<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Erdoğan Mert Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sakın!</title>
<description>sakın ağlama.. eşkalim düşer gözlerinden o damlayla, korkarım  sorma sakın.. nedir bu halin, dalmışsın derin hülyalara, yastayım sakın gitme.. arkanda öksüz bir çocuk bırakırsın çaresiz, ağlarım bakma sakın.. gidiyorsan da son bir defa arkana dönüp, yanarım 2006 </description>
<link>https://www.antoloji.com/sakin-145-siiri/</link>
<guid>1878685</guid>
<pubDate>2013-06-18T18:19:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 <item>
<title>Yalnız mısın? Üzülme.</title>
<description>Çok insan tanıdım yalnızlığa kahreden, sırt dönen  Oysa ben en büyük aşkımı onunla yaşadım her an  Tek sevgilidir inan, seni aldatma ihtimali olmayan  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalniz-misin-uzulme-siiri/</link>
<guid>1277521</guid>
<pubDate>2009-10-28T20:02:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 <item>
<title>Bebeğime</title>
<description>Üşürsen yüzerken mavilerde, sana gözyaşımdan denizler dökeyim Yorulursa gözlerin yeşillerden, her adımına taze çiçekler ekeyim Sıkılırsan güzel şarkılardan, unutma diye yenilerini yazayım Bıkarsan gülmelerden hayatınca, tatma diye hüzünleri sileyim Dönmeyeceksen gittiğin yerden, hergündense bir kez öleyim Sana damarımdan kan verdim, hayatımın ışığı güzel bebeğim... </description>
<link>https://www.antoloji.com/bebegime-14-siiri/</link>
<guid>1277520</guid>
<pubDate>2009-10-28T19:59:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 <item>
<title>Ayrılık yakın.</title>
<description>Hiç duymadım ayak seslerini Aşk baskın yapmıştı aniden gözlerim, kollarım derken bağladı kalbimi kör düğümlerle  Ayrılık yakın, hiçde sessiz değil </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayrilik-yakin-3-siiri/</link>
<guid>1277512</guid>
<pubDate>2009-10-28T19:43:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk, 1 artı 1’in 1 Etmesidir!</title>
<description>Aşk, senin sen olduğunu, benim ben olduğumu unuttuğumuz yerdir Senliğin ve benliğim, bizliğin içinde eriyip yitmiştir.  Hesapların altüst, kitapların boş, bakışların ışıldadığı yerdir Akıl tatilde mutlu, mantık biteviye sarhoş gülmektedir.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-1-arti-1-in-1-etmesidir-siiri/</link>
<guid>1277510</guid>
<pubDate>2009-10-28T19:39:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 <item>
<title>Sayma</title>
<description>Hayat, seninle geçirdiğin zamanın adı bilesin  Her ayrılışımızda ölüp, kavuşunca doğduğumdan adım anka  Sevinç gözlerindeki pırıltıyı görüşümdür bilesin  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sayma-4-siiri/</link>
<guid>800690</guid>
<pubDate>2007-08-27T17:07:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 <item>
<title>Esmer</title>
<description>Bir çimdik kara çarşaf esmer ten Bir karış çocuk sanki heykel beden Kan damlar yüreğime batan siyah bukleden Çektiğim yetmedi ayparlak kara gözlerden  Ne isterim güneş dururken zifir geceden </description>
<link>https://www.antoloji.com/esmer-22-siiri/</link>
<guid>800687</guid>
<pubDate>2007-08-27T17:06:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgili Yalnızlık</title>
<description>Kızarım şikayete yalnızlıktan Zor şey varmı bu kalabalıkta ondan? Zat ki güvenmezse kendine yürekten Huzur dilerim ona inandığı Tanrıdan  Gönül bozkırda koşan at, kurtulursa dört duvardan </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgili-yalnizlik-siiri/</link>
<guid>800684</guid>
<pubDate>2007-08-27T17:04:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 <item>
<title>Gelinler</title>
<description>Neden beyaz gelinlik giyer gelinler?  Niye gidermiş gibi 'gelin' derler? Celladımız kollarımıza gelirken melek sanalım diye beyler  Bilirsiniz önce sırtınız boş, dik yürümek yok derler Bakarsınız bükülmüşüz yüklendikçe yükler </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelinler-2-siiri/</link>
<guid>800682</guid>
<pubDate>2007-08-27T17:03:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 <item>
<title>Evlilik</title>
<description>Kısacık ömrün çilyavrusu günlerini bildik gözler bildik sözlerle muhatap.. kalanı elde edileni evde edilenle paylaşarak.. böleni her sabah aynı dudağı öperek.. artanı hergün aynı kıyafeti giymek gibi.. çıkanı ezber bedende dolaşarak geçirmek olası </description>
<link>https://www.antoloji.com/evlilik-39-siiri/</link>
<guid>800680</guid>
<pubDate>2007-08-27T17:02:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 <item>
