<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Fuat &#199;elik Agir&#238; Şiirleri
</description>
 <item>
<title>İki zamanın kıyısında</title>
<description>Güneş henüz doğmamıştı. Sessizlikle karışan karanlık, zihnime binbir düşünceyi taşımıştı yine. Yaşamla ölümün o ince çizgisi, her zamanki gibi aklımın bir köşesinde duruyordu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/iki-zamanin-kiyisinda-siiri/</link>
<guid>3765384</guid>
<pubDate>2025-12-05T11:12:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Ölümlülere</title>
<description>Bazen ölümü hayal ediyorum, Seviyorum da hatta— Ölümün manası sessizlik Ve derin… Uyanmamak üzere bir uyku, Uykuları özledim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/olumlulere-siiri/</link>
<guid>3688146</guid>
<pubDate>2025-05-10T08:15:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Kontes 2</title>
<description>Bu kez hikâyenin içinde ben varım. Loş ışıklar, anason kokusu, rüzgârın cama vurup hafifçe içeri süzülen serinliği… Ama en çok da yalnızlığımın  sesi. Meyhanedeki herkes kendi dünyasında; kimi eski bir aşkı anıyor, kimi iş güç konuşuyor, kimi sadece sarhoşluğun verdiği neşeye kapılmış gidiyor. Ama ben masamda tek başınamıyım, kendi yalnızlığımla baş başa dışarıyı izliyorum, camdan sokağa bakıp az önce kaybolan kadını düşünüyorum. O nereye gitti? O, yalnızlığını sokaklara bırakıp yürüyüp gitti. Peki ya Ben ?ben nereye gidecktim? Masadaki içki şişesi, boş sandalye, kendi kendine konuşarak geçirilen bir akşam… Bu hikâyenin devamı …… Öyleyse sorayım: Bu yalnızlık beni nereye götürüyor? Bu hikâyenin devamında ne var? </description>
<link>https://www.antoloji.com/kontes-2-2-siiri/</link>
<guid>3687367</guid>
<pubDate>2025-05-08T09:13:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Kontes</title>
<description> Kamburlaşmış sırtı, ufalmış ve sapsarı yüzüyle, ipince sırma gibi kirden kıvrım kıvrım olmuş saçlarıyla, ince bacakları eski kot pantolonunun içinde, zamanın içinden fırlamış gibi duruyordu. Uzun yılların yorgunluğunu sırtındaki paltosuyla taşıyor, kalın tabanlı ayakkabılarıyla loş, anason kokulu meyhanenin merdivenlerini ağır adımlarla çıkıyordu. Yüzü yorgundu ama gözlerindeki cesaret hâlâ dimdikti. Sürekli saçlarını düzeltmeye çalışıyor, her hareketiyle geçmişten gelen bir zarafeti barındırıyordu.  Meyhanenin müdavimlerine doğru yaklaşıp avuçlarını açtı. Sesi alçalıp yükseliyor, ama kimseyi zorlamıyordu. “Beş liranız var mı? On liranız var mı?” diye sordu. Ne utanç ne de ezilmişlik hissediliyordu hâlinde. Sadece insanlara, onların vicdanına sesleniyordu. Kimisi cebini yokladı, kimisi gözlerini kaçırdı. Birkaç kişi ona para uzattı. On liralar, beş liralar, on beş lira verende oldu(o da bendim) avucu dolmuştu sıkı sıkıya tutuyordu paraları Paraları sıkıca kavradığında sesi bir an değişti. Bu kez içinde hafif bir mahcubiyet vardı. Oturanlara dönüp, “Getireceğim paranızı,” dedi. Başını hafifçe eğerek, söylediklerini onaylar gibi bir hareket yaptı. Kimileri tepki vermedi, kimileri aldırışsızdı. Ama o, biraz daha yüksek bir sesle aynı sözü yineledi: “En kısa zamanda paranızı getireceğim.”dediğinde belkide hiç bir zaman buraları hatırlamayacaktı. Ardından arkasını dönmeden, ağır adımlarla gerisin geri çıktı. Kalın ayakkabıları merdiven basamaklarına sürtünüyor, her adımı yılların yükünü taşıyordu. Kapının eşiğinde duraksadı, sonra sokağın soluna doğru yürümeye başladı. Birkaç adım attıktan sonra, sanki önceden tasarlamış gibi sağa döndü. Kamburu iyice belirginleşmişti. Yolun karşısına geçmek için adımlarını sıklaştırmaya çalıştı. Dengesini korumaya çabalarken, bir maraton koşucusu ya da yüz metre yarışında start çizgisini geçen bir atlet gibi son bir gayretle hızlandı. Karşıya geçtiğinde, gölgeler arasında kayboldu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kontes-2-siiri/</link>
<guid>3687362</guid>
<pubDate>2025-05-08T09:04:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Kayboluş</title>
