<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Hadi &#214;nal Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sen İnsan Da Olamazsın!</title>
<description>SEN, İNSAN DA OLAMAZSIN!   Kendini ister Türk olarak değerlendir, İster Türk vatandaşı. İster Müslüman’ım de, İstersen iddia et mümin olduğunu! </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-insan-da-olamazsin-siiri/</link>
<guid>1461719</guid>
<pubDate>2010-10-05T09:25:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Uyku Cana Haram</title>
<description>UYKU CANA HARAM  Neler çektik neler ah şu sineye Riyaya, hileye, yalana yuh, yuh! Teslim olduk ABD’ye AB’ye Tarihine âmâ olana yuh, yuh! </description>
<link>https://www.antoloji.com/uyku-cana-haram-siiri/</link>
<guid>1450783</guid>
<pubDate>2010-09-11T09:36:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Utanmak Yetmezse</title>
<description>UTANMAK YETMEZSE…  Önce eğitimden başladı işe Bilime kör tıpa tıkan utansın Geçirildi gençlik seçmeli şişe Geleceğe kurşun sıkan utansın. </description>
<link>https://www.antoloji.com/utanmak-yetmezse-siiri/</link>
<guid>1450781</guid>
<pubDate>2010-09-11T09:22:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Biz Gerek Bize</title>
<description>BİZ GEREK BİZE  Alperen bakışlı, nurdan alınlı Yesevi nakışlı yüz gerek bize. Ezelden ebede lekesiz, şanlı Alparslan mayalı öz gerek bize. </description>
<link>https://www.antoloji.com/biz-gerek-bize-siiri/</link>
<guid>1450780</guid>
<pubDate>2010-09-11T09:20:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Korkularım</title>
<description>Korkularım   Ekmeğe uzanır elim Korkularım aştan yana Zamana direnir belim Korkularım yaştan yana </description>
<link>https://www.antoloji.com/korkularim-39-siiri/</link>
<guid>1279153</guid>
<pubDate>2009-10-31T16:45:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Şu Tılsımı Boz Gitsin</title>
<description>Yaralı anılarla yakınmaya gelmedim, Gönül hüzne alışık; çoklar kalsın, az gitsin. Sevdam vuslat delisi, bir ben bunu bölmedim Kül rengi gözyaşımda elem kalsın, haz gitsin.  Heybemde yalnızlığım bakıyor gözlerime </description>
<link>https://www.antoloji.com/su-tilsimi-boz-gitsin-siiri/</link>
<guid>1262113</guid>
<pubDate>2009-09-30T06:12:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>İyi Uykular Türkiye</title>
<description>İYİ UYKULAR TÜRKİYE!   Günler cemreleşti, katmerleşen dertlerimize belki çare olur diye iliklerimiz biraz güneş emsin dedik; dedik de bu sefer başımıza seçim derdi çıktı. Seçim ki ne seçim… Tüm çamurlar oldu çim, dikdörtgenin içi boş, yamuklar biçim biçim. “Efendim, isterseniz uzuneşek oynayalım! ” “Nereden mi çıktı bu uzuneşek? ” “Anlaşıldı, sen çıkanın farkındasın da gireni göremiyorsun. Bak! Mızrak çuvala girdi, vatandaş kazığa alıştı. Çorba, pilava karıştı. Geçmiş gelecekle barıştı. Vaatler unutuldu. Nefesler tutuldu. Uçtu, uçtu kuş uçtu. Uzakta kaldı körebe, şimdi kaykay rağbette.” İşte böyle cancağızım, gönül tahtlı sultanım. Öyle bir devri âlem ki; parsayı kapar tilki. Kokusu, aman Allah’ım tutmuş her yanı! Burnunun direğini sızlatır ta derinden. Yaş getirir gözlerinden.”Ulan senin çarkına da çıkınına da! ”, diyemezsin. Korku, devenin hörgücünde... La havle çekmek kim biz kim. Çene zımbalı… Sükût ikrardan diyeceğim ama ikrar nerede? Hırsızlık oya tahvil. Fitil lambada mahzun… </description>
<link>https://www.antoloji.com/iyi-uykular-turkiye-siiri/</link>
<guid>1150833</guid>
<pubDate>2009-03-25T22:10:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Bizim Köyün Destanı</title>
<description>YEDİ BÖLÜM SEKSEN BİR DİLİM TEKMİLİ BİZİM KÖYÜN DESTANI I Bizim köyde ayva ağlar nar pişer Bizim köyde bize göredir adet </description>
<link>https://www.antoloji.com/bizim-koyun-destani-siiri/</link>
<guid>1033041</guid>
<pubDate>2008-09-28T10:37:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Dost Dediğin</title>
