<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Fatma Avcı 2 Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Hani Hançer Kendini Yaralamazdı</title>
<description>Gün batımının dinginliği sakinliği gibiydin. Hayatın acımasızlığını ardında bırakıp yorgunluğunu gecede dinlendirecek olan gün gibi.   Karanlığın yalnızlığına sığınıp, benliğinle savaşmaya başladığında aklına gelen ilk cümle ile kendine gelirsin. Yalnızlık karabasan gibi sarar seni. İçindeki ölü toprağını atıp silkelenirsin. Alnında oluşan birkaç damla ruhuna düşer. Kabuk tutmuş yaralarından sızan acıya sözcükler merhem olur. O zaman anlarsın aşkın umutsuzluklarla pişmiş olduğunu.  Dağ başı yalnızlığında acılar, aşklar ve umutlardan oluşan koronun son namelerini duyarsın. Her biri seni bir yana savurur. Birbirine düğüm olmuş duygular başkalarının yaşamlarına karışmış yaşamların ortasındasındır. Sus zamanlarının başladığı hastalıklı korkularının kurumuş isteklerinin tama ortasında tek başınasındır. Bir duygu sağanağına yakalanırsın. Korunmak için mücadele bile etmeden sarsılan bedeninin nöbete dönen krizinde acıyı daha da derinde yaşarsın. Zamanın dolmasını bekleyen ölümü düşleyen hasta gibisindir.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hani-hancer-kendini-yaralamazdi-siiri/</link>
<guid>2122852</guid>
<pubDate>2015-05-05T16:53:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 2</author>
</item>
 <item>
<title>İşgal Altındaki Duygular</title>
<description>Anı raflarından süzüldü yaşananlar, her biri kalın bir romanın arasına sıkıştırılmış küçük hikâyeleri gibi. Adını koyamadığımız duyguların esiri olmuştuk. Yeniden, hayata dönüş yolunun başında, söylenmemiş cümleler ile yürüyorduk. Sözcükler yüreklerimize tane tane düşerken keşif edilmemiş kentin sokaklarında el ele dolaşıyorduk.  Geceyi sabaha vuran zamanların gizeminde kelimelerin nefeslerinde soyunup, göz bebeklerimizle sevişiyorduk. Zaman denen ağır küllerin altında, yavaş yavaş yok olmanın arifesini yaşarken. İşgal altında bile duyguların avaz avaz haykırdığı zamanı yaşayanlardandık. Parçaları savrulmuş bir yaşamın ortalarında sevgi susuzluğumuzu gideriyorduk aşkı kana kana içerken.  Biz aşkı oyun sananlardan değil, dolu dolu yaşayanlardandık. Verilen hükümsüzlüklerde bile cezanın en ağırına razı olanlardandık. Yarınların korkuları olmadı hiç, ellerimizin birbirimize dokunması yeterdi. Göz pınarlarımızın birikintileri yürek gölümüzü doldurması ile hayat bulduk. Avuçlarımızda sıcaklığımız gözlerimizde kaybolmayan görüntülerimizle. Yasak sevişmelerin tutsaklığında yeni günlere yeni umutlar doğurduk. Ömür sonbaharını bitirip kışa dönerken.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/isgal-altindaki-duygular-siiri/</link>
<guid>1983325</guid>
<pubDate>2014-04-05T15:10:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 2</author>
</item>
 <item>
<title>Korkunun Bittiği Yerde Acılar Başlar</title>
