<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Fırat Demir3 Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sen Yoktun</title>
<description>Günler zakkum yaprakları gibi   Birer birer dökülürken ayaklarımın dibine  Ben her gece karanlığa dikip gözlerimi  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-yoktun-104-siiri/</link>
<guid>1001535</guid>
<pubDate>2008-08-11T01:39:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Ağlamaklı Olacak Herşey</title>
<description>Gideceksin ağlamaklı olacak her şey   Ağlamaklı olacak gökyüzü  Ve ağlamaklı olacak yureğim  </description>
<link>https://www.antoloji.com/aglamakli-olacak-hersey-2-siiri/</link>
<guid>971942</guid>
<pubDate>2008-06-21T02:39:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Cevri'den Seçmeler-2</title>
<description>6-gözümde yaş değil yağmurudur hasretin tenimdeki can değil yolcusudur hasretin ahımın zehiriyle acılaşan gözyaşlarımdan gönül mülküm vaveylasıdır hasretin ne acaib alem olur muhabbet alemi bazan her zaman bahar bahçesinin süsüdür hasretin </description>
<link>https://www.antoloji.com/cevri-den-secmeler-2-siiri/</link>
<guid>891167</guid>
<pubDate>2008-01-30T23:13:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Mavi Düş</title>
<description>Mavi dus  Ben uzaklarin bagrindan kopan ask selalesine  seninle merhaba dedim  </description>
<link>https://www.antoloji.com/mavi-dus-8-siiri/</link>
<guid>876508</guid>
<pubDate>2008-01-04T23:52:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Cevri'den Seçmeler-1</title>
<description>1-Eğer kavuşmanın yolu gamzen uğruna can vermekse bakışının bir oku,o saltanatın yıkılmasına sebeb olur aşıkı öldürmeye gözlerin naz eylermiş gamzen varken gözlerine ne hacet dudaklarının hayali cana gizli bir can katmakla, kutsal ruhlarla sohbete sebeb olur </description>
<link>https://www.antoloji.com/cevri-den-secmeler-1-siiri/</link>
<guid>855369</guid>
<pubDate>2007-11-28T13:55:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Hüzün</title>
<description>Biz hüznü avuçlarımızda büyütmüştük sevgi ve sevgilinin gözlerinde ki ışıltıdan uzak üşüyorduk bir kış zemherisinde ve üşütmüyorduk onu hüznü umutla büyüttük baharlara gül olsun diye </description>
<link>https://www.antoloji.com/huzun-262-siiri/</link>
<guid>687020</guid>
<pubDate>2007-03-14T21:18:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Gurbet</title>
<description>Burada hayat erken başlar,sesizlik erken iner şehre Monoton bir hayatin girdabina tutulursun istenmeyerek Ve birde gurbetlik sendromları…. Ve içten içe kemirilirsin sessize sürünürsün derinden Ceza gibi bir şey,inadına yaşamak gibi bir şey… Evet inadına yaşıyoruz işte…. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gurbet-220-siiri/</link>
<guid>651339</guid>
<pubDate>2007-02-04T15:51:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Çocuk</title>
<description>Bir çocuk gözleri yaşlı  Rengi solgun,kalbi mahzun Dalgın sanki bir şey düşünüyor gibi Boynu bükük sanki kimsesiz!  Saçlarındaki dağınıklık </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocuk-209-siiri/</link>
<guid>589188</guid>
<pubDate>2006-11-23T23:45:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Sensizlik</title>
<description>Sensiz  bu gece pencereme ay düştü Gönül vadime sensizlikten gölgeler düştü Bir seher vakti çekip gittiğinden beri Yüreğime yalnızlık bana ayrılık düştü  Firakından ben gibi saçlarıma aklar düştü </description>
<link>https://www.antoloji.com/sensizlik-333-siiri/</link>
<guid>560438</guid>
<pubDate>2006-10-15T23:56:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Kız</title>
<description>bir seher vakti çıkagelen ve daha başından dokunaklı konuşan ağlamaklı kız gözyaşını damane döken hüznü biriktiren dudaklarında billur cennetlere hasret ağlayan kız </description>
<link>https://www.antoloji.com/kiz-16-siiri/</link>
<guid>552655</guid>
<pubDate>2006-10-05T00:40:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Dua-2(Yakarış)</title>
