  Limanlara uğramıyor gemiler. Gelenlere vereceğim selamlarım cebimde kaldı. Verecek bir selamın yok ve bütün mendillerim ıslak artık. Şimdiler de ne kadarda yalnız aynadaki suretim. Kime benziyorum bilmiyorum ama galiba en çok sana. Çünkü sen yalnızlığı seviyorsun. Bunun için, aşk ve ben seni sırtından vurmaya karar verdik.  Birazdan seni ayrılığa gömecek ve ses çıkarmadan ayakucumuza basa basa gideceğiz. Belki canın acıyacak ve boğazına yapışacak acın. Bir yumruk gibi duracak aşk boğazında ve sen yutkunamayacaksın. Sonra ben senin gözlerine düşeceğim. Bir buhar olacakken, ciğerlerinden damarlarına ulaşacak ve kalbinde gezeceğim. Sen hep kendini yalnız hissedeceksin fakat ben hep senin yörüngende olacağım. Sen hiç bilemeyeceksin. Ben hep sana yağarken, sen hep başka tenlere damlayacaksın. İşte bu nedenle biz seni vurmaya karar verdik. Üzgünüm, aşkım ve ben seni öldürmeliyiz. Kabul ediyorum ben bir suçluyum. Ondan olmalı bu kadar çektiğim ceza. Bir suç işledim ve cezalandırıldım. Katil diye adlandırılsa da adım seni öldürmeliyim. Lütfen ben seni öldürmeden beni terk et. Seni hep güzel hatırlamalıyım. Bende bırakıp gideceğin cansız bir beden olmasın. Hiç olmazsa aşkını avuçlarımın içine bırakıp git. O buna değdi, ölmeyi hak etti dememeliyim. Seni öldürmemeliyim. Beni buna zorlama beni bir katil yapma ne olur. Çık git arkana bile bakmadan.  Yetim çiçekler gibi bırak beni. Ben aşkımla kendimi sularım. Bülbülde öyle yanmamış mı güle? Kanıyla sulamamış mı gülünü? Ben kendime yeterim, beni merak etme. Sadece seni güzel hatırlamam için lütfen git. En isyanlı cümlelerim bu yazdıklarım. Farz etki bir dağa çıktım ve gitmen için avaz avaz sana bağırıyorum. Toplanacak çok bir eşyanda yok. Zaten bir bavulluk sevdaydı senin ki. Çok fazla zorlanmazsın zannetmiyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-guzel-hatirlamam-icin-beni-terk-et-siiri/</link>
<guid>1393889</guid>
<pubDate>2010-05-16T16:07:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Gece Geç Vakitlerdeyim</title>
<description>Gece geç vakitlerdeyim Pencerenin önünde Başım kolumun üzerinde Kılcal damarlarımsa ise sen …. Beklemiyorum zili çalmanı. Bütün hücrelerim seninle doluyken </description>
<link>https://www.antoloji.com/gece-gec-vakitlerdeyim-siiri/</link>
<guid>1375910</guid>
<pubDate>2010-04-13T16:32:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>İçimdeki Suskunluğum</title>
<description>Günlerdir yazamıyorum ayrılığını. Altına bir imza atıp onaylayamıyorum seni. Sanki dünyanın bütün dilleri anlatmaya yetmiyor bu hüznümü. Sanki bütün kelimeler lügatlerden silinmiş. Kimseler konuşmuyor yörüngemde. Ayrılık dilsiz kalmış. Herkes susuyor ben gibi. Dudaklarımı açsam ne diyeceğimi bile bilmiyorum. Ayrılığın şaşkınlığını üzerimden atamadım hala.  