<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Halit Mehdigil Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kuşatılmış Türk İnsanı Çaresiz / ama Çare Var</title>
<description>Kuşatılmış Türk İnsanı Çaresiz/Ama Çare Var./Ve Gaziantepli Vakkas •	Beğen •	Antolojim •	Yorumlar •	Paylaş •	Tweetle </description>
<link>https://www.antoloji.com/kusatilmis-turk-insani-caresiz-ama-care-var-siiri/</link>
<guid>3508967</guid>
<pubDate>2023-09-19T23:13:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Sado Ol Ben Mazo</title>
<description>SEN SADO OL BEN MAZO (DELTA 'DAN) Hamile bir kadın erkek çocuk doğurduğunda sevinç başka oluyor. Belki yüzde doksan böyledir. Aslında doğan ''GÜÇ ''tür. Toplum olarak güce tapınıyoruz. Dini inancımızda bile güçten korkma vardır, bunun derinliği cezalandırılma korkusudur. Sadede gelelim. Anneler erkek çocukları olduğunda daha sıfır yaşında iken ona faklı hizmet etmeye başlarlar. Daha sıfır yaşında iken güç konusu devreye girmiştir. Erkek çocuğunun yetiştirilme sürecinde '' Sen zahmet etme ben sana hizmet ederim.'' vardır. Bunun altında köle olma isteği olabilir mi? Kadın doğuştan mı mazohisttir. Doğan erkek çocuğunu da sıfır yaşında iken bile ''Sen sadist ol, benim mazoşist isteklerimi karşıla çabası mı vardır? (Ruh bilimcilerin işi.)  Pratikte gördüklerimi naçizane yazıyorum. Anneler erkek çocuklarını sado kabul eder de kız çocukları durur mu? Kızlar en çok kime ilgi duyar? babalarına. Neden acaba? Annesinden daha güçlü olduğu için mi? Babaya düşkünlüğün altında ''Kölen olmak istiyorum, sadistim ol mu? '' vardır. Genç kızlara göz atalım hayallerindeki erkek uzun boyludur. Niye gölgesinde mi serinleyeceksin yazın? Öyle bir şey olmayacağına göre uzun boy gücü mü temsil ediyor? </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-sado-ol-ben-mazo-siiri/</link>
<guid>2163818</guid>
<pubDate>2015-08-13T12:56:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Cedere Varmış-Hemo Dayı</title>
<description>BİR CEDERE VARMIŞ HEMO DAYI Sabahın erken saatlerinde holuğa suya gidiyordu. Çiğnindeki omuzluk o kadar oturmuştu ki omzuna artık nasırlaşmıştı. Daha Rüştü 'nün evinden gün doğmadan her sabah külegin cık cık sesi ile yola koyulurdu. Nebi 'nin Erdal 'ının zağarı üç beş hırıldar mırıldar yaklaşamazdı. Hemo kovaları yere koyup omuzluğu bir gösterdi mi? vıy vıy diye damına kaçardı zağar. Yine bir iki havlayıp Hemo nun omzundan umuzluğun indiğini farkederken damına kaçıp gizlendi. Hemo holuğa geldiğinde kargaların sesi boşlukta dansediyordu. Odundan yapılmış arktan akan su berrak mı berrak. Küleklerini indirmeden önce birini sonra diğerini doldurdu. Eve yönelirken Erdal 'ın zağarı damından çıkmadı bile. Nebi dayının sesi içerden boğuk geliyordu: -erdılll Erdıll! Erdal ses vermiyordu bile. Kapıya çıktığında Hemo 'yu gördü. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-cedere-varmis-hemo-dayi-siiri/</link>
<guid>2163816</guid>
