<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Funda Kocaevli  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Vaktimiz Geldi</title>
<description>Taze olan kokun muydu yoksa vedalaşmanın acısı mıydı hiç bilemeyeceğim sanırım.  Bazen kendime ulaşmakta bile güçlük çektiğim düşünülünce, bu ikilem doğal geliyor sevgili.   Aklıma gülüşünle ısındığım soğuk günler geliyor. Bir kışı daha ardımda bırakıyorum ama hala seninle başa çıkamıyorum. Güçsüz bir kadın olmak, üzerimde durmuyor. Birkaç beden büyük bir elbise giymişim gibi görünüyor olmalıyım diye düşünüyorum insanların garip bakışlarını gördükçe. Bazen bana bakanların yakasına yapışıp iki elimle, “sen de kaybettin mi, özledin mi?” diye sormak istiyorum avaz avaz, ya da “sevmediğin için tuzun kuru olabilir mi?” deyip dönüp arkamı gitmek istiyorum.  Köşeme çekilip, ağlarken kimse dokunmasın istiyorum bu aralar. “Yazsam” diyorum, yazdıkça boşalttığım kâğıtlar seninle dolsa… </description>
<link>https://www.antoloji.com/vaktimiz-geldi-siiri/</link>
<guid>2484019</guid>
<pubDate>2018-05-07T20:59:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Masal Bitti, Uyan İnsanlık!</title>
<description>“Çocukken çok mu peri masalı okudum acaba?” diye sormuyor değilim kendime. Hala dünyadan yana umutlanasım tutuyor da bazen.   Saçlarım oldum olası hızlı uzar. Arkadaşlarımın Rapunzel diye benzetmeleri olurdu. Masalın sonunda prensiyle mutlu bir yaşam sürdüğünü hatırlıyorum yanlış değilsem ama şöyle bir bakıyorum da, ortalıkta bu kadar çok Rapunzel ve prens varken, neden bizler hala kulenin tepesinde mutsuz mutsuz beklemekteyiz? Acaba aşağıdan geçen prenslerin hepsi başka masallardan mı düştüler?  Bu mevzular oldukça trajik ama sanıyorum yapacak bir şey yok. </description>
<link>https://www.antoloji.com/masal-bitti-uyan-insanlik-siiri/</link>
<guid>2484018</guid>
<pubDate>2018-05-07T20:58:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Mart Geldi Nihayet!</title>
<description>Kedilere gün doğarken, bizim iki ayaklı pisipisicikler de pek bir ortalıkta bu günlerde. Kimi zarar ziyan peşinde, kimi de bir parça ciğer.  Geride kalan şubat ayını hem bireysel hem de toplumsal anlamda pek de iyi geçirmedik değil mi? Baharın gelişine sevinirken, bir yandan da yurdum insanı içinde tanısı konulmamış ruh hastalarının el attıkları felaketleri izledik. Hangi konudan bahsettiğimi elbette anladınız, biliyorum. Küçük kızımız Özgecan! Hayallerinin, hayatının elinden alındığı yerde, bu ülkede hatta benzerlerinin hala yaşandığı ve yaşanacağı bu dünyada insana dair umutların yeniden yeşerebileceğini aklım kesmiyor dostlar. Bunların bir yerlerde hala yaşanıyor olması, ne acı insanlık adına! Beyefendi okurlarım alınmasınlar ama kedilerle aralarında bizlerden daha çok benzerlik var. (Özgecan olayını buna örnek göstermiş değilim. Sadece, insanlık ayıbımızı bir kez daha belirtmek istedim.) </description>
<link>https://www.antoloji.com/mart-geldi-nihayet-siiri/</link>
<guid>2484017</guid>
<pubDate>2018-05-07T20:57:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Kaç Cenazeniz Var?</title>
