<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Funda G&#252;lseven Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kadın ve Adam...</title>
<description>Kadın, adama baktı Adam, bakışlardan süzülüp Kadının gözlerine aktı Gözlerinden taşıp da Kadının taa içine aktı...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kadin-ve-adam-12-siiri/</link>
<guid>1074335</guid>
<pubDate>2008-12-01T15:34:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Yine bir Kasım günü...</title>
<description>Sabah mahmurluğunda hayata karşı uyanmaya çalışırken uzaklardan, umutlarını yüklediği, hasretlerini bezediği diyarlardan bir dost selamı geldi sanal ortama inat bir sıcaklıkta... 12 yıllık dostluktan yansıyan bu sıcaklığı bir anda ruhsal titremeye, duygusal kıvranmaya bürüyen ise dostunun onunla paylaştığı şarkı oldu...   Nilüfer’den... İnkar etme...  Şarkıyı açıp dinlediğinde ilk düşündüğü, ilk hissettiği şey aşksızlığa mahkum kalışıydı... Aşkı özlediğiyle yüzleşti önce... Sonrasında aşka dair korkularıyla... ‘Aşkta gözüm yok, hatta istemiyorum, zaten aşka gücüm ve inancım yok! Ama bari az da olsa birinden hoşlanabilseydim’ diye mırıldandı, derinliklerinde haykırarak... Aşka dair hasretiyle, aşka dair korkulu güvensizliklerinin oluşturduğu ritmik senfonin hüzünlü ezgisi çınlıyordu yine ruhunda... Unutmaya çalıştığı geçmişi, yaşayamadığı bugünü ve gözlerini belirsizliğe diken geleceği nota nota çınlıyordu işte yine...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yine-bir-kasim-gunu-siiri/</link>
<guid>1059490</guid>
<pubDate>2008-11-08T15:38:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Mevsimsiz Kimlikler</title>
<description>Sahipsiz yüzlere sinmiş Alaycı gülüşlerdi maskeler Kördü bakışlar, Bakış ardı görüşler Hep gizliydi...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/mevsimsiz-kimlikler-siiri/</link>
<guid>1021138</guid>
<pubDate>2008-09-11T11:32:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Gidesim Var...</title>
<description>GİDESİM VAR   Gidesim var İyot tadı dudaklarımı Tenimden çalıp da </description>
<link>https://www.antoloji.com/gidesim-var-2-siiri/</link>
<guid>978787</guid>
<pubDate>2008-07-03T15:24:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Yalnızlık... Git Artık...</title>
<description>Yorulmuştu genç kadın... Kendinden; kendi diye bilip yaşadığı, kendi diye tutunup sahip çıkmaya çabaladığı, kendi diye korkup kaçmaya çalıştığı bu hayattan yorulmuştu... Çok konuşmasının ardına gizlediği suskunluğundan; çevresindeki onca kişiye rağmen içinde yaşadığı yalnızlıktan yorulmuştu...  Yorulmuştu genç kadın... Kalabalığın ortasında dolu dizgin ve bir o kadar da boynu bükük yaşadığı yalnızlıktan yorulmuştu... Korkularından, kaygılarından, güvensizliklerinden yorulmuştu... Ya yine kaybedersem diye diye, bu kaybetme korkusuyla yeniden kaybedeceğini düşünmekten ve daha da korkmaktan yorulmuştu...  Yorulmuştu genç kadın... Düşünmekten, düşüncelerinde kaybolmaktan yorulmuştu... Düşüncelerden kaçabilmek için tutunduğu isyankar çırpınışlardan, umutlu çabalardan, sonra da umutlarının sarsılmasından yorulmuştu... Dünü bugünde yaşamaktan, bugünün yarını da etkileyeceğini düşünmekten, bu yüzden korkularda boğulmaktan yorulmuştu...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalnizlik-git-artik-siiri/</link>
