<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Esin Ege Şiirleri
</description>
 <item>
<title>İşgal Günlerinde Sev Beni</title>
<description>İstemiyorum böyle sevmeni beni Çok ucuz ve bildik geliyor doğrularıma İstiyorum ki çok sev ama öyle aşina değil Herkesin bildiği anladığı gibi değil Dar zamanlarda sev mesela,sevebilir misin? İşgal günlerinde sev </description>
<link>https://www.antoloji.com/isgal-gunlerinde-sev-beni-siiri/</link>
<guid>1355672</guid>
<pubDate>2010-03-09T16:06:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Beni Sevmedin</title>
<description>Sen beni sevdin mi  Bence sevmedin Sevmek demek çok şey demektir Sevmek savaşmak, vaz geçmemektir Erdemdir, korumaktır, emektir Sevmek sevdiğini savurmamaktır </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-beni-sevmedin-5-siiri/</link>
<guid>1116769</guid>
<pubDate>2009-02-06T12:08:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Sabahlar Olmadan Gel</title>
<description>Dokunma bana Büyümez hiçbir tohum böylesi kıraç topraklarda Yıkılmış viran, eski bir uygarlık kenti gibiyim Yıkık harabelerin arasında medet bile umma Yok bir ışık, yok bir umut yaşamaya dair Güldüğüme bakma çığlıkları duymaz kulakların </description>
<link>https://www.antoloji.com/sabahlar-olmadan-gel-siiri/</link>
<guid>1057140</guid>
<pubDate>2008-11-05T11:01:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Sensiz Yaşamaktan Yoruldum</title>
<description>Sensiz geçiyor günler ah gönül sızım, sevdiğim Kim bilir böyle kaç asırdır yaşıyorum ben bilmeden Kaç  asırdır seni bekliyor gözlerim ufuklarda, yoksun Boş yere ağarmamış bu saçlar başta zamansız Kalmamış fer  boş bakan gözler neylesin  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sensiz-yasamaktan-yoruldum-siiri/</link>
<guid>949021</guid>
<pubDate>2008-05-08T11:18:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Yoruldum</title>
<description>Başımı alıp gitsem diyorum Gidebildiğim yere kadar Başımın içindekilerde gelecek mi benimle Mutlaka geleceklerdir Geçmişimi silsem diyorum Hatırlamasam hastane odalarını ve kayıpları </description>
<link>https://www.antoloji.com/yoruldum-90-siiri/</link>
<guid>830355</guid>
<pubDate>2007-10-15T11:06:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>En Güzel Hayat Bize Sunulmuş Olandır</title>
<description>Çocukluk yaşlarımdan beri bazı ailelere imrenmişimdir. Bu imrenmelerimin hepsi manevi yöndendir, aksi halde kimsenin maddi sahip oldukları beni hiç ilgilendirmemiştir çünkü ben bir gönül insanıyım. Bu yaşıma kadar imrendiğim bütün ailelerin ortak özellikleri hep annesi babası genç ve sağlıklı olanlardır. Yaşlı ve sağlıklı insanlarada imrendim, ama onlarada annem ve babam adına imrenmelerdi. Keşke benim annem ve babamda böyle genç olsalar ve böyle sağlıklı olsalar, daha uzun yıllar bir arada yaşayabilsek diye isteklerim oldu. Ben hiç bir zaman annem ve babamla uzun yürüyüşler yapamadım, sinemaya gidemedim, bir müzeyi yada bir sarayı gezerken onlarla aynı zevki paylaşamadım,doğru dürüst alış veriş yapamadım, yazın denize beraber giremedik ve hiç doğurmadığım halde doğanın bana verdiği anne iç güdüleri ile ben hep onlara zarar gelmesinden korktum, onları uzun yıllar korudum kolladım. Elbette beni onlar büyüttü, dış