<pubDate>2015-08-13T12:52:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Denizle Söyleşim</title>
<description>DENİZLE SÖYLEŞİM  Aynı görür müyüz kuş kanadını Aynı tadar mıyız mey pınarını Aynı duyar mıyız bad sabahını O zaman derim ki biz dünya biriz.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/denizle-soylesim-siiri/</link>
<guid>2153100</guid>
<pubDate>2015-07-13T12:26:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Adaletli Ülke</title>
<description>DELTA DİYOR Kİ: Adaletli Ülkede şükür olur, hamd olur:Allahım bana verdiğin akıl için,bana verdiğin çaba için, sana şükürler olsun   AKLIM VE ÇABAM SAYESİNDE MUTLUYUM, HUZURLUYUM; ADALETSİZ BİR ÜLKEDE ALLAH 'A YAKARI VARDIR, İSTEK VARDIR HABİRE '' VER'' VARDIR. ÇÜNKÜ YOKTUR DA ONDAN İSTEK VARDIR. İSTEK BAZEN ÖYLE HAD SAFHAYA ULAŞIR Kİ, ŞİRKE DOĞRU YOL ALIR ALLAH'IN YASAK ETTİĞİ TÜRBELERE KOŞULUR. OYSA TÜRBELERDE YATANLARIN AKIBETİNİ ANCAK ALLAH BİLİR BİZE GAYB DIR. BİR ÜLKE ADALETLİ OLABİLİR Mİ EVET OLABİLİR. PEKİ NASIL? ÜLKE TOPRAKLARININ BÜTÜN KAYNAKLARI O ÜLKENİN İNSANLARININDIR. DİNSEL AÇIDAN BAKILDIĞINDA ALLAH BU KAYNAKLARI O ÜLKE İNSANLARINA ARMAĞAN ETMİŞTİR. YANİ TAAAAA BAŞTAN VERMİŞTİR. AMA ÜLKEDEKİ KÖTÜ NİYETLİ İNSANLAR KAYNAKLARI ELE GEÇİRMİŞTİR. KENDİLERİ DEVEYİ DENGİ İLE GÖTÜRÜRKEN, ÜLKE İNSANLARININ EN AZ YÜZDE SEKSENİNİ KENDİSİNE EL AÇTIRIR DURUMA GETİRMİŞTİR. OYSA ALLAH O ÜLKEYİ GÖZÜ AÇIK VE KÖTÜLERE VERMEMİŞTİR. HERKESE VERMİŞTİR. EN BARİZ ÖRNEĞİ NİYE EVLERE GIDA DAĞITILIR BENİM YİYECEĞİM MAKARNANIN MARKASINI SEN SEÇERSİN? NİYE SOKAKLARIN TOZUN TOPRAĞI İÇİNDE İFTAR SOFRALARI KURARASIN? SANA BİN BİR TÜRLÜ SOFRALAR YATLAR KATLAR, BİZE DE KOKLATIYORSUN ÖYLE Mİ? VS VS YÜZDE SEKSENE YAKARI ÖYLE Mİ? HALA İSTEMEK. NEYİ İSTİYORUZ BİZ HALA? VERMİŞ YA. HAKKIMIZI YEDİRİYORSAK, BİZE ''YAKARIN SİZE ALLAH VERİR '' DİYE ÖNERİYORSA BİZ DE ONA İNANIYORSAK ALLAH NEDEN VERSİN? VERDİĞİ ŞEYE BİZ ALLAH 'A ŞÜKREDECEĞİMİZ HALDE NEDEN HALA YAKARIYORUZ, NİYE HALA İSTİYORUZ? </description>
<link>https://www.antoloji.com/adaletli-ulke-siiri/</link>
<guid>2146720</guid>
<pubDate>2015-07-01T06:50:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Büyümemiş Büyükler</title>
<description>DELTA 'DAN BÜYÜMEMİŞ BÜYÜKLER Bir daire ortasında nokta. O daire o noktaya aittir. O dairenin içine her kim girmek isterse, nokta daire içinde kendini yaşayamazsa bil ki nokta YARA alıyordur ve milyonlaraca YARALI NOKTA. Bu nokta dediğim yaşama doğan bebektir. BEBEK BEBEKLİĞİNİ, ÇOCUK ÇOCUKLUĞUNU </description>
<link>https://www.antoloji.com/buyumemis-buyukler-siiri/</link>
<guid>2146718</guid>
<pubDate>2015-07-01T06:40:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Delta: Köfteye Taktı İlle de Köfte</title>