<guid>971039</guid>
<pubDate>2008-06-19T16:11:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Yalnızlık... Şiir... Çağlayan...</title>
<description>Yalnızlıkla Kavuşma    Çok mu özledin beni? Çok mu bekledin yollarımı?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalnizlik-siir-caglayan-siiri/</link>
<guid>934842</guid>
<pubDate>2008-04-12T13:42:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Maviş ile Yosun</title>
<description>Maviliğin gözlerime dolardı  Yosun yosun bakardım  Gün batımıyla ışık saçardın  </description>
<link>https://www.antoloji.com/mavis-ile-yosun-siiri/</link>
<guid>916765</guid>
<pubDate>2008-03-11T11:15:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Kadınlığımın Sesi Kısıldı...</title>
<description>Bugün Dünya Kadınlar Günü... 365 günü yaşayan ve yaşatan kadınların tek güne indirgenmiş hatırlanmışlıklarının yaşandığı gün... Bugün kadınların ‘kadınca isyanları’nın, erkeklerin ‘erkekçe vicdanları’nın günü birlik dışa vurulduğu gün...  Ve ben bugün söz’süzüm... Kelimeler tarafından yetim bırakıldım... Cümlelerim ulaşılamayan uzaklarda... Taa geçmişte... Eski sayfaların toz tutmuş satırlarında... Gün be gün yeşermesini beklediğim umutların sararan dallarında... Yüzünü yaza dönmesini beklediğim İlkbaharın sürüncemesinde... Ve her zamanki gibi kışa gebe hazan mevsiminde...  Ben bugün söz’süzüm... Tüm soft-ideal feministik düşüncelerim susuyor bugün... Hümanistik duygularım isyanını vuramıyor sözlere... Çığlık çığlık taşamıyorum kendimden... Haykırışlarım sus pus olmuş... İçten içe çağlarken içimde...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kadinligimin-sesi-kisildi-siiri/</link>
<guid>915036</guid>
<pubDate>2008-03-08T12:13:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Yazarlık Sellerimde Akarken...</title>
<description>‘Hani olur ya coşkun bir selle karşılaşırsınız, eğer o seli uygun bentlerle doğru yönlere akıtmayı başarabilirseniz o sel zarar değil yarar getirir... Önemli olan o hazineyi nasıl değerlendirdiğinizdir...’ demiştim dün, bir yazar arkadaşın sayfasında...  Dedikten sonra tüm gece, tüm gün düşündüm... Kendi içimdeki irili ufaklı sellerle yüzleştim yeniden, ilk akmaya başladığım günlere geri döndüm... O günlerden bugüne uzanan bir yolculuk yaptım kendi dünyamda ve kendi yazılarımda... İlk dolmaya başladığım ve ilk akabildiğim günlerle bugünkü doluluğumu ve akabilme yetimi kıyasladım... Doğru ve uygun bentlerde olup olmadığımı sorguladım...  Önce soluğu ‘Okuma-Yazma-Konuşma’ başlıklı yazımda aldım...Okumayı vurgulamıştım önce... ‘Yansıyan herşeyde...  Yansıyışı okuma... Bazen gözle, bazen zihinle, bazense yürekle okuma... Aslında hepsiyle okuma... Çünkü hissetme, benliğine taşıma... Kendinde kılma, zamanla özümseyip kendi kılma... Okuma, onun hayatının ve benliğinin temelini oluşturuyordu, sonrasında yazma ve konuşma olarak çıktısını alacağı verileri oluyordu hayattan aldığı... Ona yansıyanlar oluyordu sonrasında yansıtacağı... ‘  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yazarlik-sellerimde-akarken-siiri/</link>
<guid>882071</guid>
<pubDate>2008-01-15T15:47:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Sevginin Adresidir Sevilen</title>