Hem konuşmaya da hiç mecalim yok, kızma bana. Ağzımı açsam kanayacak yüreklerimiz. Yeniden hissedeceğiz kalbimizde oluşan yaralarımızı. Yeniden kanayacak içimiz. Bir volkan gibi taşacak sevgimiz. Yakıcı bir sıcaklıkta kavuracak benliğimizi hislerimiz. Bitecek diyorlar sevgili. Bu hislerin bir gün geçeceğini söylüyorlar. Sahiden geçer mi? Seni unutup bir başkasının ellerinden tutar mı ellerim. Ben geçecek diyenlerin karşısında susup geçmesini bekliyorum. Ne geçmez diyebiliyorum ne de geçer. Hiç bir şey söylemek gelmiyor içimden. Belki de geçmesini istemiyorum. Ne kadar acı çeksem de geçmesin. Varsın içimi kavursun bu aşk. Varsın her geçen gün bir mikrop gibi dağılsın bedenimde. Ben son soluklarımda bile seni sevmek ve yüreğimde hissetmek istiyorum. İçimden seni unutmak gelmiyor. İçimden seni sevmek geliyor ne yapabilirim. Sevgilim seni sevmek suç mu? Seni hissediyorsam suçum ne? Seni özlüyorsam ve resmini gördüğüm zaman oluk oluk boşalıyorsa gözlerimden yaşlar kime ne? Seni seviyorsam bedelini de ben ödemiyor muyum?  Kime ne sevgili, kime ne benim aşkımdan, acımdan, yaramdan kime ne?  Ben bu aşka emek verdim. Sevdim, özledim, aşkım için ağladım, hayaller kurdum, yollarını gözledim, umutlarım vardı tomurcuk tomurcuk. Herkese seni anlattım, yorulmadan usanmadan aşkımı savundum. Belki sen benim gibi sevmedin benim gibi ağlamadın geceleri. Yorganın altında saklanarak yutmadın hıçkırıklarını.  Haykıracak olduğun zamanlarda kendinden korkup ellerinle ağzını kapatmadın. Sen içimde saklanan hazinenin farkında değilsin belki. Benim gibi bir midyenin içinde inci tanesi saklamıyor. kalbin. Açılmıyor ağzın, suskun dilin. Bense birçok nedenin arasında nedensizim. Bir nedeni yok seni sevmenin. Bir çıkarı ya da bir faydası yok. Ben sadece sevdim ve aradan ne kadar zaman geçti kaç kere battı şu güneş ve kaç kere doğdu sayamadım. Ve sen kaç kere uyandın aydınlık sabahlara fakat  bir kere olsun içinden bile olsa bana seni seviyorum demedin. Gururuna mı dokunurdu. O kadar cimrimiydi dudakların ki iki kelimeyi bana çok gördü. Yüreğinde ufacık bir yerim olduğunu söyleseydin bir şey mi kaybederdin kişiliğinden. Dillerin mi tutuldu, ya da ‘daha çok var bir gün söylerim elbet’ diyerek hep bir ertesi güne mi erteledin beni sevmeyi. Kısacası sen hiç sevmedin ki sevgili. Ben sevdim ne yapabilirim. Seni seviyorum diye rahatsız etmedim seni. Bir gün olsun aradım mı ‘gel’ diye. Sustum sadece sustum sevgili kendi kaoslarımı yaşadım içimde. Olsun varsın sen beni sevme ben hep susarım. Sana sevgine susarım… </description>
<link>https://www.antoloji.com/icimdeki-suskunlugum-siiri/</link>
<guid>1371589</guid>
<pubDate>2010-04-06T10:10:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgiliye Mektup</title>
<description>Canım benim. Canımın içi sevgilim hastaymışsın öyle yazmışın son satırlarına. İçin için öksürüyor musun yoksa. Hemen bir nane limon kaynatmalı. Ihlamurda ciğerleri yumuşatır. Bol bol içmelisin. Meyve yemiyor musun yoksa bu aralar. Yine kendini bıraktın mı?  Ard arda yakma şu lanet sigarayı. İnce giyiyorsun biliyorum ondan oluyor bu hastalanmaların. Kaç defa söyledim bu havalar belli olmaz hırkanı al yanına. Neden hep kendi bildiğini yaparsın bilmem ki? Kızma deme elbette kızıyorum. Ya sana bir şey olursa ve ben yanında olamazsam? Biliyorsun gelemiyorum yanına. Başımı omzuna dayayıp uyuyamıyorum. Böyle günlerde daha çok kızıyorum seni benden ayıran kadere. Daha çok nefret ediyorum aramıza giren kilometrelerce yollara. Kızgın yağ döküp yakasım, geliyor şu önümde dizili dağları. Gücüm yok yakamıyorum. Şimdi yanında değilim ellerimle dindiremiyorum acılarını. Ah sevgilim ben yanında yokum ya sana bir şey olursa? Kızarım kendime inan. Ölürüm beklide. Zamanla geçer deme geçmez geçmez