<description>Türkiye'mizi kim özetledi dersiniz? Diyarbakırı'mızdan İstanbul 'a gelen bir can kardeşimiz. Türkiye 'nin 1950 ' den beri atıp tutan köftesiz politikacı ve yöneticilerimiz Diyarbakırlı canımızı da köftesiz bırakmıştı. Köfte olmadan birey olunmuyor, köfte olmadan geçinilemiyor, köfte olmadan mutlu olunamıyor köfte olmadan...İlle de köfte. Köftenin öyküsüne bir bakalım: Köfteci üç köfte olursa yarım ekmek, altı köfte olursa tam ekmek verirmiş. Tezgahını İstanbul soklarından birinde bekleten kardeşimize yine Diyarbakırlı bir hemşehrisi müşteri olarak yaklaşır, üç köfte ver ama ekmeği fazla olsun. Köfteci kardeşimiz meşhur felsefi sözünü söyler: ''Ne kaa köfte, o kaa ekmek.! </description>
<link>https://www.antoloji.com/delta-kofteye-takti-ille-de-kofte-siiri/</link>
<guid>2111739</guid>
<pubDate>2015-04-05T12:32:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Yab'dan Geb' e</title>
<description>DELTA DİYOR Kİ... YAB'DAN GEB'E İlk insandan bu yana insanın yolculuğu devam ederken, İnsanoğlu ya da insankızı yaşamını sürdürürken yeme içmenin hazzını biraz da mutluluğu yaşayarak devirdaim yapıyor. Bayrak (Neslin devamı)  bir nesilden diğerine tökezleyerek de olsa gidiyor. YAB nedir? YAB yanlış bilgi. Geb nedir? GEB de gerçek bilgi. Dünya insanları 4 gruba ayrılmış. YAB'CILAR, HUB'CULAR, GEB'CİLER, VAB'CILAR. Yaşamın sırrı hücreden devasaya, devasadan hücreye yolculuktur. Yani CANLI-DÜNYA - EVREN bilgileri. Canlılar da farkındalık insanlardadır. Sıralamayı yeniden yaparsak İNSAN-DÜNYA-EVREN. Biraz daha öteye gidersek HÜCRE-DÜNYA-EVEREN daha da öteye gidersen ZERRE-DÜNYA-EVREN. Zerreden evrenin sonsuzluğuna, evrenden zerreye doğru yolculuk. Bir top kadar insan kafası nasıl oluyor da evreni algılıyor içine sığdırıyor,(Havsala) mucize. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yab-dan-geb-e-siiri/</link>
<guid>2034644</guid>
<pubDate>2014-08-24T09:03:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>İşin Aslı</title>
<description>Hani derler ya İslam öncesi kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü. Hiç bir ebeveyn,hayvanlar bile, bunu yapmaz, kıymaz yavrusuna bunu hepimiz biliyoruz ama kazın ayağı öyle değil. Bu tercih zorunlu bir tercihti. Şimdi dersiniz ki evlat gömmeye mecbur eden tercih ne olabilir? anlatayım: İslam öncesinde Araplar ın köleleri vardı. Kölenin kız çocuğu doğup da 2 buçuk yaşına gelince kölenin efendisi bu kız çocuğunu alıp tecavüz edermiş. İşte evladını gömen köleler bu yüzden kız evlatlarını gömerlermiş. O tarihlerde dünyanın hiç bir yerinde bu vahşet yaşanmıyormuş. Örneğin biz Türkler asla böyle bir uygulama yapmamaşız. Diğer milletlerde de bu yok. İslamiyet gelince kız çocuklarına yapılan bu zulüm durdurulmuş yani aynı dönemde doğan kız çocuklarının durumuna getirilmiş. Durum normalleşmiş. Sadece durum normalleşmiş. Kız çocuklarının bu zulümden kurtarılması ve diğer ülkelerdeki kız çocuklarının durumuna getirilmesi zaten onların hakkı idi..... İşte budur kız çocuklarının gömülmesi kölelerin kız çocukları gömülüyormuş anne baba çocuğuna o vahşeti yaşatmamak için bir tercih yapmış. Yoksaki bütün kız çocukları gömülse nesil nasıl üreyecek çoğalma nasıl olacak Arap nesli kesilirdi, biterdi. Arap efendiler kendi kızlarını gömerler mi? Hoş köleler Arap mıydı o konuda tam bilgim yok bütün bildiğim kölelerin kızlarına tecavüz edilmesi ve köle anne babalar bunu önlemek için çocuklarını gömmesi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/isin-asli-13-siiri/</link>