<description>İnsanoğlu karşısındaki kişiyi o olduğu için sevmez aslında, kişiden sevgi doğmaz, sevgiden kişi doğar.. O sevgi doğru sanılan kişiye yüklenir, adresi o kılınır... Her insanın içinde  sevgi vardır, o sevgi içindeki sevileni yaratır, ve dıştaki her insan potansiyel bir sevgili olur doğru adres olunca, ya da sanılınca...   Yani aslında her insan içinde yarattığı sevgiliyi arar karşısındakilerde... Ve karşısındaki kişilerden içindeki sevgiliye en çok uyanı seçer sevmek için, daha doğrusu içindeki sevgiyi yükleyebilmek için...  Kişiye olan aşkın ve sevginin bittiği ya da sarsıldığı nokta ise o kişiyle içindeki sevilenin arasındaki farklılıklarla yüzleşilmesinden kaynaklanır... O kişi o sevgiye,yani içindeki sevgiliye karşıt duruma gelince, o kişiden uzaklaşır insanoğlu... İçte sevilenle, dışta sevginin yüklendiği kişinin farklılıklarıdır ayrılıklara sebep olan...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevginin-adresidir-sevilen-siiri/</link>
<guid>880453</guid>
<pubDate>2008-01-12T16:59:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>* Geri Sayım **</title>
<description>Geri sayımı başlamıştı hayatının... Hayata borcu olan son nefeslerini sıralıyordu ardı ardına... Günlerden haftalara, haftalardan aylara, aylardan yıllara tümlediği ömrünün bitiş çizgisine yaklaşıyordu....  Bu nasıl bir çözümsüzlüktü? Tek bir bilineni bile olmayan denkleminin sonsuz cevapsızlığında savruluyordu... Hayata mahkum olmuş, duyguları pörsümüş, ruhu dağılmış, hayalleri çökmüş, yorgun, umutsuz biriydi artık...  Çemberin dışında olmak istemeyen ama çemberin içine bir türlü giremeyen biriydi... Ömrünce çemberi daraltmayı ve az- öz kılmayı zamana bırakan ama zamana yenilen biriydi... Başkalarını kendi karanlığının korkutuculuğundan ve soğuğundan korumaya çalışırken, kendi karanlığında boğulan, üşüyen, korkudan kaskatı kesilen biriydi...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/geri-sayim-4-siiri/</link>
<guid>875499</guid>
<pubDate>2008-01-03T13:39:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Çocuktan Al Hayat Dersini! ! !</title>
<description>Resme bakıp ta aldanmayın... Resimdeki kişiler birer yetişkin değil, bazı şeyleri tiye alabilen ve kendinden büyüklere bile hayat dersi verebilen zeki çocuklar... Hani derler ya büyümüş de küçülmüş cinsinden olanlar... Onlar bizim 76 hanelik sitenin iki zeki çocuğu, süper kardeşler... Alpin ve Alara...   Alara, yani güzeller güzeli, tatlı ve zeki kızımız henüz ilkokulda... Alpin ise onun abisi, yakışıklılığı ve zekasıyla her görene keşke bizim de böyle bir çocuğumuz olsa dedirtebilecek bir çocuk, şu an ortaokulda... İkisi de özgüvenleriyle, her yaştan insana sevgi ve saygılarıyla, zekilikleriyle, okullarındaki başarılarıyla ve usluluklarıyla takdir toplayan çocuklar...  Dediğim gibi kendilerinden büyüklere bile hayat dersi verebilen zeki çocuklar bunlar... Ben de o hayat derslerinden nasibimi alıyorum... Hatta bazen 15-20 yaş küçük olsaydım, ya da onlar büyük olsaydı, ve en yakın dostlarım olabilseydi dediğim çocuklar... Ama buna bile gerek yok, çünkü bu yaş farkına rağmen sitedeki en yakın arkadaşlarım onlar...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocuktan-al-hayat-dersini-siiri/</link>
<guid>874069</guid>
<pubDate>2007-12-31T15:30:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Şah Mat</title>
