<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Fırat Şan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Devşirme Acılar</title>
<description>Devşirme acılardan bahsetmiştim sizlere, iki yanaklı devşirme acılar. Pusulardan viranelere yatmış iki saat dilimindeki ölümsüz acılar. Çaresi vardır; lakin çaresi yoktur. Çare diye önüme dünden kalan yarınlar sermişler, umudumu iki paralık etmişler. İşte bu acı- lar, yol bilmez yordam bilmez acılar... Sırf güzellik olsun diye dermana baş koymuş acının mahşerin- </description>
<link>https://www.antoloji.com/devsirme-acilar-siiri/</link>
<guid>3892350</guid>
<pubDate>2026-10-13T17:11:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>İmleçli Yol</title>
<description>Karanlığı yakan tütsülerin kokusudur bu ayrılık belirten imleçli yol. Yine düşer içime tarifsiz bir yorgunluk. Gittiğim bu yol, bu sefer gittiğim yol gerçekten. Ah, ben vaktiyle bir hengâmenin içindeydim. Doğmamla büyümem iki satırlık bir zaman diliminde gerçekleşti. Yüzüme bakacak yüzü yoktur ömrümün. Benden geçen zaman, benim ömrümmüş meğer anlayamadım. Bağışıklık kazanan ayrılıklarım, hep zoraki ayrılıklarımdı. O yüzden ne zaman düşerse önüme ekşisinden bir ayrılık, ben en çok kendimden giderim. Ne zaman ayrılık kokusu düşerse aklımın ucuna, bu kısa yolların uzun yolcusuyum ben. Annem, babam ve sol yanım kokan her şey... Önümde iki ayna, ardımda onlarca gölgelerim. Gittiğim, benim ben olmasına da gidemediklerim de bir o kadar benim! Ruhumun iniltilerini işittikçe, sabahları duyduğum sesleri kaybediyorum, oynamayın aklımla! Hadi umalım Ezel’den ezeliyet tadında bir vuslat. Bilirim, O isterse şayet, ezilir ayaklarımın altında firkat! </description>
<link>https://www.antoloji.com/imlecli-yol-siiri/</link>
<guid>3892342</guid>
<pubDate>2026-10-13T17:07:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Akılsız Şair 3</title>
<description>Çekiliyor sineme özlediğim, andığım, aklıma taktığım, adını andığım, sabah uyandığım, akşam ısmarladığım, gün içinde kapandığım, gece yarısı açıldığım, yolda rastladığım, yolu kapattığım, güneşe astığım, yıldızlara taktığım, ayın on dördü saydığım, aklında dimağım, çehresinde hayranlığım, dilinde ahmaklığım, dilimde aşk sanığım, karşımda tutanağım, arkamda kanlı elmasım ve ben yirmi dört yerimden kalkıyorum ayağa, haykırmak için saat geç ve içimde tarifsiz ve ahmakça ve arsızca ve akılsızca ve aldırmayan ve kulağı duymayan bir dahi ve uşaklığımı yapıyor, ağzımdan laf alıyor, aklımı mıhlıyor, dilime bal sürüyor, ellerimi bağlıyor ve arkamdan vuruyor ve ben fark etmemiş, akletmemiş, işi bilmemiş ve dahi işten gelmemiş, çaresi tükenmiş, çehresi çürümüş ve gözleri görmemiş vaziyetteyim ve üstümde kükürt kokusunda hâllice bir gök kurusu, altımda taban fiyatlarının kaydırması, ruhumda aydınlığın karanlığa kulak kabartması, karşımda göğe yükselen merdivenlerin kırık basamağı, ellerimde barış güvercininin bomboş beyazlığı ve etrafımdaki her şey, herkes sorgu sualin içinde, yeşilin sünnetinde, siyahın çilesinde, beyazın sözünde, pembenin cilvesinde, mavinin ezgisinde ve kırmızının bir Kürt sevgisinde ve sonra pimi çekilmiş bombaların sesi, ölülerin sesi, dirilerin sessizliği, yaralı iki gözün kertmesi, ayakların incinmiş sesi, kolların zincir kesesi, bileklerin kelepçesi ve akıl tutulması bu; çünkü çilenin bir iç sesi var meydanda, gürül gürül akıyor karanlığa, aydınlıktan eser yok ve kar beyazı bir ölüm ilerliyor