<description> Kamburlaşmış sırtı, ufalmış ve sapsarı yüzüyle, ipince sırma gibi kirden kıvrım kıvrım olmuş saçlarıyla, ince bacakları eski kot pantolonunun içinde, zamanın içinden fırlamış gibi duruyordu. Uzun yılların yorgunluğunu sırtındaki paltosuyla taşıyor, kalın tabanlı ayakkabılarıyla loş, anason kokulu meyhanenin merdivenlerini ağır adımlarla çıkıyordu. Yüzü yorgundu ama gözlerindeki cesaret hâlâ dimdikti. Sürekli saçlarını düzeltmeye çalışıyor, her hareketiyle geçmişten gelen bir zarafeti barındırıyordu.  Meyhanenin müdavimlerine doğru yaklaşıp avuçlarını açtı. Sesi alçalıp yükseliyor, ama kimseyi zorlamıyordu. “Beş liranız var mı? On liranız var mı?” diye sordu. Ne utanç ne de ezilmişlik hissediliyordu hâlinde. Sadece insanlara, onların vicdanına sesleniyordu. Kimisi cebini yokladı, kimisi gözlerini kaçırdı. Birkaç kişi ona para uzattı. On liralar, beş liralar, on beş lira verende oldu(o da bendim) avucu dolmuştu sıkı sıkıya tutuyordu paraları Paraları sıkıca kavradığında sesi bir an değişti. Bu kez içinde hafif bir mahcubiyet vardı. Oturanlara dönüp, “Getireceğim paranızı,” dedi. Başını hafifçe eğerek, söylediklerini onaylar gibi bir hareket yaptı. Kimileri tepki vermedi, kimileri aldırışsızdı. Ama o, biraz daha yüksek bir sesle aynı sözü yineledi: “En kısa zamanda paranızı getireceğim.”dediğinde belkide hiç bir zaman buraları hatırlamayacaktı. Ardından arkasını dönmeden, ağır adımlarla gerisin geri çıktı. Kalın ayakkabıları merdiven basamaklarına sürtünüyor, her adımı yılların yükünü taşıyordu. Kapının eşiğinde duraksadı, sonra sokağın soluna doğru yürümeye başladı. Birkaç adım attıktan sonra, sanki önceden tasarlamış gibi sağa döndü. Kamburu iyice belirginleşmişti. Yolun karşısına geçmek için adımlarını sıklaştırmaya çalıştı. Dengesini korumaya çabalarken, bir maraton koşucusu ya da yüz metre yarışında start çizgisini geçen bir atlet gibi son bir gayretle hızlandı. Karşıya geçtiğinde, gölgeler arasında kayboldu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaybolus-147-siiri/</link>
<guid>3687361</guid>
<pubDate>2025-05-08T09:02:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Söylenmemiş</title>
<description> Fuat Çelik Agirî  Benim de anlarım, anılarım oldu; </description>
<link>https://www.antoloji.com/soylenmemis-5-siiri/</link>
<guid>3685362</guid>
<pubDate>2025-05-03T08:45:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Ayrılığın merdivenleri</title>
<description> Aldatmasın seni, senden önce o merdivenden inenlerin ayak izleri, Yağan kar inceden kapatmıştır üstünü. Dikkat et, en güzel günümde gelen güzel gözlü, güleç yüzlü, O dik merdivenlerden kayıp düşersen, Arkandan gelemem, ya da tutamayabilirim; gücüm yetmeyebilir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayriligin-merdivenleri-siiri/</link>
<guid>3683764</guid>
<pubDate>2025-04-29T10:53:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>İhtişam ve kan</title>
<description>İhtişam ve Kan  Hâlâ kirlenmemiş, söylenmemiş kelimeler var. Yazılmamış sözcükler, Satır aralarında dile gelip yürekleri titretecek.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ihtisam-ve-kan-siiri/</link>
<guid>3683728</guid>
<pubDate>2025-04-29T09:03:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Karanlık ve mısra</title>
<description>İyi geceler Can dostum… Uyku bize haram bu gece, Belki bir mısra daha doğar karanlıktan sessizce. </description>
<link>https://www.antoloji.com/karanlik-ve-misra-siiri/</link>
<guid>3676964</guid>
<pubDate>2025-04-09T09:02:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Zamanın durduğu yer</title>
<description>Mutluluk, zamanın durmasını istediğin yerdedir. Bazen bir insan olur, bazen bir an, bazen bir mekân… Gözlerinin ucunda asılı bir gülümseme, </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamanin-durdugu-yer-siiri/</link>
<guid>3676962</guid>
<pubDate>2025-04-09T08:54:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Yıldızlar sönüyor</title>
