<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Hakan Torlak Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Çocuğum büyümeye balşarken</title>
<description>Yerküre tarihinin en devrimsel olayi, Homo Sapiens’in ayaga kalkip, iki bacagi üzerine yürümeye baslamasidir. Bu olayin o zamanin tarihi ormanvarligini ne derece etkiledigini bilmiyorum. Ama bildigim bir sey varki, o da, kücük kizimiz Yasemin’in yeteri kadar sapiens’lesip ayaga kalkmasindan ve iki bacagi üzerine yürümeye baslamasindan bu yana, kendimizi cok güvende hissettigimiz yuvamizin bir vahsi ormana dönüsmesidir. Aslinda Yasemin cok sevimli bir cocuk. Bilmiyorum ama onda bir seyler var… olumlu bir seyler. Evet var… ne oldugu tam olarak belli degil, ama olumlu bir seyler var. Baksa cocuklar ellerine ne gecerse ya agizlarina sokarlar ya da tekmeleyip parcalarlar. Yasemin öyle degil. O beceriksiz sidetten cok uzak. O eline ne gecerse, cekinmeden balkondan disariya ativerir. Her vakit eve geldigimde, zamanimin büyük bir kimsini, balkonumuzun altindaki yesil cimlerin üzerine serpilmis esyalarimizi toplamakla geciririm. Bazen iyi kalpli komsularimizda yardimima kosup, cimlerin üzerine serpilmis kitaplari, kültabakalarini, CD’leri, ayakkabilari, saatleri ve benim daktiloyu toplamama yardimci oluyorlar. Komsularimiz, zaman zaman elleri Torlak ailesinin cöpleriyle dolu, kapi zilimize basarlar ve neden cocugun eline oyuncak diye bu esyalari verdigimizi sorarlar. Sanki biz eline veriyormusuz! Sanki cocuk kendi kendine esyalari eline geciremezmis! Bizim Yasemin cok iyi gelisip büyüyen bir cocuktur. Mutfak kapisina isaretledigimiz en son boy ölcüsü söyle böyle 71cm. Elleri havada 95cm ye erisecegi kolaylikla hesaplanabilinir. “Hakan”, dedi annesi, “tehlike siniri bir metrenin biraz altina eristi”. Derken biz de yasamimizi ayni ölcüler sinirina göre ayarladik. Sürpriz bir hareketle tüm cam ve porselen esyalari odalardan toplayip oturma odasi dolabinin en üstüne yerlestirdik. Dolabin alt raflari bosaltildi ve siginmaci misali yüksek bölgelere yerlestirildi. Kristal meyve kabi simdi camasir dolabin üstünde duruyor. Ayakkabi dolabin yukari katlarinda gömleklerimin arasinda bir yerde yerlesti. Donald Duck kitaplarim itinaca bir araya getirilip, yazi masasinin orta kismina, Yasemin’in ulasamayacagi bir bicimde yerlestirildi ve böylece Yasemin’in balkondan firlatma edebiyati icin ise yaramaz hale geldi. Ve ben bir baba’nin sevgi dolu gülümsemesini saklayamadan Yasemin’e: “Bundan böyle firlatmak yok degilmi Yasemin? ” dedim. Yasemin’in tek bir garantisi vardi: Boy’unun uzamasi. Darvin derki: Zürafanin boyu, agaclarin en üstündeki katlarda bulunan lezzetli yapraklari yemek icin uzamistir. Bizim kiz da iste böyle uzadida uzadi, uzadida uzadi. Tâ ki boyu camasir makinesinin anahtarina ulasmaya bir kac zentimetre kala. Bu durum annesinin su ifadeyi kullanmasina sebep oldu: “Bu cocugun boyu anahtara ulastigi gün, ben baksa yere tasinacagim.” O zaten her zaman tehlikeli gördügü durumlarda hemen tasinmaya karar verir! Bu sefer az daha benim de destegimi almisti. Özellikle o telefon olayindan sonra. Bizim telefonumuz oldu olasi cok kullanisli ufacik bir masanin üstünde durur. Fakat ne yazikki masanin boyu Olimpiyat ölcülerinin en azi kadar. Dolayisi ile, malumunuz Yasemin telefon fisini duvardan koparip, aleti yerlere firlatmis ve kirik dökügün ortasinda zafer naralari atarak: “Alo-alo-alo! ” diye