<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Hafize Kılı&#231; 2 Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sevgi günü</title>
<description>Sevgiye inanıyorum ancak sevginin bedeli hediye değil   Eğer sevgi denen şey beyninde dönüyorsa uykunu bölüyorsa  Gün içinde sol yanını tırmalıyorsa işte bu sevgi ve aşkdır  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgi-gunu-12-siiri/</link>
<guid>2323109</guid>
<pubDate>2017-02-14T19:17:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Kurban bayramı</title>
<description>Sevgili dostlarımın ve tüm Müslüman aleminin kurban bayramını huzur ve sağlıklı şehit haberi almadığımız sevgiyle kucaklaştığımız ve birlikteliğimizin ülkece ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçmekteyiz dilerim kurban bayramı vesilesiyle bunlar son olur huzura kavuşuruz sevgilerimle. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kurban-bayrami-49-siiri/</link>
<guid>2277893</guid>
<pubDate>2016-09-10T09:27:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Adam hasta</title>
<description>Adam hasta, ve daha kırk iki yaşında. Doktor çekilen filmlere bakarken suratı asılır! Adam soruyor, neyim var, ne gördünüz bu filimde diyor. Emin değilim ama başka bir doktora göndereceğim diyor. Kanser miyim? Emin değilim ama gördüğüm bu filimde bu kanıya vardım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/adam-hasta-siiri/</link>
<guid>2092876</guid>
<pubDate>2015-02-07T10:21:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Ağlıyan resim</title>
<description>Bir hıçkırık duyup irkildim birden. Manasız gözlerle etrafa baktım. Anlam veremedim gelen seslere. Rüya gördüm sandım sonra anladım.  Nereden geldiği belli olmayan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/agliyan-resim-siiri/</link>
<guid>2044194</guid>
<pubDate>2014-09-21T22:22:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Daima hayatımda bir şarki gibisin</title>
<description>Dinlediğim şarkıda şu anda seni gördüm,  Hüzzam değildi makam hicazdı dinlediğim. Yazdığım güftelerin ilhamında sen verirsin, Kanımca her bestede gül gibi açan sensin.   </description>
<link>https://www.antoloji.com/daima-hayatimda-bir-sarki-gibisin-siiri/</link>
<guid>1976715</guid>
<pubDate>2014-03-16T12:51:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Şarkısın</title>
<description>BİR ŞARKISIN    Dinlediğim şarkıda şu anda seni gördüm, Hüzzam değildi makam hicazdı dinlediğim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-sarkisin-3-siiri/</link>
<guid>1976714</guid>
<pubDate>2014-03-16T12:48:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Dünya kadınlar GÜNÜ</title>
<description>GÜNÜ BUGUN SEKIZ MART   Buyrun bakalım ne olmuş geçen seneden beri.Dünya kadınları için ne değişti anlatın haydi, değişen bir şey yok mu? tabi ki yok artan şeyler var. ilk başta töre cinayeti, gasp, tecavüz, şiddet.