<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. G&#252;rkal Gen&#231;ay Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Berzan</title>
<description>“A”  {asme}  göğ yitirmiş toygar gibi tutundular kırın yaşayan ruhuna. “geçmek bilmeyen geçmiş”in itkisinde çocuk oldular oyuncaksız, </description>
<link>https://www.antoloji.com/berzan-siiri/</link>
<guid>1924621</guid>
<pubDate>2013-10-24T08:44:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>0015. Butimar'ın ÖldüğüYer  I  Yönetilmiş Merakı Çocukluğumun</title>
<description>(Emin olunan şeylerin ardındaymış, en büyük hayâl kırıklıkları...)                  Küçüktüm... </description>
<link>https://www.antoloji.com/0015-butimar-in-olduguyer-i-yonetilmis-meraki-cocuklugumun-siiri/</link>
<guid>1345058</guid>
<pubDate>2010-02-18T16:05:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>29-)  Yarınları Tüketmek Dünden / Kendisileşemeyen KESK</title>
<description>KESK; taşımacılar, maliyeciler ve sağlıkçılar gibi kendine bağlı tüm sendikaların genel merkezlerine bildiri göndererek 24–28 Aralık tarihlerinde yapılması kararlaştırılan 'Demokrasi Yürüyüşü”nün Abdullah Öcalan'ın ülke gündemindeki sıcak yeri dolayısı ile uygulanabilirliği yönünde yeni bir görüş talep etmiştir.   Aslına bakılırsa (ki ben böyle okudum bu tavrı)    KESK bu bildiriyi kendine bağlı sendikalara deklare ederek eylemin yapılmaması cihetinde bir mesajı üzeri örtülü olarak vermiştir. Ve: — “Demokratik teamüller gereği, biz sendika genel merkezlerine konuyu taşıdık ve görüş istedik. Bize ulaşan ortak görüş ve sonuç itibarı ile de yürüyüşün iptal edilmesi kararını verdik...'' sığınmacılığı ile topu sendikaların genel merkezlerine atmıştır.  Sendikaların genel merkezleri ise şubelerine, “içinde bulunduğumuz gergin süreçte söz konusu Ankara yürüyüşünün provokasyona uğratılabilme ihtimalinin yüksek olduğu'' öngörüsünü içeren bildirileri tebliğ etmişlerdir. Yani, onlar da topu şubelere atmışlardır. Ben de bir sendika şube yöneticisi olarak diyorum ki: </description>
<link>https://www.antoloji.com/29-yarinlari-tuketmek-dunden-kendisilesemeyen-kesk-siiri/</link>
<guid>1083519</guid>
<pubDate>2008-12-17T15:02:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>26-)  Yarınları Tüketmek Dünden / Devrimci(!)  Selâmlar Gözüm...</title>
<description>Hazret yine münasip yerlerinden uyduruyordu.   -  ''Başörtüsü zulmüne son...'' ve başörtülüler dâhil, herkesi şaşırtıyordu. / Hazret nazik organlarından uydurmaya devam ediyordu. -  'Anamın kırk yıllık başörtüsüne uzanan elleri kırarım...' -  'Özgürlüklerdi, hakti, gaktı, guktu...' </description>
<link>https://www.antoloji.com/26-yarinlari-tuketmek-dunden-devrimci-selamlar-gozum-siiri/</link>
<guid>1083466</guid>
<pubDate>2008-12-17T13:51:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>25-)  Yarınları Tüketmek Dünden / Alçakların En Son Sığındıkları Kale; Vatanseverliktir*</title>
<description>(demokratikleşmede açılım ve barış sürecini inatla çıkmaza sürükleyenler; / çıkmaz sokakları yalnızca çocuklar severler! ..)    Yaklaşık iki sene önce bir ayağı Trabzon, diğer ayağı Sochi limanları olan bir yolcu gemisi içinde yolcu ve mürettebatıyla birlikte kaçırılmıştı. Gemiyi kaçıran eylemciler, Rusya'nın Çeçenlere uyguladığı politikalara, baskı ve zulümlere binaen bu eylemi gerçekleştirdiklerini söylüyorlardı. Bellerinde bomba, ellerinde kalaşnikof tüfeklerle, her fırsatta 'allah-û ekber' nidaları atan bu kişiler aşırı milliyetçilerdi. Bugüne kadar geçen süreçte buna benzer vakalar çeşitli versiyonları ile defalarca yaşandı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/25-yarinlari-tuketmek-dunden-alcaklarin-en-son-sigindiklari-kale-vatanseverliktir-siiri/</link>
