<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Halime Erva Kılı&#231; Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Bu Kahkaha...</title>
<description>Bir lilâ vitrin büzüşür çalı çırpı arasında Gonca gonca
Lacivert kiremitlerin sarkık teninden kayıyorum
Gitarın, çenen ve gökyüzü yamyassı
Bir kurşun atılır hedefi karpuz çekirdekli balkondan
Direkte üveyikler, güneye varmışlıklarının şakımasında
Yabancı bir gölge
Ara sokaklarda kaybolmuş ve aynı yerde bilmem kaç kez turlayan
Bir güruh şehir biter toprağa basit
Taze donukları yatıştırıcı ceviz sandıktan taşar
Hiç varamamışlığımıza görünüşle –aldanmışlığımıza- bu kahkaha

Halime Erva KILIÇ
12 Temmuz Salı 2011 </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-kahkaha-siiri/</link>
<guid>1588093</guid>
<pubDate>2011-07-22T16:48:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Mevsim</title>
<description>Kış Cellât  Cellât oyuklardaki o yontulmuş keskin çizgi Çıplak ayakları sadırına buladı, karabasan tükürükleri Önce denize bandılar çavdar daneciklerini, toprağa Kemirdiğinde dişe gelmeyen nesneydi </description>
<link>https://www.antoloji.com/mevsim-55-siiri/</link>
<guid>1588088</guid>
<pubDate>2011-07-22T16:34:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Nefes</title>
<description>Ruhun göğsünden alıyor nefesi  Kandillerin üzerinde gölgeler  Her yeni gün  </description>
<link>https://www.antoloji.com/nefes-140-siiri/</link>
<guid>1566614</guid>
<pubDate>2011-06-01T13:53:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Ruhlar Şişirdikçe Ölü Elbiselerini</title>
<description>Dua, en çok muhtaç olduğun anda mı edilir yalnızca?  Gençliğini ak saçlar, çizgili deriler kuşattıysa Yaşadığının adı çile veya sılaysa Aldığın nefesler eksik ve zorsa Ölümler günah, her çiçeğin soluşuna şahit olmak revaysa “İnşirah” deyip, sabrın bayrağını dik bağrına! </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruhlar-sisirdikce-olu-elbiselerini-siiri/</link>
<guid>1563636</guid>
<pubDate>2011-05-26T18:00:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Bulutlar;</title>
<description>bulutlar, ağır bir ebelemecilikle oyalanıyor [başımız üstünde asırlardır hiç bitmeyen oyunu hiç son bulmayacakmış gibi görünüyor mızıkçılık yapacak elbet birgün zaman </description>
<link>https://www.antoloji.com/bulutlar-88-siiri/</link>
<guid>1473935</guid>
<pubDate>2010-11-02T14:22:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Mola Mira</title>
<description>Genç bir kadındı Mola Mira Ne zaman bahçeyi süpürse toz bulutları arasında bir beden türeyiverip açık kalan ağzına doluşan iblisler yüreğinin yüreciğine ardı sıra siner kaçardı bu şeyden </description>
<link>https://www.antoloji.com/mola-mira-siiri/</link>
<guid>1468188</guid>
<pubDate>2010-10-20T18:17:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Deprem</title>
<description>Gözlerindeki güzellik sevincinden fışkırıyordu Yazmak dünkü depremi unutturup kulağına beriki günleri fısıldıyordu. Hele yazdıklarını okumak son haliyle; </description>
<link>https://www.antoloji.com/deprem-183-siiri/</link>
<guid>1467173</guid>
<pubDate>2010-10-18T14:57:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Kızıl Taşlar</title>
<description>Kızıl renkli taşlar öpüşürken bağrında sakladığı [ateştir Kız Kulesi'nin Kıvılcımları leylin giysisinde arma olan [yıldızlar gibi Açarken bağrını, sabahta rastladığım </description>
<link>https://www.antoloji.com/kizil-taslar-siiri/</link>
<guid>1461871</guid>
<pubDate>2010-10-05T16:14:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Enes</title>