<description>Dost dediğin; dost yüreğin sesini, Uzaklardan hissederek, gelmeli. Dost dediğin; dost kokan nefesini, Canda açan gül kokusu bilmeli.  Dost dediğin; dağ olmalı anında, </description>
<link>https://www.antoloji.com/dost-dedigin-22-siiri/</link>
<guid>995258</guid>
<pubDate>2008-07-31T14:44:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Türkçem</title>
<description>Türkçem  Düşüncemsin, duyarlığım, benliğim Kıta kıta, ülke ülke dil Türkçem Kimliğimsin, içtenliğim, yüreğim Gönül sazım türkü türkü tel Türkçem </description>
<link>https://www.antoloji.com/turkcem-12-siiri/</link>
<guid>994954</guid>
<pubDate>2008-07-30T21:16:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Korkularım Taştan Yana</title>
<description>Korkularım Taştan Yana  Ekmeğe uzanır elim Korkularım aştan yana Zamana direnir belim Korkularım yaştan yana </description>
<link>https://www.antoloji.com/korkularim-tastan-yana-siiri/</link>
<guid>994953</guid>
<pubDate>2008-07-30T21:13:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Ah Bir Doğrulabilsek!</title>
<description>Ah Bir Doğrulabilsek!    Kaderimiz hasretimizi büyüttü. Çırpınıp durdukça çaresizliğimize korkaklaştık. Ürker olduk sevdamızdan. Hakk’ın gazabına çarpılıp da rahmetinden mahrum kalanlarda sık sık rastlanan iç paniklerle yaşar olduk. İnançlarımızın zayıflığından mıdır yoksa imanımızın noksanlığından mı bilinmez ama fâsit bir korku deryasının azgın sularına kapılmış gidiyoruz. Fikren, zihnen, ruhen öylesine bir çöküntü içerisine girdik ki gittikçe belâgatte anlayışsızlaşıyor, düşüncede fakirleşiyoruz. Hâlimizi, mazimizle mukâyeseden dahî korkar olduk. Kendi vehmimizin cinnetini yaşıyor, gölge hayaletlerinin yaktıkları çıralarla yolumuzu görmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız ard arda gelen çirkinliklere dur demenin gücünü çoktan kaybettik. Simsiyah bir buluta yüklediğimiz umutlarımızın ardında amansız müzmin sıkıntılarla cebelleşen güçsüz bedenlerimizi sürükleyip duruyoruz. Nereye? .. Geçmişin imbiğinden süzülüp billurlaşan ne varsa hepsini bir bir terk ettik, ediyoruz. Önümüzde açılan açıldıkça nelerle karşılaşacağımızı bilemediğimiz bir sürü kapıyı zorlayıp duruyoruz. Doğduğumuz, serpilip boy attığımız topraklarda gurbeti yaşar olduk. Yakın kabul ettiklerimiz mi vefâsız yoksa uzak olanlar mı vefâlı ikilemini dahî düşünecek hâlimiz kalmamış. Hâfızası dumûra uğramış, düşünce yoksulu, his yoksulu bu hâlimizle sürekli irtifa kaybediyor, alçaldıkça alçaklıkları göremiyoruz. Yere çakılacağımızı bile bile gözlerimizi kapatmakla yetiniyoruz. Birbirimize karşı duyduğumuz güvenin yerine katmerli vefâsızlıkları; sevginin yerine kinleri, nefretleri; güzelliklerin yerine çirkinlikleri bina etmekte ustalaşıyor(!)  ustalaştıkça da birbirimizden kopuyor, yalnızlaşıyoruz.  Kendi ürettiğimiz musibetlerden yakamızı bir türlü kurtaramıyor çırpındıkça batıyoruz. Kendi ellerimizle yıktığımız binanın enkazının altında çaresizliğimizi ve suskunluğumuzu yaşıyoruz. İçte ve dışta ihânet şebekelerinin kurtuluş adına sundukları reçetelerin zehirli ilâçları ile bünyemiz tahrip edilirken biz hâlâ mânâ köklerimizi yok etmeye çalışan insafsız avcılardan medet ummak gibi bir garabetin peşine düşmüşüz. Yeis, ümitlerimizi sarıp sarmalamış. Düşüncelerimiz darmadağın, gözlerimiz ufukta ışık ararken önümüzdeki çukuru göremez olmuşuz.  Aklımız boyalı fantezilerin kurbanı olurken yüreklerimiz korku dağlarında, gırtlak ve mide avına çıkmış. Ritmi bozulmuş kalbimizle tekleyen nabızlarımıza daha ne kadar kan pompalayabiliriz ki? .. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ah-bir-dogrulabilsek-siiri/</link>
<guid>968443</guid>
<pubDate>2008-06-15T10:54:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Susmak</title>