<guid>2022530</guid>
<pubDate>2014-07-15T20:55:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Çocuk Seni Kim Ağlatıyor?</title>
<description>SEVGİLİ FACE ARKADAŞLARIM Tarih: 10 Temmuz 2014, Saat: 22.30,Yer: Esenler Otogarı WC merdiven sahanlıkları Kim: 2 Yetişkin, üç çocuk ve yüreğimdeki yangı: 3 Suriyeli Çocuk Çocuklardan biri umumi tuvaletin kapısı yakında yerde betonda oturmuş. Önünde bir kağıda yazılanlar: Suriyeli 'yim... diye başlayan yazı. Dileniyor. 8 yaşlarında... Bir diğeri bir üst sahanlıkta ayakta yetişkinlerden biri bağırıyor ona... Bir diğeri merdivenlerin basamağında diğer yetişkin bağırıyor...İki yetiştin Arapça tartışıyor... beşinin de üstleri başları kirli...Çok kirli mübalağa etmiyorum eğer kazımaya kalkarsanız yarım cm kir, pislik var... Hele çocuklar daha kirli... Umutsuz, çaresizlik yüzlerinde. Nihayet büyük olan çocuğu yetişkinin biri dışarıya uzaklaştırıyor. Çocuk ağlıyor yüreğim de... Diğer iki çocuk kalakalmışlar... Ey çocuklar... Dünyaya kendi isteğinizle gelmediniz... Amerikan emperyalizmi kendi çocuklarını özgürce, dolu dolu,mutlu mutlu yetiştirirken sizi onlara kurban ediyorlar..... Emperyalizmin işbirlikçileri hele bir de müslümanım deyip kardeşlerine zulmedenler...Yurdundan yuvasından annelerinin sevgisi,babalarının şefkatini görecekken dilendirilen kurban çocuklar... Eğitim alamamış çocukluklarını yaşayamamış suriye uyruklu yetişkinler... Sizler Kerbela nın kurbanları gibi emperyalistlerin ayağındaki top oldunuz. Kıydılar size... İşbirlikçiler bu küçüklerin çektiklerini iğnenin yıldızı kadar anlayabiliyor musunuz? Var mı vicdanınız... Üç defa çağırın bakalım... Belki gelir mi dersiniz? Yüreğimin yangısı devam ediyor... Bu dünya tüm canlıların, bırakın sadece insanları, tüm canlıların ve bu canlıların çektiği azaptan hepimiz sorumluyuz. Bu sorumluluğun yangısını sizlerle paylaştım. Reva mı bu insanlara söyleyin? </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocuk-seni-kim-aglatiyor-siiri/</link>
<guid>2022529</guid>
<pubDate>2014-07-15T20:54:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Hırka-i Saadet</title>
<description>HIRKA-İ SAADET  İkinci Dünya Savaşı 'nda Almanların İstanbul ' u bombalama ihtimali vardı. İsmet İnönü tüm hazırlıkları önceden yaptırmıştı. Niğde 'de ki Ak Mederese ve Sarı Han'ı hazırlattı bu müzelere Topkapı Sarayı ikinci müdürü Lütfü Turanbek ve 30 memuru görevlendirdi. Niğde insanı bu 30 memurun neden bu müzelere atandığını hiç bilemedi. Çünkü her şey gizli idi.391 sandık hazırlanmıştı bu sandıkların içi ve dışı çinkolu idi. Bütün kutsal emanetler(Hırka -i Saadet, Hırka-i saadetin saklı olduğu altın sandık, Hz Muhammed 'in ayak izi, sakalı, dişinin parçası, kabir toprağı ve mührü,kılıçları, kabzası, oku, yayı, kabe kapılarından birinin anahtarı diğer bütün kutsal emanetler 48 vagona yüklendi.)  