<guid>1083423</guid>
<pubDate>2008-12-17T12:58:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>20-)  Yarınları Tüketmek Dünden / Lilâ Yağmurlar</title>
<description>Tren yolculuklarını oldum olası sevmişimdir...   İster şehirlerarası olsun, ister banliyö trenleri olsun, bir başka lezzeti getirirler hakir yürek soframa. İstasyonlar, her ne kadar şehrin içinde olursa olsunlar, adeta çok uzaklarda ve terkedilmiş gibidirler. Peronlarda, insan kalabalıklarına rağmen bir kasvetli yalnızlık kol gezinir ve gündüz saatlerinin ışımaları, gecenin renkli neon ışıkları, reklâm panolarının, sokak lâmbalarının gösterişli aydınlatmaları peronların hüzünlü karanlığını süpüremezler. Merdivenler her ne kadar “yürüyen” olsa bile, sanki taş basamaklardan tırmanılıyor gibidirler. Şehirlerin vücudunda bir doku uyuşmazlığı misali gibidirler. İnsanlar mecbur olmadıkça trenleri hatırlamazlar, bilmezler. Ama; hep kalabalıktır peronlar ve hep yalnızdırlar…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/20-yarinlari-tuketmek-dunden-lila-yagmurlar-siiri/</link>
<guid>1082867</guid>
<pubDate>2008-12-16T14:54:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>18-) Yarınları Tüketmek Dünden / ''...De Değişen Birşey Yok! ..''</title>
<description>Menemen'de Kubilay'ı katlettiler! ..   Onun genç bedenini alçakça, hoyratça yaraladılar, ayaklar altında ezdiler. .... ve çaresizce çırpınan bedenini iplerle bağlayıp, yerlerde sürüklediler. Kurtulmak istercesine çırpınan yüreğini, acıyla bakan gözlerini hiç görmüyor gibiydiler. Kan bürümüş gözleriyle, salyalar akan ağızlarıyla ve hayvani öldürme güdüleriyle sanki kudurmuş gibiydiler. </description>
<link>https://www.antoloji.com/18-yarinlari-tuketmek-dunden-de-degisen-birsey-yok-siiri/</link>
<guid>1082829</guid>
<pubDate>2008-12-16T13:51:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>08-)      Yarınları Tüketmek Dünden / Sol</title>
<description>sol yanımdan kan gitmekte gardaş,  sol yanım acımakta... buralarda yeşil pancurlu, beyaz badanalı evler olmaz gardaş bahçesinde kuzular meleşmez. aşk şarkıları yoktur radyomuzda, </description>
<link>https://www.antoloji.com/08-yarinlari-tuketmek-dunden-sol-siiri/</link>
<guid>1082779</guid>
<pubDate>2008-12-16T12:42:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>01-)  Yarınları Tüketmek Dünden / Şikâyet (Önsöz)</title>
<description>HAYVAN DOSTLARI  (Bu ne şizofrenik çelişki dostlar?)         'Bir toplumun medeniyet seviyesi hayvanlarına gösterdiği davranış ve ilgileriyle orantılıdır.' sözünü çok doğru buluyorum.”  Yazıya bu çerçevede girmiş olmam kimseyi yanıltmasın sakın…/ Üzülürüm sonra. Konuyu yalnızca bu ülkede yaşayan hayvanlarla ve onların yaşadıktan acılarla lokalize etmek gibi (derinliksiz- eksensiz)       bir niyetim yok. </description>
<link>https://www.antoloji.com/01-yarinlari-tuketmek-dunden-sikayet-onsoz-siiri/</link>
<guid>1082681</guid>
<pubDate>2008-12-16T10:53:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>Oğul - 4</title>
<description>(parçalanan kana dönmüş denizi; şimdi hangi ressam, hangi tuvale düşürebilir! ../ kararmış kanın rengi ve varlığın kutsi feri yerine,  gözbebeklerine sinen lâin barut kokusunu /  hangi paradoksal öfke,  hangi başıbozuk ayaklanması düşürebilir tarihin onmaz mitolojisine. / kâr etmez artık yüzdürsen de, çatalağızlara sakladığın gemileri/ ve tutuştursan kendi çocuklarını yutan bednam denizleri. /  kâr etmez / ki geçmektedir zaman, adını verdiği soykütükçü şövalenin gölgesinde. / artık nafiledir, altın çağ ve yitirilmiş cennet söylencesiyle muştulanan şarap / ve /   zer-î sikke ve de pul /  unutma ki, gem vurulmuş kutsal dehşetin çatışkısında / kan; / kanla yıkanır Oğul! ..)                      </description>