dünyanın kötülüklerine karşı beni onlar korudu, erdemli ve ahlaklı olmamı sağladılar,eğriyi doğruyu insan olmanın gereklerini hamuruma onlar kattılar ve ne mutlu ki ben onların eseriyim ama bunların hiç birini hatırlamıyorum. Sanki ben hiç çocuk olmadım hep büyüktüm ve onlar hep yaşlıydı.. Çünkü ben ileri yaşlarda sahip olunmuş bir çocuk olarak anne ve babamla aramda küçümsenmeyecek bir yaş farkı var. Babam son zamanlarında yanında bizden biri olmadan sokağa çıkamazdı. Belki çıkardı da biz sokağın hareketliliğine emanet edemezdik onu. Annemide yanlız sokağa çıkartmıyoruz. Ama çok isterdim annem tek başına çarşıya çıksın bize birşeyler alsın getirsin tıpkı eski günlerde olduğu gibi. Ama bizler anne ve babamızla toplumsal görevlerimizi çok dan değiştirdik. Eskiden caddeden karşıdan karşıya geçerken annem benim elimi tutardı, şimdi ben annemin elini tutuyorum. Belli bir zamandan sonra görevler değişiyor anneler çocuk çocuklar anne oluyorlarmış. Ve böylece zaman içersinde bu ve benzeri sebeplerden dolayı imrendiğim bütün ailelerin yani genç ve sağlıklı anne babaları bir şekilde zamansız hastalandı ve öldüler. Yada değişik sebeplerle dağıldılar ve kayıplar verdiler. Hepsi ya gençlerdi yada benim anne babamdan daha sağlıklı yaşlılardı. Aslında genç veya yaşlı farketmez her ölüm zamansızdır. Otuzlu yaşları sürerken bende artık herşeyin farkına iyice vardım. İnsan belli bir olgunluğa ancak bu yaşlarda geliyormuş ve gelincede karekteri, beklentileri, hayata bakış açıcı herşeyi iyice oturuyormuş. Ve şimdi bakıyorum aslında bu imrendiğim hayatlardan aldığım derslerin olgunlaştırdığı insanım ben. Başkalarının acılarını hayatımdan soyutlayamadım, kendi acımmış gibi yaşayarak onlarla beraber onları anlayarak ağladım ve yaradılış gereği ölümünde doğmak kadar doğal olduğunu anlayarak olgunlaştım. Elbette şimdi hiçbir hayatı imrenmiyorum. Annem yine yaşlı üstelik oğlum gibi kolladığım babamı da yeni kaybettim bütün bunlara rağmen en güzel hayat bana sunulan hayatmış bunu anladım. Ve elimdekilere daha bir canla sarıldım.  Çocukluk yıllarımdan beri imrendiğim keşke benim hayatımda böyle olsa, annem babam benimde genç olsa, sağlıklı olsalar diye kadere sitem ettiğim hayatım aslında en güzeliymiş. Hiçbir canlının kaderinde sürekli mutluluk ve sürekli göz yaşı olmazmış bunu da anladım. Ağlatırsa mevlam bir gün mutlaka güldürüyormuş. Büyük sıkıntılardan sonra mutlaka ama mutlaka insan feraha çıkıyormuş. Ve her gecenin gerçekten aydınlık bir sabahı mutlaka varmış. Her çalınan kapıdan peşinsıra mucizeler çıkabiliyormuş.Ve hayatında hep mutlu olacağını zannedenler bir gün ağlayabiliyormuş. Hiç bir şey bizim istediğimiz ve planladığımız gibi olmuyor. Bütün uğraşların, bütün mücadelelerin sonunda anlıyorsun ki hayat kendi planlarını yeri ve zamanı gelince istesek de istemesekte bize uygulatıyor hepsi bu kadar basitmiş işte. Bende büyük acılar çektim büyük bir kayıp verdim, uzun zaman diplerde gezdim,ve şimdi o şarkıda söylendiği gibi herkes beni hasta biliyor, yastayım oysa kimseler bilmiyor diyorsam da biliyorum ki bunlar hayatın önüne geçilmez getirileriymiş. Ve anladım ki her şeye rağmen en güzel hayat en kutsal ve değerli hayat bizim sahip olduğumuz kendi hayatımız. Bunun için sonsuz kere şükrediyorum Tanrıma, bana böylesi bir hayat verdiği için ve herkese vermesi için. </description>