<description>SUSMAK  Söylenecek çok şey varken, bunları söylemenin hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini anlayıp da sessizliğin sesine kulak vermek midir susmak? Susmak, gelişen olaylara ve durumlara karşı tek kişilik protesto mudur? Yoksa olana bitene razı olup kabullenmenin, boyun eğmenin değişik bir ifadesi midir? Bakıyoruz; sözlükler susmayı: konuşmamak, konuşmaktan kaçınmak, sükût etmek olarak tanımlamış. Tanım böyle de niye susar insanlar? Şimdi ben, susmayı ses tellerindeki enerjinin tasarrufu olarak değerlendirsem eminim gülersiniz bana. Korkunun ikizi desem dudak büker bazılarınız. Konuşma ihtiyacı hissetmemektir desem o zaman da insan olarak yaratılmanın sebebini sorgulamaya kalkışırsınız. Bir yanda son zamanların en revaçtaki sloganı: “Susma, sustukça sıra sana gelecek.” Diğer yanda: “Biliyorsan söyle ibret alsınlar, bilmiyorsan sus da adam sansınlar.” Yahut: “Çok bilen az konuşur, akıllı olan susar.” Şeklinde ne yapmamız gerektiğini öğütleyen sözler. Peki, nasıl kurtulacağız bu ikilemden. En iyisi: “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil” deyip de çekilmek mi köşemize? Hani bir bilge kişiye sormuşlar: “Üstat, bir insanın zeki olup olmadığını nasıl anlarsın? ” Tereddütsüz cevap vermiş bilge kişi: “Susmasından” “Ya hiç konuşmazsa” demişler. “O kadar akıllı insan yok ki” deyivermiş bilge kişi. Sahi susalım mı konuşalım mı? </description>
<link>https://www.antoloji.com/susmak-46-siiri/</link>
<guid>968151</guid>
<pubDate>2008-06-14T20:13:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Hayırdadır Nurlu Yol</title>
<description>Din günü uyanınca ufuklar sır uykudan Hayır diyen yoklanır, hayırdadır nurlu yol Saflar sağlam tutulsa, buhur yükselir sudan Hayır diyen koklanır, hayırdadır nurlu yol  Mahşer soluk alırken; perde kalkar aradan </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayirdadir-nurlu-yol-siiri/</link>
<guid>968145</guid>
<pubDate>2008-06-14T20:08:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Arayış</title>
<description>Gönül gurbetini sis bürüyünce, Kendimi ararım kendi kendimde. Yalnızlık peşimden can sürüyünce, Kendimi ararım kendi kendimde.  Bir dipsiz boşluğa asılır zaman, </description>
<link>https://www.antoloji.com/arayis-221-siiri/</link>
<guid>934535</guid>
<pubDate>2008-04-11T21:38:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Ah Iraklım vah Irak’ım</title>
<description>AH IRAKLIM! VAH IRAK’IM! …    Duyarsızlaşmak; duyum ve duyguları algılayabilme yeteneğini kaybetme. Haksızlığı görme; ancak bir tepkide bulunamama hali. Yalnız insanın değil, toplumların yaşayabileceği en büyük travma.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ah-iraklim-vah-irak-im-siiri/</link>
<guid>760487</guid>
<pubDate>2007-06-17T10:03:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Gümüşhane</title>
<description>Geçit oldun, mor dağlara yol verdin Türk’e kale, kaleye sur, her bendin Özlemimdin, hep yaşadın, benleydin  Gümüşhane gönüllerin gül bağı Sevenlerin düşünemez ırağı </description>
<link>https://www.antoloji.com/gumushane-3-siiri/</link>
<guid>508968</guid>
<pubDate>2006-07-31T22:58:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Uyku</title>
<description>Uyku zaman hırsızı Gecenin nazlı kızı Tatlı rüyalarıyla Çalar zamanımızı </description>
<link>https://www.antoloji.com/uyku-63-siiri/</link>
<guid>499203</guid>
<pubDate>2006-07-16T10:05:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Gül Muhammed</title>
<description>Rabbim seni gül yarattı, gül dedi Amine’nin dizinde gül Muhammed Hamuruna sevgi kattı, gel dedi Ashabının gözünde gül Muhammed.  Umut sensin; gönüllerde minbersin </description>
<link>https://www.antoloji.com/gul-muhammed-2-siiri/</link>
<guid>452896</guid>
<pubDate>2006-05-13T20:13:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Sahnenin Arkası</title>
<description>Uçuruma nikâh kıyanlar, İrtifa iffetin dostu dediler. Unuttuldu sevdalar. Unutturuldu sevdalılar  Çare ayıba tutsak, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahnenin-arkasi-siiri/</link>
<guid>434676</guid>
<pubDate>2006-04-23T10:29:00+03:00</pubDate>
<author>Hadi Önal</author>
</item>
 </channel>
</rss>
