<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Erden &#220;lgen Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kabataş Deyince</title>
<description>Kabataş deyince neler neler gelir aklımıza, Set üzerinden Dolmabahçe'ye uzanan bakış, Denize varan sessiz,sakin derin bir uyanış, Bağrında sakladığı, saklayacağı hatıralar,  Kabataşlılar toplasın gelsin hatıralarını, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kabatas-deyince-siiri/</link>
<guid>2441046</guid>
<pubDate>2018-02-09T22:26:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Artık Zamanım Kalmadı</title>
<description>Yine geldin be güzelim aşkım canım, Camın arkasındasın, olsun bir tarafı sensin, Bir tarafı benim haksızlıkları hatırlatan camın, Bize de bir gün kader güler bir tanem canım, Böyle gelip böyle geçmez, bıktım be hayatım, Akvaryumdaki balık gibi olmaktan, bundan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/artik-zamanim-kalmadi-siiri/</link>
<guid>2330072</guid>
<pubDate>2017-03-10T16:55:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Gelecek Bahara</title>
<description>Sevineyim dedim olmadı, Üzüleyim dedim gözüm dolmadı, Ağlayamadım be güzelim, Gözyaşlarım yerinde bulunamadı, Unuttum ağlamayı gülmeyi, Hanidir hasretim dökülecek yaşlara, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelecek-bahara-2-siiri/</link>
<guid>2069435</guid>
<pubDate>2014-12-03T00:19:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Bayram Gelmiş Memleketime</title>
<description>Bayram Gelmiş Memleketime Bana da uğrar belki diyorum, Bayram benim neyime, ben bayrama ne, Otuz tam gün tuttum orucumu, Az biraz tefekkür ettim düşündüm, Sonumu gelecek, sonumu gelecek, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bayram-gelmis-memleketime-siiri/</link>
<guid>2069434</guid>
<pubDate>2014-12-03T00:18:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Mustafa Kemal’in Askerisin</title>
<description>Bizleri Yalnız bırakmadın Sessizliğimizin Sesinde, Elbet Sevgiyle doluydun Bize Silivri’ye gelişinde, Hizmetin Temeli Sevgi, Öncesi İnsan temelinde Daha Çağdaş, Daha Mutlu İnsanla, bu hedefinde,  Dr. Hasan Akgün yanımızda kara günlerimiz de, </description>
<link>https://www.antoloji.com/mustafa-kemal-in-askerisin-siiri/</link>
<guid>2069427</guid>
<pubDate>2014-12-02T23:59:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Mutluluk</title>
<description>Şiir yazmak zor değil, Yazdıklarını yaşamak zor olan, Yazdıklarını yaşıyorsan, zor da olsa, Kolay yazıyorsun döküveriyorsun kâğıda, Sayfalar yetmiyor, yetmiyor hafızana, Üşümeden üşümeyi anlatabilir misin? </description>
<link>https://www.antoloji.com/mutluluk-720-siiri/</link>
<guid>2046240</guid>
<pubDate>2014-09-28T08:30:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Uzadıkça Uzadı</title>
<description>Balyoz, malyoz dedin, Uzadıkça uzadı burnun, Ardı sıra dizildikçe yalanlar, İçinden çıkılmaz hal aldı davalar, Bu olanlara ancak koyunlar kanar, Yalancının mumu yatsıya kadar yanar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzadikca-uzadi-siiri/</link>
<guid>2041463</guid>
<pubDate>2014-09-14T21:16:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Şairin Şiiri</title>
<description>Şairin şiri onu yaşatan, kah ağlatan kah düşündüren, Hicvettikçe güldüren, üzen, zaman zaman küstüren, Ne korkunç silahtın sen, silah henüz icat edilmeden Ne güzel yolsun aşkı anlatan, duygulu şairin ağzından,  Şaire can katmak candan, şiirleriyle hayatı yaşarcasına, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sairin-siiri-5-siiri/</link>
<guid>2039343</guid>
<pubDate>2014-09-08T18:05:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Sessiz Dizeler</title>
<description>Beraber düşünmek var ya çok yorar adamı, Aynı şeyleri duymak düşünmek hissetmek, Zordur zoru kolay yapmak halledivermek, Çıkıvermek en çıkılmaz yokuşları bir çırpıda,  Sona erişmek kendi sözcüklerinle dizelerinde, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sessiz-dizeler-3-siiri/</link>
<guid>2031133</guid>
<pubDate>2014-08-12T17:32:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Ceyhun'a Şiir</title>
<description>Ceyhun dedim anlamını düşündüm bak, Orta Asya’da bir nehir çıktı karşıma uzun, Hun Şehzadesinin ismiydi tarihten yazın, Tevrat’a göre cennetteki dört ırmağın ismi, Eski Türkçede ise güçlü kuvvetli bir kişi, İki aşığın birbiri için döktüğü gözyaşı lakin, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ceyhun-a-siir-siiri/</link>
<guid>1746351</guid>
<pubDate>2012-07-24T13:56:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Yaz Günü Karşılaştık</title>
<description>Bir yaz gününde karşılaşıp, tanıştığımızda, Bilmezdik elektrik almayı, tesadüf mutluluğu, Kalplerimiz birleşince, mutluluk yemini ettik, Farkındamısın hala güzelliklerindedir, o sevgin, Hala naz yaparsın yıllara inatdır hep istediklerin, Sen ve Ben vardık ve yıllarca çoğalttı sevgimizi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-yaz-gunu-karsilastik-siiri/</link>
<guid>1731579</guid>
<pubDate>2012-06-18T18:20:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Zindandan Mehmed</title>
<description>Zindan iki hece, Mehmedim lâfta! 
Baba katiliyle baban bir safta! 
Bir de, geri adam, boynunda yafta... 
Halimi düşünüp yanma Mehmedim! 
Kavuşmak mı? .. Belki... Daha ölmedim! 