<link>https://www.antoloji.com/en-guzel-hayat-bize-sunulmus-olandir-siiri/</link>
<guid>752120</guid>
<pubDate>2007-06-04T13:37:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Anlatamam</title>
<description>Seni içimdeki benden öte tanıyanım yok Anlatamam…   Şimdi desem ki Karlı dağlarda dolanıp </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-anlatamam-siiri/</link>
<guid>543342</guid>
<pubDate>2006-09-21T17:06:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Göz Yaşı Gecelerinden ' NİSAN YOLCUSU BABAMA'</title>
<description>Cemal Süreyya nın şiirindeki satırlar geliyor aklıma….”Sizin hiç babanız öldü mü? benim bir kere öldü kör oldum “  şair böyle yazıyordu dizelerinde. Kör olmuyormuş insanoğlu, ama katran karası bir yalnızlık çöküyormuş  acıya bulanarak yüreklere ve  o anlar yaşamın dibe vurduğu anlar işte o an oluyormuş, böyle bir şeymiş demek ki bilmiyordum öğrendim…. İnsanın iliklerine kadar hatta hücrelerindeki çekirdeklere kadar çaresiz kaldığı an yaşamın dibe vurduğu anmış. Dengelerin bozulduğu inançların ayaklar altına serildiği,yaşamın baştan sona sorgulandığı anmış. Ama insan ne kör oluyormuş  nede ölüyormuş ya da ben ölmedim, kör olmadım,  hayatın acımasız tarafı işte bu noktada başlıyor. Ölüm saçma sapanda olsa bir kurtuluş oluyor böyle zamanlarda kalanlara. Yaşamaksa acıların en tarifsizi. Gidenin ardından ölümcül acılar içinde de olsan sadece ardından bakmakla kalıyor insan. İşte o geceydi, bizim için  mutluluğun  keskin bir virajla yön değiştirdiği bir gece, diller lal dudaklar mühür oldu birden. Kirli bir nisan akşamıydı. Kara yazmalı kirli yirmi nisan akşamı. Yıllar geçecek her nisanın yirmisinde ben tekrarlayan bir sürgitle yaşamın dibine vurucam, her vurduğumda tekrar düze çıkıcam, tek bir sefer hariç bunu biliyorum. Düze çıkamadığım o son seferde bir noktada buluşucaz seninle baba  biliyorum. Dilerim o buluşma noktamız bir cennet ağacının gölgesi olur. O gece çekildi suyu evrenin durdu sanki zaman, kara baharların ortasında kıraç topraklar kaldı ellerimizde. Bir ateş düştü orta yerine yaşamın  öyle bir ateş ki yıllar geçse de sönmeyecekti. Oysa bildiğimiz tanıdığımız bir fırtınaydı gelen. Bekliyorduk acıda olsa, biliyorduk gelecekti bir gün gelecek ve seni bizden kopartacaktı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/goz-yasi-gecelerinden-nisan-yolcusu-babama-siiri/</link>
<guid>456938</guid>
<pubDate>2006-05-18T16:26:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>An Geliyor</title>
<description>Öyle bir an geliyor ki  Sanki yanımdasın, hissediyorum Sanki Değiyor elin tenime Ve olanlar oluyor Cenk düşüyor yüreğime </description>
<link>https://www.antoloji.com/an-geliyor-siiri/</link>
<guid>320895</guid>
<pubDate>2005-10-17T10:36:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Sevmek Hiç Olmasaydı</title>