<description>Ardımda kaç cenaze bıraktığımı düşündükçe, kendimi azılı bir katil sanıyorum geceleri. Karanlıkla anlaşma yapmış bir ruha büründüğüm düşüncesi sarıyor, sıtma nöbetlerine bırakıyorum yüreğimi. Nefes almak da zor oluyor o zaman, ağlamak da. Bir başınalığa katlanmak yerine, yeni bir cinayet için kurban seçmeye başlıyorum içimdeki fotoğraflara bakıp.  Bazen kan akıtmak, delilik denebilecek derece mutlu ediyor insanı. Bir yüreği bıçak darbesi kadar acıtabilecek cümleleri kurmakta ustalaşıyor dil ve ardı arkası kesilmeyen bir hikâye anlatmaya başlıyor. Neden mi? Sırf kendini acıtanı daha fazla acıtabilmek için!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kac-cenazeniz-var-siiri/</link>
<guid>2484016</guid>
<pubDate>2018-05-07T20:56:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>İnsandık</title>
<description>İnsandık, Bazen nankör Bazen kırılgan Bazen kıran. İnsandık, Çoğumuz aynı yerden </description>
<link>https://www.antoloji.com/insandik-6-siiri/</link>
<guid>2484013</guid>
<pubDate>2018-05-07T20:54:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Çocukluk Düşlerim</title>
<description>İçimdeki seli durduramıyorum bir türlü. Zamana inat, gelip geçmeden iyice yerleşiyor sanki. Öfkeyle özlem karıştı birbirine ve ben ilk kez ayırdına varamıyorum gün ve gecenin. Kızıl günün ortasında, nasıl da kapkara oluyor yüzler. “Yüreklerin arka kapısı açık mı? Neden ışık sızmıyor içeri?” diye saçma sorular arasında debelenirken buluyorum kendimi.  Dudaklarımı aralasam, hangi renk olduğunu kestiremediğim bir öfke fışkıracak dilimden. Alacalı, karanlık ve çok gürültülü bu aralar yüreğim. Ondandır, susmayı tercih edişim.  Öyle zor ki, sana susmak! Bu kadar çok konuşulacak şey varken üstelik öylece susup, küsüp gitmeleri bıraktın bana. </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocukluk-duslerim-2-siiri/</link>
<guid>2484011</guid>
<pubDate>2018-05-07T20:51:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Ben Yürek Yemem</title>
<description> Yazdılar! Her şeyi yazdılar eni konu. Anlattılar seni, beni... Sokakları anlattılar. Bastığımız taşların ağzından, Laf almaya çalıştılar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-yurek-yemem-siiri/</link>
<guid>2481420</guid>
<pubDate>2018-05-02T00:00:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Çok Acil!</title>
<description>Ucu bucağı olmayan bir hayale tıkıp, gecenin tam ortasına saldım seni/beni. Bir dağ başında ıssız kalmış, okyanusun ortasında yalnızlığı tıklım tıklım yaşar gibi ve her taraf ikimize ait anılara bulaşmışken, zaruri bir hiçlikte kaybolur gibi bu hayal.  Gözlerinde kaybolmayı, nefes almaya tercih ettiğin bir adamın/kadının, ardından bakakalmaya mahkum şu anın. Yüreğindeki çizikleri, imza diyerek körü körüne sakladığın zamanların, şimdi.  Gerçekte hiç var olmamış, sadece basit bir illüzyondan arta kalan anı kırıntılarıyla nefes almaktayız hepimiz ve sevgisizlikten olmalı bütün bu saçmalamalarımız. Tek bir kelimeyle anlatılabilecek “gel” ve “git”leri sadece kendimizi daha anlaşılır şekilde ortaya koyma saplantımızdan, uzun uzun cümlelerle kendimizi yormalarımız.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cok-acil-2-siiri/</link>
<guid>2206822</guid>
<pubDate>2016-01-01T14:56:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Erguvan Gölgeleri</title>
<description>Küçük bir kızdım ben.  İçimde kelebekler gibi Renkli düşler, Gözlerimde Salkım saçak duvara vurmuş Erguvan gölgeleri, </description>
<link>https://www.antoloji.com/erguvan-golgeleri-siiri/</link>
<guid>2206819</guid>
<pubDate>2016-01-01T14:53:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Yalnızlaşıyorsunuz</title>