ve güneş ölüyor az sonra ve gün ölüyor az sonra ve dirilen koca bir karanlık, simsiyah bir karanlık, gölgesi acının ikiye katlanmış hâli, çehresi yemyeşil bir dalın çürük meyveleri, ayakları kara suların susuz çeşmesi ve irkiliverir yerinden bir ses, dirilir yeniden iki el, açılır derinden dört göz, yürür ölü güneşlere doğru kara sular çeşmesi ve elinde ömrünün kendisine biçilmiş payesi, geçmiş tüm ömrünün sığmayan karesi, sütü bozuk çocukların annesi, dili tutulmuşların dert hengâmesi, duvarların üstüne üstüne geldiği saatlerin son saniyesi ve daha sonra ve hatta çok daha sonra iki yapraklı bir ağacın kesilmesi, ortasında kök seslerinin inci tanesi ve yerde ölümsüzlerin ikilemde kalmış yarım nefesleri ve haklıların ve hatta mazlumların gönlündeki kırık camların ilk harfi ve hatta haksızların naralarındaki o kırmızı eylemleri ve biz ve ben ve hepimiz bu karanlık eylemlerin içinde, içimizdeki aşk sandığımız şeytanın yüzüne gülüyoruz ve sonra ölüyoruz, öldükten sonra özlüyoruz, bir daha dirilmemek adına bininci kez ölüyoruz! </description>
<link>https://www.antoloji.com/akilsiz-sair-3-siiri/</link>
<guid>3892341</guid>
<pubDate>2026-10-13T17:06:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Kırlangıç</title>
<description>Eskilerden bu yana insanlar, kırlangıç kuşunu berekete, bolluğa, hayra yormuşlardır. Güzel haberlerin yahut güzel insanların geleceğine işaret kabul etmişlerdir. Ancak bununla sınırlı kalmıyor, aynı zamanda kırlangıç kuşlarının yuva yaptıkları evlerin nazarlardan korunduğuna da inanmışlardır. Ve dahası da şudur ki kırlangıç kuşları, sadakati ve bağlılığı ifade ederler. O yüzdendir ki ne zaman kırlangıç kuşları bir evin çatısına damına yuva yapsa, oradaki aile bağlarının daim olacağına inanılmıştır. O evde yaşayan insanların birbirine karşı sadık olacaklarına inanılmıştır. Şimdi Sen Sevgili, Aklıma gelişin, aklımda kalışın bana bolluktur, ruhuma berekettir, ömrüme iyiliktir. Bu sabah seni anımsayan her hücrem, yağmur damlalarına eşlik eden gaipten sesin ve hatırlamakta zorluk çektiğim bana olan kırlangıçlı seslenişin… Bunlar bana iyiliktir, bunlar bana gün yüzü, bunlar bana bayram sevinci. Sevgilim, Kırlangıçlar, karanlık çökmeden evlerine varmak zorundalar. Çünkü karanlıkta görmezler ve eğer evine varmazlarsa tüm gece boyunca uçuşup dururlarmış. Nereye gideceğini bilmedikleri için öylece tüm karanlık boyunca sokakta, biçare şekilde uçuşup dururlarmış. Şimdi sen beni bir kırlangıç say sevgilim ve kendini de günüm, gündüzüm say. Eğer varamazsam sana, kalamazsam sende; ben evimi bulamam, karanlıkta kalırım. Beni karanlıkta bırakma sevgili… </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirlangic-102-siiri/</link>
<guid>3892338</guid>
<pubDate>2026-10-13T17:03:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Sanki</title>
<description>Şimdi avazım çıktığı kadar bağırıyorum kendi içime, kendi sesime… Ben bile duymuyorum kendimi bu anlamsız ve karamsar ruh kargaşasının içinde. Yalnızlaşıyorum, uzaklaşıyorum bir bakıma her bakımdan. Kendime sorular biriktiriyorum sorunlarla iç içe. Adımda bir kayıp söz konusu, adımda bir gaiplik ve bugün burada ben, oturduğum yerde hiç yokmuşum gibi varım sanki. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sanki-320-siiri/</link>
<guid>3892336</guid>
<pubDate>2026-10-13T17:00:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Nedamet</title>