<description>'_Haydi herkes silkelensin ellerinizi sallayın.'    Her ders zinde başlardık </description>
<link>https://www.antoloji.com/enes-siiri/</link>
<guid>1458333</guid>
<pubDate>2010-09-28T19:05:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Hür Kuşum</title>
<description>Bahtı var mı yazdıklarımın? Söyle!  Turna burunlu hür kuş, bakma öyle!    Hür kuşum kondu gerçek mapusuna </description>
<link>https://www.antoloji.com/hur-kusum-siiri/</link>
<guid>1455914</guid>
<pubDate>2010-09-23T14:47:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Yine Akbabalar Kazandı</title>
<description>Ellerinde uçurtma yok çocukların o uçan şeyler, uçak da değil Sevgi bakışı, aşk bakışı gözler lezzet doyumsuzu, aç bakışı akbabaların   </description>
<link>https://www.antoloji.com/yine-akbabalar-kazandi-siiri/</link>
<guid>1449207</guid>
<pubDate>2010-09-06T14:15:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Güneşe</title>
<description>Söndür lambayı, kapat perdelerini Evimde bir güneş var Sönük kalıyorlar Gereksiz harcanan bunca vakitmiş Varlığını anmam için Bana sensizlik yetermiş </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunese-7-siiri/</link>
<guid>1438755</guid>
<pubDate>2010-08-13T14:49:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title> Sarı Yelek</title>
<description>Bir an başı döndü. Ani bir karartı havayı bulandırdı. Kıyıdan epey uzakta oluğunu anladı. Ama hangi ara gelmişti buraya? Daha beş dakika bile olmamıştı, suya atlayalı. Şimdi düşünemiyordu. Hava ne çabuk karardı? Anlamıyordu. Bir asa mı değdi de su soğudu, her şey değişti bir anda. “Hasta mıyım? ” diye geçirdi içinden. Ateşi yoktu. “Kıyı, kıyı” diye bağırmaya başladı. İnsan göremiyordu, bir serap mıydı? Uyudu. Dalgaları beşik mi sanmıştı, suyu yatak… Uyudu. Gözleri rüya görmüşçesine rahat açıldı. Duvar yerine gökyüzünün mavisini görüyordu. Yatak yerine kendini kumlara uzanmış, yastık yerine başını bir yengece yaslanmış bulunca, sıçradı. Olduğu yerden kalktı. Üşüyordu. Titriyordu. Etrafta kimse yoktu. Bağırmaya başladı bir boşluğa: _Kimse yok mu? Hey, beni duyabiliyor musunuz? Dedi. Seslendikçe, kendi sesiyle yanıt buluyordu. Yankı yapıyordu kelimeleri: “Neredeyim? ” Çıplaktı. Titriyordu. Sarınacak bir şeyler aramayı düşünürken, sarı bir yeleğin de kendini izlediğini fark etti. Koştu. Hemen sırtına geçirdi. Derin bir sıcaklık hissetti. Bedenini bir şeyler kucaklıyor, sıkıyor, kopyalıyordu. Üç farklı renkte kendini bölünmüş gördü. Kişiliği ayrılıyordu. Biri; şimdiye kadar iradi kullandığı kişiliği, diğeri; hayalleri ve gerçekleştiremediği, içinde büyüyen tutkuları öteki ise; hayvansı duygularıydı. Diğer kişilikler ufalandı ve geriye üçüncüsü olan hayvansı bir yapı ortaya çıktı. Meğer kadın evvelde kaplanmış. Dünyada daha önce kaplan olarak bulunmuş. Baskın çıkan bu duygusu diğerlerini ezip geçince, kadın, olağanüstü bir değişim yaşadı. Hızla dönmeye, kıvrak hareketlerle oynamaya başladı. Bu enerjiyle denizi süratle yarıp geldiği kıyıya döndü. Uzaktan hızla bir şeyin yaklaştığını görenler paniğe kapıldı. “Kasırga geliyor! ” “Kaçın! ” “Aman Allah’ım, kıyamet mi kopuyor? ” “Deniz üzerimize geliyor? ”… “Bu bir hayvan! ” “Hayır insan! ” “İnsan kadın! ” Şaşırdılar. Bu bir insandı ama daha çok kaplana benziyordu ve insan dışı hareketler yapıyordu. Hızla dönebiliyordu. Yaklaştıkça, gözlerinin sarılığı beliriyordu. Arkadaşları ne kadar değişse de tanıdılar onu, biri koşarak yanına yaklaştı. O ise gözleri sabit bir noktaya bakmış, duruyordu. Donmuş gibi, büyülenmiş gibi… Omzuna elini