bagirir. Bir arkadasi ile uzun bir telefonlasmaya hazirlanan annesi ise öfke ile iceri dalar ve cocugu kucagina alarak dizlerinin üstüne her vurusunda: “Pfui, pfui” diyerek bagirir. “Telefona dokunmak yok! Pfui, pfui! ” bu güncel pedagojik egitim basarili olur ve Yasemin artik: “Alo-alo-alo” demeyi birakir, fakat onun yerine: “Pfui, pfui! ” demeye baslar. Iyi ama bizim beklentimiz bu degildiki. Ben careyi, telefon masaciginin üstüne bir kac kalin sözlük kitabi koyup, telefonu da onun üstüne koyarak yüksekte kalmasini sagladim. Bir kac gün sonra eve geldigimde, -Ah Türkiye- kasetinin üstünde tokezlendim ve hemen telefonumuzun bozuldugunu anladim. Kirik dökük parcalari önünde dikilmis duran annesi kizgin kizgin: “Hakan, biz mahvolduk! Yasemin bizden intikam aliyor.” Gercekten Yasemin eski strateji bilgeligi kesfetmis: Düsmani en iyisi kendi silahiyla vurulmali! ! Yani, Yasemin bir kac tane yastigi üst üste koyarak boyunun 1,40m ulasmasini saglamis ve böylece kolaylikla telefona ulasmayi becermis. Bizim yasam seviyemiz gittikce degismeye basladi. Mektup kaplari ve kitaplar dolabin üstünde güvence altina alindi. Kap kacak duvarlardaki civilere asildi. Daktilom öyle yakismasada saat dolabinin üstüne koydugum radyo’nun üstüne yerlestirdim. Tüm kursun kalemler, dolma kalemler yazi odamin (aslinda süpürge odasi idi)  tavandaki ince bir ipe asili idi. Tüm olanlardan habersiz, komsumuzun kücük oglu, sözlemseli kücük bir maasla, günde üc sefer bahcemizde yigilmis olan esyalari toplayarak bize bir isaretle haber veriyor. Tüm yasamimiz git gide karmasik bir hale geldi. Ev esyalarimizin tümü yavas yavas dolaplarin iclerine yerlesti, kim telefon etmek isterse hala kapagin üstüne cikmak zorunda kaliyor. Her zamanki gibi ileri görüslü olan annesi benden gelecekte Yasemin’den ne beklenebilir diye bilmek istedi. Herhalde birinci derecede klass bir basketbol’cu olur diye tahmin ettim. “Belki haklisin Hakan” diye ümitsiz cevapladi annesi. Kiz artik sandaliye’lerin üstüne tirmaniyor. Yasemin üst üste koydugu bir kac yastigin üstüne, oradan da tüm sinir sistemimizin üstüne. Yasemin’in bu hareketligi saglamadaki basarisinin nedeni Hebels’in ilericilik yasasindan esinlenme olmali! Böylece yeni yasam seviyemiz 1,60m lara kadar tirmandi. Eger kaldiysa tabii tüm kirilacak esyalari dolabin en üstüne konuldu. Zaten bu hikayeyi de 1,80m yükseklikten yaziyorum. Tabii ara sira kafami tavana carpiyorum ama buranin havasi cok daha iyi. Insan her seye alisabiliyor ve insanin cocukları bu aliskanliklara daha da yenilerini eklenmesine neden olabiliyor. Ve Yasemin uzuyor da uzuyor. Pfui, pfui, pfui. Annesi dün gece agacin en üstünde dikis isleriyle ugrasirken aniden bagirarak titreyen parmagiyla asaga isaret etti: “Hakan! Baksana! ” </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocugum-buyumeye-balsarken-siiri/</link>
<guid>644536</guid>
<pubDate>2007-01-28T12:38:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Bilinmeyen Denklemsin Sen</title>
<description>Sevgisiz, aşksız, geçti yıllarım, aştık artık otuzsekizimizi, Gözlerimde bir doyumsuzluk, hep aradı yeşil gözlerini, Hayal ettim yıllarca, birleşen elleri, sarılan belleri, Aşkın zehirinden, sevginin suyuna, hasret kalmışım ben.  Zamanı durduramadım, beyazlayan saçlarımı siyahlatamadım, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bilinmeyen-denklemsin-sen-siiri/</link>
<guid>608306</guid>
