<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Fatıma Arslantaş Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Körebe.</title>
<description>Çocukken oynadığımız körebeler zaman tünellerinden yok olmadan taşındı gençliğimize...Gözlerimiz bağlı el yordamıyla bulduk ne aradıysak,ayaklarımızın dibinden sürüklenip gidenleri tutamadık,belkide tutmaya yetecek takatımız kalmadı boşluğu yoklamaktan...   Gözler işlevini yitirmiş,kulaklar haybeye gelen giden seslerin her daim değişmez bekçisi....Ne duyduysak onu işledik yüreğimize nakış gibi,gece ile gündüz arasındaki zaman diliminde değişen tek şey yakamozlar oldu(!)  biri karanlık sulara,diğeri maviye çaldı aksini.Zaman sularla beraber aynı yörüngede akıp gitti.  Körebe oyunuda akıp giden zamanla beraber ihtiyarlaşan bedenimizde bitti.Görme yetisini yitirdik,körebeyi bir çocuğu ebeleyerek bitirdik! ! ! ! </description>
<link>https://www.antoloji.com/korebe-41-siiri/</link>
<guid>517229</guid>
<pubDate>2006-08-12T12:37:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>Dön Gel..</title>
<description>Dön gel peşine  takılıp gittiğin martı sürüsünden,gittiğinde ay eylüldü yapraklar sararmış,sevgililer ayrılmış,rüzgar başka diyarlardan hasret savurmuştu.Küsüp gittiğindenmidir bilmem içimde bir kırık kaş,gözleri öne eğik,cümlesinde nokta olmayan,omuzları düşmüş bir adamın gölgesi çakılı kaldı...Yutkunsam boğazıma takıldı,ağlasam gözlerimin yaşı içime aktı,bağırsam sesim geri döndü,anladım ki birşeyler yarım kaldı.Gittiğinde aylardan eylüldü(!)  martılarla göçüp gitmiştin,martılar yuvaya döndü sen yoksun,hangi yuvaya yaralı kuş oldun? kanatların taşıdımı çalıp götürdüğün bu kocaman yüreği? Bu son eylül çık gel,cümleni bitirmek için gel...Hani hep sorardın ya söylüyorum işte seni sevdiğimi duymak için geri gel....Dön gel.... </description>
<link>https://www.antoloji.com/don-gel-11-siiri/</link>
<guid>500828</guid>
<pubDate>2006-07-18T23:00:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>İntiharımsın..</title>
<description>İçimin intihar koğuşlarında  boynuma takılı urgansın,beni sana bırakıp öldürmeyen belkide ayaklarımın altındaki umutların yükselişidir...elimi uzatsam çıkarıp atacağım seni boynumdan ama yar elinden ölüm korkusu bile tebessüm oluyor dudaklarımda...Ömrümün en afilli delikanlısı,en güzel sözlerin anlamsız yalancısı,içimi sızlatan gönül sancısı...  Sesim geliyormu kulağına; ben seni boynuma sarıp uyuyorum her gece ve fısıldıyorum,bugünmü çekeceksin ayaklarımın altından umutlarımı,bugünmü bitecek  ayışığından gün ışığına attığım voltaların zamansız tükenişi diye.Hangi tükenmeyen gecenin karanlığında yada hangi gündüzün gözüme vurmayan gün ışığında? ? ? </description>
<link>https://www.antoloji.com/intiharimsin-2-siiri/</link>
<guid>500829</guid>
<pubDate>2006-07-18T23:00:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>Her Kareyi Ayrı Bir Yalnızlıkta Bırakmışım..</title>
<description>Herkesin bir hikayesi olurmuş hatırladığında içini sızlatan,sevgiliye dair...Benim hiç hikayem olmadı...Hayatımın film  şeridide yok gözlerimin  önünden süzülüp geçecek,her kareyi ayrı bir yalnızlıkta bırakmışım.Bir kalemin mürekkebini akıtırken duyduğu savurganlığı,gözyaşlarıma benzetirim hep.Her damlada ayrı bir serzeniş her kelimede bir sitem.Buralarda her bir sokakta bir ahh! ! iniltisi duyulur,buralarda haykırış  dudaklar açılmadan sol yanından duyrulur,burada kahır karanlığa vurgundur.Gözlerini kapatırsın elini yüreğine koyarsın ve 'birgün mutlaka'diye avunursun...  Kullanılmış aşklardan artakalan bir kalbi değil,duraklardan yolcu alıp bindiren  son durağa yanaşma bir sevda değil,sigara süngerine en yakın bitiş tütünü gibi değil,papatya falında elde kalan atılası son sapı gibi değil,bir çınarın kökleri kalınlaşmış ihtiyar hikayesi gibi değil,bir nazlıgoncanın kırmızısını güneşe nikahlaması gibi geleceksen gel...Bizimde bir hikayemiz olacaksa gel... </description>