<description>Sokak lambalarının fısıltılarına karışıyordu Ağustos böceklerinin sesi. Gecenin yalnızlığına ortak olup yıldızların altında sokak namelerini söylüyorlardı. Günün karmaşasında duyulmayan nefeslerin sıcaklığı ile serinlerken bir yığın hüzün dökülmüştü kaldırımlara.  Her adımda ayrı bir hüzün vardı, gülüşü sönen yüzlerden toprağa düşen damlalar, çaresizlikten sürünen ayaklardan dökülen tozlar yorgun günün ardında bıraktıklarıydı. Sessiz sakin kentin içinde yaşadıkları.  Uzak diyarlarda ki sokaklar geldi aklına. Sabahı bilmeyen, sevinci, özlemi, aşkı, gülmeyi unutan insanların yaşadıkları kent sokakları. Silah seslerinde karışan çocuk ağlamaları. Duvarlarında çığlıkları yankılanan kadınlar. Günlerden hangi gün? Aylardan hangisiydi? Sahi en son ne zaman yemek yemişlerdi? Yeni elbiselerini ne zaman giymişlerdi? Güneş artık toz bulutlarının ardından doğuyordu. Gece ile gündüzün farkı yoktu. Kıyamet mi kopmuştu da onların haberi yoktu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/korkunun-bittigi-yerde-acilar-baslar-siiri/</link>
<guid>1925832</guid>
<pubDate>2013-10-27T12:12:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 2</author>
</item>
 <item>
<title>Aşktır Tek Yaşanan, Sayfalarca Yazılan</title>
<description>Bir ömürdün yaşadığım kalın kitap misali, arasına sıkıştırdığım ayraç ile molalar verdiğim. Kopmadan koparılmadan yaşananlar. Bir nefeslik molalar da bile hayatımın içindeydin. Gittin diye bitmedin bitiremedim. Yaşananlar kaybolmasın diye arasına sıkıştırdığım bir ayraç ya da kıvrılan bir sayfa yaşananlara verilen ara gibiydi. Nefeslerimde boğulduğum, konuşurken kaybolduğum, ağlarken hıçkırığımdın.  Paragraf başlarında soluklandığım bölüm başlarında heyecanlandığımdın. Noktalarda nefesini duyduğum, virgüllerde dokunduğumdun. Kokun vardı sayfalarda, devrik cümlelerde sesin, nasılda keyiflenirdim tümcelerin sonunda. Sayfa kenarlarında alınan notlarda gizlerdim seni birde bölüm sonlarında ki son cümlelerde.  Konuşmayan dudakların ardında gizlenen sözcüklerde kurulmamış cümlelerin başlangıcında dururdun. Avuçlarımın sıcaklığında dokunurken sana, sessizliğini bozmadan açardım sayfa sayfa yürek yanıklarımı, kor misali akardın gözlerimden yüreğime. Bazen derin bir acı, bazen özlem bazen de bir hançer gibi ayrılık olur saplanırdın. Sevgililerin repliklerinde konuşmalarını duyardım. Hain yazarın yorumları girerdi aramıza ve ben seni bulmak için sayfaları bir nefeste geçerdim.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/asktir-tek-yasanan-sayfalarca-yazilan-siiri/</link>
<guid>1914990</guid>
<pubDate>2013-09-28T12:45:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 2</author>
</item>
 <item>
<title>Mevsim Hazan, Yüreğim Hüzün</title>
<description>Düşlerimde dinlediğim ninnilerimin makamındasın alıp götürmediğim. Yüreğimin sunak taşına damlayan gözyaşımda seni yıkıyorum. Yüreğim acıyor yazılmamış sözcüklerin ağıtlarına duruyorum. Kadere isyanım almış başını gidiyor ve ben isyankâr ruhumun günahları ile ellerine uzanıyorum.  Vurulduğum topraklarda sesin yankılanır, anılar düşer toprağa. Nadasa kalan ömrümün arta kalanlarından olursun. Başka sevgileri barındırmayan yüreğimde zaman hep kendi şarkılarını söyler. Bir şarkı sözü, bir film karesi beni sana getirirken ben parçalanmış yüreğimin parçalarını topluyor olurum.  Gülün yapraklarında ki nefesin ısıtsa da tenimi ben senin sıcaklığını özlüyorum. Bir sigara yakıyorum, dumanında senin yüzün, elimi dokunmak için uzattığım da yakamozlar arasında kayboluyorsun. Zifiri gecenin koynunda sarılmış beklerken katran karası boşluk beni içine alıyor. Boğulan sesim içimde yükseldikçe içimde patlayan volkanın közlerinde yanıyorum.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/mevsim-hazan-yuregim-huzun-siiri/</link>
<guid>1913026</guid>
<pubDate>2013-09-23T11:42:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 2</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgiler Yaşanırken, Acılar Hissedilmeden Büyür</title>