<description>Ey mevlam! Arzum büyük, amelim ise kötüdür; affından bana, arzumun miktarıca ihsan eyle ve beni kötü amelimden dolayı hesaba çekme; çünkü senin keremin günahkârları cezalandırmaktan daha üstündür. Hilim ve sabrın hata işleyenleri cezalandırmaktan daha büyüktür.                          Ey mevlam; ben senin büyüklüğüne sığınmaktayım. Gazabından lütfüne koşmaktayım. Affın hususunda iyi kanaate sahip olan hakkında, affın muhakkaktır;                   Ey Rabbim, ben kimim ki benden intikam alasın?      Değerim nedir ki?                                                      Büyüklüğünle günahımı affet ve affınla bana lütufta bulun.      Ey Rabbim, kötü amelime, perde çek (ört) .                      Zatının yüceliği hürmetine, beni kınamaktan vazgeç.   Eğer bugün senden başkası günahımı bilseydi, o günahı işlemezdim.                                                                           Eğer günahımdan dolayı hemen azaba uğrayacağımdan korksaydım, o günahtan kaçınırdım.                                        Bu ise senin değersiz ve önemsiz olduğun anlamına gelemez; haşa.                                                                          Bu tutumum senin kusurları örtenlerin en hayırlısı,            hüküm verenlerin en iyisi ve kerem sahiplerinin en üstünü olduğundandır.                                                                     İnsanların kusurlarını örtensin, günahları affedensin ve mutlak surette gaybı bilensin.                                                          İnsanların günahlarını kereminle örtersin ve hilminle cezalarını geciktirirsin.                                                                             Her şeyi bilmene rağmen hilimli olduğun ve her şeye kadir olduğun halde affettiğin için hamt olsun sana.                           Hilmin, sana karşı gelmeye beni cür’etlendiriyor; kusurlarımı örtmen, benim hayamın az olmasına sebep oluyor; affının büyüklüğüne ve rahmetinin genişliğine olan marifetim, beni günah işlemeğe cüretkâr ediyor.  Ey Halim, ey Kerim, ey diri olan, ey yaratıkları var edip koruyan, ey günahları affeden, ey tevbeleri kabul eden, ey bahşişi büyük ve ey ihsanı sürekli olan!                         Güzelce kusurları örtmen hani? Büyük affın nerede? Hemen kazanılabilen kurtuluşun hani? Acil yardımın ve geniş rahmetin hani?                                                                    Değerli bahşişlerin, güzel bağışların sonsuz lütufların büyük kerem ve nimetlerin, kadim ve ezeli ihsanın nerededir?       Ey Kerim, keremin nerededir?                                            Keremin hürmetine,                                                             Muhammed ve Muhammed'in Ehl-i Beyt’inin hürmetine, beni kurtuluşa erdir.                                                                  Rahmetinin hürmetine, beni kurtar.                                             Ey her işi iyi ve güzel olan Allah, ey nimet veren ve ey lütuf sahibi!                                                                                     Ben, azabından kurutulmak için amellerime değil, senin bize olan lütuf ve ihsanına güveniyorum.                                             Çünkü, sensin korkulmaya layık olan ve sensin affetmeğe layık olan.                                                                               Önce nimetler vererek kulların hakkında ihsanda bulunursun, sonra kereminle günahlarını affedersin.                              Bilmiyorum hangisinin şükrünü yerine getireyim:                      Bana verdiğin güzel nimetlerin mi?                                Üzerine perde çektiğin (örttüğün)  kötü yönlerimin mi?        Zor imtihanları bana kolaylaştırıp onların çoğundan beni selametle kurtarmanın mı?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dua-2-yakaris-siiri/</link>
<guid>549728</guid>
<pubDate>2006-10-01T02:16:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Hamd</title>
<description>Hamd, Allah'a ki övenler onu lâyıkıyla övemezler;                                                                  nimetlerini sayıp dökenler, onları söyleyip bitiremezler;                                                            çalışıp çabalayanlar, hakkını edâ edemezler.                                                                                     Öyle bir ma'buddur ki derin düşünceler onu idrâk edemez;                                                                akıl-fikir, denizine dalanlar, zâtının künhüne eremez.                                                                     Bir sınır yoktur ki sıfatını sınırlayabilsin;                                                                                          bir vasıf yaratılmamıştır ki zatına lâyık bulunsun.                                                                               