<description> Yıldızlar da sönüyor, Onları Yaratanlar da, Senin yaratıcıların, Seni yaratırken yok oldular Bir varlık yükü altında, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yildizlar-sonuyor-4-siiri/</link>
<guid>3668415</guid>
<pubDate>2025-03-08T10:12:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Ki</title>
<description>Sen ki benim ulaşılmazlarımın hayal kırıklığı, Sen ki sırlarımın en derin, en karanlık köşesi, Sen ki sevgim dediğim, sevgisizliğim…  Öyle bir zamanda terk ettin ki beni, Bağıra bağıra giderken herkes, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-ki-122-siiri/</link>
<guid>3668275</guid>
<pubDate>2025-03-07T22:07:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Eksilen</title>
<description>Her seferinde, küçük küçük eksildiler, O eski aşklar gibi, bilincimin altından kayarak.  Ben mi kayboldum o rüyalarda, Yoksa o rüyalar mı kayboldu bende? Sessizlikte yankılanan bir inilti gibi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/eksilen-17-siiri/</link>
<guid>3658406</guid>
<pubDate>2025-02-07T18:20:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Süphan ve Aşk</title>
<description>Süphan, acıların, sevgilerin Acımasızca çiçek açtığı yer. Gözyaşlarından büyük aşklar doğar, Ve büyük aşklar ölür, Sonra bir başka aşkla kavuşurlar.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/suphan-ve-ask-siiri/</link>
<guid>3656322</guid>
<pubDate>2025-02-02T07:41:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Yağmurun elleri 2</title>
<description>  Sen bakarken yaşlı gözlerle, Üstümüze yağan yağmurdan Nefes almakta zorlanacaktım, Sıcacık elleri olmasaydı </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagmurun-elleri-2-2-siiri/</link>
<guid>3656321</guid>
<pubDate>2025-02-02T07:36:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Yüzleşme</title>
<description>Gözlerin, yüzümde, nefesin, keskin kokun, beyazlamış saç, kırışan yüz, sarışın, esmer, yeşil hayallerle… </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuzlesme-173-siiri/</link>
<guid>3650701</guid>
<pubDate>2025-01-15T09:29:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Çaresizliğin teslimiyetim olurdu.</title>
<description> Gözlerinin içindeki çaresizlik, Beni teslim alırdı. Sanki bir asır uzakta, Ama bir nefes gibi yanı başımdaydın. Bir bedende, iki yabancıya dönüşürdük. </description>
<link>https://www.antoloji.com/caresizligin-teslimiyetim-olurdu-siiri/</link>
<guid>3649723</guid>
<pubDate>2025-01-12T13:13:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Beyninin içindekiler</title>
<description> Beyninin içindekileri alsak, Kor ateşlere değil, Okyanuslara değil, Dipsiz kuyulara fırlatsak. Hiç değmese toprağa, </description>
<link>https://www.antoloji.com/beyninin-icindekiler-siiri/</link>
<guid>3649719</guid>
<pubDate>2025-01-12T12:52:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Sesiz</title>
<description>Her seferinde, küçük küçük eksildiler, O eski aşklar gibi, bilincimîn altından kayarak. Ben mi kayboldum o rüyalarda, Yoksa o rüyalar mı kayboldu bende? Sessizlikte yankılanan bir inilti gibi, Duraksadım, sustum, parçalarımı topladım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sesiz-4-siiri/</link>
<guid>3642102</guid>
<pubDate>2024-12-21T21:07:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 <item>
<title>Bacadan sızan güneş</title>
<description>Alçak damlı bacalardan güneş daha erken girer..gün daha geç biterdi bebeler daha erken uyur pencerelerden sızan rüzgarın uğultusu  başka birininde habercisi gibiydi sesler susunca ,böcek sesleri her evde farklı, farklı çıkardı nesilden nesile gelmiş gibi.saatler geçmek bilmezdi hayalleri olmayanlara. uyutmazdı toprak damlı evler çatırdardı tavandaki ağaç sesleri sadece duyabilenler duyardı. yenik düşerdi yorgun bedenine.bacalardan sızan sabahın ilk ışıklarıyla yeniden başlardı gün. 8.4.2024Fethiye  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bacadan-sizan-gunes-siiri/</link>
<guid>3570440</guid>
<pubDate>2024-04-09T01:16:00+03:00</pubDate>
<author>Fuat Çelik Agirî</author>
</item>
 </channel>
</rss>