İstanbul 'dan Niğde'ye getirilmişti. Yıl: 1942 1943 'te İnönü Adana' da Churchill 'in teklifi ile buluşacaktı. İsmet İnönü Atatürk 'e yurdu gezdiren beyaz trenle 29 Ocak 1943 ' te Adana ' ya hareket etti ve 30 Ocak 1943 ' te Niğde' de tren durdu. Kutsal emanetleri yerinde ziyaret etti. Bu emanetler 1947 ' ye kadar Niğde ' de kaldı. Ey Türk evladı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/hirka-i-saadet-2-siiri/</link>
<guid>2022528</guid>
<pubDate>2014-07-15T20:40:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Cami Kapattı Demek İftiradır.</title>
<description>CEVAP VERİYORUM (Konu: Tek Parti, Atatürk, İnönü, Menderes ve Camiler)  / Sinan MEYDAN  “CHP ve İnönü cami kapatmıştır! Ama Neden? ” “Osmanlı da cami kapatmıştır! Ama neden? “Tek Parti ve Atatürk cami yaptırmıştır” “Keşke bütün siyasiler İnönü gibi dindar olsa” </description>
<link>https://www.antoloji.com/cami-kapatti-demek-iftiradir-siiri/</link>
<guid>1711313</guid>
<pubDate>2012-04-29T11:24:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Kör Toplum</title>
<description>KÖR TOPLUM Nedir kör toplum. Gerçeği göremeyen. Nedir gerçek birincisi doğa gerçeği ikincisi yaşanılan dünya devranında hem ülkelerin arasındaki ilişkileri, hem toplumlar arası ilişkileri hem de en yakınımızdaki insanlar arasındaki ilişkileri net görememk. Dünya çapında sömüren ülkeler, Ülke içinde sömüren burjuvalar sömüreceği toplumun, sınıfın, insanın gözlerine çamur çeker. Gözleri çamurlanan insanın artık beyni gerçeklerle yüzleşemez. Niye çamur çekme ihitiyacı duyulur esas sorun o. Çamur çeken insanlar insanı sevme yetisinden habersiz, sevgisiz ortamlarda yetişmiş, duygusuz insanlardan etkilenmiş mala, paraya odaklanmış bir türlü muıtlu olamayan insanlardır. Bu çeşit insanlar da yönetime geldiği zaman artık duygusuz, sevgisiz, para hırsıyla, egemenlik ve sadistçe hükmetmek hırsıyla yönetilir dünya, insanlık ve ülkeler. Şunu biliyoruz ki dünyayı hem ülkeler arasında hem ülkeler içinde hep kötü insanlar yönetmişlerdir. Kötü insanlar liderliği çok çabuk ele geçirirler. Dek ile hile ile acımasızlıkla ele geçirirler. Dünyada insanı seven lidelr azdır.Mustafa Kemal Atatürk gibileriazdır. Bu liderler insanlık için koşmuşlarıdr ki kimse Mustafa Kemal gibi dememiştir. Yurtta barış dünya da barış.  bu söz hava bir söz değildir. Açın dinlere bakın hemen ehpsinde ötekilik vardır. Mevlana ya yine bakın hemen her sözünde insanlar arası ayrım bir ötekilik vardır. Hani der ya: Nice insanlar gördüm sırtlarında elbise var içinde insan yok, nice insanlar gördüm sırtlarında elbise var içinde insan yok. Demek Mevlana nın standartdında olmayanlar insan değil. Bundan bu sonuç çıkıyor. Oysa Bütün dinlere baktığımızda yaratıcı yaratmıştır insanları. Bir bildiği var ki insanları varetmiştir. Onun varettiğini insan değildir dışlamak her şeyden evvel yaratıcının halkeylediği bazı