<link>https://www.antoloji.com/her-kareyi-ayri-bir-yalnizlikta-birakmisim-siiri/</link>
<guid>500824</guid>
<pubDate>2006-07-18T22:59:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>Sahipsiz Gebelik</title>
<description>Zamansız sancılar tam sol yanından yakalar sevmeye gebe olanları! ! ! Ne vakit gerçekleşir doğumlar belli bir tarihi yoktur,inceden inceye bir sızı alır tüm bedeni,bir tek zamandır ilacı bu gebeliğin! ! ! Yoktur karşılığı tıp dilinde, bütün beşeriyet toplansa dindiremez bu sancıyı....Hepte karanlıkta yakalar ansızın,kurt'un kuş'un uyuduğu,oksijenin tükendiği,mahlukatın yarı ölü olduğu vakit; işte o vakit tek bir dilek tutulur(!) 'onsuz sabahlar olmasın'dır...Gözlerine dolan yüreğinin acı suyu düşer kaderini paylaştığın yastığına...Yorganları çekersin başına tüm dünyadan saklanırcasına,hıçkırmak bile utanç verir yutkunursun,sol yanının üstüne yatarsın hep bir kedinin yavrusunu korumak için üzerine eğildiği gibi,okşarsın içten içe belkide tek teselli yine kendinsindir! ! ! Gözlerini açarsın gün ağarmıştır, geceden sabaha değişen tek şey ıslak yastığının kurumuş olmasıdır belkide...Sancılar dinmiş tüm sızı geceye bırakılmıştır,emanetin teslimi gün batımına kadardır...Var git gönül gün batmadan bir uçurumdan yuvarla bu sahipsiz gebeliğini! ! ! ! </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahipsiz-gebelik-siiri/</link>
<guid>500822</guid>
<pubDate>2006-07-18T22:58:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>Bitmiyorsun</title>
<description>Bir tek sen vardın yarınlarımda,üstüne hayallerimi serdiğim,dünümü bugünümü senin kokunla geçirdiğim,derdim,neşem,kederim,hevesim sensin beklediğim....Senin için bir ütopya kurdum, ne vakit bir liman arasam omzunda buldum başımı,yüzüm avuçlarında gözyaşlarımı sildin.Ne vakit bir ahhh edecek olsam işaret parmağın dudaklarımı susturdu,adını bile bilmediğim sevdiğim,Gecenin ayazı yakıyor içimi,bütün mahlukat uykuda bir ben uyanığım kaç leylimdir.Bir çift göz var gözlerimin gölgesinde ondan başkasını göremediğim,ne gel dediğimde geliyorsun; ne de  içimden çıkarıp atmak istesem içimden gidiyorsun! ! ! Kendi bedenimde sana tutsağım,ne bir ses var içimde senden öte nede bir isim var dudağımda,gel desen ayağımın biri dışarıda koşarak geleceğim,sen ne geliyorsun nede gelmeme izin veriyorsun...Ahh üstüne hayallerimi serdiğim farkında değilsinsen benim ömrümü bitiriyorsun.Herşeye rağmen sen benim içimde bitemiyorsun.... </description>
<link>https://www.antoloji.com/bitmiyorsun-siiri/</link>
<guid>500820</guid>
<pubDate>2006-07-18T22:57:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>Hangi acının müsebbibi bizler değiliz..</title>
<description>Hangi acının müsebbibi kendimiz değiliz..İyileşmeye yüz tutmuş yaramızın kabuğunu soyarak kanatan,sonra kimyasallardan ilaç yapıp iyileşmesi için komplo teorileri kurup; açık yaramıza basan biz,her akşam söylemek isteyip söyleyemediğimiz cümlelerimizi diş macunuyla birlikte klozete tükürüp üzerine sifon çeken yine biz,istediğimizde tokat gibi yüzlere çarptığımız doğrularımızla,karşılığında öznesi olduğumuz cümlelerle, küfür yerinde ağırdır diye kalbimize tek tek batırılan sözde dost gerçekleriyle yüzleşmeye maruz kalan biz,çocuklar doğurup mutlulukları için mutluluğumuzdan vazgeçen biz,imkansız olanı bağdattan bulup getiren sonrada adına aşk diyip kendi ütopyamızda her saniye yaşamaya mahkum olan biz,hangi acının müsebbibi biz değiliz! ! ! ciğerlerimize çektiğimiz nikotin yüklü kullanılmış nefesler,belkide ondan bu kadar çoğaldı ciğeri beş para etmezlerle kurduğumuz sohbetler.hangi çocuk ağlamıyor doğarken,hangi ölüm istek üzerine geliyor,hangi platonik aşk platonik olmayan tarafa acı veriyor? hangi insanoğlu bir yanı acıdığında ahhh etmiyor? çözülen 4 işlemli problemler hiç bir problemimi çözmedi,hocalarda yalancı okul bittimi sorularda bitmiyor! ! ! ! her acının müsebbibi bizleriz...aramayın boşuna bulabildiğim tek cevap bu,yok başka gerçek,bütün cevap şıkları yanlış.... </description>