sevgilim. Senin hasretini hiçbir zaman dilimi yok edemez. Ben yanında yokum terini ellerimle silemiyorum. Bir tas çorba yapmaktan acizim. Çok kızıyorum seni benden alan o kuytu şehre. Dünyanın en kuytu yeri senin şehrin. Sanki hiçbir yol yok senin şehrine gitmeye. Koca bir çukurun içinde gibisin. Ulaşamıyorum sana. Canım sevgilim sana uzaklık ölümün diğer adı. Ufak bir mum alevinin sıcağında ısınıyor gibiyim. Küçük bir rüzgar söndürecek sanki ışığımızı. Kırmızı bir gonca soluyor sanki yüreğimde. Dikenlerim kendime batıyor sen yokken. Neden dinlemezsin beni bilmem ki? Ufak bir grip deme konu sen olunca hep en kötüsü geliyor aklıma. Kızma bana büyütüyorum diye. Anlasana sevgilim. Küçük bir öksürüğün nefesimi kesecek. Gözlerinin mahmurluğu beni öldürmene yetecek. İyi bak kendine. Sen iyi isen bende iyiyim. Sen gülersen bende gülerim. Ne kadar uzak olursan ol. Şehrin ne kadar kuytu yer olsa da mühim değil. Ben seni sevdikçe hep hissederim. Ah sevgili ne olur dikkat et kendine. Hastalanma hiç. Bol bol meyve ye. Yanında yokum diye bırakma kendini. Geçecek de. Gelecek bir gün geleceğim sevgili. Ellerini ellerime alıp öpeceğim. Sen dizime yatacaksın ve ben saçlarını okşayacağım. Bütün kederlerini alacağım omuzlarından. Sevgim ikimize de yetecek.  Sevgili ben yokken iyi bak kendine. Bu geçmeyen zamanlar aslında çok çabuk geçiyor. Pencerende göğe bakarak bekle beni. Beyaz bir güvercin olup konacağım ellerine. Nerde olursan ol ben bulurum seni. Isıtırım yüreğini. Ilık ılık akarım gözlerinden içeri. Bir yağmur tanesi gibi bir bir damlarım bedenine. Ah sevgili uzakları dert etme kendine. Yoksa beni özlemekten yakınıyor musun? Özle sevgili hep beni özle en çok beni özle. Hep beni sev. Ben geleceğim yanına sadece ben gelene kadar iyi bak kendine. Sakın hastalanma. Üzülme. Farz ettik ki sabah olacak ve ben yanaklarından öperek uyandıracağım seni. Rüyalarında bekle beni. Hoşça kal sevgili. Gözlerinden  öperim hasretle…………….. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgiliye-mektup-75-siiri/</link>
<guid>1354662</guid>
<pubDate>2010-03-07T20:26:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Umudu İstiyorum</title>
<description>Odamı aydınlatan lambanın feri çoktan sönmüş. Sensizlikte tıkanıp kalan ışıklar daha fazla aydınlatamıyorlar yüreğimi. Nereye baksam karanlık. Nereye baksam yokluğunu görüyorum. Fakat gece bir türlü beni sensizliğe ikna edemiyor. Uyuyamıyorum.   Parmaklarım yokluğunu yazmaktan öylesine yorulmuş ki kendi uzuvlarıma bile kendi emirlerimi dinletemez oldum. Onlar bile sensizlikten bitkin ve çaresiz. Onlara yazmaları için bir güç, bir umut gerek. Ben umudumu istiyorum.  Kalem bile çoktan satırları tüketmiş. Yokluğunu yazmamakta direniyor nedense. Sevgine susamış masamda bağırmak için beklese de yüreğimin artık çığlık atacak sesi kalmamış. Yüreğime bir ses, kalemime mürekkep gerek. Ben seni sevdiğim yankılarımı istiyorum.  Sevgin öyle bir hal aldı ki artık canımı yakıyor. Dudaklarım ne zaman o yok dese kanıyor. Belki susuzluktan belki sensizlikten olacak çatlamış çirkin görünüyorlar. Sanki yüreğim kendi bileklerini kesen bir cellât ve son duası sen. Bana bir dilek gerek. </description>
<link>https://www.antoloji.com/umudu-istiyorum-siiri/</link>
<guid>1312885</guid>