İşte insan hakları, işte avrupa yolu. Hala kadını bir araç gibi gören bir toplum ve kuluçka makinası gibi çalışan kadın. Haklarını ihlal eden, hatta fikir beyan etti diye idam mahkumu olan kadınlar için bir yılda bir defa sekiz mart. Ne işe yarar ki? Sorun bakalım, sokaktaki adama sekiz mart nedir? Ne anasına saygısı var, ne eşine, ne kızına sadece kadın yemek yapsın, evi temizlesin ve sevmiş sevmemiş, saygı duymuş duymamış hiç önemli değil.Başında bir adam olsun, ona koca olmuş. Orada ölecek, dönmeyecek zihniyeti hala mevcut. Bir ülkede yalan bu gelinlikle girdiğin evden kefenle çıkarsın lafı yalan. Baba evine dönerse, kazandan düştük diye sevinen baba, kazana bir kişi daha eklenecek, hatta kadın çaresiz yavrusunu da getirirse korkusu var. Yoksa evladı için değil, ondan önce eşine anasına saygı duymuşmu, onu insan gibi görmüşmü ki.Kızlar okumaz, kariyer yapmaz, tabi vurup kafalarına yumruğu kullanılsın değil mi? Ah kadınlar ah, on üç yaşında ki kızları para karşılığı satıp, parasını yiyen baba. Töre böyle diyenler, siz nasıl Allah’ın huzurunda hesap vereceksiniz? Aslında Avrupa farklı mı, hayır orada da şiddet var, kadın eziliyor ama biz imanlı ve hak hukuk gözeten bir toplumuz diye övündüğümüz için çok üzücü geliyor. Aslında insan insandır diyebilsek, o da, sen de yaratıldın ve birbirine muhtaç iki birey. Saygı, sevgi duyulması gerek kadın bir çiçek gibi narin güzel ve sevgi dolu. En önemlisi kadın ana, kadın yar, kadın eş, kadın aş, kadın aşk, kadın güzel bir varlık ve dünyanın temeli. O halde kadını incitme hakkı yok, kimse bu hakka sahip değil ve olamaz da. Haydi kadınlar, bizsiz dünya dönmez o halde kendimizi sakın harcamayalım ve yerimizi bilelim, bulalım. Mücadele edelim, biz varız diyelim ve dünyanın bizsiz olması, karanlıkta kalması demektir. Dünya kadınlar günümüz kutlu olsun, bizler birer çiçeğiz. Çiçeğe gerek yok sevgi saygı istiyoruz. Çiçeğe kanmayın, şiddete hayır, töreye hayır, tecavüze hayır, yıpratılmaya, kullanılmaya hayır.Ben bir insanım ve cinsiyetim kadın demeliyiz. Varız, o halde bütün kadınlar haydi el ele dünyaya meydan okuyalım. ////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////bu siir degil gercek bir hayat hikayesi. Mendilci Kız, Her sabah gördüğüm, bazen mendil aldığım mendilci kız, seninde dünya kadınlar günün kutlu olsun. Bu gün sabah çok kar var, hava çok soğuk. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dunya-kadinlar-gunu-21-siiri/</link>
<guid>1524148</guid>
<pubDate>2011-03-07T17:06:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Ramazan farklı bir gün</title>
<description>RAMAZAN FARKLI BİR GÜN  Bugün rahmet, bereket ve huzur dolu bir ayın başlangıcıdır. Gelin bu gün her günkü halinizden farklı bir gün yaşayın. 12 ayın sultanı olarak değerlendirilen bu kutsal Ramazan ayının başlangıcındaki farklı yaşama başlarken geçireceğimiz saatler ister istemez bizi birbirimize karşı biraz daha dikkatli davranmaya sevk edecektir. Pekiyi nasıl diye sorarsanız anlatayım. Öyle inanıyorum ki bu anlattıklarıma uyar ve tatbik ederseniz kalbinize huzur dolar akşama kadar mutluluk içinde bir gün geçirirsiniz. Çünkü iki günü bir olan ziyandadır mealindeki hadisi şerif ten yola çıkarak konunun önemine değinmek istiyorum. Evet, bu sabah her günkü hâlinizden farklı bir gün olan oruçlu olarak yaşamaya başladığınızı önce gönlünüzde hissedin ve aynaya gülümseyerek Allah’ım sana şükürler olsun diyerek güne başlayın. Kapıdan dışarı çıkarken, balkondaki yaşlı amcaya selam verin. Hâlini hatırını sorun “Bugün ne kadar iyi görünüyorsunuz” diye