insanları reddetmektir açıkça. Yaratıcı böyle bir çelişki sunmadığına göre insanları kim niye ayırıyor dönüp bakmak lazım. İnsanları şunun için ayırırlar böl gözlerine çamur sür, görmesin onun kazandığını ben yiyeyim. Ülkeler bazındanda güçlü ülke kendinden zayıfının çok çalışan beyinlerine el koyar, yeraltı, yerüstü madenlerine el koyar, o ülkedeki insanların beyinlerini ele geçirmek için ülke insanını sadece ahiretçi yapar. BU DÜNYA ÖNEMLİ DEĞİLDİR diyen insan kendi haklarından vazgeçmiştir. Kendi haklarını terkeder. Bugün 84 kuruşa benzin satıyoruz Amerika ya. Şu anda ekmeğimizi Amerika ya veriyoruz. Hele önemlisi şu an asgari ücrete işçi çalışıyor. Asgari ücretimiz o kadar az ki eğeyaratıcının kriterlerine gidilirse bu asgari ücret yarattığı insana zulümdür. Bu zlmü ben yaratıcıya inanıyorum diyenler tarafından yapılıyorsa yaratıcıya daha da çok karşı çıkıştır.  Dinler baktığımızda yaratıcı  varolan zalim yönetimleri beğenmediği için peygamber göndermiş yeni bir düzen olsun yarattıklarım zulüm çekmesin diye. Sonradan dinlere öteki insanlar diye ayrılık gayrılık katılmışsa bu yaratanın yarattığına zulüm getirir ki yaratn buna asl razı olmaz. Gerçek insanlar insanı bölmez parçalamaz. Hele ki zulme uğrayacakları hissettiğinde zalim insanlara fırsat vermez.  Dün de bugünde ülkemiz Türkiye emperyalist zalimlerine sömürülmüştür. Gözleri çamurlanan insanlarımız ahiretçi yapılmıştır. Bunun anlamı ülkene sahip çıkma kaynaklarına, üstün beyinlerine sahip çıkma varolan işgücüne kısacası ülken içindeki yaratıcının yarattığı insanlara sahip çıkma sadaka ile o insanlarıın canlılığını sürüne sürüne bitirt. Bugün ülkemizdeki asgari ücret sadakadır. Bunun ötesi yok. Bu sadakada asgari ücret alan ailelerin zulm içinde yaşamalıdır. Yaratıcı  hangi insanını ayırır da zulmeder. Zulmedecekse niye yarattı değil mi? </description>
<link>https://www.antoloji.com/kor-toplum-siiri/</link>
<guid>1643123</guid>
<pubDate>2011-12-02T05:26:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Gerçeklikten Uzaklaşmak Bilmeden Zalim Olmaktır:::::::::::::::::</title>
<description>Yaşamın anlamı sizin gerçekliğe yakınlığınız ile gerçekliğe uzaklığınız çizgisi ile kalitelidir. Gerçekliğe uzak olanlar farkında olmadan kendilerine, çevrelerine,bütün insanlığa kötülük yapmış olurlar. Kötülük ne demektir? Zalimlik. Zalimliğin çizgisi nedir? Başka insanların vücuduna, beslenmesine, eğitimine, insan olma haklarına engel olmaktır. Gerçeklikten uzaklaşan insanlar farkında olmadan zalim olurlar. En munis düşünceleri taşıyıp kendini suçsuz sanıyorken en büyük suçlu olduğunun farkında değildir. Tek bir örnek yeter: Iraktaki kardeşlerimiz üzerine zalim Amerika bomba yağdırdı İncirlik üssünden 3600 sorti yapıldı ülke insanları olarak 3600 sortiye  haberimiz yokken de destek vermek bizim zalimliğimizdir. Gerçekliğe yakın olmak emek ister. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gerceklikten-uzaklasmak-bilmeden-zalim-olmaktir-2-siiri/</link>