<description>Kırmızılı genç kadın Mahkum olduğu Mahrum olduğu Ne varsa yüzleşiyordu  Hayattan aldığı nefesi </description>
<link>https://www.antoloji.com/sah-mat-19-siiri/</link>
<guid>860951</guid>
<pubDate>2007-12-07T16:51:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Dayaktan Gül Çıkar! ! !</title>
<description>Ellerinde çiçekle dolaşan ya da iş yerlerine çiçek gelen kadınlar... Görenlerin gıpta ettiği... ‘Ah ne kadar şanslı’ dediği...  Öyle bir romantik eşe ya da sevgiliye sahip olduğu için imrendiği... Onların yerinde olmak istediği...    Acaba işin gerçek yüzü gerçekten öyle mi? Eşlerine ya da sevgililerine çiçek alan, çiçek yollayan erkeklerin hepsi gerçekten romantik mi? Hepsi sadece sevgilerini dile getirmek için mi çiçeğe yöneliyorlar?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dayaktan-gul-cikar-siiri/</link>
<guid>857054</guid>
<pubDate>2007-12-01T10:12:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Kırmızılı Kadın...</title>
<description>Gecenin koyu karasına dalıyordu kırmızılı genç kadının gözleri, gecenin karasında kayboluyordu... Bir isim bulmaya çalışıyordu hayata dair yaşadıklarına... Bir ad koymaya çalışıyordu karşısındaki savaşçı genç adama... Aylardır koyamadığı, belki de koymaktan çekindiği bir ad...  Sesinin sesine değmesiyle sesinde kaybolmaktan korkarak çıkmıyordu telefonlara... Yine yazının ardına sığınıyordu, yine yazıya döküyordu kimliği belirsiz duygularını, paylaşmaya  çekindiği korkularını, dizginleyemediği mantığını... Ruhu ve duygularının mantığıyla savaşındaydı yine... Yine kendinden kaçıştaydı, hayattan kaçıştaydı, savaşçı genç adamdan kaçıştaydı...  Yine kendi kararsızlığının girdabında boğulmakta ve boğmaktaydı... Yine gelgitleriyle sürüncemelere akıtmaktaydı bu adsızlığı... Sözleri git derken kal demekteydi gözleri... Kimliği belirsiz duygularıyla çağırırken mantığıyla kovmaktaydı savaşçı genç adamı...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirmizili-kadin-siiri/</link>
<guid>856568</guid>
<pubDate>2007-11-30T13:45:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Bugün Yazı Yok...</title>
<description>Uzunca zamandır şiirden ve yazıdan uzak düştüğümün farkındayım, o bilincin acısındayım... Büyümekte olan bir çocuk gibi hayata dört koldan saldırmaktayım, adım adım hayatta yol almaktayım... Hayat labirentinin içerisinden kaybola kaybola çıkma arayışındayım... Bu yüzden can dostum, sığınağım edebiyattan kopuştayım... Sanırım çocuksuluğum ve olgunluğum arasındaki ince çizgideyim yine... Korkarım ince çizgi üzerinde durabilme savaşındayım... Yada belki de kalemimi çokeşliliğe bürüyünce kendi kalemimin çoğullunda kayboluşta, belki de eksilişteyim... Yada belki de tam tersi kendimi çoğaltıştayım... Emin olduğum tek şey sorgulamaların sürüncemesindeyim... Her zamanki gibi...  Kimbilir belki bu bir yorgunluktur... Yada kimbilir belki de bir olgunluk yada olgunlaşma süreci... Olgunlaşma? Hani bir nevi hazım, hani bir nevi özümseme... Durup, durulup kendine dönme... Kendine yoğunlaşma, kendinle bütünleşme... Ben bugün kendime misafirim sanırım... Kendi satırlarıma  yansıyorum...  Bugün yine yazı yok, çok istesem de yazamıyorum bir türlü... Peki bu ne? Bu sadece yansımam... Yoksa siz yazı olarak mı algılıyorsunuz? Eğer öyleyse yanılıyorsunuz... Sözlerle paylaşmak istediklerimi sözcüklere döküyorum sadece... Yada belki de bir nevi günlük niyetine kendimle yüzleşiyorum...  Kendimden alıntı, kendimden çalıntı...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bugun-yazi-yok-siiri/</link>