<description>Ucuz kokular alıyorum geçmişten bugünüme. Gözümde büyüttüklerimi görüyorum kurulmuş pazar tezgâhlarında; içim acımıyor, içim el vermiyor, içim almıyor. Bundan gayrı güneş dilediği kadar batsın, fırtına her saniye kopsun. Bende? Bende ortalık aydınlanalı çok oldu, yapraklar açtı, çiçek kokmaya başladı, başladım. Çok uzakta kurulmuş tezgâhları görüyorum, sırtımı döndüm yürüyorum. Sadece ne mi oluyor? Ucuz kokular alıyorum günümden yarınıma ama ondan da uzaklaşıyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/nedamet-98-siiri/</link>
<guid>3892337</guid>
<pubDate>2026-10-13T17:00:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Bana Sorarsanız</title>
<description>İçimden gidiyorum bugün, içimdekinden gidiyorum. Serzenişlerimin aslı astarı kalmadı, içimde idamlar düzüyorum. Bana sorarsanız diye başladığım onca sözün hiçbirinde sorgulanmadım. İçimde benden habersiz bir iç yaşıyor, o beni öldürüyor gibi sanki. Korkularla büyüyor içimdeki ölümler, içimdeki idamlar, içimdeki sorgular! Bugün ben bir kez daha öldürdüm beni, içimdeki içi! Korkuyla büyüyen şu içsizliğin karşısında bir başıma, karşısında tek başıma. Bana sorarsanız iki kişi büyüyoruz hep, bir kişi ölüyoruz. Dedim ya bana sorarsanız… </description>
<link>https://www.antoloji.com/bana-sorarsaniz-4-siiri/</link>
<guid>3892335</guid>
<pubDate>2026-10-13T16:59:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Son Ayrılık</title>
<description>Sabahın ilk ışıkları, uyandım her zamanki gibi. Doğruldum yavaştan, yanağımda geceden kalma izler, yaralarımda senden kalma izler. Yüzümü yıkadım, sen bakıyordun bana aynada. Saçlarımı taradım, senin sevdiğin gibi taradım. Çok sevmezdin sen beni, biliyordum; ama öyle aklımda kalanları görüyordum aynada. Yüzümde eskidiğimi anımsatan izlere baktım, seni gördüm. İyiyim iyiyim, bugün de gayet iyiyim dedim senin sesinle. Çok beğenmezdin sen beni, biliyordum; ama öyle gözümde kalanları görüyordum aynada. Giydim üstümü, çekidüzen verdim eve, dağınıklığımı ve dağınıklığı toparladım biraz biraz, çıkmak üzereyken son bir kez daha dönüp baktım kendime, seni gördüm aynada. Pek yolcu etmezdin sen beni, biliyordum; ama öyle içimde kalanları görüyordum aynada. Yürüdüm bilinmezliğini bilmediğim sokaklarda, kaldırımların çizgilerine basmamaya gayret ediyordum hâlâ, elimi cebime koymaktan utanıyordum yeniden ve acaba nasıl görünüyorum diye baktığım dükkân camlarından sen bakıyordun bana. Çok görmezdin seni beni, biliyorum; ama öyle gördüğün kadarını görüyordum aynada. Özlüyorum, aynalara baktıkça seni özlüyorum hâlâ… </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-ayrilik-16-siiri/</link>
<guid>3892334</guid>
<pubDate>2026-10-13T16:57:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Öngöremedim</title>
<description>Daha güzel olur sanıyordum, öyle sanmıştım. Geriye bakmayınca geride bırakırım sanmıştım. Öyle olmuyormuş işte, çok yol gidince anladım. Karşımdaydın, öylece karşımdaydım. Bu kadar yolu karşımda dimdik durmuş hayalini bulmak için mi yürüdüm? Ama geriye bakmamıştım ben, geride bırakmıştım ben. Şimdi bu kadar yolu unutmak için mi yürüdüm? Ya da hatırlamak için mi? Sensizlik başıma ağrılar getirip duruyor, gerçekten uzaklaşırken tek gerçeğe yakınlaşmışım gibi hissetmeye başladım ara sıra. Başaramıyorum sanırım sensizliği, ruhumda bir yerler bana beni eksik hissettirmeye başladı. Uzakta bir köy var dediler, tüm köylerden kovuldum seni söyleye söyleye, seni söylene söylene. Yüzüme bakmıyorum artık, yüzüm bakmıyor bana artık. Sen nasıl iğrenç bir güzelliksin ve sensizlik neden bu kadar çirkin! Bunca yol yürüdükten sonra görüyorum seni karşımda, sensizliğinle dimdik karşımdasın. Tüm sensizliğinle muhtaç bırakmışsın beni kendine! Bu nasıl bir sensizlik, bu nasıl acı bir sessizlik! Daha güzel olur sanıyordum, öyle sanmıştım. Öngöremedim, öngöremedik, tüm insanlığın kusuru bu, öngöremezdik. Zira bilimin öngöremediği bir zaman dilimidir sensizlik… </description>