<pubDate>2006-12-16T07:38:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Sen ve Ben</title>
<description>Bir yol biliyorum, Bir ucu sen, bir ucu ben. Bir şiir yazıyorum, Kalemi sen, kağıdı ben.  Bir çiçek biliyorum, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-ve-ben-250-siiri/</link>
<guid>608305</guid>
<pubDate>2006-12-16T07:05:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Senden Başkası</title>
<description>Kapansın yollarım sensiz gidersem, Son gülüşüm olsun sensiz gülersem, Kahrolayım sende başka seversem, Haram olsun bana senden başkası.  İlk değil ama son sevgilim, gerçek aşkımsın, </description>
<link>https://www.antoloji.com/senden-baskasi-6-siiri/</link>
<guid>608303</guid>
<pubDate>2006-12-16T07:00:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Gurbetsin Gurbet Elsin Bir Şey Diyemem</title>
<description>Garip insanların var boynunu eğen, Kara bulutların var dağlara değen, Olmaz umutların var dersin, seç beğen Gutbetsin gurbet, elsin bir şey diyemem.  Mutsuz bugünler'de büyü kaderim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gurbetsin-gurbet-elsin-bir-sey-diyemem-siiri/</link>
<guid>607543</guid>
<pubDate>2006-12-15T13:13:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Senin Sayende</title>
<description>Unuttum sevgiyi ben yıllar önce sayende, Üç kuruş para için sattın beni Almanya'da, Yırttım attım resmini, adın kaldı bir bende, Bıraktığın gonca gül soldu artık kalbimde.  Talan oldu aşk bahçem, hancer kalbimde, </description>
<link>https://www.antoloji.com/senin-sayende-5-siiri/</link>
<guid>597150</guid>
<pubDate>2006-12-04T09:22:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Nur ein Wunsch?</title>
<description>Ein Mann wird krank am Wunsch, dem einen: Nur einmal laut HINAUSzuweinen! Das waer ihm eine rechte Lust - doch, ach, es fehlt dazu der Fraus Brust. So bleibt es bei der alten Pein: Er weint nur still in sich HINEIN. </description>
<link>https://www.antoloji.com/nur-ein-wunsch-siiri/</link>
<guid>595856</guid>
<pubDate>2006-12-02T15:08:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Unsere Liebe</title>
<description>Wir haben uns - jeder für sich - gegen sie gewehrt. Wir haben sie als unmöglich verworfen. Wir haben versucht, </description>
<link>https://www.antoloji.com/unsere-liebe-siiri/</link>
<guid>595852</guid>
<pubDate>2006-12-02T15:02:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Besen?</title>
<description>'Mein Besen steht in der Ecke' Und was wird aus mir und dem Zimmer und woher ist der Staub gekommen und ist es wirklich nur Staub?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/besen-siiri/</link>
<guid>595845</guid>
<pubDate>2006-12-02T14:49:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Angst</title>
<description>Meine Angst ist so gross geworden dass sie vor nichts mehr Angst hat.  Meine Angst ist so gross geworden </description>
<link>https://www.antoloji.com/angst-siiri/</link>
<guid>595837</guid>
<pubDate>2006-12-02T14:40:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Meine Angst</title>
<description>Meine Angst ist so gross geworden dass sie vor nichts mehr Angst hat.  Meine Angst ist so gross geworden </description>
<link>https://www.antoloji.com/meine-angst-siiri/</link>
<guid>595834</guid>
<pubDate>2006-12-02T14:39:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Meine Heimat</title>