<link>https://www.antoloji.com/hangi-acinin-musebbibi-bizler-degiliz-siiri/</link>
<guid>500818</guid>
<pubDate>2006-07-18T22:56:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>Düşmeyen Damla..</title>
<description>Yağmurlar bittiğinde geliceksin  Umut yeniden yeşerecek  Toprak kokusu hasreti bastırınca  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dusmeyen-damla-siiri/</link>
<guid>500816</guid>
<pubDate>2006-07-18T22:55:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>Gül(me) Celladım...</title>
<description>Sakın gülme nefretim ağır olur  Sevmeyi sen öğrettin nefret geri dursun  Bakışlarımı hafife alma,umudumdur benim  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gul-me-celladim-siiri/</link>
<guid>500812</guid>
<pubDate>2006-07-18T22:54:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>Vakit Geldiğinde..</title>
<description>Ölüm birden bire apansız yakalayacak beni,Son sözlerimi kimse işitmeden.Sevdiğimi son kez haykıramadan,bir göz kırpışı kadar çabuk olacak..Kimsenin gözünün içine bakamadan,söyleyemediklerimi söyleyemeden ve itiraflarım benimle gelecek,24 saatin hangi dakikasında olacak? ? ? ? Ağır ağır kayarak saçlarım ellerimden bir kuş muştusuyla gelecek baharı uzaklardan taşıyor gözlerime bir leke kalıyor alnıma seni görmeden bilmeden çekip gitmek koyuyor adama.... kalbim şimdi donarcasına üşüyor..Gitti biranda hayallerimde mezara gömüldü,bedenimle beraber bir hercümerc kaldı ruhumda belki yaşanacak bir muayyilerin tam zamanıydı işte şimdi ölüm öpüyor alnımdan siliyor tüm çirkinlikleri alınyazımdan.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/vakit-geldiginde-siiri/</link>
<guid>500814</guid>
<pubDate>2006-07-18T22:54:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>Ölüm Döşeği...</title>
<description>Şiddetim neden bu kadar ağır  Belkide bir yanımın yetimliğindendir  Kimin gözüne baksam kendimi  </description>
<link>https://www.antoloji.com/olum-dosegi-4-siiri/</link>
<guid>500810</guid>
<pubDate>2006-07-18T22:52:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>Yağ Yağmur...</title>
<description>Yağ eğer bir nebze olsun suçlu isem yağ,başımın üzerine doğru tepeme vurucasına,eğer bilemediysem sevmeyi ve sevdiremediysem kendimi,bakmadıysam bakamadıysam leyla gibi mencuna,yağ suçlu yüreğimi dağlarcasına.Ölemediysem aşkım uğruna ve göze alamadıysam hiçbirşeyi gözlerimi kaçırdıysam ona bakmaktan,,,,  Bakamadım onun yüzüne ve gözüne söyleyemedim onu sevdiğimi ona tek bir sözümle,onu sadece uzaktan bir siyah pantalon ve gri bir gömlek olarak sevdim.sonra düz ve uçuşan saçları ile ve sonra her bakışımda ellerime dokunması istediğim o güzel elleri ile sevdim onu bundan ötesi benim sevdam olamazdı zaten...ben ödedim cezamı,her gün yoluna çıkıp bekleyerek geceler boyu hep onu hayal ederek,bir gün her hangi bir zamanda her hangi bir yerde sesini duyabilmek için çırpınışlarımla ödedim cezamı....Ama diyorsanki aşk uğruna her şeyi aşarmısın fani olan dünyada baki olan sevginin isteğiyle kuralları ve gönüllerin isteyip yapamadığı lanet olası engelleri.....  Yok hayır sevmiyorum ben,ve sevemiyorum,yapamıyorum bu kadarını,ben platonik bir sevda yaşıyorum ve bunun sevdasıda acısıda bana düşer...Ama sen aynı şiddetinle yağ yağmur..  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yag-yagmur-4-siiri/</link>
<guid>500807</guid>
<pubDate>2006-07-18T22:50:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>Mevsimlerden Sonbahar...</title>