<description>Hayatın sana gülümseyerek yada dişlerini bileyerek sinsice gülüşlerle sunduğu her şeye hazırlıklı olmalısın. Seni bırakıp gidenlere, terk edenlere  ve geride bıraktıklarına, her ne şekilde olursa olsun yitirdiklerine kısaca onun sunduğu  her şeye hazırlıklı olmalısın. Yaşanılanlardan ve gözlemlerimden biliyorum ki, eninde sonunda kazanan hayat oluyor. Karşımıza geçerek bizimle oyun oynuyor.  Ne kadar üzülsek de ve ne kadar göz yaşı döküp kabul etmesek de  bize düşen sadece unutmak oluyor veya alışmak.... Bana tercih hakkı sunulsaydı sevmek duygusunu hiç tanımamış olmak isterdim. Evet sevmeyi bilmemek isterdim. Hiçbir kimseyi sevmemek, aklınıza kim geliyorsa gelsin, yaşamak ama hiç kimseyi sevmeden ve bu duygudan yoksun yaşamak isterdim. Kabul ediyorum hayat çok anlamsız olurdu, tatsız tuzsuz hasta yemeyi gibi. Yedikçe tadına vardığın değil yedikçe hiçbir tat alamadığın ve bitmesini bir an önce istediğin bir hasta yemeyi gibi. Hiçbir rengi olmayan bir hayat olurdu kesin. Sadece siyah, beyaz ve griden ibaret bir hayat. Sevgi denen o illet duygu damarlarımda bu kadar kuvvetle dolaşmasaydı hatta hamurumda hiç olmasaydı belki anneme bu kadar düşkün babama bu kadar merhametli olmazdım. Ergin yaştaki kardeşlerimin korunmaya ihtiyaçları olduğunu düşünmezdim. Her sabah evden çıkarken binlerce dualar okumaz onları yalvararak Allaha emanet etmezdim. Her akşam kardeşlerimin geliş saatlerinde pencere önlerinde titreyerek beklemezdim. Olası felaketlere karşı tetikte beklemez canımı onların canının önüne siper etmezdim her defasında. Onları yitireceğim günlerin kahrolası kaçınılmaz beklentisiyle günlerimi zehir etmez yaşadığım hayatın tadına varırdım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevmek-hic-olmasaydi-siiri/</link>
<guid>289083</guid>
<pubDate>2005-08-03T16:10:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Keşkelerden Uzak Bir Yaşam</title>
<description>Yaşam  yüce yaratıcı tarafından bize sadece bir kere sunulmuş en açık en güzel ve en mukaddes  armağandır.   Ama insan oğlu sadece bir kere sahip olabileceği bu mukaddes armağanı öylesine acımasız ve hoyratça kullanıyor ki sonuna geldiğinde elinde kalanlar sadece koskocaman pişmanlıklar denizinden başka bir şey olmuyor.  Çocukluk yaşlarımızda anne baba içgüdüselliği ile bir iki renkli oyuncaklar, legolar, robot adamlar ellerimize tutuşturuluyor sonrasında daha onların renklerinin ve avuçlarımızda hissetmelerimizin tadına varamadan çekip alıyorlar ve bir süreç başlıyor.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/keskelerden-uzak-bir-yasam-siiri/</link>
<guid>285682</guid>
<pubDate>2005-07-26T11:34:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Her Hakkım Yüreğinde Saklı</title>
<description>Yağmurlar toprağa sen bana yağıyorsun ılık nisan akşamlarında. Yanıyor bedenim ruhum alev ateş acılar içindeyken sağnak sağnak geliyorsun ve sen bile bu mucizenin  farkında değilsin.   Sahraların bin yıllık kuraklığını yüreğimden alıyorsun  ıslanıyor kurak topraklar filiz vermeye hazır.  Yaşantımın engebeli yollarında ve en derinliklerinde vurgun yediğimde sen uzatıyorsun elini bana. Tutup çıkartıyorsun beni en karanlık  derinliklerden,  ölümün karanlık yüzü bana göz kırptığında sen kurtarıyorsun beni kanlı savaş alanlarından. Bir mülteci çocuğun her şeyini yitirip tek bir canıyla ateş hattından kaçtığı gibi kaçıp sana geliyorum. Senin kollarında kurtuluşun  dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum  ve yine senin kollarında yaşamın o tılsımlı ezgilerini  dinliyorum. Salkım salkım açıyor baharın