<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Fazlı &#199;oban Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Yaren 6</title>
<description>Mevsiminde  uyku vakti. Güz gülleriyle  soldu güneş. Yeşil sarardı. Kırlangıçlar çoğaldı. Rüzgar üşüdü. Geceler uzadı. Yıldızlar erken üşüştü gök tavanına. Sesler erkenden çekildi evlere.  Beni sorarsan iyiyim. İyi olmak ne demekse? . Yaşamı sorguluyorum. Niçin yaşadığımı. Yaşamın ne olduğunu. İnancını kaybetmeden yaşamak güzel be yaren. Yarınlara yuva kurmak da güzel. Yaşam değerlerimi sıralıyorum. Bu zamana kadar bilmediğim soruları soruyorum kendime. Yanıtlamak üzere. Biliyor musun yaren. Amaçsız yaşamak kadar insanı yoran hiçbir şey yok. Zaman yoruyor insanı. Zaman bir rüzgar gibi esip geçiyor. Yaşam tekrarlar gibi olsa da değil aslında. Tekrar gibi olan ama aynısı  olanaksız olan. Sıcak dudaklarınla avutsam geceyi. Kan bir başka aksa yüreğimde. Tek yüreğe sığınsak. Soluğun ısıtsa kanımı.Ten tomurcuklarımı silsen. Uyusak. Sevda yurtlarına varsak. Mem İle Zen’i Leyla ile Mecnunu görsek. Dayasak  omuzlara onları. Değil mi yaren? </description>
<link>https://www.antoloji.com/yaren-6-siiri/</link>
<guid>305420</guid>
<pubDate>2005-09-10T22:12:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Yaren 5</title>
<description>Küçük bir çocuğun saflığıyla bakmışım bu zamana kadar hayata. Gerçeklerden kaçmışım.Ve kendime öyle bir dünya kurmuşum ki nasıl anlatsam. Benim gerçeklerim sadece bana ait olanlarmış. Ben herkesten bana benzemesini istemişim. Ne kadar garip değil mi yaren. Aslında acı diye bir şey de yok biliyor musun. Hayalde acı çekmek kadar anlamsız bir şey de olamaz.  Herkes beni sevsin olamaz böyle bir şey. Bu gerçek dışı bir düş. Düşlerle yaşamak kadar düş olamaz yaren. Kendimi çözdükçe kendime yaptığım haksızlığı daha iyi anlıyorum. Ben ruhumu ortaya koymamışım ki. Ben hep gizlenmişim yaren. Duygularımı düşüncelerimi gizlemişim. Ve ortaya çıkmak. Hem de aslanlar gibi. Yok böyle bir şey. Yaşama  bir koza ör ve o koza içinde uyu. Bu olamaz yaren. Bu olanaksız bir şey.  Bu hayal bu anlamsız. Bu kendinden kaçmak yaren. Bu gerçeklerden kaçmak. Yok gerçeklerle yüzleşme zamanı çoktan gelmiş ve geçiyor yaren. Öfkelenmek ve kin duymak. Olamaz  böyle bir şey. Dışarıdan özür dilemek ve içinden ben haklıyım demek. Yok be yaren gerçekten yok. Sıkıntılarım bana çok şey anlatıyormuş da ben anlamak istemiyormuşum. Dedim ya sana yazdıkça bazı şeyleri daha iyi anlıyorum. Yaşamak güzel şey be yaren. Öpüyorum seni. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yaren-5-siiri/</link>
<guid>294304</guid>
<pubDate>2005-08-16T00:43:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Yaren 4</title>
<description>Bir  ağustos gecesinde ay bölünmüş gökte. Kınalı saçların düşerken yüzüne sevdiklerim küçük yıldızlar gibi benimle.Biliyor musun yaren  yazdıkça  kapanıyor ruhumun yaraları.Yaralar kanadıkça kapanır. Biter acının kanı. Acı tükenince yeniden doğar her şey. Hiçliktir her şey. Ve her şey hiçbir şey. Bana kendini anlat. Benim anlatacaklarım bitmez. Ve yeniden doğacağım yeni günle ben ve senle. Yaren aradıklarımı buluyorum sonunda. Nedenler ve niçinler  yanıtlanıyor bir bir. Ve karanlıktan doğuyor güneş.  Her şeyin zıddı var yaren. Acının biteğinde mutluluk. Yaren sorgusuz yaşamak ne güzel. Ve ne güzel gökte ay balkırken izlemek. Yaren kuşlar artık göç etmez yuvalarını kurdular gerçeğe. Bu arayış bitti. Bitti yaren. Ruhumun aymazları aydınlanıyor. Öpüyorum seni </description>
<link>https://www.antoloji.com/yaren-4-2-siiri/</link>
<guid>293143</guid>
<pubDate>2005-08-12T23:14:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Yaren 3</title>