bir de iltifat edin ve elinden öpmek için usulca izin isteyin ondan. Yolunuza devam ederken karşılaştığınız ve yüzüne aşina olduğunuz bir dostunuza şöyle dikkatlice bakıp bu gün ne kadar güzel olduğunu söyleyin; ama gerçekten içten söyleyin bunu. İnanmazsa, neden güzel oluğunu ayrıntılarıyla anlatın. Giydiği elbisenin verdiği şıklıktan ya da saçının tarama biçiminden, ne bileyim kravatının kıyafetiyle sağladığı uyumdan veyahut da en güzeli, gözlerindeki ışıltıdan bahsedin. Yani bir şekilde onu mutluluktan gülümsetin. Bugün size nasıl davranılmasını istiyorsanız, öyle davranın herkese. Eğer arabanız yoksa ve gideceğiniz yere toplu taşım aracıyla gidecekseniz çok sert bir yüz ifadesiyle bakmayın etrafınıza. Oruçlu insanın metanetiyle davranışlarınızı kontrol ediniz ve hafif, tebessümlü olsun dudaklarınız. Yanına oturduğunuz kişiye selam verip “merhaba” demeyi unutmayın. Yolda ağlayan bir çocuk görürseniz, eğilip gözyaşlarını silin. Onunla dertleşin, küçük diye sakın hafife almayın. İnanın küçüklerin dünyası, büyüklerinkinden daha büyüktür. Ve hemen çocukluğunuzu aklınıza getirin, çocukken ne kadar küçük şeyler için ağladığınızı fark edin. Şimdilerde de hâlâ o küçük şeylere ağladığınızı anlamayı ihmal etmeyin. Değerli dostlar, oruçlu halimizle farklı bir gün yaşamaya devam ediyoruz. Bu gün canınızı hiç sıkmayın. Hiçbir şey yapmak istemiyorsanız hemen bir kitap elinize alın ve okumaya başlayın ki ruhunuz nefes alsın. Biliniz ki ruhunuzun huzuru satırlar arasında gizlidir. Huzuru kitap sayfaları arasında bulmayı öğretin kendinize. Bugün gözleri görmeyen birine yardım edin. Ellerini tuttuğunuzda, ona acımayın. Ve lütfen ona ne kadar şanslı olduğunu söyleyin. Belki yüzünüze tuhaf bakacaktır ve “Bunun neresi şans? ” diyecektir. Ona şunu deyin, “Olur mu? en azından yürüyorsunuz ve duyuyorsunuz. En güzeli de konuşuyorsunuz ve kulaklarınızla bizim görerek keşfedemediğimiz birçok ayrıntıyı keşfedebiliyorsunuz” dediğinizde, inanın çok; ama çok şaşıracaktır. Bu gün kendiniz dahil olmak üzere hiç kimsede eksiklik görmeyiniz. İçinde bulunduğunuz bu farklı günün ne kadar güzel olduğundan, harikalığından ve dünyanın birazcık ta olsa sükunete bürünmüş olduğundan ve bu sükunet içindeki kuşların cıvıltısından, esen rüzgârın serinliğinden mutlu olun. Bir de bu kadar çok güzelliğe hiçbir ücret ödemeden sahip olduğunuzu fark edin ve çevrenizdeki bu kadar güzelliklere tek başınıza sahip olduğunuzun keyfini çıkarın. Bütün kötülükleri aklınızdan çıkarın. Bugün bir iyilik yapın kendinize ve hep iyi şeyler düşünüp iyi şeylerin hayalini kurun. Kötümser olmaktan uzak durun bu gün. Bugün uzun zamandır aramadığınız bir arkadaşınıza ya da aile dostunuza mesaj atın. “Uzaklıların, ayrılıkların sözde olduğunu ve mesafeler uzadıkça, gerçek dostluklar ortaya çıktığını” anlatın mesajınızda. Belki bu mesaj hatırına o da güne, yaşama güzel başlar ve sevdiklerine güzel bakar. Bu günü fırsat bilerek çevrenize sevgi ve saygılarınızı iletin. Çünkü siz çevrenize nasıl bakarsanız, yaşam öyle görünür; siz nasıl isterseniz, hayat öyle sunar güzel ya da çirkinliklerini size. Hadi bir kenara bırakıp sıradanlıkları ve dahi kötü olan ne varsa her şeyi. Mesela bugün söz verin kedinize, her ne olursa olsun umudu kaybetmeyeceğim, diye. Önce kendinize, sonra hiç tanımadığınız kişilere; yani bütün insanlara sunun iyi dileklerinizi. Ve bu akşam başınızı kaldırıp yıldızlara bakın Gökyüzündeki yıldızlar arasında o muhteşem sükuneti seyredin ruhunuzu dinlendirin ve bir süre hayal aleminde dolaşın. Unutmayın böylesi hayaller insanı yaşatır ve huzur verir. Hayırlı bir ramazan diliyorum.&#12288; ... Çocukluğumun ramazanı </description>
