<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Esma Furat 2 Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Huzurun Gümrük Mevzuatı</title>
<description>Bedelini ödemediğin sınır sana ait değildir. Hiçbir değerli şey gümrükten bedelsiz geçmez. Çünkü ait olduğun eski dünya ile varmak istediğin yeni "özgür" benliğin arasında görünmez ama katı sınırlar vardır. İç huzurun da sanıldığının aksine zahmetsiz bir lütuf değil, ciddi bir gümrük vergisi vardır. Birçoğumuz o sınır kapısına kadar gelir, içerideki huzurlu ülkeyi görür ama pasaportumuza kesilen o ağır faturayı görünce geri döneriz. Oysa huzur, bedeli peşin ödenen bir lükstür. İşte o gümrük kapısında bizden tahsil edilmek istenen zorunlu kalemler:  1. Yalnızlık Payı (Özel Tüketim Vergisi)  </description>
<link>https://www.antoloji.com/huzurun-gumruk-mevzuati-siiri/</link>
<guid>3857724</guid>
<pubDate>2026-07-21T09:03:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Kaktüs ve Kahve Efsanesi</title>
<description>Pencere önündeki mermer tezgah, aslında küçük bir ülkenin maketi gibiydi. Bir tarafta, tüm zorlu coğrafyalara, kuraklığa ve ihmal edilmişliğe rağmen köklerini toprağa sıkı sıkıya geçirmiş o kaktüs duruyordu. Diğer tarafta ise kokusuyla tüm odayı etkisi altına alan, küresel dengelerin ve emeğin simgesi sıcacık bir kahve.  Kaktüs, dayatılan tüm zor şartlara, adaletsiz iklimlere ve unutanlara inat oradaydı. Üzerine gelen her sert rüzgara karşı dikenlerini kuşanmış, "Beni yok sayamazsınız," diyordu. Ne lütuf bekliyordu ne de imtiyaz. Kendi kendine yetmenin, direnmenin ve en önemlisi "Buradayım, ayaktayım ve burası benim toprağım" diyerek var olma mücadelesi vermenin yaşayan bir manifestosuydu. Onu görmezden gelmek, görmezden gelenin körlüğüydü; kaktüsün eksikliği değil. Tam onun sınırında ise sömürge yollarından, uzak kıtaların alın terinden süzülüp gelen o tanıdık, huzur veren sıcak kahve duruyordu. Kahve, dünyanın neresinde olursanız olun, statüleri ve sınırları eşitleyen gizli bir diplomattı.  Güç ve Dayanışmanın İttifakı </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaktus-ve-kahve-efsanesi-siiri/</link>
<guid>3857722</guid>
<pubDate>2026-07-21T08:59:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Evrenin Wifi Şifresi</title>
<description>Evren, tam 13.8 milyar yıl önce büyük bir gürültüyle kurulduğunda, aslında arkasında devasa bir kullanma kılavuzu bırakmıştı. Sorun şuydu, kılavuz galaksiler arası bir kargo hatası yüzünden biraz geç teslim edildi.  Her şey ilk mağara adamının kafasını kaldırıp gökyüzüne bakması ve "Şu parıldayan şeyler acaba avlayabileceğimiz dev geyikler mi, yoksa kafamıza düşecek taşlar mı?" diye düşünmesiyle başladı. Merak güzeldi ama hemen ardından gelen Sümerler işi biraz abartıp her şeyi kille kaplı tabletlere yazmaya başladılar. Muhtemelen ilk yazılı metinlerden biri, "Yıldızların konumuna baktım, bu yıl da vergiler çok yüksek" şeklindeydi.  Antik Yunanlılar ise olaya biraz daha felsefi yaklaştı. Filozoflar, sırtlarında dökümlü togalarıyla meydanlarda yürüyüp, "Madde nedir? Biz kimiz? Acaba atom dediğimiz şey küçük görünmez bilyeler mi?" diye sorarken aslında sadece akşam ne yiyeceklerini düşünüyorlardı. Derken araya Mısırlılar girdi; duvarlara hiyerogliflerle evrenin sırlarını yazdıklarını sandık ama aslında çoğu "Firavun bugün çok sinirli, suyuna gitmek lazım" uyarısıydı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/evrenin-wifi-sifresi-siiri/</link>
<guid>3857721</guid>
<pubDate>2026-07-21T08:55:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Zamanı Durduran Çizgiler</title>