<title>Deniz Anne</title>
<description>Gül dedi deniz hafifçe, ay duymaz iniltilerle Ne var bu kadar üzülecek, kalsanda o derdinle? Bir kuş ölse umurundamı göklerin, gözyaşı kendine Bir çiçeğin soluşundanmı sanırsın yer sallanır günlerce Yüreğindeki fırtınaysa ben neyleyim, nedir çektiğim ömrümce?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/deniz-anne-siiri/</link>
<guid>800678</guid>
<pubDate>2007-08-27T17:01:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 <item>
<title>Ak Sevda</title>
<description>Seni körü körüne değil Gözlerim açık seviyorum  Kurduğumu değil gördüğümü kalp gözüyle, ruh diliyle  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ak-sevda-4-siiri/</link>
<guid>800677</guid>
<pubDate>2007-08-27T17:00:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 <item>
<title>Apostol'un Meyhanesi</title>
<description>Apostol'un Meyhanesi    Virane duvarların dili olsa da söylese bu kaçıncı Ne gözyaşlarımı ayrılışımı gördüler </description>
<link>https://www.antoloji.com/apostol-un-meyhanesi-siiri/</link>
<guid>800676</guid>
<pubDate>2007-08-27T16:56:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 <item>
<title>OGün.</title>
<description>Uzuun ve zor zahmet bir yoldan gelmiştim o gün. Hatta taşlı, dikenli, güneşten kavrulan bu yokuş henüz bitmemişti bile. Elbette daha çook yokuşlar çook inişler görecektim hayatımda nefes alıp verdikçe. Ama bazı yokuşlar belki ömür boyu sürerdi bazı şanssız insanlar için. Bazıları da hep yokuş inerken, nasıl becerirlerdi bilmem ama kendi kendilerine çelme takıp yuvarlanırlardı. Kendi adıma hep umut yüküyle yürüdüm, inandım. Işığı göremediğim, duvara yaslanıp yolun sonunun geldiğini hissettiğim anlarım da oldu. Bir kapı açıldı her nasılsa, aslında biliyorum ki yukarıdaki ne olursa olsun bir kapı açıyordu tam 'işte buraya kadar' deme noktasına geldiğim anlarda. Kapı açılıyordu açılmasına ama yaşamaya devam etme zahmetine katlanmak düşüncesinden hayatın yaşamaya değer olduğunu hatırlamak zordu.. Bu kapıların pek azı ışıklı bir yola açılıyordu. Işıklı yol gerçekten kendini insanın gözlerini ve ruhunu kör edercesine aydınlatığından kolay anlaşılıyordu. O gün hayatımın bana göre geç zamanında hiç beklemdiğim halde ışıklı yola girdim ansızın. Mutluluk denizinde yüzmeyeli o kadar çook zaman olmuştu ki, her anı yılların susuzluğuyla kana kana içtim. Rüya bile bu kadar güzel olamazdı, belki sadece hayaller resmedebiliyordu bir nebze bu ruh halini. Ne zaman başladı bilmiyordum bile, zaten umrumda da değildi.. Kararmış ruhum yeniden bahar dalı gibi yeşerip gençleşti sanki. Çatık kaşlı bezgin bakışlarımın kıvılcım saçmaya başladığını yakınımda kim varsa onun gönül aynasına baktığımda görebildim. Herşeyim baştan sona değişti, hikâyem sanki baştan yazılıyordu. Çoktandır tek dayanağım sabrımdı ama o da daha bir güleryüzlü, daha bir diri eşlik etmeye başladı ışıklı yola girince. Ne akadar kötü his varsa güzelliğe, sevgiye dönüştü birer birer. Kelimelerle anlatılmazdı yaşadıklarım. Gerçek olamayacak kadar güzeldi, sarhoştum hiçbir iksirin sarhoş edemeyeceği kadar. Kalbimde çarpıntı değil çocuksu çırpınışlar vardı artık. Bedenim 'yaşlı değilim gencecik bir delikanlıyım' diye haykırmaya başladı. Can bedende yeniden can oldu o gün. Gözler kördü tüm olumsuzluklara, şüphelere, tatsız renksiz herşeye. Benden olanın bendenliğini bile hücrelerimde hissetmeye başlamıştım o gün. O gün çok güzel.. hayır benzersiz bir gündü, ömür boyu sürmesini istediğim gün. Çok da uzun yaşadı, nerdeyse ölümsüzlüğüne inanmıştım ama biryandan da ölüm de olduğu kemirdi inceden içimi. Sonra birşeyler oldu hastalandı o gün, başında bekledim, hala bekliyorum iyileşsin yeniden beni yüceltsin ki yücelteyim, yüceltebileyim ki yücelsin diye. O gün hasta ve bir zamandır gözünün içine bakıyorum. O gün hiçbirşey olmamış gibi ayağa da fırlayabilir 'şaka yaptım' diye, birdaha yerinden kalkmayabilir de hepsi rüyaydı diye.. Sen çok özlüyorum o gün, dön artık geriye ve birdaha da sakın gitme... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ogun-siiri/</link>
<guid>468243</guid>
<pubDate>2006-06-02T08:32:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 <item>
<title>Evlenme Teklifi</title>
<description>SENİN OLMAK İSTİYORUM, BENİM OLUR MUSUN?   (Evlenme Teklifi)    </description>
<link>https://www.antoloji.com/evlenme-teklifi-4-siiri/</link>
<guid>459126</guid>
<pubDate>2006-05-21T09:48:00+03:00</pubDate>
<author>Erdoğan Mert</author>
</item>
 </channel>
</rss>