Yoktur ona sayılı bir an; yoktur onun için ertelenmiş bir zaman.                                                Yaratılanları, kudretiyle o yaratmıştır;                                                                                         rüzgarları, rahmetiyle o estirmiştir;                                                                                                     yarattığı yer yüzünü, kayalarla perçinlemiş, pekiştirmiştir. Dinin evveli onu tanımaktır.                                                                                                          Tanıyışın kemâli, onu tasdik etmektir.                                                                                               Tasdik edişin kemâli, onu bir bilmektir.                                                                                               Bir bilişin kemâli, ona karşı öz doğruluğuna ermektir.                                                                        Öz doğruluğunun kemâli onu noksan sıfatlardan tenzîh etmektir.                                                        Çünkü bilmek gerekir ki ne sıfat söylenirse söylensin, o sıfatla vasfedilemez;                                       her sıfat, vasfedilenden gayridir; onunla bilinemez. Onu vasfetmeye kalkışan, onu bir başkasına eşit etmiş sayılır.                                                         Başkasını ona eşit sayan, ikiliğe düşmüş olur                                                                                               İkiliğe düşen, onu ayırmaya kalkışır,                                                                                          onu ayırmaya kalkışan, onu tanımamış olur.                                                                                             Onu tanımayan, ona yön isnat eder,ona işaret eyler.                                                                                                   Ona işaret eden, onu sınırlar.                                                                                                   Sınırlayan, sayıya sokar.                                                                                                                           Her nerde derse, onu bir yerde sanır, ona mekân isnat eder;                                                                        bir yerde diyense, başka yeri onsuz sanır. Vardır, yaratılmaksızın.                                                                                                                   Mevcuttur, yokluktan var olmaksızın.                                                                                                    Her şeyle biledir, beraber değil.                                                                                                              Her şeyden gayrıdır, ayrı değil.                                                                                                              İşler yapar; harekete, âlete muhtaç olmadan.                                                                                 Görendir, görülen yokken.                                                                                                                 Birdir, bir varlığa muhtaç bulunmadan,                                                                                                    hiç bir varın yokluğunu garipsemeden.                                                                                                  Halkı yarattı, yaratmaya koyuldu, düşünüp kurmadan,                                                                            işe deneyişten faydalanmadan,                                                                                                                   bir harekete, âlete muhtaç olmadan işe koyulmadan, koyulup yorulmadan.                                               Her şeyi vaktinde yarattı,                                                                                                               birbirlerine aykırı olan şeyleri birleştirdi, uzlaştırdı.                                                                               Her şeyde bir istîdat, bir tabiat yarattı;                                                                                                          her şeyin maddesini ona göre düzdü.                                                                                                 Her şeyi olmadan bilendir O;                                                                                                     sınırlarını, sonlarını kavrayıp kapsayandır O;                                                                           her şeyin gizli, açık,her yanını bilendir O..Nehcül belağa…. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hamd-4-siiri/</link>