<description>Yalnızlaşıyor/sun/uz   Tüm yorgunluklarımı alıp sırtıma, terk etmek isterdim eskiden, bu şehirlerin hepsini teker teker. “Soluklanmak için, uzakların en sonuna gitmek lazım” derdim.  Gidip gitmediğimi hatırlamıyorum ama insan nasıl yalnızlaşıyor onu biliyorum.  Saatlerce sürecek keyifli sohbetler terk ediyor önce insanı. Sonra, sessizliği sevmeye başlıyorsunuz. Kalabalıklardan kaçıyorsunuz. Yürek kapatıyor kapısını, ardından dudaklar kımıldamıyor, ardından kulaklar duymazlıktan geliyor, en sonda da gözler seçmeye başlıyor göreceklerini. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalnizlasiyorsunuz-siiri/</link>
<guid>2198741</guid>
<pubDate>2015-12-07T20:11:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>İlk Randevun</title>
<description>Dev bir kampananın dişleri arasında sanki göğüs kafesim. Nefes almaya kalksam, içerime batıyor yokluğun ve ben her seferinde ölüme kavuşmak için dualara bırakıyorum kendimi.  Sözlerin geliyor aklıma! Beni sana doğru iten sesin geliyor kulağıma. Sonra, uzaktan gelen bir esintiyle koklamaya başlıyorum havaya yayılan bahar çiçeklerinin izlerini. Aylardan Aralık, sen yoksun! Bense, eksiğim öksüz bir çocuk gibi…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilk-randevun-siiri/</link>
<guid>2198739</guid>
<pubDate>2015-12-07T20:08:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Kim Sezmiş?</title>
<description>Kim sezmiş seni kanımda taşıdığımı?  Kim görmüş avuçlarımdaki saçlarını? Kim görmüş gözbebeğimdeki izini? Ya kulağımdaki sesini kim duymuş? Bazen ben kendimden bile habersiz severken seni, Kim bilmiş benim yandığımı? </description>
<link>https://www.antoloji.com/kim-sezmis-siiri/</link>
<guid>2148309</guid>
<pubDate>2015-07-04T14:52:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Son Seven</title>
<description>Kışın bağrına düşmüş bir geceydi payımıza düşen. Bizden arda kalan boş bir kümeydi sevgili. Ne sen vardın içinde ne de ben. Anılarımız sersefil oldu üç-beş serserinin dilinde. Hani o sahildeki bankta otururken bizi imrenerek seyredenler var ya, geçende yine gördüm onları. Seni soruyordu bakışları bana. “Yok! ” dedim. “Gitti! ” Hüznü takınıp giden çocuklar gibi başlarını önlerine düşürüp, gittiler. Ben yine aynı yerdeyim, aynı bankta, hatta aynı köşedeyim sevgili. Kucağımda ise, son bakışından kopardığım hatıran. Gittin sevgili! </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-seven-siiri/</link>
<guid>2148307</guid>
<pubDate>2015-07-04T14:51:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Birisi</title>
<description>Yalan söylemeyi öğretsin bana birisi. Ağlamam o vakit belki Masalların karşı ormanda Yaşanmadığını bilince. Şöyle gözbebeğine kilitleyip bakışlarımı Kandırmayı öğretsin birisi </description>
<link>https://www.antoloji.com/birisi-55-siiri/</link>
<guid>2130136</guid>
<pubDate>2015-05-24T22:44:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Lamba Cini</title>
<description>“Radyoda dilini çözemediğim bir şarkı çalınmakta, ben ise yine o öksüz gecelerden birine karışıyorum. Dışarıda bardaktan boşanırcasına yağmur var. Yağmur, sensizliği daha bir yoğuruyor sanki yüreğimde. Bir kaç kadeh içtikten sonra hele de! ”  Herkes veda etmekte birbirine, sokaklar kadar boş kalmakta artık sevdalar. Her geçen gün “Hoş geldin! ” demeyi unutur olduk birbirimize.  Aşk şekil değiştirir mi bilmiyorum ama kime sorsam, hiç bilip görmediği, şahit olmadığı eski aşklardan dem vurmaktalar. “Ah o eski aşklar yok mu? ” Seni de, beni de bu hale getirendir aşk. Faili bellidir yüreğimin katilinin. Mutluluklarımızı gözlerimizden ve gülüşlerimizden ayırıp insafsızca, hiç sevmemişiz gibi o gülüşleri, sırtımızı dönüp gider olduk. Düpedüz vefasız olduk! </description>