<guid>1602164</guid>
<pubDate>2011-08-21T18:47:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Hiçlik Felsefesi</title>
<description>Dünya kurtlar sofrası, biliyor musunuz dünyada bir çok stilde insan var? Kimi bir kulübede yaşar yelpazeyi genişletin kimi dünyanın hepsi benim olsun, der. Mütevazilikten hırsın doruğuna. Dünyayı mahveden negatif hırslı insanlardır. Bu negatif hırslı insanlar kan içmeye yüz tutmuşlardır. Dünya kurtulacaksa önce bu negatif hırslı insanların bir enjektörle! (Ki basit mi?)   sükuta erdirilmeleri ile kurtulur. Tıpkı akıl hastanesine giden taşkın psikozların sakinleştirilmesi gibi.  Dünyaya uzaydan bakmasını bilmemiz lazım.  Uzaydan, tarafsız. Bakın ki neler oluyor? Hırslı insanlar dünyayı mahvediyorlar. Yaşanamaz hale getiriyorlar. Hırslı insanlar hep üstte, hep her dedikleri olsun diye ezecekleri insanları sünepeleştiriyorlar. Sünepe insan evine, gelirine, çoluk çocuğuna, vatanına, madenine sahip çıkamaz. İşte bu bağlamda negatif hırslı,sadist yöneticilere gün doğmuştur. Onlar sömürmekle, onlar ezmekle, yok etmekle hastalıklarını sürdürler asla mutlu değiller. Boş verin önlerine serilen kırmızı halıları onlar çok huzursuzdurlar.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hiclik-felsefesi-siiri/</link>
<guid>1591871</guid>
<pubDate>2011-07-31T09:34:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Osmanlı  Nereye Ne Kadar Hükmetti? Ülke Ülke...</title>
<description>&#8206; 01. Türkiye 02. Bulgaristan (545 yıl) 03. Yunanistan (400 yıl) 04. Sırbistan (539...yıl) 05. Karadağ (539 yıl) 06.Bosna-Hersek (539 yıl) </description>
<link>https://www.antoloji.com/osmanli-nereye-ne-kadar-hukmetti-ulke-ulke-siiri/</link>
<guid>1519124</guid>
<pubDate>2011-02-24T01:03:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>İllüzyonist</title>
<description>Geçenlerde bir gence rastladım. Ne iş yaparsınız? diye sordum. İllüzyonistim ben. Nasıl oluyor bu? Dedim. Dedi ki: Mesela sağ elinizle bir şeyler yapıp sizi izleyenlerin dikkatini hep sağ elinize çekiyorsunuz.  Onlar sizin sağ elinizin marifetlerini izlerken asıl marifeti sol elinizle yapıyor, herkesi şaşırtıyorsunuz. Aklıma Türkiye insanlarına İsrail düşmanlığı yaptıranlar daha körpecik yaşlarda Filistin Marşları ezberletilen, İsrail düşmanı yetiştiren, halka bu işleri hep bir eliyle yaparken diğer eliyle İsrailcilik yapan insanlar geldi. İçerde dinci,dışarıda İsrailci. Aynı zamanda da İsrail ile danışıklı dövüş iyi polis kötü polis oynamalar. Nasıl mı? Davos’ta One minute içeride seçimleri kazandırdı. Ama Davos’taki One minute bizden çok İsrail’e yaradı. Organize eden de İsrail’ di. Yine Gazze’ye sahip çıkmalar İsrail karşıtı görünüyor. Ama İsrail’ e yarıyordu. Mavi Marmara Gemisi mizanseni.  