çiçekleri ve ilk defa çiçeklerin bu kadar anlamlı ve güzel göründüklerinin farkına varıyorum. Dağ bayır yeşil bir kilime bürünüyormuş meğer bu zamanlarda  Zaman denilen karanlık girdap aslında ne kadar güzel bir ahenk içinde ilerliyormuş. Sabahın ilk ışıklarıyla  aydınlanan evren  gecenin lacivert akşamlarında bin bir renkli  yıldızlarıyla insanı yaşama özendiriyor. Hayatı sevdiriyorsun yeniden bana, ben varım korkma  tesellisini yüreğime  ekiyorsun. Sen varsın biliyorum benim kurtarıcımsın bilmeden. Yıllardır nadasa bıraktığım gönül topraklarımda yeşeriyorsun. Daha bir verimli daha bir cömert sürgün veriyorsun. Benim topraklarımda yeşeriyor ve sürgün veriyorsun, yaşama özendiriyor bir o kadar da ölümü unutturuyorsun. </description>
<link>https://www.antoloji.com/her-hakkim-yureginde-sakli-siiri/</link>
<guid>284519</guid>
<pubDate>2005-07-23T11:04:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Küçük Kız Korkmuyor Artık</title>
<description>Küçücüktüm, sessiz ve ürkek Ezdiler sustum Vurdular korktum Bağırdılar kaçtım  Büyüdüm, sessiz ve ürkek </description>
<link>https://www.antoloji.com/kucuk-kiz-korkmuyor-artik-siiri/</link>
<guid>283475</guid>
<pubDate>2005-07-20T11:02:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Delilik Geliyor Aklıma</title>
<description>Öyle bir delilik geliyor ki aklıma Uğursuza, vefasıza, halden bilmeze inat Kendimi yakmak geliyor içimden bir meydanda Ama sana kıyamıyorum engelsin deliliklerime İçimdeki canda damarımdaki kandasın Nasıl kıyarım bal rengi gözlerine </description>
<link>https://www.antoloji.com/delilik-geliyor-aklima-siiri/</link>
<guid>283469</guid>
<pubDate>2005-07-20T10:47:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Yatağını Bulurmuş Coşan Nehirler</title>
<description>Ne kadar mahzun ve çekingendik ilk günlerde. Ve bir o kadarda mahcup. Ergin yaşlarımızda biz acemi çocuklar gibi saf ve kırılgandık bire o kadar da deli.  Adım atarken birbirimize dünyanın bütün aşkları arasına serilmiş o vahşi tutkulu arzulardan uzaktık. Ayrı diyarlarda sürdürdüğümüz yaşantılarımıza rağmen bedenlerimiz en acı esaretini yaşarken ve zalimce dikenli tellere takılmış yaralı bir kuş gibi çırpınırken,  ruhlarımız fırtınalara kapılmış birbirlerine doğru, vahşi kısraklar gibi koşuyorlardı. Sen bana ben sana….Birbirimize  Ruhum sana, fikrim sana,  yüreğim sana ….sen yalnızca bana koşuyordun hissediyordum, biliyordum. Fırtınalar kopuyordu yüreklerimizde, yeni fidanlar sürgün veriyordu  köhne viran düşlerimizde. Öylesine bir gerçek vardı ki, bütün acı gerçeklere rağmen ısrarla,inatla,bağıra bağıra geliyordu, ve korkusuzca aşka gelmiş karanlık gecelerin en kuytu köşelerinde çırılçıplak dans ediyordu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yatagini-bulurmus-cosan-nehirler-siiri/</link>
<guid>283121</guid>
<pubDate>2005-07-19T15:51:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Sensizlik Çekilecek Gibi Değil</title>
<description>Azraille randevum var haber uçursun sana kuşlar Hani geldin geldin gelmedin girivericem koluna Yok olmuyor çok denedim hatta hala deniyorum Bu sensizlik çekilecek gibi değil  Ya geleceksin ya geleceksin başka seçenek kalmadı </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-sensizlik-cekilecek-gibi-degil-siiri/</link>