<description>Bir varmış, bir yokmuş...   Akdeniz’in iyot kokulu rüzgarlarının estiği, palmiyelerin göğe uzandığı sıcak bir kıyı şehrinde esrarengiz bir dükkan varmış. Bu dükkanın ne tabelası varmış, ne de vitrininde satılık bir eşyası. Sadece ahşap kapısının üzerinde pirinçten bir levha asılıymış: "Zamanı Durduran Çizgiler."  Kasabanın sakinleri burayı bilir, ama içeri girmeye pek cesaret edemezlermiş. Çünkü dükkanın sahibi olan yaşlı ressam, sadece ruhunu bütünüyle işine veren, sabırlı insanları içeri davet edermiş. </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamani-durduran-cizgiler-siiri/</link>
<guid>3857718</guid>
<pubDate>2026-07-21T08:51:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Kıyıda</title>
<description>Güneş, ufkun koynunda erirken, Deniz, dalgalarıyla sırlar fısıldar. Bir damla gökyüzü düşer suya, Bir damla hüzün kalır insana.  Kayalara çarpan her dalga, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kiyida-22-siiri/</link>
<guid>3738354</guid>
<pubDate>2025-09-22T00:18:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Fenerbahçe Değilsin</title>
<description>Biliyor musun, bazen, Rüzgâr yüzüme çarpıyor, kokusunda eski günler gizleniyor. Sanki yine aynı yerdeyiz; sen yanımda, ben biraz telaşlı, biraz çocuk… </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-fenerbahce-degilsin-siiri/</link>
<guid>3728529</guid>
<pubDate>2025-08-24T17:07:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Betonun Gölgesinde Mersin</title>
<description>Bir zamanlar portakal kokardı rüzgâr, Limon çiçekleriyle uyanırdı sabah. Şimdi o bahçelerden eser mi var? Her köşe beton, her sokak biraz ah..  Deniz hâlâ mavi, ama kıyılar dar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/betonun-golgesinde-mersin-siiri/</link>
<guid>3713550</guid>
<pubDate>2025-07-15T22:40:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Çıplak Zamanın Şarkısı</title>
<description>Ben ayaklarımı çıplak bastım zamana, Sen çoktan çivilemiştin takvimlerini duvara. Benim saatlerim çiçek açarken nabzımda, Senin zamanın kurumuş bir yaprak gibi düştü aramıza.  Bir çocuğun rüyasından çıkıp geldim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ciplak-zamanin-sarkisi-siiri/</link>
<guid>3708213</guid>
<pubDate>2025-07-01T13:22:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Artık Yormuyorum Kendimi</title>
<description>Sustum… Çünkü artık her kelime boşluğa çarpıp döner oldu, Gözlerim satır satır bekledi seni, Ama sen hep, en sessiz harflerde yok oldun.  Yazdım… </description>
<link>https://www.antoloji.com/artik-yormuyorum-kendimi-siiri/</link>
<guid>3708212</guid>
<pubDate>2025-07-01T13:17:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Yüzeyde Kalanlar</title>
<description>Çoğu insan dokunur sevgiye az, Derine inmek mi? O cesaret biraz. Ben yürekten açtım her bir kapımı, Oysa o bakıp geçti, görmedi adımı.  Bir bakışla sustum, bir sözle yandım, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuzeyde-kalanlar-siiri/</link>
<guid>3707798</guid>
<pubDate>2025-06-30T11:21:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Yıldızlararası Sarılma</title>
<description>Galaksinin uzak kıyılarında, iki kadim gezegen yaşardı: Solara ve Noctis.  Bir zamanlar birbirlerinin yörüngesinde dönmüş, zamanın kendisine meydan okurcasına yakın olmuşlardı. Solara ışığını Noctis’in yüzeyine yansıtır, Noctis bu ışığı kendi karanlığında saklardı. Konuşmazlardı; gezegenlerin dili yoktu. Ama ışık ve yerçekimiyle anlaşan bir bağ kurmuşlardı.  Sonra döngü değişti. Yıldızlar evrilirken, zaman kırıldı. Onlar da ayrı düşmek zorunda kaldılar. Bunu birbirlerine söyleyemediler. Çünkü gezegenlerin vedalaşacak bir dili yoktu. Sadece yavaşça uzaklaştılar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yildizlararasi-sarilma-siiri/</link>