<link>https://www.antoloji.com/ongoremedim-siiri/</link>
<guid>3892329</guid>
<pubDate>2026-10-13T16:56:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>İlk Harf</title>
<description>Seni izliyorum yine her zamanki gibi. Aklım gidiyor benden sana, aklım geliyor senden bana. Şiir seziyorum binbir türle esmeye başlayan rüzgârın sağ yana estirdiği saçlarından, pardon sol yanıma. Böyle gelişigüzel kalmıyorsun sadece, kalışın kadar güzelsin karşımda. Kusura kalmasın kimse, bakmalara kıyıyorum, doymayacağımı bilmek seni sevmek konusunda pervasız yapıyor beni. Kusura kalmasın kimse, sıklıkla gözlerimi alabiliyorum senden, güzelliğinden haber vermek istiyorum kendime, bana. Seni sevmek kadar güzelsin sevgilim… Üst üste geliyor seni sevmelerim, altında kalmıyorum, yükseliyorum. İkindi rüzgârından sonra bir balkon sefasına heba etmiyorum seni sevmelerimi, seni beğenmelerimi. Mesela karşı evin camına yansıyan batmakta olan güneşin ışıklarını sana kurban etmekle meşgul olmak, yanımda geçen masallara konu çevre seslerini ve insan resimlerini sana bakmakla ihmal etmek seni sevmeme, seni beğenmeme dair en büyük maharetim. Seni özlemek kadar güzelsin sevgilim. Sana bakarken sevgilim, kalbim yerinden çıkacak gibi olmuyor artık, kalbim sende. İtikadıma ters düşüyor seni sevmelerim, seni beğenmelerim. Alnımda secdeden çok senin izlerin, yüzümde kendimden çok senin ellerin. Gıyabımda senden bahsediyorlar, kâlu belada senin sözünü vermişim sonradan. Senin üzerine yemin etmelerim dolduruyor heybemi, sana dair her şeyleyim, her şeyim. Kusura kalmasın kimse, her şey hatırlatmıyor seni bana. Artık çok geç, her şeysin sen çünkü. Sen olan, seni hatırlatmaz, sana inandırır beni. Karanlığa süzülen gökyüzünün şu saatlerini sana kurban etmekle meşgulüm sevgilim, seni beğenmekle meşgulüm. Sana inanmak kadar güzelsin sevgilim… </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilk-harf-3-siiri/</link>
<guid>3892327</guid>
<pubDate>2026-10-13T16:55:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Değişir mi insan?</title>
<description>Sizce değişir mi insan? Çok zor! Ama ben değiştim mesela; binbir türlü zorluklarla, çeşitli manasız güçlüklerle… İyileşir mi insan? Çok zor! Ama ben iyileştim mesela; kendimi aldatarak, kendimden kanatarak… Bu iyileşmek mi oluyor şimdi? Bu değişmek mi oluyor şimdi? Bilmiyorum ve sanırım bilmemek, değişimin ve iyileşmenin önündeki en büyük engel… </description>
<link>https://www.antoloji.com/degisir-mi-insan-siiri/</link>
<guid>3486487</guid>
<pubDate>2023-07-09T00:16:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Kisve</title>
<description> Aklım aklıma üşüşüyor, bin aklım oluyor birden! Düşünmek çok daha zor artık, karar vermek çok daha imkansız artık! Bu kısır döngü, bu kisve, bu yalnız zümre kuruyup gitmeli bir an önce! </description>
<link>https://www.antoloji.com/kisve-4-siiri/</link>
<guid>3486486</guid>