<link>https://www.antoloji.com/lamba-cini-siiri/</link>
<guid>2078472</guid>
<pubDate>2014-12-29T00:12:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>İş Değil Benimkisi</title>
<description>İş Değil Benimkisi  Bak, buradayım Tam karşında Bir elimde Tutunamamış çocukluğum </description>
<link>https://www.antoloji.com/is-degil-benimkisi-siiri/</link>
<guid>2078079</guid>
<pubDate>2014-12-27T22:36:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Aşk, Kasım’a Yakışıyor da, Ya Bize?</title>
<description>“Yağmurlu bir sabah başladı buralarda ve yine sen yoksun.  Zor geldi sensizlik, yağmurdan olsa gerek. Bir damla çiselediğini görsem, hemen hatırıma geliyor ne kadar sevdiğin.  Ne vardı ki; yağmurlu sabahları unutup, senden gidecek kadar? Her şey yerli yerinde. Sokaklar yine boş sabahın ilk ışıklarında. Hatta sokağın ilerisinden bir araba alarmı sesi yükseldi az önce. Pazar gününün dinginliğine meydan okumanın yanında, bir de varlığını hatırlatıyor sanki canhıraş kavgaların. “Kasım sabahı” diyorlar bu sabahlara. Aşk, yağmur, melankoli kokarmış. Bana göre bir de sensizlik kokuyor… “Kasım’da aşk başkadır” diyorlar ya, asıl sensizlik başka Kasım’da! Yağmur da başka! </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-kasim-a-yakisiyor-da-ya-bize-siiri/</link>
<guid>2074748</guid>
<pubDate>2014-12-17T10:58:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Gittiğimden Beri</title>
<description>“Acıyordu!  Bırakıp giderken, değdiğin yer mi yoksa gözlerim miydi canımı yakan seçemiyordum. Acıyordum işte ve bu senin umurunda değildi. Yoksa… Yoksa gitmezdin değil mi? ” Dedi adam.  Aklında hep o gece vardı. Yaşlı gözleriyle yalvarıyordu kadın ona. -“Artık anla beni. Gidiyorum bak! ” </description>
<link>https://www.antoloji.com/gittigimden-beri-siiri/</link>
<guid>2074746</guid>
<pubDate>2014-12-17T10:57:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Karar Verildi</title>
<description>Öfkeden gözüm dönüyor, kanım hücum ediyor beynime ve dayanılmaz bir yangın var gözlerimde. Ateşinde kavurmak istiyorum seni. Hınca hınçla, hainliğe anadan üryan hırslarla cevap vermek istiyorum. Bir elimde yüreğim, bir elimde sen, sokaklar boyunca ikimizin kanını akıtarak gitmek istiyorum.  Ben giderek azalırken intikamdan yana, sen giderek çoğalıyorsun acıdan yana. Şimdi sıra sende be adam!  Her şeyden payımı aldım ben. Acıdım, kanadım, zaman zaman Aşk’tım, zaman zaman da kan! Sen yalandın düpedüz dudaklardan akan. Hiç teklemeden, dilin sürçmeden söylendin. Kendini ezberlettin bana. Şimdi bir daha yazılmamak üzere siliniyorsun akıl defterinden. Tüm sayfalarından kazıyorum adını. Bazen kanatıyorum sildiğim satırları.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/karar-verildi-siiri/</link>
<guid>2073108</guid>
<pubDate>2014-12-12T20:05:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 <item>
<title>Senden Kopya Çektim</title>
<description>Ücra bir köşede  Saklanıyor Gönlümden Kanatlanan kuşlar. Zaman gün batımı, Günlerden Çarşamba, </description>
<link>https://www.antoloji.com/senden-kopya-cektim-siiri/</link>
<guid>2033713</guid>
<pubDate>2014-08-20T21:36:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Kocaevli </author>
</item>
 </channel>
</rss>