<guid>3696445</guid>
<pubDate>2025-05-30T11:26:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Olmalı</title>
<description>Bazen susmak da olmuyor, susmamak da. İkilemleri hiç mi hiç sevmedim, sevmicem. Keşke her şey kesin olsa, net olsa. Konuşmaya, anlatmaya değer olsa her şey ya da susmaya.. Güvenmek olsa gözü kapalı.. Sevmek olsa çıkarsız.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/olmali-155-siiri/</link>
<guid>3418408</guid>
<pubDate>2022-11-25T23:09:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Ya Sahibim</title>
<description>Ya sahibim! Aklım Akdeniz'i aşar gider, nice bilmediğim adını, sonsuz mavinin kıyısındaki şehirlere. Nice topraklarda hüküm sürer yüreğim, hiç görmediğim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ya-sahibim-siiri/</link>
<guid>2888752</guid>
<pubDate>2018-09-13T13:07:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk cahili</title>
<description>Cahillikse aşk, Körkütük cahilim...  Bilmezler aşkın giderini aşık olmamışlar... Geceler gider, Uykular gider... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-cahili-3-siiri/</link>
<guid>2673593</guid>
<pubDate>2018-07-07T11:24:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Tik tak tik tak</title>
<description>Tik tak tik tak...  Boşluğumu dolduran tek ses Ve anlamsızlığın ortasında kalan tek renk...  Yüzü geldi aklıma.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tik-tak-tik-tak-16-siiri/</link>
<guid>2673592</guid>
<pubDate>2018-07-07T11:23:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>İçimdeki çocuk</title>
<description>Bir şehir yarattım hayalimde. Bütün sokaklarında neşe. Kaldırımlarda elma şekerleri, ağaçlarda kuşlar. Bir yumak olmuş bütün çocuklar.  Caddelerde akıyorum çığlık çığlığa. </description>
<link>https://www.antoloji.com/icimdeki-cocuk-149-siiri/</link>
<guid>2673591</guid>
<pubDate>2018-07-07T11:22:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Mersin'im</title>
<description>Bu yollar ben`im. Caddeler, sokaklar... Ben'im bu kaldırımlar, Köşe başındaki ulu ağaç, Haneleri gözetleyen bakışlar..  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-mersin-im-siiri/</link>
<guid>2673588</guid>
<pubDate>2018-07-07T11:20:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Ağlayasım var</title>
<description>Ağlayasım var. Öylesine, birden bire... Bir şeyler uzak gibi, Bir şeyler yok gibi...  İçim ağlıyor, </description>
<link>https://www.antoloji.com/aglayasim-var-12-siiri/</link>
<guid>2673585</guid>
<pubDate>2018-07-07T11:19:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Susmak</title>
<description>Sustum... Ağız dolusu mısralar sıralamak varken üstelik. Çaresizliğime sığınıp, başım dik durabilmek varken ve haykırmak gerekirken... Sustum... </description>
<link>https://www.antoloji.com/susmak-200-siiri/</link>
<guid>2672343</guid>
<pubDate>2018-07-02T11:52:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 <item>
<title>Madımak Anısına</title>
<description>Bir değil işte. Dışımızdaki mutluluk, yansımıyor içimize. İçimizde hep bir hüzün havası, doruklarında bembeyaz bir sis yüreğimizin.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/madimak-anisina-2-siiri/</link>
<guid>2672342</guid>
<pubDate>2018-07-02T11:46:00+03:00</pubDate>
<author>Esma Furat 2</author>
</item>
 </channel>
</rss>