<pubDate>2023-07-09T00:15:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Ölümsüz Acılar</title>
<description>Kimliksiz bir yalnızlık üşüşüyor başıma bazı saatlerde, bas etmek mümkün olmuyor. Çehresinde yabancılığın verdigi huzursuz tavırlar ve elinden gelenin ardında durmadığı ayıplar var! Ben ölümlüyüm, ölümsüzlüğe meydan okuyan acıların ne isi var yani başımda! Birazdan kalkar giderim, yatıya kalanın ne isi var yanımda! </description>
<link>https://www.antoloji.com/olumsuz-acilar-siiri/</link>
<guid>3479724</guid>
<pubDate>2023-06-17T01:17:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Kıyamet Saati</title>
<description>Uyandım ve seslendim… O an saat, tüm dakikaları, tüm zamanları geçti sanki… Kemiksiz bir acı hissettim, bütün kemiklerimi kırdı geçti sanki… Başımdan kaynar sular döküldü sanki; bütün felaketler, bütün musibetler, başına buyruk bütün acılar… Ve bütün bir tabiat yüreğimin orta yerinde yandı sanki… İşte o an, kıyametin en büyük alametiydi sanki… </description>
<link>https://www.antoloji.com/kiyamet-saati-4-siiri/</link>
<guid>3478061</guid>
<pubDate>2023-06-11T00:37:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Akılsız Şair 2</title>
<description>Sendeki şey öyle her şey gibi değil işte; Kelimeler tekrarlanmıyor sende, Yemyeşil dal kurumuyor sende Yeni olan şey eskimiyor sende, Başladığım an bitmiyor sende…!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/a-isem-siiri/</link>
<guid>3407480</guid>
<pubDate>2022-10-16T22:51:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Ey Allah’ım</title>
<description>İçimizde kaygılardan sezili süzgün ve yarı bahtiyar bir ruh hali, Karşımda onlarca kavga, onlarca yangın; içimde  korkudan bir ürperti Kirden görülmüyor aynadaki adamın hakikatten yarım yamalak izi, Ey Maliki şu koca dünyanın, ne olur dosdoğru yola ilet bizi  Göğsümüzde üçün beşin sıkışıklığı, karadaki insanlar karadan beter, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ey-allah-im-19-siiri/</link>
<guid>3407479</guid>
<pubDate>2022-10-16T22:48:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Olacağı yok</title>
<description>Oluruna bırakacaktım; olacağı varmış, bırakamadım… </description>
<link>https://www.antoloji.com/olacagi-yok-2-siiri/</link>
<guid>3407478</guid>
<pubDate>2022-10-16T22:47:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Cam kenarı</title>
<description>Cam kenarı gibiydin sen; Ya muhakkak özlüyordum seni, Yahut muhakkak yolcu ediyordum… </description>
<link>https://www.antoloji.com/cam-kenari-12-siiri/</link>
<guid>3367756</guid>
<pubDate>2022-05-30T16:39:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Zerbap</title>
<description>Açılır yüreğime düzmece zerbaplar; Kırık dökük müyüm, hangi göğün yüzüyüm? Söyle bana, kimde özüm, kimin özüyüm?  Kapanır yüzüme kusursuz zerbaplar; Yalan dolan mıyım, yalnız olan mıyım? </description>
<link>https://www.antoloji.com/zerbap-siiri/</link>
<guid>3365528</guid>
<pubDate>2022-05-23T18:15:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 <item>
<title>Cesedim</title>
<description>Savaş alanına döndü duygularım İstilası gönülsüz insanlara kaldı Ganimet saymazlar seni aymaz yüreğim Cesedeni aramak yine bana kaldı  Fermanını ben çıkardım savaşın </description>
<link>https://www.antoloji.com/cesedim-6-siiri/</link>
<guid>3365527</guid>
<pubDate>2022-05-23T18:12:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Şan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