<guid>849120</guid>
<pubDate>2007-11-17T12:26:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>* SİLGİ Atıyorum *</title>
<description>Küçük bir çocukken utanırdım huzuruna çıkmaya, suçluluk duygusu sana olan hasretime karışırdı, birlikte can yakardı... Bu yüzden mahcup gözlerimden yaş akamazdı 10 Kasımlarda... Çünkü başöğretmenime yani sana karşı sevgi- saygı dolu bir çekingenlik vardı bende... Okulda ders sırasında attığım silgilerin hesabını soracakmışsın, bana kızacakmışsın gibi gelirdi... Sanki sana layık bir çocuk değilmişim hissiyatına bürünürdüm her silgi atışımdan sonra...  Sonra büyüdüm Atam, dünyam da büyüdü... Büyüyen dünyanın içerisinde büyüdüm, dünyamı büyütmeye, dünyamı dünyadan ayrı tutmaya, dünyamı dünyaya katmaya çalışarak...  Atılan bombaları, yıkılan yuvaları, bölünen insanları gördükçe silgi atmanın masumiyetini keşfettim... Ve bu büyüyen, ancak gelişemeden değişen dünyada silgi atmanın gerekliliğini farkettim... Hayat okulundaki dersliklerde öğretilerin tek yönlü ve çıkarcı olduğunu gördüm çünkü... Tek bir kişinin ya da görüşün peşinde giden kişilerin sürü psikolojisi misali dünyaya at gözlükleriyle baktıklarını gördüm... Onların dikkatlerini dağıtmanın, onları farklı gözlerle de bakmaya yönlendirmenin silgi atarak olabileceğini farkettim...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/silgi-atiyorum-siiri/</link>
<guid>845278</guid>
<pubDate>2007-11-10T13:34:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>Kendimi Anlatıyorum</title>
<description>‘Burada yeni sayılırım ve daha şimdiden kafama yerleşmiş isimler var..Buradaki kişiler hakkında daha geniş bilgiye sahip olmak daha yakından tanımak isterim elbette. Acaba kendilerini tanımam için kendimin de cevapladığı bu sorulara cevap verirler mi? Sağım solum sobe o halde..’  Demiş sevgili Elif Öztürk… Üyesi olduğum bir başka internet sitesinde...Ve bizlere kendimizi anlatabilmemiz için çoktan seçmeli başlıklar sunmuş hayata dair, insana dair… Bu bizim hem kendimizi daha iyi tanımamız, hem de daha iyi tanıtıp yansıtabilmemiz için eşsiz bir fırsat… Bu girişiminden dolayı yürekten kutluyorum sevgili Elif’i… Ve lafı çok uzatmadan verdiği başlıklar çerçevesinde kendimi anlatmaya koyuluyorum…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendimi-anlatiyorum-siiri/</link>
<guid>841295</guid>
<pubDate>2007-11-03T14:38:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>*Aşksızlıkta Ölmek*</title>
<description>Sevdiğinden uzak Kanatları kırıkken Mahsun gözlerinde Yetim bir sonsuzluk  Sevdiğinden uzak </description>
<link>https://www.antoloji.com/asksizlikta-olmek-siiri/</link>
<guid>825083</guid>
<pubDate>2007-10-05T16:10:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 <item>
<title>* Savaşçı *</title>
<description>Ters açı düşen gölgeler Labirent gibi uzanırken önünde Sevgi kobayı varlığıyla Bilinmezin koynunda Umulmazın sabrında Silahlarını kuşanıyor savaşçı </description>
<link>https://www.antoloji.com/savasci-18-siiri/</link>
<guid>814491</guid>
<pubDate>2007-09-18T13:49:00+03:00</pubDate>
<author>Funda Gülseven</author>
</item>
 </channel>
</rss>
