<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Erol B&#246;rek&#231;i Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Bir Damla ve Bir Lahza</title>
<description>Bir Damla ve Bir Lahza  Şimdi size bir adım atabildiğim için Tanrıya şükretmek var Ama Ya </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-damla-ve-bir-lahza-siiri/</link>
<guid>1921317</guid>
<pubDate>2013-10-16T20:01:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Mercan Yokuşu</title>
<description>Şiire tutsak edin beni Sabaha karşı vurulsun canevim Kireç boyalı odalarda Ağır ahşap kapıların açıldığı Gülümsemedir çocukluk dediğin Mercan yokuşunda Babuççu odası </description>
<link>https://www.antoloji.com/mercan-yokusu-siiri/</link>
<guid>1921246</guid>
<pubDate>2013-10-16T15:11:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Dem-i Şarab</title>
<description>Bir şiir vurulur    Şah damarından  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dem-i-sarab-siiri/</link>
<guid>1577081</guid>
<pubDate>2011-06-25T23:37:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Nakşedilen Yalnızlık</title>
<description>Söylemiştim adına sevda denilenin nasıl bencil olduğunu. İki kişilik bir yalnızlığın içinde bırakmaktan seni, inan sadece üzgünüm çünkü pişmanlığımı yok eden bencilliğim her nasılsa yine herşeyin önüne geçmeyi başardı.Payıma bıraktıklarını anlatmaya kalksam ya şehir yorulacak bize kucak açmışlığı için, ya kalabalıklar ikimizi inadına yalnız bıraktıkları için.Anladım ki Istanbul kendisinden başka bir sevdayı bırakmıyor yorgun yüreğime, ne kıskançmış asırların taze yosması Istanbul, şimdi haykırasım var sana, gül kokan bir Gül' dü oysa biz bir yastık iki yalnızlıkta kocayana dek gözlerini kapasaydın ya...Hani gül de senden aşağı değilmiş ha...ne kadar kini varsa sevdanın adam yanına,  nakşetti bir nisan akşamının hınç dolu sesleri arasında sırtıma...kanamadı, sana benzerdi Istanbul, kızıl akşamlarına ve Gül, sana...bir rengi daha alıp götürdü içimi acıtan bela... </description>
<link>https://www.antoloji.com/naksedilen-yalnizlik-siiri/</link>
<guid>1576361</guid>
<pubDate>2011-06-24T02:01:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Güverte</title>
<description>Haziran Istanbul' unda bir pazar Kalabalıklar akşamında Saatler kör İki inci arasında Düş kuruyor  istiridye Binlercesini aldım yanıma </description>
<link>https://www.antoloji.com/guverte-5-siiri/</link>
<guid>1576359</guid>
<pubDate>2011-06-24T01:58:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Acı, Kahır, İnsan Yarıları...</title>
<description>çocukluğum çok zenginmiş..şimdi anlıyorum...insanların sığınmak istediği bir bağım ve evim vardı ama bağevi değil olmasın... kerpiçti en azından,nefes alırdı ve canlıydı...sabah pencerem yemyeşil bahçe ve horoz sesine açılırdı.tavuklar yumurtalarını payla...şmayı bilirdi en azından..sakar buzağım az sonra zıpır zıpır çıkardı yerinden...o benden çocuk nasıl oynardı avluda...sarıkız akşam üzeri çıngırağının o notasız makamıyla, binbir edayla gelir,nasılsa babam ekmek getirmiş ya... bende süt getirdim der, ahhhh o inek haliyle nasıl caka satardı.. bakır helkelerde o ılık süt... çocukluğumun ılık ve güzel hatıraları...az önce fatih' te yürüdüm biraz, her beş apartman arası bir insan yalnızlığı, kaybolmuş bir ömür, insan bedenleri merdivenlerde, gündüz neş' e ye kucak açan parkta acı, kahır, insan yarıları.... tamamlanamamış ömürler, öyle hiç eski ve yoksul bir gramofon çalmıyor... kadınlar gördüm yalnız ve de adamlar, her yer kalabalık ama yalnız...bir gün merdivenin birinde öylece aç ve boş gözlerle umarsız kalmak...ben çok zenginmişim aslolan çocuk kalmak..korkuyorum... </description>