<description>Derin bir izdi yüzümde bıraktığın. Anlamlı bir hayatın ortalarında unutulmamak dileğiyle atılan bir imza gibi. Güzellikleri yaşarken farkındalığına varamadığımız hüzünlerin imzası. Dokunuşlarında kalan iç sızlamaları, ayrılığın ertesine vuran sancılar gibiydi.  Sevgiler yaşanırken büyüyordu, acılar hissedilmeden. Yürek burkulmaları sevginin ellerinde bertaraf ediliyordu. Dokunuşlar, öpüşler, ten kavuşmaları hayatın acılarını örtüyordu. Bir de senin sinsi sevdanı. Nasılda inanmıştı bu yürek, bu beden senin sözlerine, senin dokunuşlarına. Aşkın gözü kör dedikleri bu olsa gerek. Doruklarda yaşarken duyguları, tepe taklak yuvarlanacağımı hiç düşünmemiştim. Sırtımdan vurulurken yavaş yavaş, ben hala gülen yüzünün mahkûmiyetin de hayatı sen sanmıştım.  Nasılda keyifle anlatırdın aşkı lal rengi dudaklarınla. İhanetini nasılda perdeler din gözlerinde. Ben sana aşkın kolları ile sıkı sıkı sarılmışken sen nasıl da yalanlarına beni mahkûm ettin. Acıları yaşamayalım derken dudakların, yüreğin ihanet planlarının en acımasızını hazırlıyormuş. Göremedim. Masumiyet ve çocuksu duygularımın arasında, acının yavaş yavaş içime çöktüğünü hissedemedim.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgiler-yasanirken-acilar-hissedilmeden-buyur-siiri/</link>
<guid>1903750</guid>
<pubDate>2013-08-28T13:34:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 2</author>
</item>
 <item>
<title>Yıkık Kentin Sokakları</title>
<description>Suskunluklar içerisinde binlerce sessiz kelime yağıyordu bu kente. Camda gözleri ağlamaklı bir çocuk, ellerinde can çekişen bir yürek, özledim demeye bile çekiniyordu…  Dağılmış kalbini toplama gayretindeydi yaşam için uğraş verdiği endişe verici caddelerinden ve boynu bükük sokaklarından. Her bir parçasında özlemin kokusunu alıyordu kandan izlerde ki yürek dokunuşlarında…  Kaldırım taşlarında kazınmış olan küçücük ayak izlerini, birer birer siliyordu. Gözlerini kapatıp, derin bir nefes aldı. Bakmak bile istemiyordu yalnızlığın korkutucu yüzüne ve ağlamak onun için sadece yanan yüreğini sulamaktan ibaret gibiydi…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yikik-kentin-sokaklari-siiri/</link>
<guid>1900625</guid>
<pubDate>2013-08-19T17:36:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 2</author>
</item>
 <item>
<title>Susmaları Bıraktım Şimdi Konuşma Zamanı</title>
<description>Susmaları bıraktım, şimdi konuşma zamanı, acıların hüzünlerin iç burkulmalarının bir bir ortaya dökülme zamanı. Savaş meydanında yeni bir günün başlangıcı bu gün, açılmamış mektupların, okunmamış satırların savaşında konuşma zamanı şimdi.  Yeni günün ağırlığı ile uyandım ve sensizliğin ilk ışıklarıyla güneşi yüzüme çarptım ve ellerimden biz döküldü. Tutamadım sen gibi ışıkları ve günü, aydınlığın gölgesinde kaldım. Göz pınarlarımda bir yangındı yaşadıklarım. İncecik bir sızı halinde yanaklarımdan düşerken toprağa bir avuç bulut aldım ellerime, senden kalan anıların içimde bıraktığı izleri kimse görmesin diye sildim, savurdum rüzgâra alınganlık olmasın diye.  Kendi ellerimle yarattığım tuzaklarımın içinde yelkovanı kırık zamanların önünde dolanmaya başladım. Her saat başında çalan gongun sesiyle yaşadığım buruklukların acısını duyumsadım kahır zamanlarıyla. Yüksek duvarların canımı acıtmasına aldırmadan bedenimde oluşan yaralardan akan kanı görmüyordum bile yürek kor halindeydi ve acıların en büyüğünü yaşıyordum.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/susmalari-biraktim-simdi-konusma-zamani-siiri/</link>