<guid>549701</guid>
<pubDate>2006-10-01T01:44:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Yalnızlık…</title>
<description>Hayat öyle küçük ve büyük olaylarla örtülüki, Güçlü kuvvetli bir insan, Aynı zaman dilimi içinde birkaç kıyamet birden yaşar Binlerce kez nuh tufanı yaşar yüreğinde Bin defa ölür ve dirilir,cennet ve cehennemler görür…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalnizlik-454-siiri/</link>
<guid>545649</guid>
<pubDate>2006-09-25T01:37:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Umutlarım...</title>
<description>Yine gurbet ellerde ve yapayalnızım Tenha gecelerin verdiği hüzünle Yüreğimin derinliklerinden dalga misali sahile vuran Duygularımı yazıyorum bu gece…  Gök bulutlarla kaplı,yağmur durmaksızın yağıyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/umutlarim-22-siiri/</link>
<guid>545646</guid>
<pubDate>2006-09-25T01:34:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Giderken...</title>
<description>Sen Giderken… Sen giderken yüreğim öylesine sızlamıştı ki Acılar yağmur taneleri gibi birikmişti gözlerimde… Gururumdan ağlayamıyordum! Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım Ayrılığına dayanamayan bu yürek </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-giderken-68-siiri/</link>
<guid>523371</guid>
<pubDate>2006-08-21T18:43:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Özlem...</title>
<description>Gece hasret bağrıdır Giden yara gelen kandır Dostluğun erdeminde eriyen mum ışığı Özlem şarabı oldu… İçe içe dahada kanadı yüreğim Dostluk param parça oldu </description>
<link>https://www.antoloji.com/ozlem-406-siiri/</link>
<guid>523350</guid>
<pubDate>2006-08-21T18:23:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Ey Sevgili!</title>
<description>Güneş geceyi karsilamaya giderken, Ve sokak,son yolcunun ayak seslerinden arinirken, Ben bir dünya dert ve gam yüküyle gidiyorum… Ve seni tüm tatli hatiralarla şehrin sokaklari arasinda yanliz birakiyorum… Sakin aglama mor menekşem! Aşıkların gönlündeki ayrılık duvarini yıkmak için </description>
<link>https://www.antoloji.com/ey-sevgili-70-siiri/</link>
<guid>473301</guid>
<pubDate>2006-06-09T00:45:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Ana</title>
<description>Ana ben gurbet ellere dutsum duseli hergun huzunlere burundum Merhamet dolu bakislarindan mahrum,herkesten uzak koselerde buzuldum Ana ben gurbet ellere dutsum duseli ben gibi saclarima aklar dustu… Gencligimin baharina sonbahar huznu coktu,yaslandim ana… Ana yanima koydugun gunahsiz merhamet dolu bakislarin,aglamakli sesin adimlarima guc oluyor… Sevdami bilincle biliyorum ana! </description>
<link>https://www.antoloji.com/ana-74-siiri/</link>
<guid>473300</guid>
<pubDate>2006-06-09T00:43:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Kıyametler Yaşamak!</title>
<description>Bacağı kopuk bir kız çocuğu gördünmü harabeler arasında gezinirken? !  Yalın ayak ve çıplak,gözleri umut doğuran çocuklar gördünmü azizem? ! ! , Yüreğinde binlerce kez nuh tufanı görmüş Binlerce kez kıyametler yaşamış,Afganistanlı analar gördünmü hiç? ! Ya yüzlerinde hayatin bin bir ifadesi, Dağlara mülteci yüreğiyle, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kiyametler-yasamak-siiri/</link>
<guid>473299</guid>
<pubDate>2006-06-09T00:40:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 <item>
<title>Sesizlik...</title>
<description>İcimde giderek buyuyen ucurumlar var giderek derinlesen batakliklar... Disimda ise durmaksizin akan bir camur seli... uzerime cevrili namlular,beynimde kosusturan sakincali dusunceler ve her an infaza hazir idam mangallari.... Her sey ama her sey zan altinda.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sesizlik-2-siiri/</link>
<guid>470186</guid>
<pubDate>2006-06-05T01:12:00+03:00</pubDate>
<author>Fırat Demir3</author>
</item>
 </channel>
</rss>