atan arkadaşını, üzerindeki sarı yelek çekmişti. O, yok oldu ve sarı yelek arkadaşının bedenini sıkıyor, kavrıyor, kişiliğini üçe ayırıyordu şimdi. Arkadaşı ise, bedenini saran bu sarmaşık gibi sarı şeyin ne olduğunu düşünemeden, üç parça kendini gördü. Üç kopya kendi karşısındaydı. Renkleri değişik. Biri; şimdiye kadar iradi kullandığı kişiliği, diğeri; hayalleri ve gerçekleştiremediği, içinde büyüyen tutkuları öteki ise; hayvansı duygularıydı. Bir kenara büzüp sıkıştırdığı, bir gün ortaya çıkıp canavarlaşacağını tahmin edemediği nefsiydi bu. Ağır basan, şimdiye kadar hayal ettiği kuş gibi olmaktı. Kanatları çıktı; büyük, sarıkanatlar. Sevinçle, uçmanın keyfini çıkardı, yorulana kadar uçtu, uçtu. Nihayet yorulunca büyük bir ağaca kondu. Etraftakiler: “Kadın” diyorlar “Uçuyor” diyorlar “Ama nasıl, insanlar uçamaz” deyip çekişiyordu. Korku dolu gözlerle uçan kadını takip ediyorlardı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sari-yelek-siiri/</link>
<guid>1411801</guid>
<pubDate>2010-06-21T20:41:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title> Tebessüm 2</title>
<description>sabah güneşi hırlatıyor günü horulduyor insanlar kubbeden evlerde kuş sürüleri bir yerleşke medeniyet kurmuş üzerimizde bas bas bağırıyor ağaran tana sanırsınız bin büyük ilah olmuş da </description>
<link>https://www.antoloji.com/tebessum-2-2-siiri/</link>
<guid>1400795</guid>
<pubDate>2010-05-30T19:21:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title> Tebessüm 1</title>
<description>Kanatlarından bir kuşun,  Gülüşlerin aktı yağmurlara katışıp  Yıkanmış yeryüzünün, Aynasını seyredurur Yazgıyla örülü ip </description>
<link>https://www.antoloji.com/tebessum-1-3-siiri/</link>
<guid>1397420</guid>
<pubDate>2010-05-23T16:19:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title> Gözlerin;</title>
<description>Gözlerin;   Kabak çekirdeğinin içinden gözlerin çıktı Biraz solgun muydu ne? Hey, gözlerin diyorum! Sen diyeceksin ki şimdi: </description>
<link>https://www.antoloji.com/gozlerin-819-siiri/</link>
<guid>1396496</guid>
<pubDate>2010-05-21T19:08:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title> Kalk Dese Bir Ses, Uyan!</title>
<description>Kalk dese bir ses, uyan!  Haydi, gidiyoruz hazırlan! Diriltse, uyatsa uykumdan Kaldırsa yatağımdan  Tatlı bir ses olsa, ardından koşsam </description>
<link>https://www.antoloji.com/kalk-dese-bir-ses-uyan-siiri/</link>
<guid>1396495</guid>
<pubDate>2010-05-21T19:07:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title> İnadına</title>
<description>İnadına  Tek ümittir bir nefes biz Alacaksın inadına Eller bahtiyar sansa da Tebessümün, inadına </description>
<link>https://www.antoloji.com/inadina-145-siiri/</link>
<guid>1396494</guid>
<pubDate>2010-05-21T19:06:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title> Hoşça Kal Turuncu Lale</title>
<description>HOŞÇA KAL TURUNCU LALE  Ne yapmak gelir ellerinden Sormak ne çare, yıkılmış birden Karar bize, hoşça kal…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hosca-kal-turuncu-lale-siiri/</link>
<guid>1396492</guid>
<pubDate>2010-05-21T19:05:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title> Doğuş</title>
<description>Düştüm toprağına kor eşiğimin Minicik et parçasıyken bedenim Eller uzanarak diyorken “âmin” Boynum eğik, göğe hicap edenim  Cihana ilk bakışı gözlerimin </description>
<link>https://www.antoloji.com/dogus-35-siiri/</link>
<guid>1396491</guid>
<pubDate>2010-05-21T19:04:00+03:00</pubDate>
<author>Halime Erva Kılıç</author>
</item>
 </channel>
</rss>