<guid>1895278</guid>
<pubDate>2013-08-02T23:20:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 2</author>
</item>
 <item>
<title>Konuş Şimdi</title>
<description>Konuş şimdi; sus zamanlarından arta kalan ne varsa Konuş şimdi; unutulmazlıkların ardında saklı kalan ne varsa  Konuş şimdi; ağlarken damlamaya korkan gözyaşlarının yanağını sızlatırken bıraktığı sesle Konuş şimdi; içindeki çocuğu öldürdüğün kanlı kelimelerinle  </description>
<link>https://www.antoloji.com/konus-simdi-siiri/</link>
<guid>1894170</guid>
<pubDate>2013-07-31T12:54:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 2</author>
</item>
 <item>
<title>Lal Olmuş Aşkın Bakışları</title>
<description>Kaybetmek hayatımızın bir bölümüydü, birde yaşananların ruhumuza attığı derin çentikler. Her birinde başka anı, başka umut ya da hayal kırıklıklarının bıraktığı izler. Onarmaya çalışıyorduk açılan derin izleri sözcüklerimizle. Farkında değildik, belki de birbirimizin acısını paylaşıyorduk. Ya da acılarımızı acıyla örtüyorduk. Çivi çiviyi söker misali.  Aynada kutsanan aşkın namelerine bıraksak ta kendimizi, sonunda ağlaşan dervişlerin dergâhında oturur bulurduk kendimizi. Okunan şiirlerin harflerinde damla damla erir, name name buhar olup yükselirdik. Mızrabın tele her dokunuşunda yitik zamanların namelerini dillendirirdik. Avutucusu olmayan yüreklerimizin gözlerinden süzülen yaşların selinde boğulurduk.  Çığlıklarımızın ulaştığı isyan perdeleri sonunda aşka aldığımız biletler avuç içlerimizi kanatırken biz hala gelecek olan mutluluk treninin kompartımanlarında sevişmeyi hayal ettik. Umut güneşlerine astığımız bakışlarımızdan hüzün yağmurları dökülürdü ve biz o yağmurlardan ıslanarak çıkardık. Bekleyişin kanlı matemlerinde iç burukluklarının isyanını gömerdik. Düş rengi kızıllıklarda boğulmamak için bir nefes olsun diye hayal penceresini aralardık. İçeri dolan esinti yürek yangınını harlasın diye.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/lal-olmus-askin-bakislari-siiri/</link>
<guid>1889671</guid>
<pubDate>2013-07-19T21:59:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 2</author>
</item>
 <item>
<title>Uzun Gölgeler Bırakır Ardından Ayrılıklar</title>
<description>Yeryüzüne düşürdüğüm gözyaşlarımın birikim sebebiydin, açtıkça çoğalan, açıldıkça büyüyen. Aklımın ardına attığım yüreğimin odalarına sakladığımdın. Konuşmadan dinlendirdiğim, sarılmadan sarmaladığımdın. Nefesinde ısınırken üşüdüğüm, ayazında yandığımdın. Günahımın korkusu, sevgimin ateşiydin. Dillere düşen gizim, aşikarı sevdamdın. Sen yürek mekanından düşene kadar.  Önce umutlarımı toparladın, çünkü onlar ortalıktaydı. Sonra hayallerimi çıkardın çekmecelerden birer birer ve ben toz duman içinde kaldım. Yüreğimin bir köşesinde terk edilen çocuğun titremeleriyle seyrettim seni toparlanıp giderken.  Kendini götürüyordun ama bilmiyordun ki ben sen olmuştum. Beni alıp gidiyordun yanında; uzattığın el, aldığın nefes olarak yanındaydım. Ardında kalan ise içi boşaltılmış, sadece gözleri bakan bez bebek gibi kalakalmıştım.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzun-golgeler-birakir-ardindan-ayriliklar-siiri/</link>
<guid>1887908</guid>
<pubDate>2013-07-14T17:34:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 2</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Seni Sevdiğim Zamanlar</title>