<link>https://www.antoloji.com/ramazan-farkli-bir-gun-siiri/</link>
<guid>1438065</guid>
<pubDate>2010-08-12T02:52:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Şehit babalarının babalar günü</title>
<description>Şehit babalarının babalar günü  İçimi terk etti bir şeyler Babalar günün kutlu olsun İçimi terk etti bugün sensiz sevgilerin Babacığım... </description>
<link>https://www.antoloji.com/sehit-babalarinin-babalar-gunu-siiri/</link>
<guid>1411045</guid>
<pubDate>2010-06-20T09:56:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Sensiz Yok Oluyorum</title>
<description>Anlamsız bir çarpıntıydın içimde  Göçmen kuşlar gibi Bir gelir bir giderdin aldırmazdım Yıllar önce Ahh zavallı yüreğim ah Ne fırtınalara tanık oldu </description>
<link>https://www.antoloji.com/sensiz-yok-oluyorum-2-siiri/</link>
<guid>1365342</guid>
<pubDate>2010-03-26T08:24:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Yemek ve yillar</title>
<description>Bir öğle arası karnımızı doyurmak için girdiğimiz kebapçıdaki manzara;  Ortam harika ve temiz. İlk defa girdiğimiz bir yerdi oysa, sanki öyle tanıdık bir yer ki. Rahat bir ortam, güler yüzlü garson. Ne yiyeceğimizi sorduktan sonra, siz bilirsiniz ama yöresel bir tat bu, denemek istermisinzi dedi. Olur deneyelim dedik ve siparış verdik. Kısa sürede siparişimiz geldi. Gerçekten mükemmel bir tat. İyi ki tavsiyeyi dinledik dedik, doyasıya ve gönül rahatlığı ile yiyorduk ki, duvarda gözüme ilişen bir yazıda şöyle diyordu; ' sayın müşterilerimiz, mutfağimiz daima denetiminize hazırdır '. Şöyle düşündüm, işletmecinin çok aklıllı olduğunu gösteren bu yazı ancak kendine öz güveni olan birisini işaret ediyor olabilirdi. Bir ikincisi de kendine güvenmese bunu yazmazdı düşüncesi. Ben şahsen ikinci şıkkı düşündüm ve hafif gülümsedim, akıllı bir işletmeci diye çevreye göz atınca, bir çok yerde göremeyeceğiniz şekilde temizlik kokusu vardı aslında. Ama salonun temizliği, düzeni ve tabi ki al benili olmalı ki müşteri gelsin. Esas işin üretim yapılan bölümü, yani mutfak. İşin bilincinde olan bu işletmeci, bu duvardaki gayet okunaklı yazıyla bunu ekarte etmişti ve güven vermişti. Herkes benim gibi iki fikir yürütemez ya da güveni irdelemez. Benim de bu kadar derin düşünmeme neden, bir zamanlar işletmecilik yapma sebebiyle oluyor.  