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli, 
Kırmızı tuğlalar altı köşeli. 
Bu yol da tutuktur hapse düşeli... 
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak. 

Ne ayak dayanır buna, ne tırnak! 
Bir âlem ki, gökler boru içinde! 
Akıl, olmazların zoru içinde. 
Üstüste sorular soru içinde: 
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu? 
Buradan insan mı çıkar, tabut mu? 

Bir idamlık Ali vardı, asıldı; 
Kaydını düştüler, mühür basıldı. 
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı. 
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil; 
Bahçeye diktiği üç beş karanfil... 

Müdür bey dert dinler, bugün maruzât! 
Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat... 
Beni Allah tutmuş, kim eder azat? 
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem... 
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem! 

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil; 
Sayım var, maltada hizaya dizil! 
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil! 
İnsanlar zindanda birer kemmiyet; 
Urbalarla kemik, mintanlarla et. 

Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat; 
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat... 
Yalnız seccâdemin yününde şefkat; 
Beni kimsecikler okşamaz mâdem; 
Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem! 

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan! 
Dakika düşelim, senelik paydan! 
Zindanda dakika farksızdır aydan. 
Karıştır çayını zaman erisin; 
Köpük köpük, duman duman erisin! 

Peykeler, duvara mıhlı peykeler; 
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler, 
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler... 
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin! 
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin! 

Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar; 
Tek nokta seçemez dünyadan nazar. 
Yerinde mi acep, ölü ve mezar? 
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz? 
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz? 

Ses demir, su demir ve ekmek demir... 
İstersen demirde muhali kemir, 
Ne gelir ki elden, kader bu, emir... 
Garip pencerecik, küçük, daracık; 
Dünyaya kapalı, Allah"a açık. 

Dua, dua, eller karıncalanmış; 
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış. 
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış... 
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu; 
İplik ki, incecik, örer boşluğu. 

Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş; 
Karanlığında nur, yeniden doğuş... 
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş! 
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin! 
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin! 

Mehmedim, sevinin, başlar yüksekte! 
Ölsek de sevinin, eve dönsek de! 
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! 
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! 
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir! 

(1961)  
  
Necip Fazıl Kısakürek </description>
<link>https://www.antoloji.com/zindandan-mehmed-e-mektup-3-siiri/</link>
<guid>1644809</guid>
<pubDate>2011-12-05T18:02:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Sakarya Türküsü</title>
<description>İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; 
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. 
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; 
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. 
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir; 
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir. 
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat; 
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat! 
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne, 
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine; 
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. 
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin? 
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur, 
Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur. 
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük? 
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! .. 

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya! 
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? 

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal. 
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, 
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan; 
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan. 
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân; 
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an! 
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu; 
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu? 
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna; 
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna? 
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? 
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir! 
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; 
Sakarya, kandillere katran döktü geceler. 

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya, 
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya! 

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su; 
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu. 
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek; 
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? 
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl! 
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl! 
Sakarya, sâf çocuğu, mâsum Anadolunun, 
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun! 
Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız; 
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız! 
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; 
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! 
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz; 
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz! 

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya; 
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! .. 

(1949)  
  
Necip Fazıl Kısakürek </description>
<link>https://www.antoloji.com/sakarya-turkusu-6-siiri/</link>
<guid>1644806</guid>
<pubDate>2011-12-05T17:55:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Ergenekon</title>
<description>Bir balyozum eksikti, yıllara inat ömrüme denk,
Vatan sevgisi ile yanarken yüreğim, görevlerde,
Yanlış dönmez mi? çarpınca doğruya  hızla geriye,
Her zaman adımlarımı atmak için çaba ile ileriye,
Sessiz sedasız çalışırken, didinirken liyakatla ülkeme,
Meğer ne kuyruklar yapıştırırlarmış ardı sıra peşime,
Yok dedim, bilmem dedimse de dinletemedim size,
Yazık değil mi aileme üzmek için uğraşısınız hisleriyle,
Ne bir eksik ne de bir fazla karşı olmaktansa vazifeme,
Ben hiç karşı gelmedim, gelmem ki vatanıma milletime,
Öyle bir acz içinde şimdi yanıp tutuşacaklar yalan diye,
Belki kabul etmeyeceğim olanları bedenim affetse de,
Koskoca yalanlarla bu yapılanlar doğru mudur? bilemem,
Tanık, sanık, şüpheli, bana söylenenleri de asla silemem,
İnsaf, kalmamış sanırım istenen doğruyu bugün yok etmek,
Hafızamdan silemezsiniz yaşadıklarımı, bu mudur adalet,
Bir tek gören vardır gerçekleri bunu söyler hak bilirim,
Haksız yere eza cefa çektiren Allah"ından bulsun derim,
Ne Ergenekonu ben Çağımızı yaşamak için bir neferim,
Tek başına da istersem bilirim ki her haksızlığa yeterim,
Yanlış yapmadım, yapılanları asla unutmam unutamam,
Kin, nefret beslemedim ama istenirse onu da beslerim,
Bu gün tek başına iken, yarın milyonlara ulaşır sesim,
Feryat-ı figan etmiyorum, haksızlığa karşı yeter nefesim,
Bitsin artık bu traji komiklik, geçmiş kadar geleceğe de dönelim,
Sen ben o yok biz varız bir Ulusuz, hepimiz Türküz bunu söylerim, 
Haklıyı haksızdan ayırmak zor ise, kalbine, vicdanına bir bak derim,
Sen ne dersen de ben yaşarken, ölene kadar da bu vatanı severim,
Hak ve adaletin yokluğundandır korkularım, endişem, tasalarım,
Sanırım sonsuza kadar koruyacaktır ulusumu, ilahi yasalarım,
Bir şiirim yetmese de haksızlığa karşı direnir, onlarca şiirim,
Dinle bak, vatan, millet, özgürlük için şiirlerde ne diyor şairim; 