<description>Ben seni sevdiğim zamanlarda şehrin tozlarında savrulurduk. Gözlerimizde umut ışıkları, sevdalar öbek öbek olurdu. Şiirler seni söyler, şarkılar seni çalardı. Yağmurlar ıslatmaz şarkılar ağlatmazdı. Gözlerimize korku düşmezdi.  Ben seni sevdiğim zamanlarda; tüm çocuksu düşlerim sarmalardı. Hüzün zamanları kaybolur, hayatın sevme nameleri sarardı bedenimi. Sonbahar yapraklarında yaşanan hüzünler olmazdı.  Ben seni sevdiğim zamanlarda; kıraç topraklar çatlamaz, yokluklar yoksunluklar yaşanmazdı. Gece ayazı üşütmezdi bedenimi. Yüreğim ritmi bozuk saat gibi atmazdı. Engeller duvarı olmazdı önümüzde. Duvarlarda sesim yankılanmazdı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-seni-sevdigim-zamanlar-siiri/</link>
<guid>1877703</guid>
<pubDate>2013-06-15T12:42:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 2</author>
</item>
 <item>
<title>Rest Çekmenin Asil Hali</title>
<description>Öfkemdi, sabrımdı ayaklarıma derman dağıtan birde senin ihanetin, nasılda kaybolmuştum bir zamanlar dipsiz kuyularda. Nasılda ağlamıştım köşe başlarında fersiz sokak lambası altında. Şimdi o günlerin acısını çıkarıyorum, öfkemi kendime sakladım acıyla biraz daha bileyleyip yaşama daha da sıkı tutunuyorum.  Darmadağınık olmuş hayatımın parçalarını toplarken yaşamda kaybettiklerim çıkıyordu altında ve ben o yılların acısında nasılda kör olduğumu görüyordum. Her giz bir umudu örtüyordu, eşeledikçe balçık altında kalan gül yapraklarına dokunuyordum. Kırılmış, incinmiş, örselenmiş yaprakların arasında ki dikenler acıtmıyordu yapraklar kadar.  Kahpeliğin fotoğrafları umudun rengini almış her şeyi siyah beyaz görüyorum. Eksik kalan yaşamım mı? Yoksa yaşayamadıklarım mıydı? Anlamını bilmediğim sözcüklerle cevap arıyordum. Bir ışık huzmesinde hayatın renkleri beliriyordu önümde ve ben onlara tutunuyordum. Birazcık hayal çokcada umutla.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/rest-cekmenin-asil-hali-siiri/</link>
<guid>1873067</guid>
<pubDate>2013-05-31T13:11:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 2</author>
</item>
 <item>
<title>Yalnızlığın Durağı</title>
<description>Yalnızlığın Durağı  Yalnızlığın seni tamamen sarmıştır ve bakarsın ardına yaşanmışlıklarından geriye kalanlardır seni sarıp sarmalayan ve koynunda beslediğin sevgiyi sunacağın kimse kalmamıştır.  Sokak sokak gezersin ve her köşe başında başka bir yalnızlık karşılar seni konuşmaya çalışırsın sözcükler boğazında düğüm düğüm olur. Seninle aynı kaderi paylaşanların garında gelmeyecek olan mutluluk trenini beklemeye başlarsın. Kalabalıklar yorar seni, sen ise yalnızlığının adımlarına eşlik edişiyle ayrılırsın o gardan ve beklemenin acı çekmek olduğunun farkında bile değilsindir. Göz yağmurlarınla ıslanırsın birde dudaklarında ayrılık ıslığı son namelerini unuttuğun aynı makam dolanır diline.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalnizligin-duragi-siiri/</link>
<guid>1871222</guid>
<pubDate>2013-05-25T22:47:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 2</author>
</item>
 <item>
<title>Kırık Kalan Yanlarım</title>