<description>Yaren Yaşam cümlesinin ortasını geçeli çok zaman olmadı. Yolculuğum düşe kalka sürüyor. Noktanın konduğu yerdesin. Kavurucu sıcaklar günü yakarken senin sevdanla küle dönen  kanlarım hala akıyor. Biliyor musun. Günler vagon misali ardı ardına geçip gidiyor.Güneş her sabah doğum sancısı çekiyor bende senin sancınla başlıyorum güne. Güneş doğunca öpüyorum alnından. Kuşlar alkışlarken doğan günü kaldırımlar suskunluğunu bozuyor. Uçsuz mavi gerinip yıkıyor yüzümü. Karamsarım yaren hem de çok. Bu karamsarlığıma  adın yüreğimin en kuytu köşelerinde  ıpıl ıpıl yanan küçük bir yıldız gibi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yaren-3-2-siiri/</link>
<guid>290860</guid>
<pubDate>2005-08-08T11:10:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Yürekte Yakılan Şehir</title>
<description>Diyar,  ürkek yıldızlar Sustu dolunay  Engerekler, çıyanlar Ve zehirler …  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yurekte-yakilan-sehir-siiri/</link>
<guid>277771</guid>
<pubDate>2005-07-05T01:54:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Yakılan Şehir</title>
<description>Diyar,  ürkek yıldızlar Sustu dolunay  Engerekler, çıyanlar Ve zehirler …  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yakilan-sehir-siiri/</link>
<guid>277772</guid>
<pubDate>2005-07-05T01:54:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>İstemem</title>
<description>İstemem kimseden, Sadece mutluluk  resminden başka Ya da, Fırtınaya, rüzgara inat  sesimden  başka İstemem, Ak ve  duru gökten  başka </description>
<link>https://www.antoloji.com/istemem-34-siiri/</link>
<guid>277770</guid>
<pubDate>2005-07-05T01:52:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Yaren 2</title>
<description>Yaren yüreğimde kalan  yılların kırıntıları ile yazıyorum sana. Biliyor musun?   Uçurumlar çok derin.  Kar yağdığında yediverenler büyürdü kucağımızda. Sisler kalkardı öbek öbek dağ yamaçlarından. Bir kartal yarardı maviyi. Öperdim seni. Ve soluğun sıcağında uyurduk. Sana dokununca kan tutardı beni. Yürek yavru güvercindi. Sıcak ve ürkek bir ceylandın. Kuş satıcılarından alırdık özgürlüğümüzü. Kaldırımlar da bizimdi.  Kaldırımlardı onlar.Biz bastıkça ayaklarımıza kediler gibi  sokulan. Anımsar mısın?  Dağ lalelerini ilk biz uyandırırdık.  Güneş küserdi günde bize. Ne kadar da kıskançmış güneş.  Oysa biz dokunmazdık onun olan güle. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yaren-2-2-siiri/</link>
<guid>277767</guid>
<pubDate>2005-07-05T01:48:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Yar</title>
<description>Yaren yüreğimde kalan  yılların kırıntıları ile yazıyorum sana. Biliyor musun?   Uçurumlar çok derin.  Kar yağdığında yediverenler büyürdü kucağımızda. Sisler kalkardı öbek öbek dağ yamaçlarından. Bir kartal yarardı maviyi. Öperdim seni. Ve soluğun sıcağında uyurduk. Sana dokununca kan tutardı beni. Yürek yavru güvercindi. Sıcak ve ürkek bir ceylandın. Kuş satıcılarından alırdık özgürlüğümüzü. Kaldırımlar da bizimdi.  Kaldırımlardı onlar.Biz bastıkça ayaklarımıza kediler gibi  sokulan. Anımsar mısın?  Dağ lalelerini ilk biz uyandırırdık.  Güneş küserdi günde bize. Ne kadar da kıskançmış güneş.  Oysa biz dokunmazdık onun olan güle. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yar-59-siiri/</link>
<guid>277768</guid>
<pubDate>2005-07-05T01:48:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Ey Bilge</title>
<description>Kuşanmış yalnızlığı  Ve ölüleri yıkıyor kent ışıkları Çocuklar ağlıyor Kimin bu  kimlik  Terk ederken sınırları </description>
<link>https://www.antoloji.com/ey-bilge-siiri/</link>
<guid>277766</guid>
<pubDate>2005-07-05T01:45:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Gün Uyanacak</title>
<description>Koyu  karanlık   gece Uzanmış iniler yatağında Gün   tutsak kirpikleri  arasında  Koca su, Uyanır  uykusundan </description>