<pubDate>2009-12-30T18:00:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Hayat</title>
<description>Hayat, bana karanlıklarda yakamadığım lambanın ışığını ver. Ben sana içimdeki güneşten bir şafak vakti vereceğim. Bana manasız don bakışların ardında gizlenen gözyaşlarını ver. Onlarla yalnızlıklarımı ıslatacağım. Hayat, bana pencereme vuran ay ışığının yansımasını ver. Düşlerime merdiven kuracağım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayat-1114-siiri/</link>
<guid>1312882</guid>
<pubDate>2009-12-30T17:59:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Sahte</title>
<description>Bütün şarkılar dilsiz şimdilerde. İçinden kelimeleri alınmış gibi çırılçıplak duruyorlar karşımda. Ya da dilleri farklı çünkü söylenseler bile ne dediklerini anlayamıyorum.  Kulaklarım duymuyor artık onları. Konuşsalar da ne fark eder. Sen benim için dinlemekten sonra şarkıları. Varlıkla yoklukta bir şimdilerde. Varsın yanımdasın gözlerine bakıyorum. Bakıyorum fakat içinde sadece bir çift göz bebeği olmamalı. Nerde içinde ki saklanan yağmur damlaları. Göremiyorum kendimi gözlerinde.  Gözlerine baksam ne fark eder aşkından ağlamadıktan sonra. Yanımda olsan ne fark eder. Ellerinden tutsam ne fark eder. Ellerin ellerimin içinde erimedikten sonra. Yaşam ve ölümde aynı anlamda artık benim için. Hayatıma girdin gireli kalbimin her çarpıntısı senin için biliyorum. Fakat her sensiz çarpıntısında çaresizlikten çırpınıyor.   Ha öldü ha ölecek. Saniyeleri sayıyor. Kim bilir daha onsuz kaç kere çarpacağım diye inliyor içimde. Ölüm ve yaşam bir oldu artık onun için. Benim kalbim her çarpıntısında ölüyorsa senin için. Ve ben her nefes alışımda öldürüyorsam kalbimi sadece seni hissettiğim için.  Senin kalbini de duyuyorum. O da çarpıyor ve sen nefes alıyorsun. Fakat kalbin çarpsa da, sen nefes alsan da neye yarar ki sevgili sen beni hissetmedikten sonra. Benim için ölmedikten sonra neye yarar ki. Yazacağım en büyük silahım bu. Beklide en büyük meziyetim. Kelimeler kalbimde bekledikleri duraktan son yolculuklarına çıkacak ve son durakları sen. Elimde bir kibrit. Birazdan yakacağım kendimi. Bütün yazamaya niyetlendiğim satırları da kendimle birlikte yakacağım. İlk önce parmaklarım yanacak. Kara duman gözüme kaçacak ve ben sahte sahte ağlayacağım. Karşılığını bulamadığım sahte aşkınla, yapmacık sevgine  sahte gözyaşları dökeceğim. Keşke kalbim yerine de sahte bir kalp bulabilseydim de o sevseydi seni benim yerime. Beklide senin suçun yok. Bu aşk denen varlık aslında yok. Belki hislerim de sahte. Bu aşk hep bizi kandırıyor. Sahtekâr o beklide. Neyse ne sevgili neyse ne. Ben yazsam da, ağlasam da ne fark eder. Bu aşk sahteeeeeeeeeee </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahte-41-siiri/</link>
<guid>1306044</guid>
<pubDate>2009-12-19T10:00:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Seviyorum</title>
<description>Yarından endişe etmediğim bir zamanda sevdim seni Dünya sarıydı, yüreğimse kırmızı, Mevsimlerden sonbahar, Kasımın on beşi, yüreğimin ilk titreyişi.  Masum bir gülüşte sevdim seni, </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-seviyorum-870-siiri/</link>
<guid>1271913</guid>
<pubDate>2009-10-19T08:33:00+03:00</pubDate>
<author>Handan Koca</author>
</item>
 </channel>
</rss>