<description>Üzerine güneş doğmayan kentlerin sokaklarında el ele yürürken hüzünler bataklığına düşüyorum. Ufuk aydınlanmakta ve güneş yeni umutlara merhaba demeye hazırlanıyor. Ben hüzünlerimi gecenin zifirine bırakıyorum. Oysa suskunluğumun haykırışlarında hayat acımasızlığını yüzüme tokat gibi vuruyor.  Hayatın zalim hüzünlerinde çektiğim dertlerin tesellisini arıyorum. Başka bir kentin ayazında ezberlettiğin ayrılık sözlerini unutmaya çalıştıkça daha çok dilime dolanıyor. Ciğerimin yanmalarına gözyaşım eşlik ediyor içime aktıkça gidişinle yabancılaşan ruhum isyan ediyor. Medet umduğum yarınlar beklemelerde, zamanın en koyusunda yüreğimin pişmanlıklarına kadeh kaldırıyorum.  Derinlerden ağır ağır bir sancıyla gözyaşlarım göz pınarlarıma doğru yol alırken senin varlığını solumaya çalışıyorum. Kesik kesik nefesler boğazıma düğümleniyor ve ben sen hırıltıları ile boğuluyorum. Gözümün kapısına kadar gelip vedaya hazırlanan gözyaşımın ardından sadece bakıyorum. Nereye gittiğini sormama fırsat vermeden yanak yolundan inip ellerime doğru düşüyor. Yüreğimin eridiğini hissediyorum.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirik-kalan-yanlarim-siiri/</link>
<guid>1862973</guid>
<pubDate>2013-05-04T17:10:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 1</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Olmak Seninle Olmak</title>
<description>Sen Olmak Seninle Olmak  Durgun gölün gizlerine bırakmak duyguları Dinginliğin içinde kopan fırtınalarda kaybolmak Ruhun derinliklerinde yaşarken umutlar Suya dokunan parmakların sesinde seni dinlemek </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-olmak-seninle-olmak-siiri/</link>
<guid>1860821</guid>
<pubDate>2013-04-29T13:05:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 1</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Kadar Da Zormuş Hayatın Dikenlerini Avuçlamak…</title>
<description>Zaman acımasızca geçip giderken, savrulurken bir rüzgarın önünden kuru yaprak misali, nerede duracağı bilinmeyen bir yolculukta kaybolmak. Susuz çöllerin yağmuru beklemesi gibi beklemek acımasız kızgın güneşe rağmen direnmek hayata tutunmak.  Fırtınanın kollarında dolan gözyaşının yanaktan akarken bıraktığı izde geçmişi gözlerinden geçirmek. Ne yaşadım nasıl yaşadım derken zamanın dişlileri arasında ezilmiş hayatındı gözlerinin önünden akıp giden. Nasılda yıpranmış, nasılda yok olmuştun. Hayatın dikenleri ellerini, yüreğini nasılda kanatmıştı. Dokunmaya korkuyordun ya tekrardan kanarsa ya yeniden acılara dönüşürse diye.  Karanlıklarla bulanmış bulamaca dönen geçmişinin içinde temiz kalan sadece duygularındı. Vazgeçemediğin, yaşamdan kısa kısa nefes alışlarınla uzatmaya çalıştığın. Korkularına yenik düşmeden korkusuzca yaşamaya çalıştığın. Sevmenin kutsallığında kalan düşüncelerin sana yol göstericin oldu. Hayata tutunmak için gelen bahar sana ilk ışıklarını sunarken sen tutunmak için biraz daha gayret sarf etmeye başladın.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-kadar-da-zormus-hayatin-dikenlerini-avuclamak-siiri/</link>
<guid>1854464</guid>
<pubDate>2013-04-12T14:21:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 1</author>
</item>
 <item>
<title>Özlemin Özlemek Kadar Güzel</title>