<description>Neydi insanı böyle kuru dalda sararmış bir yaprak tanesi eden,neydi ki böylesine düşmeye mahkum koyan.Yokmuydu bir yeşerme ümidi,neye bedel olacaktı ki bu sefer bir mevsimlik açılan çiçek,sonlar yine aynı baharlar geçecek sonbahara mahkum olmayacakmı? Soğuk katran karası geceler gelmeyecekmi yine,yine ayaz yakmayacak mı esmer tenimi? Ay ışığı bile vurmuyor artık yosun tutmuş gözlerime,güneş yanık tenimi acıtıyor.İstemem artık ömrümün en güzel günlerini çalanını,istemem beni bana bırakmayanı,getirmesin onu bana akıp giden vicdansız zaman....  Mevsimlerden sonbahar! ! ! gelse bile artık neye yarar? ? ? ? ? </description>
<link>https://www.antoloji.com/mevsimlerden-sonbahar-2-siiri/</link>
<guid>500806</guid>
<pubDate>2006-07-18T22:49:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>Terkedilişler ilk değil ki? ? ?</title>
<description>Gidenler dönmezler geri gittikleri yerden,giderken bir tek son sözlerini almazlar yanlarına,sana bıraktığı tek şeydir belkide! ! Yüreğini,duygularını,anılarını,yaşanmışlıkları herşeyi alıp gitmekti gidene en yakışan,sormayacaksın sebebini, bırakacaksın bi kenara dudağından çıkmak için bekleyen bir yada bir kaç cümleyi,beklediğin cevap olmayacak üzüleceksin,gitmeliydi gitti diyeceksin,gözlerinide yummayacaksın öyle onursuzca,açacaksın,yüreğine sığdıramadığın o terkedilişi gözlerinden iki damlayla atıp kurtulacaksın.Sessiz  köşelerde unuttuğun soru işaretlerini de uğraşmayacaksın çözmek için,kilitli sandıklara atacaksın açmayacaksın kilitlerini,gün gelecek unutacaksın sende.Hep böyle kalınmaz zaten,bir gün bir anahtar getirecek birisi açacaksın gözyaşlarıyla kilitledğin o sandığı,o çözecek bu bilinmezliği,unutacaksın sende ilk defa tatmadığın bu terkedilmişliği...unutacaksın bu terkedilmişliği.... </description>
<link>https://www.antoloji.com/terkedilisler-ilk-degil-ki-siiri/</link>
<guid>500802</guid>
<pubDate>2006-07-18T22:48:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>Garantisi Varmı Fırtınaların?</title>
<description>Gözlerinin içine bakabilseydim eğer anlatırdım istediklerini bir çırpıda sana.sen aşk'ı merak ediyorsun,bir dur ve düşün nuh'u ve onun kutsal gemisini ne kadar büyüktü yada ne kadar sağlamdıki insanlar okyonus ötesine hayal kurabilmişlerdi.Yada geride kalanları düşün neden binmediler diğerleri gibi,oğul babasına bile güvenmedi,inanmadı.Baba oğlunu kurtaramadı aptalca helak olmaktan,şimdi sence sana inanmalımıyım hayalmi kurmalıyım bende okyonuslar ötesine.Kaldımi ki nuh ruhlu insanlar güvenmelimiyim onlara.yada helak mı olmalıyım amaçsızca.Nuh peygamberdi gemisi ise kutsaldı.ya sen? Nereden bileyim beni okyonus ortasında bırakmayacağını yada garantisi varmı fırtınaların? ? ? ? ? </description>
<link>https://www.antoloji.com/garantisi-varmi-firtinalarin-siiri/</link>
<guid>500801</guid>
<pubDate>2006-07-18T22:47:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 <item>
<title>Vasiyetim Olsun..</title>
<description>Okyonuslar ötesinde bir ülke olsada yüreğimi oraya uçurabilsem.Bedenimi ve herşeyimi burada bıraksam...Ve hayaller ülkesine gitsem.Gözlerimin alabildiği tüm alana sahip olabilsem.Her bir karış için bir köle azad edip vicdanımı rahatlatsam sonra her damla gözyaşım için bir zalimi vicdana getirsem..Anamın ak sütü kadar beyaz bir kısrağa binip günlerce durmadan dizgin sürsem,saçlarımı rüzgarlara bırakıp ellerimi bulutlara versem,suskunluğumdan vazgeçip yılların haykırışısıyla kuşlara bi gözkırpıp özgürlüğümün tadınavarabilsem...Atımın tükendiği yerde işte tam orda ölebilsem,vasiyetimdir bulutlara; ellerimi sana versinler! ! ! ! </description>
<link>https://www.antoloji.com/vasiyetim-olsun-3-siiri/</link>
<guid>500799</guid>
<pubDate>2006-07-18T22:44:00+03:00</pubDate>
<author>Fatıma Arslantaş</author>
</item>
 </channel>
</rss>