<guid>281693</guid>
<pubDate>2005-07-15T14:25:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Bugün Seni Bir Başka Seviyorum</title>
<description>Bugün nedense bir başka seviyorum seni.Kurumuş ve susuzluktan çatlamış  toprakların yağmurlara  özlemi gibisin yüreğimde. Bin yıllık uykusundan  uyanmış buğday tarlalarındaki başakların ışığa dönük yüzleri gibi  yüzüm hep sana dönük.  Bugün ılgıt ılgıt esiyor dağlardan kekik kokuları sen kokuyor doğa sanki, buz gibi sular çağlıyor gönlümün pınarlarından ve hepsinin yolu sana akıyor. Anka kuşu etrafımda kanat çırpıyor, hadi diyor gel diyor ve alıyor beni kanatlarına sarmalıyor,  en kutsal yolcusu gibi beni senin topraklarına getiriyor, çünkü bu gün seni sebepsiz bir başka seviyorum oda biliyor. Bu gün sana uçuşuyor saçlarım her günden bir başka tutkuyla. Ruhum sana geliyor bu gün nedeni belirsiz ama bugün seni bir başka tutkuyla seviyorum kendimce. Sabah kalktığımda hissettim bunu,  tam aynaya baktığımda kendi kendime söyledim bugün  seni bir başka sevdiğimi. Kendi kendimi de bir başka sevdim seni böyle sevdiğim için. Saçlarımı her zamankinden farklı topladım, farklı giyindim, öpmeye doyamadığın incitmekten hep korktuğun dudaklarımı farklı boyadım,fırtınalar kopan yüreğimden bin yıllık birikmiş öfkeler aldı başını gitti. Ben hırçın,  ben hoyrat rüzgarların kızı bugün engin denizlerin fırtına sonrası dinginliğini yaşıyorum. Bugün seni bir başka seviyorum yar, bağ bozumunun sertleştirdiği ellerinden öpüyorum,tenini kokluyorum sarmalıyorum ama doyamıyorum, doyamıyorum yar bugün doyumsuz bütün duygular senden yana. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bugun-seni-bir-baska-seviyorum-siiri/</link>
<guid>281608</guid>
<pubDate>2005-07-15T11:51:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Bendesin Ben Sende</title>
<description>Öyle bakma  Yüreğime kan damlıyor Yüzün hep güleç olsun ki Engin denizlerimde fırtınalar kopmasın Öyle mahzun durma Yakıp yıkmak geliyor içimden dünyayı </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-bendesin-ben-sende-siiri/</link>
<guid>281127</guid>
<pubDate>2005-07-14T09:06:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Ölmek İçin Çok Erken Yaşamak için Geçti</title>
<description>En büyük vasiyetimdir sevdiklerime  Beni öğlen vakti gömsünler İkindinin ardından çabuk gelir akşamın karanlığı Birde,  sen gelmeden gömmesinler beni sakın Birileri bir haber uçursun yada ne bilim her neyse Gel ama mutlaka gel diyeceklerim var sana </description>
<link>https://www.antoloji.com/olmek-icin-cok-erken-yasamak-icin-gecti-siiri/</link>
<guid>280913</guid>
<pubDate>2005-07-13T16:54:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 <item>
<title>Güle Güle Git</title>
<description>Bir gün aşılmaz bilinen  yollar aşılır  Heybetli dağlar sıra sıra  önünde eğilir yol gösterirler Gecenin karanlığında ay kandil yıldızlar meşale olur Zaman o zamandır işte gitmek sesi düşer yüreğine Vakit çok geçtir ama bir güç vardır yorgun dizlerinde Koşar adım gelirsin de uzaklardan </description>
<link>https://www.antoloji.com/gule-gule-git-3-siiri/</link>
<guid>276184</guid>
<pubDate>2005-06-30T17:38:00+03:00</pubDate>
<author>Esin Ege</author>
</item>
 </channel>
</rss>