<link>https://www.antoloji.com/aci-kahir-insan-yarilari-siiri/</link>
<guid>1569574</guid>
<pubDate>2011-06-06T23:23:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Ah Be İnsan...</title>
<description>.Onyedisinde bir yaşama sevinci tanıdım bugün..korkuları çok yalın çok temiz ve henüz kirlenmemiş...Korkuların dahi bu kadar saf oluşunu özlemişim.Çünkü insan zaaf dolu, çünkü insan dediğin hesap ve çıkara bulanmış, çünkü insan dediğin kirlenmiş, kendileriyle barışık değil artık insan dediğin ve ne yazık ki insan dediğin kendi değerini başkalarına ve bir diğerine bağlamış, eğer insan umudunu, yarınını, sevincini, heyecanını ve dahi beklentilerini, korkularını, acılarını, endişelerini hasılı kendine ait kutsallarını bir kere başkalarına bağlamaya görsün işte o zaman kendisine ve hayata yabancılaşmaya başlar.... o andan itibaren tüm yalınlığını, güzelliğini, dokunulmaz saflığını, tüm arınmışlığını yitirmiş olmanın acısıyla, diğerleri tarafından kabul edilebilir olabilmenin o umarsız ve de gereksiz mücadelesi içinde yarınlarını kaybetmeye başlar, yıllar sonra elinde kaybettiği kocaman bir geçmiş, kendisine küllerinden yarınlar biriktirmeye çalışır ama nafile..insan dediğin nafile...başka bir yürekteki sevda kalıntıları üzerinde ki o sevda kalıntıları diğerinin yalnızlığının, bırakılmışlığının en belirgin emaresidir ve koca bir aptallıkla bu kalıntıları kendi kutsalı sayarak dokunulmasına izin vermez verirse eğer kimse tarafından tanık olunamayan yalnızlığı ve bırakılmışlığı günışığına çıkmaya ve kendisini ele vermeye başlar işte bunu göze alamadığından ve kendine olan inancını ve iç barışını yitirdiğinden, bir başkasının ona sunabileceği baharı kabul etmekten çok içindeki hazanı yaşatmaya çalışarak çaresiz bir mutluluk arayışı içinde bulur kendini ama asla dokunamayacağı bir mutluluk..çünkü insan dediğin kendi mutluluğunu yaratamaz ancak bir diğer insanın ona sunabildikleri nezdinde kıymete değer tatlar yaşama şansı tanır kendisine..ha.. bundan sonra yaşadıklarının adını ister mutluluk koyar,ister hayatında defalarca kaçınılmaz bir şekilde yaşamak zorunda kalabileceği yanlışlıklar..ama her ne olursa olsun hayatına birini msafir edebilme cüretin yoksa başka bir hayatta misafir olamazsın...ah be insan çok yalnızsın ve sana sunulan yalnızlıkla ne yazık ki çok bahtiyarsın...  . </description>
<link>https://www.antoloji.com/ah-be-insan-siiri/</link>
<guid>1569572</guid>
<pubDate>2011-06-06T23:21:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Ayrılıklar Şairi</title>
<description>Belkide  en savunmasızımda yakaladı beni. Ayrılıklar şairiyim sevgili, onun içindir yazamadım canımın yarısı, yanımda hayatı yaşanılası kılan akşam güneşi, bal rengi saçlarına </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayriliklar-sairi-siiri/</link>
<guid>1569571</guid>
<pubDate>2011-06-06T23:19:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Kına</title>
<description>kına yakılmış ayaklarımın yazgısı yazılanlardan korkmadım mı sanıyorsun kar üstünde çıplak ayak yalnızlığı yalnız üşümedim... ayaklarım alev ...her adımda bir avuç toprak köz olur </description>
<link>https://www.antoloji.com/kina-16-siiri/</link>
<guid>1569568</guid>
<pubDate>2011-06-06T23:16:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Mürekkep</title>
<description>benim için bir hayat imzalar mısın.. ikimizin yaşadıklarını kimse bilmeden sessiz silik bir mürekkeple... </description>
<link>https://www.antoloji.com/murekkep-15-siiri/</link>
<guid>1569566</guid>
<pubDate>2011-06-06T23:14:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Kar</title>