Yemek yiyip bir yandan da bu düşünceler içerisinde iken, karşı masaya bir çift süzüldü. Adam iri cüsseli, kadın zayıf, narin bir yapıda ama yürüsem mi yoksa yürümesesem mi diye ağır adımlarla, sanki bir mahkemeye çıkıyor gibi isteksiz. Bezgin adam umursamaz bir tavırla, hart diye sandaliyeyi çekip oturdu. Kadın kendi kendine bir bakındı ve sandalyeye ilişti, emaneten oturmuş gibi oturdu. Boş gözlerle bir noktaya bakıyordu, rengi solmuş, bir hastalıktan yeni kalkmış, nekahat döneminde gibi sanki. Ya da çok kötü bir hastalık haberi almış gibi. Gözümü ayıramıyordum, ister istemez bakıyordum. Aralarında da oldukca yaş farkı gözden kaçmıyordu. Sandalye hafif sallansa, düşecekti. Ürkmüş bir serçe kuşu gibiydi, adam hemen menüyü aldı bir şeyler seçti. Sanırım garsonda gelmişti ve siparişi verdi. Bu arada sen ne yiyon kız dedi, sesini birileri kısmıştı. Belli belirsiz sen ne yersen dedi. Ben o kadar yakın olmama rağmen dudak okuyarak zor anlıyordum, adam aynı yemekten iki tane dedi. Ne içeceğini bile sormadı. Neyse siparişler geldi, servis yapan garsonunda gözünden kaçmamıştı bu hal ve tavırlar. Adam hemen yemeğe başladı, karşısındaki kadın gözlerini adama dikmiş, öyle bir bakıyor ki, gözleri asla hareket etmiyor, yemeğede dokunmuyordu. Kadın ağlıyordu ama göz yaşıyla değil, gözleri göz yaşı dökmeden ağlıyor. İçi ağlıyordu, kim bilir göz yaşını kaç yıldır dökmüştü. Belki göz yaşı bitmiş yada artık isyan etmiş ve akmıyor. İçeriden bir yol bulmuş gidiyordu ama kesinlikle ağlıyordu. Dalgın, kırgın, bezmişti bir şeylerden, gözleri ve ruhu derin derin ağlıyordu. Adam hiç oralıklı değil, yemek yemeye devam ediyordu. Bakımsız, pis yemek yiyişi bile iğrençti, belli ki kadından mutluluk uzaklaşmış hemde öyle uzaklaşmış ki el bile sallamadan gitmişti. Belki hiç uğramamıştı kim bilir. Kim neden bu hale getirdi? Eminim önce babası onu insan olarak görmedi ve evlat olarak görmedi. Ya berdel ya kuma yada alacak verecek silinsin diye vermişti bu adama. Canım yüzü öyle güzel, gözler kömür karası, solmuş tenininden göze çarpıyor. İşte canım kim bilir ne zaman bir aynaya bakmıştı. Bu güzel gözler kendini bile unutmuş bakınırken, göz göze geldik bak halime der gibi baktı. O arada yesene kız dedi adam, hırlar gibi bir sesle. Elini uzatıp, bir parça pidesinden kopardı ve zoraki çiğnedi. Yutkundu, sanki bir kaya vardı ağzında. Benim fark ettiğimi de fark etti ve göz ucuyla beni de süzüyor ve ağlıyordu, derin derin. Bir iki lokma yedi, yemedi adam önünden kendi önüne çekmişti. Kadın oh bir yükten kurtuldum der gibiydi... Aslında oturup uzun uzun tüm olup biteni yazmayı çok isterdim ancak kadının bakışı içimde sayfalarca yazmıştı, gördüklerim yetmişti. Günümüzün gerçeği maalesef daha bir hafta önce dünya kadınlar gününü kutladığımız şu günlerde, kadınların bu şekilde yaşaması beni son derece üzmüştü. İsmini bile bilmediğim bu kadının yaşamından kesitleri ve kendi duygu ve düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yemek-ve-yillar-siiri/</link>
<guid>1360963</guid>
<pubDate>2010-03-18T06:26:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>EKMEK VE ÇAMUR (Şiirin öyküsü)</title>
<description>Gurbet Meleği şiirleri   EKMEK VE ÇAMUR (Şiirin öyküsü)  Tahir bey işsiz iş aramış ve eve dönüyordu. Biliyordu ki evde ekmek yok, eli boş gidecekti. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ekmek-ve-camur-siirin-oykusu-siiri/</link>
<guid>1326266</guid>
<pubDate>2010-01-19T21:06:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Düşlerim de şiirsin</title>
<description>Düşlerimin arasına şiir düşmüş,  Yazıp okuyasım geldi düşümde hece hece, Seni yazmak geldi içimden, İsmini yazıp, düşlerime emanet ettim dün gece. Gördüğüm düşü hayra yorsam mı, Düşlerimin arasında şiirimsin sen, </description>