<link>https://www.antoloji.com/ogul-4-3-siiri/</link>
<guid>825781</guid>
<pubDate>2007-10-06T19:32:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>Oğul - 2</title>
<description>(dağlarda “mem u zin” idiler./ koyaklarda destan, dargeçitlerde hılbéste, zozanda türküydüler/ parçalandılar, asimile edildiler/ ve direnmenin bedelini ölümler ile ödediler.// tanrısal merkezlere koydular güçlüler kendilerini/ ve aynılaştıramadığı bahçelere “öteki”  dediler./ kafatası avcılığı, türcülük ve inatçı bir istilâcılık; onurlu insanın giymeyeceği bir kirli çul,/ hiçbir ülke, mutlu bir evden daha iyi değildir Oğul! ..)                -I- </description>
<link>https://www.antoloji.com/ogul-2-6-siiri/</link>
<guid>822358</guid>
<pubDate>2007-10-01T01:09:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>Oğul - 3</title>
<description>(minik kuzu; henüz sarılamadan memeye/ ve anne koyun daha doyamadan bebeğe/ adandı bir kanlı sunakta/ habil’in efendisine./ ilâhlar “kan” diyordu/ ve devirip kâbil’in meyve sepetini/ habil’in üç günlük kuzusunu istiyordu./ bir tanrısal fitne, ilk cinayeti tarihe/ ve kardeşi kardeşe düşürüyordu./ üç günlük kuzuyu katleden habil mi,/  yoksa kötü olan/ kardeş katili kâbil mi? ../ işte, yaşamın ipucu burada saklı, cevabını mutlaka bul; / tanrıları /  kulluğu kabul edenler yaratır Oğul! ..)               </description>
<link>https://www.antoloji.com/ogul-3-4-siiri/</link>
<guid>803775</guid>
<pubDate>2007-09-01T20:01:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>Oğul - 1</title>
<description>(sen doğmazdan önce; hiçbir tanrıya istida vermedik/ geçmedik şıh evinden, yatır kapısından/ ve hiçbir ilâha da niyaz etmedik/ tesadüfle göğerdin varoluşun toprağından./ bu doğum ki; belgisiydi kendiliğindenin./ yani, sınırda bir komşunun çocuğu olabilirdin,/ belki de doğduğun coğrafyada yaşayan farklı bir din,/ ya da bir başka etnik kimlikte doğabilirdin./ işin yalnızca yaşadığın yeri temiz tutmak olmalı/ aynı evin gibi; / yattığın yerin, yattığınca aslanı./ ırkçılık, aidiyet ve mensubiyet, insanı eder kul,/ nerede yaşıyorsan, oralısın Oğul! ..)               -I- </description>
<link>https://www.antoloji.com/ogul-1-2-siiri/</link>
<guid>800903</guid>
<pubDate>2007-08-28T00:24:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>0014. Butimar'ın ÖldüğüYer  I  Karam...  I  Puda'ya Ağıt</title>
<description>(bazen korkutur beni, içinde bulunduğum 'hayat' denilen bu hengâme.../  o zaman bi tespih böceği gibi kıvrılırım ayaklar altında. /  ama siz göremezsiniz.../  o yüzden dostlarım; üstüme basabilirsiniz! ..)                 / önce kokun gitti.../ </description>
<link>https://www.antoloji.com/0014-butimar-in-olduguyer-i-karam-i-puda-ya-agit-siiri/</link>
<guid>773423</guid>
<pubDate>2007-07-10T02:03:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>0005. Butimar'ın ÖldüğüYer  I  Batmazdı Üzerinde Güneş, Kara Kıtamın</title>
<description>(samsara kapısıdır... / arâftır... / iki nimetten biri dilenir, iki dudak ucunda! ..)              kara gölgeli beyazlar içinde; afrikalıyım... </description>
<link>https://www.antoloji.com/0005-butimar-in-olduguyer-i-batmazdi-uzerinde-gunes-kara-kitamin-siiri/</link>