<description>Mevsimsiz kar iyi değil derler bilmezler ben kiraz dallarında mevsimsiz şarkılar. Tarla kuşlarıyla bir çalı dikeninde güle şiirler söyledim. Kiraz </description>
<link>https://www.antoloji.com/kar-294-siiri/</link>
<guid>1569564</guid>
<pubDate>2011-06-06T23:12:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Panayır</title>
<description>Kuşluk vakti  Tepilecek çamaşır  Panayırı kurulur...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/panayir-7-siiri/</link>
<guid>1569558</guid>
<pubDate>2011-06-06T23:09:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Değirmen</title>
<description>Eski zaman işi bir değirmenin  Tunç yüzlü kır sakinidir bahar..  Bu akşam yok yazıldı  </description>
<link>https://www.antoloji.com/degirmen-53-siiri/</link>
<guid>1539808</guid>
<pubDate>2011-04-08T14:33:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Yürüyen Merdivenlerde Yürümeyen Aşklar</title>
<description>Yürüyen merdivenlerde Yürümeyen aşklardı gecenin aynasına düşen İlk kez içim sızladı ıstanbul ne yapsın Yürüyen merdivenlerde </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuruyen-merdivenlerde-yurumeyen-asklar-siiri/</link>
<guid>1519308</guid>
<pubDate>2011-02-24T15:47:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Yarım Suskun Ölü</title>
<description>Bilirim Çok küçük Ve benimsin Sessizimsin Söylemeden gitmezdin İlk günahını </description>
<link>https://www.antoloji.com/yarim-suskun-olu-siiri/</link>
<guid>1447060</guid>
<pubDate>2010-08-31T16:25:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>En Arsız Musiki</title>
<description>Sabaha karşı 01:12 Yıllar öncesinden kalma Ilık bir yaz gecesinin İnsanı ürperten yalnızlığı… Koca bir ömür gibi akıp girmekte arabalar Şehrin kimsesizler terminalinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/en-arsiz-musiki-siiri/</link>
<guid>1333622</guid>
<pubDate>2010-01-31T16:21:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Derisi Makbul Kızlar</title>
<description>Sripada’nın mor dağlarında Kül rengi bulutlar koydum ölümle arama Kendi yaşamımın hünkarıyım Göç yorgunu gözlerimin serabında Kendi masalını dinleyen bir eceydi Sri lanka’lı kızlar </description>
<link>https://www.antoloji.com/derisi-makbul-kizlar-siiri/</link>
<guid>1333620</guid>
<pubDate>2010-01-31T16:19:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Aşkın Süt Dişleri</title>
<description>Yiğitlik tacını çalmış Cudi’nin fikr-i üryan çocukları Beliklerine kına yakılmış Yakut gözlü güzelin Onyedisinde Zülfikar değmiş dudaklarına Poyralardan kan damlar </description>
<link>https://www.antoloji.com/askin-sut-disleri-siiri/</link>
<guid>1142640</guid>
<pubDate>2009-03-13T21:35:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Küçük Kasabalarda Büyük Efendiler</title>
<description>Taş tanrıların, taş avlusunda Üryandır bağbozumu kızları Babil’in şehrengizi taçlandırmaz Yedi derya altında yedi çağ saklı Yaşlı avluda güneş saati Şiire selam durduğunda </description>
<link>https://www.antoloji.com/kucuk-kasabalarda-buyuk-efendiler-siiri/</link>
<guid>1142631</guid>
<pubDate>2009-03-13T21:25:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 <item>
<title>Petrograd</title>
<description>Hiçbirşey birbirine değmiyor artık Tütün,burgon ve insan kokuyor Petrograd Tunç kargılarla yazıldı son mektup Pera'dan Garbo'ya Mitralyözler arasında kadın </description>
<link>https://www.antoloji.com/petrograd-siiri/</link>
<guid>992475</guid>
<pubDate>2008-07-26T13:48:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Börekçi</author>
</item>
 </channel>
</rss>