<description>Als ich meine erste Heimat verloren hatte und als ich in meiner zweiten Heimat und in meiner Zuflucht  und in meiner dritten Heimat </description>
<link>https://www.antoloji.com/meine-heimat-siiri/</link>
<guid>595829</guid>
<pubDate>2006-12-02T14:31:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Kızım 3</title>
<description>Sen Tanrı'ya dilenen dilek, Göklere uzanan ellerimsin! Sen gözümden süzülen yaş, Tek düşüncem, hasretimsin! Sen yaşadığım bir ömür, En güzel günlerimsin! </description>
<link>https://www.antoloji.com/kizim-3-3-siiri/</link>
<guid>573051</guid>
<pubDate>2006-11-03T12:16:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Brav oder nicht? ! ?</title>
<description>Ein Mann, als Ehemann sonst braever, Geriet an einen netten Kaefer, Mit dem er sich, moralgekaeftigt, Aus reinem Wissensdrang beschaeftigt. Er glaubt’ denn auch, er haett entdeckt, Ein neues, reizendes İnsekt. </description>
<link>https://www.antoloji.com/brav-oder-nicht-siiri/</link>
<guid>560077</guid>
<pubDate>2006-10-15T13:21:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Meine Angebetete</title>
<description>İch sehe dich in einer Kerze Licht İm Rahmen einer dunklen Pforte stehn. Du spürst die Kühle von den Bergen wehn. Du frierst ja, Frau… dennoch weichst du nicht.  Du schaust mir nach, der in die Nacht enteilt, </description>
<link>https://www.antoloji.com/meine-angebetete-siiri/</link>
<guid>560074</guid>
<pubDate>2006-10-15T13:20:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Gut und Schlecht</title>
<description>Ein Guter- und solch ein Mensch ist rar! - Hilft gegen Traenen rasch und in bar!  Ein Schlechter gibt nicht einen Pfennig, Doch weint er dafür mit ein wenig. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gut-und-schlecht-siiri/</link>
<guid>560071</guid>
<pubDate>2006-10-15T13:18:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Meine Reue</title>
<description>Der Himmel ist so kalt und schwer. Nun faengt es bald zu schneien an. Was ich dir auch zuleid getan: Mir tat ich mehr.  Die Flocken decken manches ein, </description>
<link>https://www.antoloji.com/meine-reue-siiri/</link>
<guid>560068</guid>
<pubDate>2006-10-15T13:16:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Zeit Danach</title>
<description>Schlag auf dein Bett für mich als Gast, Weil du auf mich gewartet hast, Will ich dich heute lieben, Auch wenn du nicht oft hast geschrieben.  Wieg mich in deinen Armen ein, </description>
<link>https://www.antoloji.com/zeit-danach-siiri/</link>
<guid>560065</guid>
<pubDate>2006-10-15T13:12:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Meiner Frau 2</title>
<description>Oh, dass ich dich fand, Einzig warm und fest, Hand in Meiner Hand, Hand, die mich nicht laesst!  Meiner Sinne Sinn, </description>
<link>https://www.antoloji.com/meiner-frau-2-siiri/</link>
<guid>560064</guid>
<pubDate>2006-10-15T13:11:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 <item>
<title>Du 2</title>
<description>Du kannst nicht sein, du kannst dich nur verschwenden, Kannst bleiben nicht, die Erde wandert alle Enden, Du kannst nicht sammeln, jedes Gold wird Blei, Und nichts ergreifen, alles schwirrt vorbei, Du kannst nicht wissen, denn es war schon Trug, Du kannst nur lieben. Lieben ist genug! </description>
<link>https://www.antoloji.com/du-2-siiri/</link>
<guid>560062</guid>
<pubDate>2006-10-15T13:10:00+03:00</pubDate>
<author>Hakan Torlak</author>
</item>
 </channel>
</rss>