<guid>745399</guid>
<pubDate>2007-05-25T00:38:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>0020. Butimar'ın ÖldüğüYer  I  Gökkuşağı Burcunda Aluça Rengi Gözlerin</title>
<description>(mutluluk, hakkını veremediğimiz güzel bir gün gibi uzaklaşır hayatımızdan; kırgın mı, alaycı mı hiç belli değil... / hep geç kalınır; çok geç.../..oysa... ''Songül Düzgün'')                   sarı duvağıyla örtüyor güz, anne yüzlü anılarımı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/0020-butimar-in-olduguyer-i-gokkusagi-burcunda-aluca-rengi-gozlerin-siiri/</link>
<guid>741493</guid>
<pubDate>2007-05-18T23:03:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>0019. Butimar'ın ÖldüğüYer  I  Ayyüzlü</title>
<description>(bıçak ile ekmeğin oynaşması gibi, olağan ve çekiciydi bileklerimin jilet ile ilişkisi... /  hangi davete icâbet etmedim ki öldüğümden beri... / gözlerin yâr;  gözlerin //..her gün diriltir beni...)                             </description>
<link>https://www.antoloji.com/0019-butimar-in-olduguyer-i-ayyuzlu-siiri/</link>
<guid>729731</guid>
<pubDate>2007-05-01T20:41:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>0030. Butimar'ın ÖldüğüYer  I  Felsefe Yapmak, Ölmeyi Öğrenmektir</title>
<description>(keşke uzun olsa kollarım; daha nelere yetişmek isterdim.../ lâkin, seni deryalar sahibine emanet etmişim; o sana yoldaş ha, bilesin! .. “Songül Düzgün”)       yaşamın apeiron yüzü / buzdan kabuk altındadır. konukseverliği başka kaşiflere sunulan sanem, </description>
<link>https://www.antoloji.com/0030-butimar-in-olduguyer-i-felsefe-yapmak-olmeyi-ogrenmektir-siiri/</link>
<guid>654273</guid>
<pubDate>2007-02-07T18:11:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>0029. Butimar'ın ÖldüğüYer  I  Rendezvous</title>
<description>(bağrındaki tûrac-ı murg ve hüthütler //  ve bâkir köy kuşluklarını gördüğü her inayetli kâlbde,  hûşûyla yüzünü güneşe öptüren sabiler, aklı bâliğ merdaneler ve de zenneler.../ ve beyazlar giyinen yaşam ve infak, bereketli mina ve ormanlar, ormanı tezyin eden merâl, haşhaş kozalağı, incir ağaçları, zeytinlikler ve umman kuşları,  / ve bir hazire içinde ibrahim’in kanıyla sulanmış mancınık /  ve mabetler, yeraltı suları,  ve seller ve sorani, gorani, zazaki stranlar, türküler; / / yalvarırım, derd ile mükâfatlandığım duyusal bilgeliğin diyarına bu denli çığlık çığlığa muhaceret eylemeyin. / ve sormayın; kaderin memuru mu yoksa mağlubu mu olduğumuzu. / yolları ne denli sarp ve zorlu olsa da; giderayak başka odaları keşfetmeğe başladığımız bu evde,  sizin umarsızlığınız kadar, bu hâkir dérvîş de, bir kozada gibidir;  adına “hayat” denilen maklete’de! ..)                sedefkanat güvercinler uçar/ zihnimin algılama biçiminden kuytu yanıma semah dönen bahara karışmak isterim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/0029-butimar-in-olduguyer-i-rendezvous-siiri/</link>
<guid>647988</guid>
<pubDate>2007-01-31T22:11:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 <item>
<title>23-) Yarınları Tüketmek Dünden / Gökkafes</title>
<description>(Başta Hıncal olmak üzere, “Gökkafes”in yapılmasını onaylayan  bütün ““hıyarellezine minel becel””ler  için kaleme alınmıştır...)             Bay Hıncal Uluç, Uzun süredir ülkenin gündemini meşgul eden/ yoran “Gökkafes” olayı son günlerde yeniden hararet kazandı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/23-yarinlari-tuketmek-dunden-gokkafes-siiri/</link>
<guid>646888</guid>
<pubDate>2007-01-30T20:11:00+03:00</pubDate>
<author>Gürkal Gençay</author>
</item>
 </channel>
</rss>