<link>https://www.antoloji.com/gun-uyanacak-siiri/</link>
<guid>277765</guid>
<pubDate>2005-07-05T01:44:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Şiir mi?</title>
<description>Uykuları uyandıran ay ışığı  Buzu eriten söz Issız kumsalda iz Denizi coşturan  rüzgar Uykuları uyandıran ay ışığı Buzu eriten söz </description>
<link>https://www.antoloji.com/siir-mi-3-siiri/</link>
<guid>277764</guid>
<pubDate>2005-07-05T01:42:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Yaren</title>
<description>Zaman izini sürerek kirli bir sabahla soluklanıyor.Tenim su tomurcuklarında ıslanıyor. Yaşlıydı bu kent ve rüzgar.İnsanlar yalanlarla yıkanıyordu.Yangına durmuştu  yürek ve bu yangında su suçsuzdu. Yaren zaman yeşile dokundukça sarartıp döküyordu. Acılar tozlu raflarda yerlerinden alınıp tozları silinip yerlerine konuluyordu. Denizler, dalgaları gizlenerek seviliyordu. Giyinmiş kuşanmış ağaçlar dayamış alnını güne, dallarında kuşları dinliyordu.Sesler geçiyordu kıyılarımdan.Tanıdık değildi çoğu. Ve kimliksizdi. Nendeler niçinler  yaren. Bir baykuş yalnızlığında öterken, yıldızlar tutuşuyordu gök tavanında. Koyu karanlıktı. Karanlıkta tanınmıyordu gül. Yaren karanlık gizliyor kirlenen her şeyi. Çocukları düşündüm.Süt kokan ağızlarında taşıyorlardı sevgilerini.Ve istedim yürek yurtlarına girmesin yokluğun elleri </description>
<link>https://www.antoloji.com/yaren-4-siiri/</link>
<guid>277762</guid>
<pubDate>2005-07-05T01:40:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Yalan</title>
<description>Sahiplenmediğin  sesin yalandı Yalandı kaldırımların üşengeçliği Yalandı yüreğinde ki Yalandın …  Saçlarını  al </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalan-150-siiri/</link>
<guid>277761</guid>
<pubDate>2005-07-05T01:38:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Sensiz</title>
<description>Ağlamak ve Haykırmak adını  gök maviye  Büyür  yüreğim Taze kar sıcaklığı  ellerinde  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sensiz-116-siiri/</link>
<guid>277759</guid>
<pubDate>2005-07-05T01:35:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Kuş gölgesi</title>
<description>Kuş  gölgesi  Nokta sonsuza ulandığında Göz tutulur  kan karanlıkta Yürek   diren der Can acıda </description>
<link>https://www.antoloji.com/kus-golgesi-siiri/</link>
<guid>135160</guid>
<pubDate>2004-02-10T23:01:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Aymaz</title>
<description>AYMAZ  Gülde güneş batınca Yıldızlar düşer yanı başıma Türküler tutsak alır Bırakmaz  beni  uzak yollara </description>
<link>https://www.antoloji.com/aymaz-siiri/</link>
<guid>135159</guid>
<pubDate>2004-02-10T22:58:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Üşürken</title>
<description>ÜŞÜRKEN  Sensiz solukların Bulut özgürlüğün Mavide anlamı yok Neyleyim… </description>
<link>https://www.antoloji.com/usurken-2-siiri/</link>
<guid>135158</guid>
<pubDate>2004-02-10T22:56:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Tut Elimi Çocuk</title>
<description>TUT ELİMİ ÇOCUK Tut elimi çocuk, Yürüyelim geceleri. Yıldızlardan toplayalım, Göğsümüzün orta yerine, Hayatın renklerini. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tut-elimi-cocuk-siiri/</link>
<guid>82946</guid>
<pubDate>2003-03-30T23:18:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 <item>
<title>Yazgısı Kara Yazılanlar</title>
<description>YAZGISI KAR’A YAZILANLAR  Kara yazılır yazgı Siler güneş kara yazılanı  Can  doğmayı seçmeden </description>
<link>https://www.antoloji.com/yazgisi-kara-yazilanlar-siiri/</link>
<guid>82945</guid>
<pubDate>2003-03-30T23:17:00+03:00</pubDate>
<author>Fazlı Çoban</author>
</item>
 </channel>
</rss>