<description>Düşlerin arkasına saklarsın korkularını, kâbuslara dönüşür yokluğunda yaşanan yürek seğirmelerine birde kızıl akşamlarda yaşanan yalnızlıklar. Anlatmaya korkarsın, hala kâbuslarının etkisindesindir. Koparamadığın geçmişin boynunda takılı ilmek, ayaklarına takılı prangadır. Her adım atışında tökezlediğin ve her nefes alışlarında ilmiğin düğümlenişidir yaşıdır ayrılıklar.  Derin karanlıkların dibine vurursun, tek yüreklik yalnızlıklarının kalabalığına düşersin bir anda. İkilemli düşüncelerinin arasında gelgitlerin başlar. Her zaman biri diğerinden baskın çıkar, pişmanlıkların kara bulut gibi çöker üzerine. Her nefes alışlarında onu düşler, onu düşünürsün. Kararsızlıkların düşüncelerini boğar, derin karanlıklara doğru yuvarlanırsın.  Baykuş seslerinde sıkı sıkı sarınırsın yalnızlık abası giyinmiş benliğine titremelerin bedeninde deprem etkisi yaratır. Yalnız kendin için nefes aldığını sanırsın tüm düşüncelerinin üstüne basarak oysa aldığın nefes iki kişiliktir. Yaşamak için nedenlerin vardır, sen sen olmaktan çıktığından beri.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ozlemin-ozlemek-kadar-guzel-siiri/</link>
<guid>1851042</guid>
<pubDate>2013-04-03T08:35:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 1</author>
</item>
 <item>
<title>Hangi Yaşam Bana Ait</title>
<description>Hangi Yaşam Bana Ait  Yeni kelimeler derdimi anlatmaya yetmiyor. Eski sözcüklerin içinde de hep sen varsın, dilim seni gizleyemiyor, yüreğimin sesi sözcüklerden dökülüyor. Mühürlü geçmişimin mührünü kıran sözcükler dilimden dudağımdan dökülüp ortaya saçılıyor. Noktalarla bölünmüş cümleler aslında hiç değişmiyor, sadece uzaklaşan benim. İki yürek ırmağının birleşmesine izin veriyorum.  Yüreğim yaşadığı yerde yabancı duruyor. Bütün yüzler yabancı, söylenen sözler anlamsız. Çaldığım her kapı açılsa da ardında koskoca bir karanlık, derin boşluklar karşılıyor. Çınar ağacının güçlü kollarına kurulmuş bir salıncakta geçmişim ile geleceğim arasında gidip geliyorum. Gidişim hasret, dönüşüm vuslat olarak görünse de kollarım açılmış sonsuzluğa, koca bir yalnızlığı kucaklıyorum.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hangi-yasam-bana-ait-siiri/</link>
<guid>1834700</guid>
<pubDate>2013-02-27T01:14:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 1</author>
</item>
 <item>
<title>Adam ve Ateş</title>
<description>Köze dönmüş ateşin karşısında oturuyordu. Yanan yüreğine bakarken yaşanmışlıkların ardına sığınmak gibi bir niyeti yoktu aslında. Lakin alevin her alazı yüreğinin bir köşesine dokunuyordu. Bazen kızıl bir saç bazen de dudak olarak. Gözlerinin önünde dans ederken alevler bir yanı onunla ısınıyor diğer yanı da yalnızlıktan üşüyordu. Konuşmayı unutmuştu. Sözcükler gidenin ardından dökülen yaş sağanağında yitip gitmişti. Kabullenmek gelmiyordu içinden terk edilmek ona ağır geliyordu.  Sus diyordu gözleri, konuşma artık yüreğinle bak ne hale geldik. Yüreğin kaldıramazken acıları birde dillendirme acıyı. Yoksunluk, yoksulluk içinde mecnuna döndük. Yaşlar kurudu, yürek irtifa kaybetmekte ve beden deprem sarsıntıları içinde çökmekte. Kapanmayan, kangrenli yaranın sızıları ile yoğruluyoruz. Kapanmayan göz kapaklarımın ardında sevgilinin görüntüsünü saklamaktan yoruldum. Diyordu ağlamayı unutan gözleri.  Düş görmeyi bile unutmuştu. Yaşadıklarının hayal mi gerçek mi olduğunu bilmiyordu. Yaşamış olmak için mi yaşıyordu, yaşadığı için mi yaşamış oluyordu bunun farkında bile değildi. Sessizliğinin ardında aslında ne büyük çığlıkları vardı. Haykırışlarının yankıları kulaklarına doluyordu.Yaşadığı mutluluğun ardında dibe vuruşlardaki bataklığın içinde kayboluyordu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/adam-ve-ates-siiri/</link>
<guid>1827618</guid>
<pubDate>2013-02-09T17:39:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Avcı 1</author>
</item>
 </channel>
</rss>