<link>https://www.antoloji.com/duslerim-de-siirsin-siiri/</link>
<guid>1309586</guid>
<pubDate>2009-12-25T02:15:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Gece Düşlerim</title>
<description>Düşlerimin arasına şiir düşmüş,  Yazıp okuyasım geldi düşümde hece hece, Seni yazmak geldi içimden, İsmini yazıp, düşlerime emanet ettim dün gece. Gördüğüm düşü hayra yorsam mı, Düşlerimin arasında şiirimsin sen, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gece-duslerim-siiri/</link>
<guid>1309583</guid>
<pubDate>2009-12-25T02:14:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Sen gittin ya</title>
<description>Sen gittin ya  Ben sana küsmedim  Bir çift sulu göz Bir yanı eksik bedenim Bıraktın sevdamı bana </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-gittin-ya-65-siiri/</link>
<guid>1305565</guid>
<pubDate>2009-12-18T07:36:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Bana hayat  veriyorsun</title>
<description>Bir bilsen ne halde olduğumu,  Sen yanımda benimle birlikteyken de özlüyorum seni. Her zaman yanımda olduğunu hissetmek Bir bakıma yetiyor bana. Demek ki beraberken de insan özleyebiliyormuş sevdiğini. Aynı havayı birlikte teneffüs etmek, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bana-hayat-veriyorsun-siiri/</link>
<guid>1284616</guid>
<pubDate>2009-11-09T06:26:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Şehitler af adin bizi</title>
<description>Can Evlatlarımız Şehitlerimiz Şehitler Af edin bizi size kurşun sıkanların bugün elini sıkacak devletımız af edin hakkınızı helal edin...   Ala boyanmış Ah şu şehitliklere bakın dop dolu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sehitler-af-adin-bizi-siiri/</link>
<guid>1271912</guid>
<pubDate>2009-10-19T08:25:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Uzakta Arama Sendeyim</title>
<description>Gurbetten sılaya köprü kurmuşum  Bir damlayken okyanusa dönmüşüm Ben sevgiyi yüreğimle görmüşüm Görmek istiyorsan gönlüme gel ordayım  Verdiğim sevgi sözünde hep durmuşum </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzakta-arama-sendeyim-siiri/</link>
<guid>1236370</guid>
<pubDate>2009-08-12T15:04:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>*Gurbet Meleği*</title>
<description>Gurbet meleği, hasret özlem yüklü Yanıktır, nahiftir, ariftir yüreği Duyguları sağanaktır, pınar olup Denizlere, Deryalara, Okyanuslara akar Akar gürül, gürül Gurbet Meleği  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gurbet-melegi-3-siiri/</link>
<guid>1225024</guid>
<pubDate>2009-07-24T16:48:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 <item>
<title>Sen çok uzaklardasın</title>
<description>Gökyüzünde yıldızlar parlayınca seni hatırlıyorum.  Uzatıyorum ellerimi hayal perdesinde seni buluyorum. Şimdi düşünüyorum seni, Akan bir ırmak içindeyim sanki, Kıyılara vuran dalgalar gibi ilerliyorum. Kalbimin dibe çöküşünü duyuyor musun? </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-cok-uzaklardasin-siiri/</link>
<guid>1218830</guid>
<pubDate>2009-07-13T22:24:00+03:00</pubDate>
<author>Hafize Kılıç 2</author>
</item>
 </channel>
</rss>