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım; 
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! 
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
Medeniyet! dediğin tek dişi kalmış canavar? 
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın; 
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler Hakkın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı! 
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? 
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ! 
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma bedimin göğsüne nâ-mahrem eli! 
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım; 
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden naşım; 
O zaman yükselerek arşa değer belki başım! 
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl! 
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl; 
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakka tapan milletimin istiklâl! </description>
<link>https://www.antoloji.com/ergenekon-31-siiri/</link>
<guid>1644146</guid>
<pubDate>2011-12-04T06:49:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Paylaşmak</title>
<description>Sevgiyi Paylaşmak Ne güzel paylaşmak kısa da olsa dakikaları, Ne güzel yaşamak, birlikte o güzel anları, Ne güzel hissedebilmek varlığıyla dünyayı, Ne güzel ben değil bizde yaşamak hayatı,  </description>
<link>https://www.antoloji.com/paylasmak-41-siiri/</link>
<guid>1640123</guid>
<pubDate>2011-11-25T17:37:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Harbiyelim</title>
<description>Yıllar ne çabuk geçti harbiyelim senin özleminle, Ne kadar yanıp tutuşmuş  içim sonsuz hasretinle, Seni ne de çok sevmişim yılların bilki çok gerisinde, Seni ne de çok sevmişim herşeyin bilki ötesinde, Doldurmuşum her sevinçli üzüntülü  anımı seninle, Mavi  gökyüzünde sen kanatlanıp devriye uçarken, </description>
<link>https://www.antoloji.com/harbiyelim-siiri/</link>
<guid>1602913</guid>
<pubDate>2011-08-23T03:55:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Öğretmenim</title>
<description>Seninle sevgileri daha bir güzel tattık, Hayatı sevginle sonsuza dek yaşattık, Bizlere yol gösterdin onca emek verdin, Bilinmezleri uğraşıp günlerce öğrettin, Sevgilerimizi içten duygularla hakkettin, Başöğretmenimin başarılarını anlattın, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ogretmenim-359-siiri/</link>
<guid>1481971</guid>
<pubDate>2010-11-23T07:47:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Gördüklerini Unutamamak</title>
<description>	 Bitmez tükenmez dertlerimi dinlemek istersin şiirlerimde, Ne ararsın ne sorarsın hayatımı geçmişinden geleceğine, Yoksa şiirde hüzün, böylede şair olur mu deme iki gözüm, Ben şair olmak için yazmadım ki mısralarımı, dizelerimi, Ben beni değil hayatı anlamak anlatmak istedim kafiyede, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gorduklerini-unutamamak-siiri/</link>
<guid>1443535</guid>
<pubDate>2010-08-23T18:01:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Ayrılamazlar...</title>
<description>AYRILAMAZAR... Hiç ayrılmadılar birbirlerini göremediler, Olsun aynı güzellikleri gördüler, ayrılmadan, Biri yumduğunda gözünü diğeri de yumardı, Uzadıkça uzayacak satırlarımda bu hikâyeleri, Çok uğraşma bilesin ki yıllardır bir çift göz oldular, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayrilamazlar-2-siiri/</link>
<guid>1443509</guid>
<pubDate>2010-08-23T16:44:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Anlatmak Yeniden</title>
<description>Yine bir cunda sabahında, Düştüm yollarına rüzgârlarında, Dağların, tepelerin, zeytinliklerin, Ne hoş gözükür çiçekli bahçelerin, Her gün gözlerimde büyümektesin, Güneşin doğuşunda güzelsin, </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-anlatmak-yeniden-siiri/</link>
<guid>1432651</guid>
<pubDate>2010-07-31T09:31:00+03:00</pubDate>
<author>Erden Ülgen</author>
</item>
 </channel>
</rss>