Yine İsrail hanesine yarıyordu. Ama bunların hepsi iç siyasette ve Arap aleminde de tutuyordu. Peki nasıl oluyor iki yanı da idare ediyorsunuz? Bu bir marifettir. Makyavelist olursanız illüzyonu da çok iyi bilirseniz  aynı zamanda din insanları din davranış, adet ve geleneğine insanları odaklarsanız, dinin özünü vermezseniz bu illüzyonu başarırsınız. Bu illüzyon İsrail karşıtlığı yapan ama asıl İsrailci olanlar yaş icabı geri çekilip yeni İsrailciler’e devredilerek günümüze kadar gelmiştir. Biliyorsunuz İsrail pilotları Konya’da eğitim almıştır. Hem de zamanın İsrail düşmanı görünen başbakanı zamanında. İsrail’in Hava sahası dar. Geniş hava sahası olan ülkemizde eğitim gördüler bu pilotlar. Peki İsrail’e ne kolaylık sağladı Gazze’yi vurma kolaylığı. Başka? Türkiye’ yi de diğer Arap ülkelerini vurma kolaylığı sağladı. Peki o pilotlar eğitilirken ülkemiz insanları Kur’an Kurslarında bunları öğreniyorlar mıydı? Hayır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/illuzyonist-siiri/</link>
<guid>1489135</guid>
<pubDate>2010-12-11T08:36:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Zzzzzbürkan Konuşma</title>
<description>burkan: *baba yorgun musun yorgun ruhum: *yok *bürkan burkan: </description>
<link>https://www.antoloji.com/zzzzzburkan-konusma-siiri/</link>
<guid>1473771</guid>
<pubDate>2010-11-01T23:51:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Mutluluk Elimizde mi?</title>
<description>MUTLULUK ELDE Mİ?  Evet mutluluk elimizdedir. Yaşam yolumuzda günlük yaşamın küçük anlarından bir ömrün uzun uzun dönemlerine kadar yaşam bir seçimdir. Seçim. Seçimin hemen yanıbaşında da kar ve zarar hesabı vardır. Kar ve zarar hesabının tam yanı başında da verdiğiniz kararın artı ve eksileri vardır. Yaşam koşumuzda her zaman eksilerin az olduğu kararları seçmek zorundayız. Eksilerin az olduğu demek artıların çok olduğu demektir. Artıların çokluğu demek mutluluğu yakalama onun keyfini, hazzını yaşamak demektir. Biz yalnız yaşamıyoruz. Önce dünya insan topluluğu, ardından ülke ülke insan toplulukları ardından aileler ve en sonunda da birey. Dünya insanlık alemi yaşam yolu seçimini yapacak, ülkeler yaşam yolu seçimini yapacak aileler ve birey yaşam seçimini yapacak.  Yaşam seçiminde yüzde yüzlük mutluluk aramak beyhudedir. Artıların çok olduğu karar mutluluğun sınırlarına girer. Az mutlu olmak çok mutlu olmak yeter ki mutlu olunsun azı da iyidir. Peki mutluluğun en temel unsuru nedir. En temel unsuru öncelikle insan hücresidir. hücreye saygıdır. Hücreyi sevmektir. Hücrenin yüceliğine inanmaktır. Yaşam kararlarında hücre baz alınmalıdır. Yaşam uygulamanızda hücre  ömrü uzayacak mı kısalacak mı? </description>
<link>https://www.antoloji.com/mutluluk-elimizde-mi-siiri/</link>
<guid>1468414</guid>
<pubDate>2010-10-21T08:21:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 <item>
<title>Zzz Bürkan Konuşma</title>
<description>gözlerim denizde: *canım oğlum *merhaba *ben seni fece de gördüm de *geç saat diye  yazmadım burkan: </description>
<link>https://www.antoloji.com/zzz-burkan-konusma-siiri/</link>
<guid>1467911</guid>
<pubDate>2010-10-20T03:21:00+03:00</pubDate>
<author>Halit Mehdigil</author>
</item>
 </channel>
</rss>
